Sürü(1980)(8,4-3440)
Umut(1985)(8,2-2720)
Yol(1982)(8,2-10802)
Duvar(1983)(8,0-3316)
Baba(1971)(7,7-578)
Zavallilar(1975)(7,5-425)
Endise(1974)(7,4-329)
Arkadas(1974)(7,1-1101)
Yol: The Full Version(2017)(6,7-106)
Bir gün mutlaka(1975)(6,6-51)
Izin(1975)(6,6-24)
Düzen(1978)(5,5-20)
"sürgün hakkında düşünmek tuhaf bir biçimde davetkâr hatta kışkırtıcı bir şeydir de, sürgünü yaşamak korkunçtur. sürgün, bir insan ile doğup büyüdüğü yer arasında, benlik ile benliğin gerçek yuvası arasında zorla açılmış olan onulmaz gediktir: özündeki kederin üstesinden gelmek mümkün değildir. tarihin ve edebiyatın, sürgünü insanın hayatında kahramanca, romantik, şanlı ve hatta muzafferane sayfalar açan bir durum olarak betimleyen hikâyeler barındırdıkları doğrudur. ama bunlar hikayeden, yabancılaşmanın kötürümleştirici hüznünü alt etme çabasından ibarettir. sürgünde elde edilen kazanımlar sonsuza dek arkada bırakılmış bir şeyin kaybedilmesiyle sürekli olarak baltalanır[...]"[edward said - kış ruhu - metis yayınları - syf. 28]
(tirtillarkelebekolur - 8 Mayıs 2007 01:34)
nukhet duru'nun, yapimciligini sezen aksu'nun ustlendigi albumunde yorumuyla yucelttigi bir sehrazat sarkisi. sehrazat bu sarkiyi deniz manzarali evinde sabaha karsi kayahan'i teknesiyle koydan cikarken gorup, onun o zamanki sikintili donemini (bkz: bosanma) dusunerek yazmistir. duzenlemesi rahmetli uzay hepari'ya ait olup, sehrazat'in en sevdigi birkac eserinden biridir.(sarkinin girisinde insanin icinde oyle firtinalar koparan bir piyano bolumu vardir ki, aksini duyana kadar uzay hepari'nin bu kismi bilgisayarla degil de o olaganustu elleriyle caldigina inanacagim.)bir kez yasanir, doyum olmaz,baska zamanlar hayir olmaz,sen de git yanik kalsin,gonul ask tuter.yar dedikleri husran eker,kirgin gonuller hasret bicer,sen de git yarim kalsin,gonul ah ceker.baskasi alir seni, alir beni,yikar gecer...kir dumeni acilarimin ustune,cek ayriligin surmesini gozume,(cek ayriligin surgusunu gogsume)ya sen beni vur, degsin oldugume,ya da ben gideyim beni alip surgune...
(arroway - 30 Mayıs 2002 04:48)
sürgün her nefeste yalnızdır.
(feraye - 15 Mart 2003 17:49)
düsün hayatının baharındasın.evden calısıp turkiyede alacagın paranın 3 katını alıyorsun.spor olsun diye bir ekonomi programı yazmıssın arkadasınia beraber muhendis halinle bloomberg kabul etmis.1 hafta icinde cekimlere baslayıp kendi capında unlu olacaksın.yıllar icinde alev almaz bir antrasit haline gelmis kalbin cok zaman sonra tutusma sıcaklıgına ulasmıs.bitin kanlanmıs iyice, mutlusun en azından cokca umutlusun hayattan.sonra diyorlar ki 24 saatin var. ya askere gidersin ya yurtdısına...aksam karar alıp sabah ulke degistirmisligin cok ama bu sefer oyle degil. gezmeye gitmiyorsun. anahtarını arkdasına bırakıp evini,dostlarını,sevdiklerini,aileni, berberini bakkalını falan bırakıp ilk ucakla gidiyorsun. sorsan arkadaslarına geziyorsun. oyle degil. dönmemek uzere gitmek gidip de dönememenin adı sürgün.3 yıl sonra görüsürüz.
(escher - 12 Aralık 2013 01:02)
"sürgünlük süresi üzerine düsünceler" siirinde sürgünlügün sürgüne gecici göründügünü, oysa gecen sürgünlük süresinin hic de kisa olmadigini asagidaki dizelerle dile getirir bertolt brecht:duvara çivi çakmaat ceketi sandalyenin üstünedört gün icin hazirlik niye?yarin dönüyorsun.küçük fidani susuz bırak.bir agaç daha dikmek niye?o bir karış büyümedensen sevinçle gideceksin buradan.şapkayı yüzüne çek, eğer insanlar geçerse yanından!yabancı bir gramerde sayfalari çevirmek niye?seni yurduna çağıran habertanıdık dilde yazılmış.....duvara çaktığın çiviye bak:ne zaman, inaniyorsun geri dönecegine?bilmek ister misin, içinde neye inandığına?gün be günkurtuluş için çalışıyorsunoturmuş kücük odanda yazıyorsun.bilmek ister misin, işini nasıl gördüğünü?avlunun köşesindeki kestane ağacına bakkova dolusu su taşıdığın!(türkçesi: dilmen)* * *şiirin orijinali şöyle:"gedanken über die dauer des exils schlage keinen nagel in die wand wirf den rock auf den stuhl warum vorsorgen für vier tage? du kehrst morgen zurück. laß den kleinen baum ohne wasser. wozu noch einen baum pflanzen? bevor er so hoch wie eine stufe ist gehst du froh weg von hier. zieh die mütze ins gesicht, wenn leute vorbeigehn! wozu in einer fremden grammatik blättern? die nachricht, die dich heimruft ist in bekannter sprache geschrieben ...sieh den nagel in der wand, den du eingeschlagen hast: wann, glaubst du, wirst du zurückkehren? willst du wissen, was du im innersten glaubst? tag um tag arbeitest du an der befreiung sitzend in der kammer schreibst du. willst du wissen, was du von deiner arbeit hältst? sieh den kleinen kastanienbaum im eck des hofes zu dem du die kanne voll wasser schlepptest!"bertolt brecht
(dilmen - 19 Ağustos 2004 17:52)
rafet el roman'ın bu zamana kadar yaptığı en muhteşem,tek başına albüm aldırma kapasitesine sahip şarkısı.daha iyisini yapma ihtimali azdır kanımca.
(spree - 5 Eylül 2004 15:33)
bir bitkiden taze cikan filiz.
(yok - 10 Ağustos 2001 22:28)
evinde yanliz bir asikcolde bir damla sugarip gorev ve yalniz bir yabanci gibizaman sessiz bir igne hayat bir dantelyarista sakat bir atlet kader pusuda beklerkeno bugunu yasiyordunu unutmaya hevesliaklında bir silahlasokakta ac bir kurt kaypak bir yan sozunde kor bir umut veanlamsiz bir fal var oykusundezor bir soru icin guvensiz bakislarbasit bir sirri var, ama hic cesur degil anlatmayakaybettigi bir sey yokkazandigi hicbir şeyo arsiz bir surgun icinde ki zindan da...
(the rebel - 4 Eylül 2001 16:00)
(bkz: metin altıok)bilen bir adamın, görmemezden gelemeyişinin kahinlik ve bilgelik yüklü şiiri.. kendine sürgün bir garip kişiyim; sabah akşam imza veren. bilmemem gereken şeyler öğrendim; taraf tutmaz tanrı bilirim kaybetmekten korktuğu için. sorular sordum sormamam gereken. kendime bir kefen biçtim kendi tenimden. sınırlarımı aşmak yasaktır bana. yoksul yüreğim en kuytu kahvem. acıya tezhibim, hüzne redif. yalnızlığın gözlerine sürme çeken öyle biriyim ki; geceleri uykusuz kuyuları dinleyen. adım büyücüye çıktı bu yüzden. kendine sürgün bir garip kişiyim; kutsallığı zincir gibi parmağında çeviren. umudu depremden, aşkı külden bekleyen benim aranızda yerim yok zaten. heybesinde yılan işaretleri, baldıran zehiri yüzüğünün içinde ve yanında kav taşıyan ben; tekinsizim size göre ibret için yakılması gereken. merhabam kalmadı kimseyle. haç çıkardım namaza dururken. herkes tanır beni alnımdaki döğmelerden. inançsızım, dinsizim yeminle yalan ikiz kardeşken. kendine sürgün bir garip kişiyim; bulanık sularda yüzünü ararken sevda, bir tutam saç derisiyle uçuşurken rüzgarda. her şey ne kadar kendisidir düşünün hızla kokuşurken dünya! rıh dökülürken kan damlalarına, cesetler gördüm irmak boylarında çalıların arasında. faili meçhul cinayetler bilen çaresiz bir adamım adını bile kekeleyen. bilmemem gereken şeyler öğrendim. sorular sordum sormamam gereken. gördüm apaçık görmemem gerekeni. söylenmezi söyledim. suçum büyük ve taammüden.
(islak karga - 8 Mayıs 2005 10:18)
uyandırın anamı söyleyin gidiyorum yolumu gözlemesin dönemem belki geri arkadaşlarım duysun kardeşim bunu bilsin söyleyin gidiyorum dönemem belki geri babama haber salın çiçekler onda kalsın sulasın günaşırı dönemem belki geri korulara söyleyin dağlara, asmalara baygın çocukluğumun çınladığı kırlara söyleyin gidiyorum dönemem belki geri gelsinler anılarım uğurlasınlar beni sadece sevdiğime söylemeyin duymasın o kadar körpe ki kalbi bilmiyor yitirmeyi söylemeyin bu akşam sevdiğim ağlamasın... nihat behram
(cosette - 1 Eylül 2005 15:12)
Yorum Kaynak Link : sürgün