Deli Deli Olma (~ Piano Girl) ' Filminin Konusu : Deli Deli Olma is a movie starring Zahide Acar, Çagla Acar, and Serif Agdas. The story of an exile man who came from Russia. He is the last descended of his family.
Canim Kardesim(1973)(8,8-7251)
Yol(1982)(8,2-10802)
Ah Nerede(1975)(7,7-3126)
Mutluluk(2007)(7,6-7067)
Dar Alanda Kisa Paslasmalar(2000)(7,4-2366)
Neredesin Firuze(2004)(7,3-7944)
Delisin(1975)(7,0-1549)
Yol: The Full Version(2017)(6,7-106)
Vizontele Tuuba(0)(6,5-14974)
Ejder Kapani(2010)(6,5-4220)
Egreti gelin(2005)(6,3-2528)
sitesindeki piyanoyla aklımı başımdan alan film..yarım saattir oynuyorum lan
(skywalkersnotdead - 14 Nisan 2009 22:03)
koskoca sinemada arkadaşım ile birlikte izlediğimiz fakat daha fazla seyiriciyi kesinlikle hak eden güzel bir film. recep ivedik gibi yapımlar kapalı gişe yaparken bu tür kaliteli yapımların seyirci sıkıntısı çekmesi çok üzücü ve rahatsızlık verici.filmin eleştirisine gelirsek; drama ve komedi öğelerini içeriyor, duygulandıran yönleri var, bunların ayarı iyi tutturulmuş. şerif sezer her zamanki gibi döktürmüş, tarık akan biraz daha pasif kalmış fakat rolünün hakkını vermiş. diğer oyuncular, özellikle de çocuk oyuncular çok başarılı. yörenin ağzı çok iyi kullanıldıını düşünüyorum, öyle ki; bazen oyuncuların ne dediklerini anlamakta zorlanıyordum.ayrıca bence filmin en güzel yanı müzikleri, sahnelerdeki duygular müzikle çok iyi harmanlanıp seyirciye etkili bir şekilde verilmiş.
(kisisel bir ileti yaz - 17 Nisan 2009 20:46)
en azından 80 sonrası kuşağına tarık akan'ı byaz perdede izleyebilme şansı sunması sebebiyle bile yere göğe sığdıramam ben bu filmi. damat ferit'im, nasıl güzel yaşlanmışsın sen. --- spoiler ---belki de yıllar boyu yeşilçam klişeleri ile yetişmiş bir nesle ait olduğum için, yeke kişi ile popuç'un kavuşamama sebebini hep böyle acayip vurucu birşey olarak bekledim. işte dedim, ölüp giden hala kızı mektupları saklamış, işte dedim aslında buluşma saatini yazdığı mektup yeke kişiye ulaşmamış filan. filmdeki yegane hayal kırıklığım bu oldu. yoksa hem güldüm hem ağladım. bir de tabi, filmin sonunda elma'nın büyümüş halini piyano başında görebilseydik, yeke kişi'yi, ninesini, babasını, o kel arkadaşını düşleyerek, "ben bir sarmaşık olsam"ı söyleyebilseydi binlerce kişinin karşısında. ben ağlamaktan helak olurdum. --- spoiler ---
(bitter cikolata - 19 Nisan 2009 20:56)
tarık akan'ın heidi'nin dedesini canlandırdığı filmdir.
(cerahat - 28 Nisan 2009 20:27)
tam bir kars filmi. bilmeyenler öğrensin, kars görmeden sevmenin şehridir. bir insanı da hiç görmeden çok severseniz mutlaka karşılaşırsınız. iyi veya kötü -bunu siz belirleyemezsiniz- bir biçimde sonsuza akan evrende ruhlarınız tanışır, çarpışır. o kişi öldüyse bile rüyalarınız onunla buluşturur sizi. ben mesela rüyamda tanıştığım müteveffaları saysam abarttığımı bile düşünürsünüz. cemal süreya , kars şiirini hiç görmeden yazmış ve birkaç yıl sonra tayini kars'a çıktığında eminim hiç şaşırmamıştır. orhan pamuk kar romanı için kars'ta yaşamadan önce kars'ı çok sevdiğini söylemişti. cadde cadde, sokak sokak anlattığı kars'ı görmeseydi isimlerden başka ne değişirdi ki? kars'tan -istisnalar olsa da- dost insanlar çıkar. vedalaşırken "özüne iyi bak, özünü kolla..." derler size. bir kış günü kaz eti yemeyi vaad ederler. dünyanın en lezzetli hediyesi olduğu için, en sevdiğine verilen hediye olduğu için, misafire de sunulan ondan değerli bir ikram olmazmış kars'ta. bu cömertlik karşısında görmüş gibi olursunuz kars'ı, kaz etini yemiş gibi olursunuz. bu film de öğretmeni olduğum köyün bir portresi gibiydi. fakat başlangıcında "neden bizim eğlence anlayışımız dondurmadan külah, cehaletten mizah..." şeklinde diye hayıflanırken, "miyano'n batsın...", "mitofın kimdir?" esprilerine oeh derken elma sarıyağız ve mişka yani yeke kişi karakteri ve oyunculuğu sayesinde izlenebilir bir hikaye oldu. tarık akan 'a burdan tebrikler... oyunculuğu çok iyiydi. ben de elma sarıyağız gibi, mişka'nın yanaklarından öpüp kaçmak isterdim. hakikaten heidi'nin dedesi gibi bir görüntüde elma ile ve elma'nın ninesi olan pabuç ile ilişkisinde klişe de olsa ilgiye değer, sevgi ve pişmanlık dolu bir hayatın sonuna şahit kılıyor seyirciyi. şerif sezer yine cadaloz, huysuz yaşlı kadın tiplemesinde başarılı. ama tutkuyu anlatırken şiddeti vasatın çok üstünde tepkilerle sıkça antipatikleşiyor. ama finaldeki (mişka'yı hazırlarkenki yüz ifadesi mesela... of of) oyunculuğu alıp götürüyor. evet, tutku en çok şiddetle kendini gösterir, reddedilmek huysuzlaştırır, kabul. mişka'nın itirazsızlığı, teslim olmuşluğu seyirciye her şeyi apaçık hissettiriyor zaten. hepimiz anlıyoruz durumu ama nedense bütün köy bîhaber bu durumdan. günlük konuşma dili, o küfürbaz velet, elma'nın şehirdeki ilk sınavı, çocuk entrikaları v.s. çok yerli yerinde, küçük ama etkili bir film. eksikleri de sayılıp dökülebilir ama filmi mazur görebileceğimiz güzel, çok samimi bir oyunculuk var.
(alef - 10 Mayıs 2009 11:52)
cannes'mış, oscar'mış, nuri bilge'ymiş, sanat mıymış, yok gişe miymiş gerek yok. bütün yerli yapımlar bu filmin ortalamasında olsun yeter. fazlasında gözüm yok.
(elma c elma v - 16 Ocak 2010 03:42)
bu zamana kadar yüzlerce film izlemişimdir. arada ağladıklarım da olmuştur. ama bu film hüngür hüngür ağlattı, üstelik bir kaç kez ağlattı.müthiş oyunculuk, müthiş senaryo, müthiş müzikler, müthiş kurgu, müthiş görüntü yönetmenliği. her şeyi kusursuz.işte gözümden süzülen yaşların en büyük sorumlusu o müzik: https://www.youtube.com/watch?v=u-rhoxljrek
(halitkin - 8 Eylül 2012 22:12)
filme gösterilmeyen ilgi, bu filmin bende bıraktığı burukluk etkisini sürdürmüştür.
(jnalkcus - 1 Kasım 2012 02:13)
en az 20 defa izlediğim ve bir yirmi defa daha izleyebileceğim, izlerken orada yaşıyormuşum hissi veren film
(fincangoz - 5 Şubat 2013 13:51)
"sevseydin gelerdin, ater gelerdin, koyar gelerdin"
(gusano - 17 Mart 2013 01:43)
Yorum Kaynak Link : deli deli olma