Süre                : 2 Saat 33 dakika
Çıkış Tarihi     : 19 Eylül 2013 Perşembe, Yapım Yılı : 2013
Türü                : Cinayet,Drama,Gizemli,Heyecanlı
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Alcon Entertainment , 8:38 Productions , Madhouse Entertainment
Yönetmen       : Denis Villeneuve (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Aaron Guzikowski (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Hugh Jackman (IMDB), Jake Gyllenhaal (IMDB)(ekşi), Viola Davis (IMDB), Maria Bello (IMDB)(ekşi), Terrence Howard (IMDB)(ekşi), Melissa Leo (IMDB)(ekşi), Paul Dano (IMDB), Dylan Minnette (IMDB)(ekşi), Zoë Soul (IMDB), Erin Gerasimovich (IMDB), Kyla Drew Simmons (IMDB), Wayne Duvall (IMDB), Len Cariou (IMDB), David Dastmalchian (IMDB), Brad James (IMDB), Anthony Reynolds (IMDB), Robert C. Treveiler (IMDB), Sandra Ellis Lafferty (IMDB), Victoria Staley (IMDB), Todd Truley (IMDB), Brian Daye (IMDB), Alisa Harris (IMDB), Jeff Pope (IMDB), Mark Drum (IMDB), Lana Yoo (IMDB), Pam Smith (IMDB), Michelle Keller (IMDB), John Atwood (IMDB), J. Omar Castro (IMDB), Jane McNeill (IMDB), Chance Bartels (IMDB), Melvin Breedlove (IMDB), Frederick Carpenter (IMDB), Takara Clark (IMDB), Jason Davis (IMDB), Katrina Despain (IMDB), Faith Dillon (IMDB), Andrew Fincher (IMDB), Micky Francis (IMDB), Mike Gassaway (IMDB) >>devamı>>

Prisoners (~ Tutsak) ' Filminin Konusu :
İki ailenin şükran günü bir araya geldiği bir günde, iki ailenin küçük kızlarının kaybolduğunu ortaya çıkar. Bununla birlikte Keller Dover (Hugh Jackman), genç ve yetenekli bir dedektiften (Jake Gyllenhaal) yardım ister. Saatin ilerlemesine rağmen iki küçük kız ortaya çıkmayınca panik dolu anlar ortaya çıkar.


  • "anti-amerika virali film. hangi eve dalsan bir psikopat çıkıyor."
  • "bir kız babası olarak kesinlikle ağzıma sıçan bir film oldu kendisi. bir hastane yolu o kadar uzun olmamalı."
  • "zararsız aziz yıldırım rolünün hakkını veriyor. ayrıca çocuğu öldürseydi de söylerdi. ** zararsız"
  • "ımsı makyajla yaşlandırılan abla sağolsun en başından tüm heyecanını kendi kendine alıp götüren film. yok muydu eli ayağı düzgün yaşlı bir teyze oynatacak? ımsı"




Facebook Yorumları
  • comment image

    konusu ve mesajı güzel olmasına rağmen kötü bir senaryoyla çevrilmiş olan film. oyuncuların performansı ve yönetmenin başarısı filmi kurtarıyor ama.

    film bir insanın kendi çocuğunu korumak için ne kadar ileri gidebileceği konusu üzerine kurulu.

    --- spoiler ---

    filmin başından sonuna keller'in canavarlaşmasını izliyoruz, ve ona hak verip vermeme arasında gidip geliyoruz. alex ve keller'i izlerken iyi ve kötü kavramları birbirine karışıyor.

    burada bir parantez açmak istiyorum: dini simgelerden gına geldi izlerken. filmde her taraf haç dolu. keller ne zaman dua etse kızına dair iyi bir şey oluyor. dua edersek, çocuğumuz için en kötüsünü bile yapmayı göze alırsak tanrı bize yardımcı olur ama bu yolda gariban suçsuz bir çocuğa günlerce işkence yapmakta da bir sorun yok öyle mi? keller alex'e işkence etmeseydi kızını kurtaramayacaktı ama bir yandan da olan zaten senelerdir işkenceye maruz kalan alex'e oldu. vermek istediğin mesaja sokayım senarist.

    senaryo iyi başlarken sona doğru saçma sapan bir hal alıyor. kızların bir hafta alıkoyulduktan sonra sapasağlam tertemiz bulunmaları saçmalığın daniskası. alex bir numaralı şüpheliyken evin adamakıllı aranmamış olması ve gözetim altında tutulmaması da saçma (gerçi dedektif bir ara atarlanıyor bu duruma).

    olaya sonradan dahil olan ruh hastasını da tam yerleştirememişler hikayeye. eleman çiftin kurbanıymış sonra evden kaçmış ama sonra nasıl olduysa yakınlarda bir ev tutmuş o haliyle. labirent hikayesi de eksik kalmış, ya da ben anlamadım. labirentleri çözmeden kurtulamayacakları söyleniyor çocuklara, ama labirentin çözümü imkansız. bütün kurbanların labirente takıntılı olmaları da labirenti çözmeye uğraşırken kafayı yemelerinden kaynaklanıyor. labirent labirent diye kafayı patlattığımız şey çıka çıka bu çıktı sonunda.

    detektifimiz öyle süper böyle şahane, önceki bütün olayları çözmüş ama gözüne gözüne sokulmadan ipuçlarını değerlendiremiyor, ya da üç gün sonra aklı başına geliyor. düdüğü duydu neyse ki, ama o kadar salak ki yürüyüp gitmiş olabilir bilemiyoruz.

    senaryonun baştan tahmin edilebilir olduğunu belirtmiş bazıları. benim tahminim alex'in işin içinde olduğu ama onun da geçmişinde benzer bir olayın kurbanı olduğu yönündeydi, bir derece doğru da çıktı. esas katili o kadar da kolay bulamadım ama o benim salaklığım da olabilir.

    hala anlamadığım bi sahne var: hastanedeki flashback sahnesi. burada kızı alan adam keller gibi gördüm ben ama forumlarda kimse bundan bahsetmediğine göre yanlış gördüm sanırım.
    ---
    spoiler ---

    on üzerinden yedi veririm hugh jackman'in ve paul dano'nun hatırına.


    (volaverunt - 1 Ekim 2013 01:58)

  • comment image

    sıkıntılı senaryosuna rağmen oyunculuklarla ayakta kalmaya çalışan bir film.

    --- spoiler ---

    filmin senaryosundaki açıklıklar daha önceki entrylerde dile getirilmiş. çözemediği dava olmayan dedektifin zorla kahraman edilmeye çalışılması eminim bir çok kişiyi rahatsız etmiştir.
    film karlı bir ormanda çok yakın mesafeden bir geyiğe nişan almış keller ve oğlunun arkadan görüntüsüyle başlıyor. keller burada avına giden yolda tanrısına dua ediyor. işleyeceği günahlar için af diliyor. ilerleyen sahnelerde keller bu sefer av olmuş ancak tekrar avcı konumuna geçmek için alexi kaçırıyor ve onu kilitli tuttuğu yerde birkaç kez daha dua ettiğine şahit oluyoruz. pasif beklemektense suçluluğundan şüphe duymasına rağmen 10 yaşında bir çocuğun zekasına sahip alexi kaçırması kellerin edilgenlikten çok etken olmaya çalışmaya çabaladığını gösteriyor. felaket durumlarında kullanmak üzere bodrum katında kurduğu sistem aslında hayal ettiği distopik gelecekteki lider ve ailesini kurtarıcı hayallerinin bir uzantısı. sistemin işleyişine göre düzenini kuran keller hiç hesap etmediği psikopatolojik davranışlı insanlar tarafından zor durumda bırakılıyor. ancak bu durumda bile şüphe toplayan ilk kişiyi fiziksel şiddetle ele geçirip psikolojik üstünlüğü elinde tutmaya çalışıyor. kimin av olduğunu sorguladığımız dönemde kelleri ormandan geyiği vururken giydiği turuncu kıyafetlerle kızını umutsuzca ararken görüyoruz.
    eve dönüş yolunda kamyonetin kasasındaki ölmüş geyik kellerin bitmiş empati yetisini simgeliyor. babası intihar etmiş bir gardiyan olan keller, oğluna babasından öğrendiği en önemli şeyin; dünyayı zor durumda bırakacak sel ve deprem gibi durumlarda ölümle yaşam arasında kalan tek şeyin insanın kendisi olacağını söylüyor. intihar ederek kendisini yalnız bıraktığını düşündüğü babasını ise, miras kalan evi harap bir halde bırakarak cezalandırmaya çalışıyor. dualarında bile kendisine zarar verenleri bağışladığın gibi bizi de yapacağımız kötülükler için bağışla diyor. kızına aldığı hediye bile tehlike anında kullanması gereken bir düdük. kızının bulma çabasıyla evden gizlice çıkıp aramaya gittiği bu düdük kaçırılmasına sebep oluyor. finalde ise rüzgarın uğultusu içinden cılızca öten aynı düdük kellerin hayatını kurtarıyor. düdüğün belli belirsiz duyulması aslında kellerin ölümle yaşam arasında kendisinin olamayışı ve bir başkasına muhtaç kalması durumunda duyduğu onur kırıklığından kaynaklanıyor sanki.
    en sevdiği şarkı ulusal marş olan keller militarist duygularla kendisini bekleyen fırtınalı geleceğe tamamen hazırlanmışken ilk kez gerilimli bir sahneyle kızları kaçıran kişinin ağaçların arasından evin kırımızı renkli kapısını izlediğini görüyoruz. kendisi av olduğundan habersiz keller rahat koltuğunda güvende otururken duyduğumuz ses franklinin amatörce çalmaya çalıştığı ulusal marş oluyor. bu müzik kellerin minimalize iç dünyasında oluşturduğu güven ve kesinlik duygusu gibi titrek ve amaçsızca avcının kulaklarına ulaşıyor.
    bu sahneden sonra film sembolize formundan çıkıp daha çok sürükleyici olma kaygısına düşüp dramatize bir hal alıyor. izleyici aldatmak için yerleştirilmiş bazı sahneler tekrar tekrar gösterildikten sonra edebi değerini kaybeden film tesadüf dolu kurgu saçmalıklarıyla gittiği yoldan saparak bambaşka bir hal alıyor. birkaç yönetmen tarafından ayrı ayrı çekilmiş ve montajlanmış toplama bir eser gibi tahmin edilmiş sona doğru ilerliyor.

    --- spoiler ---


    (aydinliktaki golge - 14 Kasım 2013 22:25)

  • comment image

    --- spoiler ---

    film boyunca duvarlarda gördüğümüz geyik resimleri sürekli ilk sahneyi bize hatırlatmaya çalışıyor.

    ormanda tamamen savunmasız, hatta birazdan onu öldürecek katillerinin gözlerine bakacak kadar kötülükten bihaber geyik vurulduğunda, daha sonra kamyonetin arkasında cansız bedenini gördüğümüzde, ve 'şükran' yemeği için ciğeri doğranırken (ve geyikler için üzülmeye ne gerek var, mcdonalds'da burger yerken üzülüyor musun repliğini duyduğunuzda) eğer üzülmediyseniz, işte tam da bu yüzden tüm film boyunca ne hissedeceğinizden emin olamadınız.

    ama insanın mecbur değilken can almasını meşru gördüğümüzde, filmin tüm karakterleri yerli yerine oturuyor.

    ---
    spoiler ---


    (captain badass - 15 Kasım 2013 02:24)

  • comment image

    sinirden çatlatan, patlatan filmdir. 153 dakika nasıl da gerildim. yeter artık dedim, yeter yani ne olacaksa olsun sonunda diye. hoş sonu daha da sinir etti, sona yaklaştıkça daha çok gerildim, bittiğinde daha da sinirlendim. nasıl içerledim filmi, nasıl dokundu. nasıl sessiz bir film aslında ama o sessizliğiyle, o oyuncuların bakışlarıyla deli etti beni. (bkz: hugh jackman) aşmış kendini. içime işledi adam filmde. (bkz: jake gyllenhaal) zaten aşmıştı, ben onu ayrı tutuyorum her zaman

    --- spoiler ---

    katil o bu şu derken hepsi çıktı. o kadını bulsam döverim vallaha billaha da nasıl öldü o pat diye neden öldü. pis. yazık o evlat edindiği çocuklar ne hale gelmiş. kocasını pederin öldürmesi, pederin evinde bulunması, çocuğun çocukları öldürüyormuş gibi oyunu taklit etmesi, tamam her şey çok güzel çok yerinde ama baba kalmasaydı keşke orada. böyle film mi bitermiş arkadaş.
    ---
    spoiler ---


    (suskonusmagelburaya - 15 Kasım 2013 05:28)

  • comment image

    sinema eğitimi almadığım için maalesef bilemiyorum, filmlerin renkleri türlerine göre mi seçiliyor yoksa bu benim izlediğim filmlerin rengine takmam şahsi obsesyonum mu ama 'sıradan gibi gözüken bi mahallede, alayının psikopat olması' durumuna tam da uygun olarak kahverengi olmuş bi film..
    geriliminin altında bi dram barındırıyo aslında.. biz türk halkı olarak, televizyonu açtığımız anda sapıklık, öldürme, vahşet, haksızlık, ahlaksızlık gibi kavramları izliyoruz.. en sevilen dizimiz yengeli baldızlı, en reytingli dizimiz tarihin en büyük entrikacısının hayatı, en komik dizimiz bile aile babasının 'sert' olması üzerine kurulu ve temelde komik değil trajik olan bi dizi..

    kısacası 2 çocuğun kaçırılması ve bulunmaması değil bana sorarsanız filmi bu kadar gerilim yapan.. dibizimde yaşayan insanların, rahiplerin, sıradan kendi halindeki adamların içlerindeki çürümüşlük ve bunu asla göremeden bilemeden yaşayıp gitmemiz..

    hugh jackman denen şaheser ve haneke kokulu bi çaresizlik birleşince, ortaya müthiş bi film çıkmış.. aksiyon sıfırın üstünde 3, dram görmeyi bilene 5 üstünden 10..

    hepimiz günümüzün minimum 2 saatini trafikte, yolda orda burda, merdiven çıkarak, insan keserek, feyste millet gözetleyerek geçiriyoruz.. en dolu olanımız bile, işinin ortasında gözünü boş işlere dikiyo.. o yüzden bi filmin arkasından 'zaman kaybı' demeyi ve diyenleri çok net gerizekalı buluyorum.

    hayatında gitmediğin yerleri, hayatında tanımadığın adamları tanıştırıyo sana sinema.. bu şansı veriyo.. kimini seviyosun kimini sevmiyosun.. ama hepsi yenilik.. hele evde pcnin başında şizofrenleşme yolunda emin adımlarla giden türk halkı ve özendiği abd halkı için bulunmaz nimet.. üstüne populer adamları da izleme keyfi..

    neden bu film kötülenir çözemedim.. filmlerden yaşam sevinci, hayatın sırrını bekleyenleri psikiyatriye davet ediyor bu filmin bütün sinemaseverlerce ve ebeveynlerce izlenilmesini diliyorum..

    çocuğum olursa da, bensiz bi yere gönderirsem beni eşşekler siksin.


    (semrin - 16 Kasım 2013 00:38)

  • comment image

    --- spoiler ---

    keller, aşırı dindar ve duşta bile ulusal marş söyleyen biri. babası intihar etmiş bir gardiyan. muhtemelen zor bir çocukluk geçirmiş. intihar eden bir babanın oğlu olmak üstesinden kolay gelinebilecek bir şey değil. babası ona hayattaki en önemli şeyin "hazırlıklı olmak" olduğunu öğretmiş, o da bodrumunu doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak için malzemelerle doldurmuş. ama kimse küçük kızının kaybolmasına hazırlıklı olamaz. olağanüstü durumlarda insanların birbirine sırt çevireceğini, ölümle arasındaki tek şeyin kendi olacağını söylüyor bu yüzden kızı kaybolduğunda durumu kendi başına çözmeye kalkıyor. oğlu geyiklerin nüfusunu azaltmak gerektiğini böylece aslında onlara iyilik yaptıklarını söylüyor. keller'ın kendi yavrusu kaybolunca durum pek öyle olmuyor.

    keller'ın durumu ele alma biçimi görünen tek şüpheli alex'e işkence etmek. franklin buna karşı çıkıyor ama eşi devam etmek için ikna onu ediyor, işin ucunda kendi kızları da var. aslında burada yönetmen alex'in kaçma girişimini bize karşı kullanıyor. alex'in suçlu olduğunu düşünmemizi istiyor. yine aynı şekilde bob taylor karakteri biraz kafa karıştırmak için işin içine giriyor. holly ve kocasının kurbanlarından biri ve soru işaretlerinin artmasına sebep oluyor. ama onun sayesinde keller'ın inancını hiç kaybetmeyecek biri olduğunu anlıyoruz. birch ailesi resimleri gördüklerinde ölümü kabulleniyorlar ama keller için pes etmek yok. alex'in yanına gidip dua ediyor. sonra da holly'nin yanına gidiyor. holly bir zamanlar çok dindar olduklarından ama oğullarını kanserden kaybettiklerinden sonra işlerin değiştiğini söylüyor. peder holly'nin kocası tanrı'yla savaşan biri olarak tanımlıyor. burada keller'ın alex'i kaçırmadan önce arabasının radyosundan dinlediği "geçmişte yaşadıklarımız, başımıza bir kötülük geldiğinde neden sabırlı olmamız daha sonra yaşadıklarımız da neden tövbekâr olmamız gerektiğini bize gösterir. bu dünyada kötülüklerle ve kederle iç içe olduğumuzu ona hatırlatıyor. insanın başına gelen kötü şeyler insan olduğu için değil sınırı aşacak kadar günahkâr olduğu için gelir. insan günahkâr doğmuştur ve bu yüzden de dünyaya sıkıntı çekmek için gelir." kısmı hatırlamak önemli. filmin sonunda keller'ın duaları kabul görüyor. kızı kurtuluyor, babasının dediği gibi her duruma hazırlıklı olmak için kızına aldığı düdük sayesinde (muhtemelen) kendi de kurtuluyor. holly ve kocasının insanların inancını kırmak için çocuklarını kaçırmaları inancını her durumda inancını korumayı başaran keller için geçerli olmuyor. gerçi holly'nin dediği gibi keller bu yolda kendini kaybedip şeytana dönüşüyor, suçlu olup olmadığını bilmediği birine ölümüne işkence yapıyor ama olsun. sonuçta mcdonalds'a gittiğinde inekler için üzülüyor musun?
    ---
    spoiler ---


    (alex xander - 17 Kasım 2013 21:31)

  • comment image

    gayet güzel bir polisiye gerilim filmi. son dönemde alanının en iyilerinden biri hatta.

    --- spoiler ---

    filmdeki labirent bağlantısı açıkça verilmiş. neden görülemiyor anlamıyorum.

    kadın tutsak tuttuğu çocuklara labirent dergisi alıp "hepsini çözeni bırakacağım" yazmış üstüne...

    ---
    spoiler ---


    (the vagrant - 18 Kasım 2013 02:10)

  • comment image

    çocuğu olanlar seyretmesin. katharsis ski nedeni ile feci bir yürek çarpıntısıyla, diken üstünde izliyorsunuz filmi. finaline rağmen çarpıntı geçmiyor. bu arada sanırım büyük çoğunluk atlamış ve bunun sonucunda senaryoda kopukluk olduğunu, çoğu noktanın havada kaldığını söylemiş. lakin ki öyle değildir:

    --- spoiler ---

    -pederin evindeki ceset ne alaka?
    -pederin evinden çıkan ceset, psiko teyzenin kocası. dedektif finalde adamın kolyeli resmini görünce, cesetteki kolyeden anladı olayı eline silah aldı, psiko teyzeyi yakaladı. psiko teyze ve pederin anlattıkları ile adamın hikayesi netleşiyor.

    -yılanlar ne iş?
    -kopya kaçırmalar yapan adam, psiko teyze ve kocasının kurbanlarından. diğer çocuklar gibi labirent bulmacası ve (kadının bahsettiği gibi) adamın yılan takıntısı ile kafayı yemiş.

    -labirent peki?
    -üstte de dediğimiz gibi, labirent çocuklara dayatılan bulmaca. fiziki bir yer temsil etmiyor. olayın aydınlanmasına direkt katkısı olmuyor. sadece finalde dedektifin aymasına ve dikkatini toplamasına faydası oluyor.

    -siyahi kız “sen ordaydın, bizi bantladın” falan diyor, ne alaka?
    -“sen oradaydın” diyor ama “ağzımızı sen bantladın” demiyor. (ıt put tape on our mouths) keller’in sesini duymuşlar yani. bir de flashback sahnesinde seyirciyi yanlış yönlendirmek için keller’in paltosuna benzeyen bir palto giymiş psiko teyzeyi diğer kızı tutarken göstermişler. o kadar üç kağıt olsun artık. bak bu sayede bir yarım saat daha gerile gerile izledin filmi.

    -sonu muğlak, ne oldu?
    -kızın düdüğü bir çok sahnede geçti. dedektif düdüğün hala kayıp olduğunu biliyor. finalde de düdük sesi duyuyor. ikinci bir aydınlanma ile keller’i kurtarıyor tabi.

    ---
    spoiler ---


    (sitki siyril - 19 Kasım 2013 01:28)

  • comment image

    yine hiçbir boku beğenemeyen çakma elitist sözlük yazarlarınca berbat olarak gösterilip yerin dibine sokulmuş, bence gayet olmuş bir film. genel olarak baktığımızda konusu itibariyle klişeye çalsa da işleniş tarzı, olay döngüsünün farklılığı ve güzelliği sebebiyle bu çok rahat ihmal edilebilir. ayrıca 1-2 noktada nasıl olduğunu anlamadığınız pat diye birden geçişler var. onun haricinde senaryo yerinde, oyunculuklar çok güzel (hugh jackman'ın oyunculuğu zaten ortada adam döktürmüş), gerilimi ve sürükleyiciliği hiç düşmeyen bir yapım. 2.5 saat zerre sıkmadan merakla izletti kendini. bir baba çocuğu için neleri yapmayı göze alabilecekse filmde gayet güzel abartısız aktarılmış. bence imdb puanını hak ediyor.

    --- spoiler ---

    özellikle hugh jackman'ın fotoğraflardan kanlı çorabı teşhis ettiği anki hali acayip etti beni. gözlerim doldu.
    ---
    spoiler ---


    (pointer - 27 Kasım 2013 03:40)

  • comment image

    psikolojik gerilim, polisiye arayanlara gözüm kapalı önerebileceğim film.
    jake gyllenhaal yine döktürmüş. bir adamın her filmi mi iyi olur arkadaş? film seçimlerini kim yapıyorsa, kendisi, menajeri... beşiktaşa ceo, idari menajer falan yapmak istiyorum. hugh jackman da son derece hayvani bir performans göstermiş, onu ve x-man favorilerini kutluyorum.
    ciddi anlamda dikkat dağınıklığım olmasına rağmen 2,5 saat boyunca hiç sıkılmadan izledim. film bitince de hayır laaan demek suretiyle haykırdım. sözlükte amerikan karşıtlığı hakimdir, hollywood'u da sevmezler. bu filmin yarısı kalitede bir avrupa filmi olsa öve öve bitiremezlerdi. (bkz: conversli amerikan karşıtları)

    --- spoiler ---

    aga bu filmin sonu böyle olmamalıydı demek istiyorum. sinirlenip, ''muallak bir sonla hatırda kalmaya çalışmış piç senarist'' diycem ama normal bir sonu olsa sözlüğe girip bunları yazmaz, filmin verdiği keyifle bir sigara yakardım. gerçi film sırasında sigaranın amına koydum afedersiniz, it herifler acayip gerildim, hala götüm başım oynuyo.

    ---
    spoiler ---

    neyse izleyin, izlettirin diyebilirim en fazla. beğenmeyenlere de saygı falan filan...


    (raadol - 9 Aralık 2013 00:07)

  • comment image

    yazilanlari okudum, size laflar hazirladim.

    oncelikle puanim 9/10. filmi izlemediyseniz burada birakin, spoiler falan.

    # "senaryoda gedikler var, arasindan fistik atiyorum"

    insan gercekten hayret ediyor. 4 entrinin 3'u "senaryo'da sikinti var" diye basliyor, illa ki de "yukarida anlatildigi gibi" diye not dusuyor. lan yukari bakiyorum yarrak kurrek yorumlar.

    simdi damardan girmeden once su notu da ben dusmek istiyorum: arkadaslar, anlamamak ayip degil, ama okuz gibi, buzagi gibi "bence coh bohtan bi senaryo" yazmak olmuyor, olmamali. ulan dana, sara sara film izliyorsun, filmi durdurmadan isemeye sicmaya gidiyorsun, sonra ayrintilari kacirip filme bok atiyorsun. isin en komigi, biz buralarda ve baska ortamlarda yillardir yarrrak gibi gozumuze sokulan flash-back'leri, hatirlatmalari elestirirken "salak amarigan seyircisi yuzunden biz magdur oluyoruz" geyikleriyle kendimizi avuturuken, bunlari yapmaktan cekinmis bir film sozde senaryo gedikleri elestirisiyle yerden yere vuruluyor. bu vesileyle, basta jerry bruckheimer, george lucas ve steve spielberg olmaz uzere butun holivut yapimcilari ve yonetmenlerinden ozur diliyorum. filmlerinizi izleyen kitle gerizekaliymis, siz hakliymissiniz.

    simdi ufak ufak senaryo'daki sozde eksikliklere giricem, iyi okuyun buralari:

    # "la bu dedektif hani super zekaydi, her olayi cozuyordu, ne oldu buna bir anda mal oldu"

    cidden en cok sasirdigim hususlardan bir bu. lan evladim, adam daha once onune gelen her olayi cozmus, bize gelen bilgi bu. oncelikle bu herif kac yasinda ki kac olay cozmus olabilir. 10 bilemedin 20. yani ayni rolde morgan freeman oynasa cok etkili bir referans olabilirdi bu ama 30-35 yasindaki bi herifin onune gelmis her olayi cozmus olmasi adamin einstein oldugunu gostermez, gerizekali olmadigini gosterir.

    "ama adam gerizekali yeaaa" diyeceksin, kuvete sokup kaynar su doktureceksin kafana. gotunu kasimaktan dikkat edebildin mi bilmiyorum, eleman tek basina dedektiflik yapiyor. virginia'da 68 yildir cumhuriyet bassavciligi yaptigim icin bildigim bir sey var arkadaslar, dedektiflerin partneri olur, partnersiz dedektifte bir durum vardir. bir suru sey olabilir tabii, ama bir aciklamasi abimizin bagli oldugu polis departmaninin gorece fakir olmasi. yine eminim super dikkat etmissindir, zavalliii magduur alex'in takip edilmesi talebine yuzbasi "he canim he he" demis ve fakat sonradan "ona harcayacak param yok olm kafan mi iyi" diyerek basindan savmistir. yani senin anlayacagin bir imkansizliklar durumu soz konusu. bunlari niye anlatiyorum, sundan: onu niye oyle yapmadi, bunu niye boyle yapmadi diye sordugunuz tum sorularin cevabi bu gercekci polis tasvirinden ileri geliyor. kadin "odama kizim girdi aha da camdan atladi aha burdan" dediginde bir fili 2 ay depresyona sokacak ilac karisiminin komodininin uzerinde durdugunu gorup "evet tabi olabilir yaziyim ben bunu (hey allam ya)" diyor. "ama bu durumu arastiramaz miydi?", arastirabilirdi tabii, ama herifin isi basindan askin, tek basina olayi cozmeye calisiyor ve neyi arastirip neyi arastirmayacagini cok dikkatli secmesi lazim cunku zamani kisitli.

    simdi bu dedektif kardesimizin onune gelen diger butun dosyalari nasil cozdugunu acikliyorum. dinleyin picler. bir ailenin kucuk oglu/kizi kacirilmissa, yuz olayin doksaninda aile icinde birilerinin bu iste bir parmagi vardir (kesin bilgi yayalim). yine eminim dikkat etmissindir, dedektif kardesimiz zamaninin yarisini aileden suphelenerek geciriyor, neden, cunku buyuk ihtimal "bu isin icinden bunlar cikacak yine" diye dusunuyor. hatta soyle diyeyim, bu olasiligi yonetmen sizin beyninize ince ince yedirdigi icin sonlara dogru joy kardesimiz "sen de ordaydin, agzimiza bant takti (cumle biraz dusuk, kasitli tabii ki)" dediginde bir gerilme "yok artik ya" hali geldi bircok kisiye. burada bu sahneye anlamayanlara alt baslik aciyorum:

    ..........# "joy niye hugh jackman'i agzini bantlamakta sucladi"

    abicim ne diyeyim bilmiyorum. dakika basina 18 dikkatsizlik yapiyorsunuz, senaryoyu yazan adam su an brooklyn koprusunden kendini atiyor biliyor musun? bebe uyandiginda bol flulu, bol blurlu bir flash-back yasiyor. buraya bir alt baslik daha yapiyorum:

    ....................# "lsd nedir, bira gibi bir sey mi?"
    .................... degil. kafa yapiyor. halusinojen. ruyalar ruyalar. aha yilan geldi la kac...

    ..........geri donelim. bebe kafa iyiyken hugh jackman'in sesini duyuyor, cunku kendisi o ara eve gelmis bol gondermeli bir konusma yapiyor yasli kariyla (bu diyalogu yeniden izlemenizi oneririm, ben de bi ara filmi tekrar izlersem pur dikkat dinleyecegim), joy da bunu o dumanli kafasiyle duyuyor. olay bu.

    evet, geri donelim, dedektif gerizekali mi? aile disinda olaya karisabilecek kisiler kim olabilir, gavurlarin sex-offender dedikleri, tacizci tecavuzcu bir suru pislik insan var. bunlar halk icinde yasabiliyorlar cezalarini cektikten sonra, fakat polis bunlari yine de kayit altinda tutuyor. bizim dedektif, yine tek basina, bunlari bir ziyaret ediyor. buraya yine bi alt baslik aciyorum:

    ..........# "pederin evinden cikan adam ve butun peder hikayesi cok gereksizdi yeaaa"
    .......... degildi. neden? su yuzden, yine cogunlukla kacirilmis, bizim detektif pederin kafasina kafasina vururken yetimhane (ya da oyle bir sey) yetistigini, pederin kafasini betona yapistirmaktan zevk duyacagini soyluyor, bu da dedektif kardesimizin gecmisine dair duydugumuz nadir detaylardan biri olarak kayda geciyor. bunun disinda, bunu aciklamak zorunda oldugum icin gercekten insanlik adina utaniyorum, fakat orada olu cikan adam bizim manyak karinin evden kacan kocasi. cok dikkatlisin ya hatirlarsin manyak kari "5 sene falan olduydu bizim herifle tartistik giddi biddaha gelmedi" demisti. iste herifcioglu demis ki "yeter lan cocuk kacirip oldurmek istemiyorum artik" diye evden cikmis, pedere gitmis itiraf etmis. bir alt baslik daha geliyor:

    ....................# "peder niye polise gitmedi?"
    .................... abicim, herif belli ki cocuk tacizcisi, tecavuzcusu. bu adamin cezasini kendi kesmek istemis belli ki, icindeki sucluluk duygusu ile. e dogru bir sey yaptigini bilmesinin otesinde dedigim gibi herif cocuk tacizcisi yaftasini yemis biri, polisle ugrasmak istememesi cok normal.

    cok sikildim valla yaza yaza. kisaca soyle diyeyim: dedektif ne gerizekali ne de einstein. ortanin ustu biri buyuk ihtimal, onune gelen dosyalari da sansi ve kitabi takip ederek cozmus. gelecegi parlak, rahat birakin lan adami.

    # "her yere labirent cizen eleman cok geresizdi snne be slak"

    ulan en cok sinirimi bozan sey bu. arkadas, bu labirent olayi ilgimi cekti, bu konu uzerine kafa patlatmis birileri var midir acaba diye actim burayi, seviye 8 yas resmen, oraya gelinememis. simdi benim anladigim su: bu ugursuz teyze ile kocasi cocuklarini kansere kaybettikten sonra muhtesem bir u donusu cekip dincilikten agresif satanistlige gecis yapmislar. allah bizim canimizi yakti, biz de insanlarin inanclarini sikecegiz diyerek milletini colugunu cocugunu kacirmaya baslamislar. bu sirada her ne hikmetse labirent olayina kafayi takmislar (buyuk ihtimalle su "invisible man" kitabini bunlar da okumus). piclik olsun, pustluk olsun diye cocuklara lsd/ketamin icirip "bu maze'i (bulmaca-labirentli) cozersen serbestsin" diyorlar, ama cozum cok maalesef. maksat piclik olsun anladin mi? yasasin kotuluk! hesabi. iste bu eleman da bi sekilde kacmis bunlardan. ama lsd/ketamin beynini bozmus cocugun. saga sola labirent ciziyo bebe.

    neyse ne diyorduk, labirent isinde bi is var, anlayan yazsin lan buraya iste.

    ciddi bir elestiri icin sonradan geri donebilirim.


    (k mno4 - 27 Aralık 2013 18:43)

  • comment image

    --- spoiler ---

    jake gylenhaal un gerek boynuna kadar ilikleyerek giydiği kravatsız gömleği gerekse de pensilvanya bölgesinde çalışmasıyla hizmet hareketine selam çaktığı filmdir. abi adam bide polis yahu. ne abi mi?

    ---
    spoiler ---


    (zoltan putatapan - 29 Aralık 2013 19:43)

  • comment image

    esas suçluyu başlamadan 8 dakika önce bulduğum film.
    --- spoiler ---

    pederin evindeki cesete takılan çok. pederin evindeki ceset çocukları kaçıran karının kocası. alex'e yapılanlar masum olduğu için evet yanlış ama çoğumuz aynı şekilde davranırdık. insanız ve o tarz durumlarda sağlıklı düşünemeyiz. gözlerimiz kör olur. labirent konusuna gelince; kadın çocuklara iyice işkence olsun diye labirentleri çözeni bırakıcam diyor. son labirent çözülemeyecek bi labirent. o içtikleri dalganın da etkisiyle kafayı kırıyolar zaten. intihar eden çocuk zaten kırık. polisler onu tutuklayınca yine esaret psikolojisine giriyo ve sorgu odasında labirenti çözmeye çalışıyo. çözerse serbest kalabilceğini düşünüyo. sonra silahı kapıp kendini vuruyo. çünkü çözemiceğini biliyo. evindeki yılanlar kilitli kutuların içinde. karının kocasının yılanlara ilgisi vardı biliyosunuz. artık çocuk yılanlara nasıl düşman kesildiyse onları hapsediyo. yani o ailenin kendisine yaptıklarını o yılanlara yapıyo. ordan kaçan kız "sende ordaydın" dediğinde bizim adamın sesini duyuyo. o karının evine ilk gittiği zaman.. o zaman düzeyli sohbet ettikleri için kız adamı onunla iş birliği yapıyo sanıyo. "ağzını bantladın" diye bu yüzden diyo. tabi artık ne içiriyosa çocuklara onun da yan etkileri var. beyne zarar verici bi şey olduğu kesin. giren sağlam çıkamıyo amk. geriye dönelim.. intihar eden çocuğun evindeki mankenler, çaldığı kıyafetler, domuz kanı vs tamamen kaçırılan iki kızın kurtulcaklarını düşünmediği için çocukların başlarına gelcek şeyleri canlandırıyor. geçmişte o da ordaydı biliyo. zaten dikkat ederseniz çocuk kıyafeti aldığı mağazadaki kız bizim dedektife "arada burdan alışveriş yapar" dedi. yani o iki kız kaçırılmadan önce de ordan alışveriş yapıyodu. daha önce kaçırılan başka çocukları da hayalinde gömüyodu onlar için kıyafetler alıyodu. kazıda başka mankenler çıkmadı orda stratejik bi hata yaptılar. eğer başka mankenler de çıksaydı insanlar kavrayabilirdi. intihar eden çocuk polise gidip konuşsa film olmazdı evet. o yüzden beynini yemesine vericez bunu. alex'te de aynı şekilde. zaten bizim adama alex söylemedi kaçan kızın "sen de ordaydın" demesi sayesinde buldu. filmde çözülmeyen bi yer yok. sadece ufak tefek aksaklıklar ve eksik anlatım var.
    ---
    spoiler ---

    güzel film tavsiye ederim.


    (visneliciskek - 7 Mart 2014 06:38)

  • comment image

    sağlam film.
    nedense şöyle bir artı-eksi listesi yaptım:

    --- çok tehlikeli spoiler ---

    filmin artıları:
    * tekrar seyredip yönetmenlik dersi alınabilir. kamerayı öyle güzel yerlere koymuş ki müthiş görüntüler yakalamış.
    * sürükleyici anlatım
    * hugh jackman,tikli dedektifi oynayan jack ve "there will be blood"'dan beri oyunculuğunu pek beğendiğim paul dano'nun perfonmansları
    * paul dano yine dayak yiyordu ki bu sefer en fecisi. her filmde sopa yiyor durduramıyoruz.
    * babanın(hugh jackman), kafa gidik(paul dano) adamı kaçırıp yaptığı işkence sahneleri. fena
    * kutudan çocukların cesetleri mi çıkcak acaba diye gerilirken kanlı elbiselerin altından yılanların çıkması. dedektifle beraber gerildim.
    * bazı yerleri anlamlandıramayanlar için: yılanları kutulara saklayan adam bu işsiz yaşlı çift tarafından kaçırılan biri imiş. bu sayko bunaklar kaçırdıkları çocuklara verdikleri labirentleri bulmaca misali çözmelerini istiyormuş. haliyle çocuklar çözemiyolar al sana +1 işkence puanı.bu adamın sorgu odasında kendini öldürmeden önce de labirenti çözmeye çalışması "yine hapsedildim çözüp kurtulmalıyım" psikolojisinden kaynaklanıyo. yaşlı çift yılanları sevdiği için büyük ihtimalle evde bakıyorlardı bu yüzden intikam için yılanları kutulara saklıyordu.ya da tersine o da yılanları beslemeye başlamıştı. filmin sonuna kadar bu karakterin ne amaçla olduğunu anlayamamıştım.
    eksileri:
    *düdüğün sesini duydu mu duymadı mı?
    * sıyırmış yaşlı teyze çocukları kaçırıp arabanın altındaki kapağın altına sakladı tamam da bu çocuklar hiç mi seslerini duyuramadı? evet ağzını bantlamıştır. o zaman babalarını aynı yere koyunca ne diye ağzını bantlamadı ulen?
    * küçük zenci kız hugh jackman'a sen ordaydın dedi. bunlar nerden gördü onu? kapı aralığından gördülerse bi help help diye bağırsalardı. konuşamıyorlarsa ayaklarıyla ses çıkarsalardı. hepsini geçtim niye gizemli gizemli konuşuyo bu kız? altı üstü 10 yaşında çocuk. " uuuu sen de ordaydın" dedi verdi gizemi kaçtı.

    --- çok tehlikeli spoiler ---
    90/100


    (frmr - 28 Haziran 2014 17:41)

  • comment image

    filmin hemen başında, çocukların kaybolduğu sahnede, çocukları aramak için evden koşarak çıkan hugh jackman, bahçede karşılaştığı yan komuşuya "çocukları gördün mü?" diye sorar, komşu da "görmedim" diye cevap verir.

    o komşuyu filmin neredeyse sonuna kadar çocukları kaçıran kişi zanneden, ve mevzuyu şıp diye çözdüğünü sanan, mevzu ne zaman ve nasıl o elemana bağlanacak diye iki saat bekleyen mal da benim.


    (toz bezi - 10 Temmuz 2014 22:53)

  • comment image

    entrylerde genel olarak aynı soru işaretleri kalmış kafalarda. bunlardan bir kısmını açıklıyorum.

    --- spoiler ---

    labirentin sırrı
    aslında senaryo içinde çok gizemli bir figür değil labirent. senaristin mitolojiden esinlendiğini düşünüyorum.

    özet olarak bu mit şöyledir:

    poseidon'un laneti sonucu girit kralı minos'un karısı pasiphae, boğalara karşı ilgi duymaya başlar ve bir boğayla girdiği ilişki sonucu ortaya yarı boğa yarı insan bir erkek dünyaya gelir. minos da doğan bu çocuğu hapsetmek için mimar daidalus'a bir hapishane inşa ettirir. bu hapishane labyrinthos yani labirent adıyla anılır. bu ilk labirent örneğine minotaur isimli yarı insan yarı boğa çocuk hapsedilir. daha sonra minos'a yenilen atinalılar haraç olarak her yıl bir defa 7 erkek ve 7 kız çocuğunu labirentteki minotaur'a kurban olarak göndermek zorundadır. filmde kaçırılan çocuklar bunla ilişkilendirilebilir. burada minotaur, çocukları kaçıran çiftten boynunda labirent kolyesi asılı olan erkek oluyor.

    çocukları kaçıran çiftten kadın olan ve kutulardan çıkan yılanlar ise aynı hikayede "labirentin sahibesi" ve "yılan tanrıçası" olarak anılan tanrıça ariadne ile ilişkilendirilebilir.

    bir not olarak tanrıça ariadne prenses ariadne ile karıştırılmasın.

    ---
    spoiler ---

    biraz karışık olmamıştır umarım.


    (hatrimkalir - 2 Mart 2015 06:16)

Yorum Kaynak Link : prisoners