Silent Hill: Homecoming (~ Silent Hill 5) ' Oyununun Konusu : Bir çocuğun gizemli hastalığı. Çaresiz bir anne. Terk edilmiş bir kasaba. Genç bir anne olan Rose (Radha Mitchell) kızı Sharon'ın gizemli hastalığına çare bulmak istemektedir. Psikiyatrik tedaviyi reddeden Rose kızıyla birlikte, kızının rüyasında sürekli olarak tekrarladığı kasabaya, SILENT HILL'e doğru yola çıkar. Kocası Christopher'ın (Sean Bean) karşı çıkmasına rağmen Rose, kızının gizemli hastalığının tedavisinin bu gizemli kasabada olduğuna inanmaktadır. Anne kız kasabaya yaklaşırlarken karşılarına bir gölge çıkar ve Rose arabanın kontrolünü kaybeder. Kendine geldiğinde Sharon arabada yoktur. Rose kızını çaresiz bir biçimde ararken karşısına bir polis (Laurie Holden) çıkar ve onunla birlikte kızını bulmak için Silent Hill'e gider. Rose Silent Hill'in çıkan büyük bir yangından sonra terkedilmiş olduğunu keşfeder. Kasabanın her yanı sisle kaplıdır ve birden Rose'un etrafını gölgeler sarmaya başlar. Rose bu gizemli kasabada kızını ararken kızının kaybolmasının aslında çok büyük şeytani bir planın parçası olduğunu keşfeder.
Silent Hill 2(2001)(9,4-4979)
P.T.(2014)(9,4-454)
Silent Hill(1999)(9,1-4435)
Resident Evil HD Remaster(2015)(8,9-344)
Silent Hill 3(2003)(8,8-2903)
Biohazard 3: Last Escape(1999)(8,7-3546)
Resident Evil: Code: Veronica(2000)(8,3-2278)
Silent Hill 4: The Room(2004)(8,0-2224)
Biohazard Ø(2002)(8,0-1527)
Silent Hill: Origins(2007)(7,7-801)
efsanenin devami!http://www.gametrailers.com/player/21611.htmlthe shadows of the past eklentisiyle beklenmekteydi fakat ilk videolarinda boyle bir isimden bahsedilmiyor. yapimciligi bazi amerikali amcalar cekik gozlu amcalardan almis gibi gozukuyor. bu da ister istemez kafalarda bir soru isareti biraksa da acilistaki replikle yine bir merak bombardimanina tutuluyoruz." they say you cant go home againbut they are wrongi just dont want to.."
(james sunderland - 9 Eylül 2007 07:12)
ps3 versiyonunda felaket bug'lar bulunan konami rezaleti. ulan insan oyunu bi test eder be..
(darkcode - 28 Ekim 2008 00:14)
ama silent hill guzeldir. kotusu bile guzeldir. bagimlilik yapar.
(alces - 28 Ekim 2008 00:22)
silent hill dedik bağrımıza bastık. en kötüsü bile korkutur, korkutmakla kalmaz altımıza ettirir dedik. uykusuz gecelere, sabah işe kanlı gözlerle gitmeye hazırlandık. ışıkları kapattık, kapıyı araladık. ortamı da uyduralım etkisi katmerlensin, yıllarca dimamızdan silinmesin istedik. ah be konami, bu da yapılmaz ki. kalbimizden, can evimizden vurdun bizi. artık bizim için silent hill' in cennet mahallesinden ne farkı kaldı be?
(hakanat bahcesi - 29 Ekim 2008 22:50)
evet arkadaşlar.. yıllar gelir geçer. metallica yeni album yapar, türkiye'ye gelir. walkmanler yok olur, tek bir ipoda bin tane şarkı konur, iphonelar çıkar. mor ve ötesi eurovision'a gider. tuncay chelsea'ye transfer olur. bizim de yaş kemale erer, saçımız da beyazlar kümelenir. şimdi bütün bunlar ne alaka diyeceksiniz.bu serinin müptelası olduğum zamanları hatırlıyorum da. walkmanimize metallica falan takıp oyun almaya giderdik. içimizden de "yok abi bu herifler gelmez bi daha.. bari mvö falan gelse şenlikte" derdik. bir kaç yıl sonra walkman denen aletin ne kadar yalan bir alet oldugunu ve sh musukisinin kıymetini anlamamızla beraber 128 mb lik mp3 calarlarımıza 2-3 şarkı sığdırabilmiştik shden. theme of laura, true, stairs of fire falan filen. youtube desen zaten yok. şarkıları bul bulabilirsen. hey gidi günler.. ne hevesliydik, ne fanatiktik.. anlatmak ne mümkün. entrylere referans göstereyim bari:(bkz: #4631106)(bkz: #5993339)(bkz: #6516709)4 tane birbirinden sağlam sh oyunu oynadık. üstüne tuhaf bir sh filmi seyrettik. sozlüğün james sunderlandi olarak, sayfalar süren oyun entrylerinin sahibi olduk. sonra vakit geçti yavaş yavaş unutur, heyecanı kaybeder olduk. ne de olsa yaşlandık, başka ülkelere göçtük, daha ciddi karakterlere büründük.peki yakın geçmişte ne oldu? işte bu oyun çıktı. başka bir sh fanatiği kişisiyle oynadım bitirdim bu oyunu arkadaşlar. eskisi kadar heyecanlı bir giriş yapmak amacıyla saatler öncesinden silent hill 2 original soundtracke ipodumda 2 tur attırdım. şimdi de fonda youtubedan tüm oyun soundtrackini dinliyorum. bekle nickfallin sana laflar hazırlıyorum! ****oyunlarını henüz install etmemiş sozlük okurları için genel bir karşılaştırma şeklinde olsun bu entrymiz dedim:1. genel olarak:oyunun bize eskiye anımsatıcak en tatlı taraflarından biri aslında konunun temelindeki klasik silent hill muhabbeti: yani sevdiğimiz birinin peşinden koşma olayı. 4. oyun bunu biraz bozsa da şöyle sıralayabiliriz: silent hillde kızımızsilent hill 2de eski karımızsilent hill 3te babamızsilent hill 4 the roomda evimiz desek çok yalan olmaz. veeesilent hill homecomingde biraderimiz peşinden gidiyoruz. bu mantıkla devam edersek bir sonraki oyunlarda oğlumuz, annemiz, kocamız peşinden gidicez gibi geliyor bana. bakalım göreceğiz.2. silent hill atmosferi açısından:silent hill ve silent hill 2de pompalanan ağır bir silent hill atmosferi mevcuttu. silent hill 3te de o tadı yakalamıştık. fakat silent hill 4 the room bu konuda bir miktar hayal kırıklığı yaratmıştı. burada silent hill atmosferi adı altında bir tarafımdan uydurduğum bu terimle silent hill sokaklarının, caddelerinin, dukkanlarının, yaratıklarının yani genel olarak o haritanın içimize işleme miktarını kastediyorum. bu oyunu düşünücek olursak aynen 4. oyun gibi farklı bir yerde (shepherd's glen) başladığı ve uzun süre devam ettiği için atmosfer açısından 4e benzediğini söylemek durumundayım. biraz spoiler tadı olacak ama silent hille güzel bir dönüş sahnemiz var ki bu durumu biraz kurtarıyor.3. konu açısından: fazla spoiler olayına girmeden genel olarak yine karşılaştırmalarla gidelim:silent hill ve devamı niteliğindeki silent hill 3te derdimiz direk the order denen tarikatın üstümüzdeki kirli oyunları. yani birebir onlarla karşı karşıyayız. silent hill 2 de konu tamamen kopuk bir aşk hikayesiyken, silent hill 4 the roomda dolaylı olarak biraz the orderla ugrasırken, eski tüm oyunlar birer parça serpiştirilmiş vaziyette. filmi hatırlayacak olursak yine the orderla karşı karşıya gelme durumu var. ve yine oyunlar parça bölük filmde kendini hissettirmiş. silent hill homecominge bakıcak olursak, yine bir the order vakası mevcut. çok ayrıntısına girmeden şöyle genel bir iki benzetmede bulunacağım:3.1. silent hill 4 the roomda oyunun biraz polisiye film havası vardı. yani oyun devam ettikçe sırların teker teker ortaya çıktığı, yapbozun parçalarının yavaş yavaş yerleştiği bir oyundu. bu oyunda aynen o tadı alıyoruz. hatta daha da güzel alıyoruz diyebilirim. bunun sebebi de oyunun konusunun çok daha anlaşılır olması. yanı bir kere oynamayla oyunun temel konusuna hakim olabiliyorsunuz. illa ki kaçan ayrıntılar vardır ama akıllarda ciddi sorular kalmıyor diğer oyunlarda olduğu gibi.3.2. silent hill 2yi oynayanlar iyi bilir. buruk bir aşk hikayesi altına gizlenmiş kopuk bir aile olgusu insanların içine işleniyordu oyun esnasında. bu oyunda bu durum tavan yapmış durumda. eve ilk girme anında şöyle sağa sola adam akıllı baktığınızda "oha nasıl yaa" tepkisini verdiğimizi hatırlıyorum defalarca. yani yine bilinç altına inceden sağlam bir işleme var. yine sağlam bir şaşırtma ters köşeye yatırma var. "silent hill dediğin işte böyle olmalıdır" dedirtiyor insana. ki bence bu oyunun en tatlı yeri de bu.3.3. oyundaki karakterlerin bolluğu, ve the orderla olan munasebetten dolayı oyun aslında silent hill the movieye de oldukça benziyor. konu olarak filmin devamı olarak geçmiyor ama oyunda defalarca "film gibi olmuş" cümlesini sarfediyorsunuz. bu noktada filme çok kızıp bu hiç silent hill olmamış diyen eski shciler oyunu da malesef sevmeyecekler diyebilirim. eski silent hill fanatikleri filmi neden sevmedi sorusunun yanıtı da filmde içimize işlenen silent hill atmosferinin dışına çıkılmış olmasıydı. eskilere göre silent hill demek yalnızlık, hayatta kalmaya çalışmak, sis, çok nadir denk gelinen insanlar ve hiç birinin sağlam pabuc olmaması şeklinde uzayan giden belki silent hill atmosferi başlığı altında daha da güzel tanımlanabilecek bir listeydi. silent hill the moviede ise hiç yalnız değildik. yanımızda güvenebileceğimiz insanlar bulunuyordu ve de the order yaratıklar değil de insanlardan kuruluydu. yine olaya biraz aksiyon biraz holywood bulaşmıştı sanki. evet malesef bu oyunda da bu durumlarla karşılaşıyoruz. fakat düşününce koca bir tarikatın sadece dahlia gillespie* veya claudia wolfun* özel güçlerine bağlı kaldığını düşünmek de komik kaçıyor. illa ki bir insan örgütlenmesi gerekir gibi geliyor. her ne kadar biz eski ** yalnızlığımızı özlesek de..bu sanırım konuyu da aşan, atmosfere de bulaşan genel bir karşılaştırma oldu. şimdi başka şeyleri ele alalım.4. korku/gerilim seviyesi açısından:biraz atmosfere ve biraz konuya buluşağım ama karşılaştıracak olursak. şu ana kadar çıkan oyunlarda nacizane fikrim şu şekildeydi:korku/gerilim seviyesi açısından:silent hill 3 > silent hill > silent hill 4 the room > silent hill 2bu noktada şöyle bir teorim vardı. silent hilli yaptıktan sonra silent hill 2de fazla duygusal kaçtıklarını düşündüler. böyle light oyun mu olur diyerek silent hill 3te korkuya ve gerilime abandılar. bu sefer pek çok insan silent hill 3ü oynayamadı. onun üzerine orta şeker silent hill 4 the room yaptılar. hani konunun duygusallığı açısından karşılaştıracak olursak yukardakinin tersi bir sıralama elde ederiz bana kalırsa:silent hill 2 > silent hill 4 the room > silent hill 3 = silent hill şimdi buralara bir yerlere silent hill homecomingi yerleştirelim. korku açısından ben diyorum ki:silent hill 4 the room > silent hill homecoming> silent hill 2duygusallık açısından da:silent hill 2 > silent hill homecoming> silent hill 4 the roomyani benim yukarıda gösterdiğim korku/gerilim - duygusallık ters orantısı içinde bu oyunda doğru yerini bulmuş. belki de o yüzden konu kısmında * ve *ye epey benzettim ben bu oyunu.5. oynanış biçimi, oynanabilirlik, zorluk vs. açısından:sanırım bu oyunu en farklı kılan tarafı bu. geçmişe bakacak olursak silent hill 4 the rooma kadar çıkan bütün oyunlar hemen hemen aynı şekilde oynanıyordu. silent hill 4 the roomda biraz değişiklik gelmiş. melee silahlarını kullanırken yeteri kadar bekleyerek çok sağlam bir vuruş yapabiliyordunuz bu da oyunu epey zevklendirmişti. bu oyuna bakacak olursak. strong ve fast attack şeklinde iki farklı atağımız var ve bir de dodge olayı var. dodge ne diyecek olursanız. düşmanlarınızın ataklarından kaçarken ve surpriz ataklar yapmak için kullanacağınız bir olay diyebilirim. "ne gerek var canım dodge da neymiş" derseniz çok açık söyliyim o oyun bitmez. çünkü gerçekten yaratıklara epey uğraşmışlar konamili abiler. ve savaş kısımları eskilere nazaran çok daha zor olmuş. hemen hemen her yaratığın ayrı bir zayıf noktası var ve o anda saldırmanız gerekiyor. onların ataklarından da ancak dodgela kaçabiliyorsunuz. hatta bazı silahlar bazı yaratıklara iyi işlerken diiğerlerinde işlemeyebiliyor. ve de özellikle bossların hepsine karşı özel bir yöntem geliştirmeniz gerekiyor. ve gerçekten oyunun bazı noktaları oluyor ki "yok artık bu kadar da zor olmaz" diyebiliyorsunuz. ayrıca dövüş anlarında çok seri basmanız gereken tuşlar veriyor ki size o tuşlara seri basarak bazen boynunuzu koparacak olan düşmandan kaçıyorsunuz, bazen de düşmanın kafasına bıçağı saplıyorsunuz. biraz fahrenheit indigo prophecy havası aldım. ayrıca ateşli silahlarda biraz fps tadına erişiyorsunuz. headshotlar ciddi anlamda işe yarıyor. bu dövüş olayının komplikeliğinden dolayı biraz da prince of persia havası almadım desem yalan olur. bu son iki benzetim de eski shcileri oyundan soğutacak ayrıntılar olabilir. ama eski bir shci olarak sevmedim diyemem.bu bölümde son olarak bulmacalardan söz edelim. normalde oynamış bir insan olarak bulmacaların zor olmadığını söyleyebilirim. oyunun ilk yarısında alıştırma tadında çözmesi 2-3 dakika alan 2-3 bulmacayla karşılaşılıyor. oyunun son kısmında da çok güzel kelime oyunlarıyla bezenmiş çok tatlı bulmacalar bize eski sh havasını solutuyor. biraz daha zor olabilirdi desem de yine tadında buldum diyebilirim. 6. oyun içi detayları, menuler vs açısından:oyunda yine eskisi gibi harita olayı maksimum verimle kullanılıyor. yine yerdeki materyalleri aldığımızda o enteresan "glump!" efekti çıkıyor. oyunun tatlı noktaları olarak yer ediniyor bunlar. bunların yanında journalın yanına objectives diye bir kısım eklenmiş. olmazsa olmaz birşey değil ama bazen oyun içinde "ne yapsak nerelere gitsek" diye bir çıkmaza girdiğinizde yardımcınız olabiliyor.bahsetmeden geçemeyeceğim bir kötü nokta ise oyunun belli kısımlarında çok fazla özgür bırakılmadan devamlı ileri yönelndiriliyor oluşumuz. demek istediğim öyle zamanlar oluyor ki bir koridora girdiğinizde 6 tane kapı seçeneğiniz varsa 5 tanesi "lock is broken" olabiliyor. dolayısıyla ortamın atmosferini yaşamadan devamlı ileri koşturmaca olabiliyor bazı kısımlarda.bahsetmeden geçemeyeceğim güzel bir noktada yukardakinin tam tersi olarak farklı bölgelerde değişik bonusların bizi bekliyor oluşu. spoilera girmek istemem ama bazı bölgelerde açamayıp önünden geçtiğimiz kapıları sonradan açabiliyoruz. geriye dönüp bakmaya değiyor genelde.7. grafikler açısından:aşmış mı desem, harika mı desem bilemedim. çok teknik detayından anlamamakla beraber gerçekten çoğu anda film izliyor kalitesine eriştiğimi hissettim. bilhassa bir othersidea geçiş var ki oyunu oynadığım arkadaşla beraber birkaç kere "çok uğraşmışlar yaa" tepkisini verdiğimizi hatırlıyorum. onun haricinde gölgeler de harika olmuş. oynayın görün diyorum..8. müzikler açısından:ve son olarak bu değerli noktayı ele alalım diyorum. aslında sağdan soldan, youtubeden dinlediğim kadarıyla akira yamaoka sağolsun soundtrack epey güzel şarkılardan kurulu. ama efenim bu şarkıların böyle oyunun vurucu sahnelerinde bam diye vurup beni dağıttığını hatırlamıyorum. şöyle bir geçmişe bakalım:silent hillde lisa garlandın arkasından kapıyı kapattığımız anda çalan not tomorrowsilent hill 2de room 312'de çalan truesilent hill 3te dedektifle arabada giderken çalan letters from the lost dayssilent hill 4 the roomda küçük walterla karşılaştığımız anda çalan nightmarish waltzişte mesela şu an bu oyun çin böyle bir şarkı hatırlamıyorum. bunu oyunu sadece bir kere oynamama da bağlayabiliriz. tabi bu durum oyunun eski silent hillerle karşılaştırınca oluyor. yine oyunun içinde atmosfere epey uyumlu zaman zaman fondan çalan çok güzel ambient havalar var. yine genel oyun dünyasının epey epey üstünde kendileri. unutmadan bir nokta da soundtrackteki nerdeyse tüm şarkıları mary elizabeth mcglynn nam-ı diğer melissa williamson seslendirmiş. dinleyiniz dinletiniz.kapatmadan bu kısmı güzel şarkılara bakınız verelim:(bkz: alex theme)(bkz: ella theme)(bkz: cold blood)(bkz: one more soul to the call)menude çalan müzik için:(bkz: the terminal show)son olarak:şöyle bir toparlayalım diyorum da:- oyun bilhassa oynanışı açısından eski silent hilllerden değişik olmuş. gelenekçi silent hillçileri bir miktar bozabilir. ama yeni oynayanlar sevecektir diye düşünüyorum.- orjinal ve başarılı bir konusu var. devamında neler olacak diye her an merakta kalıyorsunuz. - çok yalnız olmasak da yine derinden bir dram var oyunda yani aslında, yine ve yine ters köşeye yatırmalar, yine şaşırtmalar, yine güzel bir atmosfer.- zaman zaman kendini tekrarlasa da değişik ve güzel eklentiler mevcut.- grafikler baya bir yarmış, müzikler güzel ama oyunla bütünleşmesi biraz eksik kalmış gibi. - yani oynayın ve de oynatın arkadaşlar. orjinal bir devam oyunu olmuş.
(james sunderland - 18 Ocak 2009 03:39)
sonunda fırsat bulup bitirebildiğim oyun. genel olarak bakıldığında doyurucu olmuş diyebiliriz homecoming için. iyi grafikler, her zamanki gibi iyi sesler ve atmosfer -özellikle hell descent bölümü- oyunu vakit ayırmaya değer kılıyor.silent hill origins'e göre gayet düzgün bir silent hill oyunu var raflarda.bunlar dışında göze ilk çarpan şey oyunun biraz daha "kanlı" hale getirilmiş olması. tamam bütün silent hill oyunları kana bulanmıştı ama bunda bazı sahneler var ki gore denen şeye yeni ufuklar kazandırıyor. havok'un yetersizliği mi bilemiyorum ama oyunda karşılaştığımız hiç bir karakterin düzgün bir yüz ifadesi yok. yani seslere ve söylenenlere bakıyoruz; arkadaşımız feryat figan ağlıyor ama suratta ilginç bir gülümseme var?!oyunda en hoşuma giden nokta yeni düşmanlarımız**. yeni hemşirelerimiz* artık ışık ve ses olmadığında tıpkı filmdeki gibi kaskatı kesiliyorlar. muhtemelen filmle birlikte the order üyelerini tanıdığımızdan artık bu madenci arkadaşlarımız da senaryoya dahil edilmiş. (daha önceki oyunlarda hiç insan öldürdüğümü hatırlamıyorum ben açıkçası**. ) pyramid head geri dönmüş. bosslar ise bambaşka olmuş. scarlet fitch ve asphyxia, "oha be abi" naraları atmama sebep oldu.sonuç olarak silent hill homecoming bir çok açıdan serinin ortalama kalitesinin üstünde ve silent hill markasının hakkını verecek nitelikte bir oyun olmuş.--- spoiler ---yazarın notu: oyunda yine birden fazla son var. ama en orjinali the boogeyman ending tabi ki. kim pyramid head olmak istemez ki?--- spoiler ---
(the angevil - 22 Ocak 2009 18:34)
hele şükür xbox 360 için pal sürümü paylaşım sitelerine düşmüş olan oyun.. ulan millet oynadı, bitirdi, unuttu biz hala oynayacaz.. hayırlısı bakalım..
(pluchart - 2 Şubat 2009 02:18)
içimde korku, kalbim pır pır, üstümdeki kahverengi piramit kafa tişörtümün sol üst kısmı bir ileri bir geri gidiyor. yok oyundan değil! daha ebay'dan paket elime yeni gelmiş, internetteki "eskileri aratıyor" yergileri doğru mu diye endişeliyim terliyim. eğer öyleyse geriye ne kalacak çocukluğumdan bu yana sırtımı dayadığım, en kaliteli diye işaretlediğim oyunlardan. başka korku serisi mi kaldı bugünlere, resident evil bile eski tadını darmadağın etmişken...bir olumsuz kabulle gireyim: silent hill, amerikalıların eline geçince, o japonların üstüne titreyerek yerleştirdiği yalnızlık ve çaresizlik (kısaca kırılganlık) hissi bozulmuş. oyuna bir kere, bize zarar vermek için yaklaştığı halde radyomuzu hışırdatmayan düşmanlar, yani insanoğlu eklenmiş. oyunun tüm özelliklerini bütün olarak değerlendiren bir insan olmasam, o ilk gelen herifi gördüğüm an kolu bırakırdım. ama silent hill homecoming, çok güzel olmuş be kardeşim! bana tüm seriyi defalarca oynamış, araştırmış içine sindirmiş, odasında posteri, üstünde tişörtü olan biri olarak yaklaş ve inan. saygın oyun sitelerindeki 6.7/10 gibi puanlara sakın kulak asma, aynı sitede oyunu oynayan kullanıcıların en aşağı 8/10 verdiğini gör sen asıl. oyun japon ekipten amerikalılara geçtiği halde ufak tefek değişiklikler ve hasarlar dışında tüm orijinalliğini ve niteliğini korumuş. kısaca, adamlar sözlerini tutmuş! oyun çıkmadan evvel "silent hill 2 ve silent hill 3'ün havasına yaklaşacağız, biraz aksiyon katacağız diye kimsenin neşesi kaçmayacak" diyorlardı, öyle de olmuş.oyunun yapısı ve kavramları, daha çok 2006'daki filmden yola çıkmış olsa da, en basitinden piramit kafa'ya gereken makam verilmiş. onun bilinçaltına dayalı açıklamaları, az görünürlüğü, ölmezliği, cezalandırıcılığı korunmuş. bu bile çok önemliydi benim için yeni ekibin oyunu ne kadar anladığı ve yansıttığını test etmek için; çünkü filmde piramit kafa "sikerim lan" diye kalabalıklara dalan, herkesin gördüğü bir canavar gibi portre edilmişti, olmamıştı. oyunun senaryosu ve sürprizleri de bir oyundan beklenmeyecek ölçüde başarılı, silent hill'den beklenecek ölçüde vurucu ve acı olmuş.oyunun görüntü ve sesleri elbette aşmış; ancak ps3'teki çoğu oyun bu düzeye eriştiği için burada özel övgüye gerek görmüyorum. beni sevindiren oyunun her köşesinde eski silent hill'lerden aldığım zevkleri hatırlamam ve gülümsememdi, kalbimin aynı hızlı çarptığını görmemdi. kalbimizi daha bile hızlı çarptıran daha gerçekçi duvarlar, inanılmaz etkileyici öteki dünyaya geçişler ve bizi tıpkı eski oyunlarındaki gibi zorladığı kadar şiirlere, akıl oyunlarına sevk eden bulmacalar vardı.ve belki de en önemli noktalardan birisi, yine bizzat aldığın kararlar, vicdanının sesi; sonun oluyordu. aile meselelerine karışma zamanı, yine korkarken duygusallaşma zamanı.8.5 / 10 (ps3 versiyonu)
(sesim dusunce - 16 Eylül 2009 10:57)
konami'nin en büyük hatası silent hill 2 gibi bir oyun yapmaları. ve bunu bir seriye dönüştürmeleri. yoksa silent hill serisindeki her oyun * ayrı firmalardan, farklı isimler altında çıksa hepsini öpüp başımıza koyarız.misal tüm silent hill başlıklarına gidip, itina ile başlık içinde ''silent hill 2'' araması yapabilirsiniz, ne demek istediğimi anlmanız açısından.gelelim homecoming'e şimdi itin götüne sokmak istesem yüz yerden sokup çıkarırım ama dedim ya gönülde sh2 olunca adamlara ayıp etmiş olacağım, akira ve tüm saz arkadaşlarına milyon dolarlık bütçe versen bile, bir sh2 daha gelmiyeceğini bilerek bu ve benzeri sh oyunlarını eleştirmeme kararı aldım. o açıdan homecoming'e fazla yüklenmeden geçip, iyi yerlerini hatırlamaya çalışacağım.korku dozajı (sh3 dışındaki) tüm serilerde tam sevdiğim kıvamdaydı, ki bu oyunda da istediğim gibi olmuş (malum sh3 açık ara saf korku ve çaresizliğe adanmış bi oyundu) o yüzden hoşuma gitti. afilli bir kaç hareket ve combo çekilmesi ilk başlarda garipsesem de sonralaradan alışılıyor. bu combo ve dodge'nin bir sebebi var herkes atlamış bu hususu '' yapımcı firma her gudubet için farklı zayıf noktalar ve farklı saldırı şekilleri kombine etmiş haliyle ''oyuncuya da bunu bir şekilde göstermesi gerek.'' demişler. ne kadar gerekliydi orası tartışılır lakin kütük gibi vuruşlara devam ettirselerdi bu sefer de: ''yıll olmuş 2008 hala armut gibi mouseye tıklamaktan başka bir şey yapamıyoruz ızdırabını sike...im konami'' denirdi.fazla spoiller vermeden şöyle bir tespitte bulunayım: şimdi bu amerikalı oyun firması, sikinin keyfine bu oyunu yapma cesaretini gösteremez. elbette bu yapımcılarda tüm seriyi yalamış yutmuş insanlardır, oturup kafa kafaya vermişler. aga serinin en iyi oyunu hangisi: sh2; hah işte konuyu biraz ona benzetelim. sh4'teki combo yeniliklerinide alalım, sh3 gibi korku dozajının bokunu çıkarmıyalım ama korku oyunu yaptığımız için ara sıra kullanalım (alternatif evren sh3 ortamlarını bire bir andırıyor) haliyle güzel oyun olur demişler. rakıyı şarabı birayı karıştırıp koymuşlar önümüze lakin şişenin üstünde silent hill yazdığı için biz gene sarhoş oluyoruz, ama neden olduğumuz bilemiyoruz. rakıdan mı, şaraptan mı, biradan mı? *
(ne nick i lan - 28 Nisan 2011 22:23)
steam'de indirime girince direk kaptım. ne hayallerle yüklemiştim, büyük hayal kırıklıgı oldu.nerde eski seriler. grafikler ve gerilim sıradan olmuş. eski oyunlarda deli gibi gerilirdik. bunda ise iri göğüslü hemşireler saldırıyor.
(racine - 6 Aralık 2015 01:12)
Yorum Kaynak Link : silent hill homecoming