I Was a Shoplifter (~ Camino de perdición) ' Filminin Konusu : I Was a Shoplifter is a movie starring Scott Brady, Mona Freeman, and Andrea King. Police detective sergeant Jeff Andrews is working on a case involving a gang of shoplifters, and he allows himself to falsely arrested as a petty...
Six Bridges to Cross(1955)(7,2-330)
The Square Jungle(1956)(7,1-178)
The Midnight Story(1957)(7,1-431)
City Across the River(1949)(6,9-226)
Johnny Stool Pigeon(1949)(6,9-301)
Mister Cory(1957)(6,8-362)
Forbidden(1953)(6,7-281)
The Rawhide Years(1956)(6,3-550)
All American(1954)(6,2-182)
bu yıl cannes'de en iyi film seçilerek altın palmiyeyi alan japon yönetmen hirokazu koreeda'nın eseri.
(deniz kestanesi - 20 Mayıs 2018 00:01)
japon ve arakci bir ailenin, ufak tefek dolaplar cevirerek surdurdukleri hayati betimleyen bir film. modern ve egzantirik bir (bkz: oliver twist) uyarlamasi. getto bloklarinin arasinda derme catma evde yasayan, buyukanne, baba, anne, ergen kiz ve cocuk figurlerinin gunu kurtarmaya yonelik rutinleri, soguk bir kis gunu balkonda bulduklari yaralanmis kucuk bir kizi eve usumesin diye getirdikten sonra degisiyor.aile, kan baglari ve erdemliligin muhakemesinin yapildigi filmde, cocuklar yine en savunmasiz kurbanlar. kore-eda gercekligi, nazik bir anlayis ve belirsiz bir mizahla kesfederken oznelerinin insanligindan asla odun vermiyor.
(rodin salata - 6 Ekim 2018 23:30)
filmekimi kapsamında gösterilen ve cannes 2018'de en iyi film seçilen shoplifters, kimilerine göre bunu fazlasıyla hakederken kimisine göre de orta halli bir film. bir hemfikirlik olmadı: tık
(kopuksenaryoo - 16 Ekim 2018 15:48)
lily franky i like father like son filmindeki rolüyle, neredeyse birebir tekrarıyla, görmek isterseniz gidin filmekimi’nde izleyin. filmin ilk bir buçuk saati boyunca noodle izlemek istiyorsanız da gidin izleyin.filmin sadece son yarım saati güzeldi. japon sinemasına olan kötü algım değişir diye gittim ama yine olmadı.evet sıcak bir aile filmi ama beni sarmadı.
(madameaylak - 19 Ekim 2018 00:09)
bir film festivali vesilesiyle izledim de festivalde izlediğim diğer bazı filmlerin yanında sönük kaldı. yine de birbirleriyle hiçbir kan bağı bulunmayan, anneanneden teyze dahil kız toruna kadar uzanan, suça bulaşmış fakir bir japon "aile"yi izlemek ilginçti. klasik "aile nedir" işte. soshite chichi ni naru'da da oynayan aktör lily franky veya anneanne değil de çocuklar çok iyiydiler.
(kelek - 1 Kasım 2018 21:04)
toplumsal meseleleri ajite etmeden odağına yerleştiren japon yönetmen hirokazu koreeda dinginlik yaratmadaki ustalığını #shoplifters filmiyle gözümüzün önüne dayıyor. terk edilme, sevgisizlik, ölüm gibi konuları işlemedeki başarısından ödün vermeyen yönetmen shoplifters’da yine benzer sularda yüzüyor. kalabalık içindeki sükûneti anlatan sahnelere önem veren yönetmen, yumuşak anlatımı ve ağır temposuyla entrika ve tartışmadan hoşlanmadığını seyircinin dikkatine sunuyor. zaten koreeda’dan hızlı bir film bekleme hata olur, çünkü o hayatın şifresini çözen önemli yönetmenlerden biri!gündelik yaşamdaki sorunları tek tek dile getirerek, annesiz ve babasız büyüyen çocukları, anne ve baba ihmalkarlığını, gerçek sevginin sadece biyolojik ailede olmadığını savunan koreeda aslında aile kurumunu sorguluyor. naifliğini bozmadan görsel olarak derdini anlatmadaki ustalığını ortaya koyan koreeda baştan sona dikkatle takip edilmesi gereken diyalogları perdeye yaftalıyor. onları güzel bir müzikle saran koreeda, aynı zamanda çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerini ve büyüme sancılarının altında yatan nedenleri arıyor.shoplifters özünde, ailesiz büyüyen ve onları terk eden ailelerin kendilerine yeni yuva arayışlarını trajik bir biçimde göz önüne seriyor. fakir ve yiyecekleri olmayan çocukların evden atılmamak için sessiz kalmaları ise vicdansızlık! bu insanlığın en büyük ayıbı! gerçek hayatı vizyonunu kullanarak analiz eden yönetmende çok sevdiğimiz bir özellik var o da şu: japon kültürünü (özellikle yemek) seyirciye aktarmaya çalışırken, seyircinin japonlar hakkında çok fazla bilgi sahip olmamasını göz önünde bulundurarak, hikâyenin hülasasını kültürel metotlara başvurarak çıkarıyor ve kendisinden o kültüre dair yeni şeyler öğrenmiş oluyoruz.“evli evine köylü köyüne” sözünün altına mesaj gizleyen yönetmen, ne yazık ki bazı gerçekleri değiştiremeyeceğimizi ve adaletle savaşamayacağımızın garantisini veriyor.
(samimi yazar - 2 Kasım 2018 05:23)
damakta buruk bir tat bırakan film. --- spoiler ---polis: çocuğa neden hırsızlık yapmayı öğretiyordun?shibata: çünkü öğretebileceğim başka bir şey yoktu.--- spoiler ---
(quente - 21 Ocak 2019 12:33)
altın palmiye'yi almasının yanısıra dün açıklanan listeye göre yabancı dilde en iyi film kategorisinde son beşe kalarak oscar'a aday olan film. aldığı ödül ve adaylığa bakınca overrated olarak tanımlayanlar oluyor ama bu filmin (bkz: climax)'in ve (bkz: cold war)'un çeyreği kadar konuşulmamasına bakınca da underrated olduğunu düşünüyorum. sonuç olarak kötü yorumlara bakmadan izlenilmesi gereken bir film.
(miskinprensolan - 23 Ocak 2019 14:47)
tadı damakta kalan, 2018 cannes film festivali’nde altın palmiye ödülü kazanmış japon filmi.filmi bugün ankara armada cgv arthouse’ta izledim. film çok yavaş akıyor ama japonya’nın belli bir kesiminin sosyolojik resmini harika yansıtmış yönetmen izleyicilere. oyunculukların çok güzel olmasının yanında filmin konusu da sizi ayrı içine çekiyor bence. --- spoiler ---filmde çok fazla hayal kırıklığı vardı. en çok hayal kırıklığı yaşayan sanırım aki’ydi. aki hem kız kardeşinin ismini kullanıyor hem ailesinden ayrı yaşıyor hem de büyükannenin onu sadece para için yanında tuttuğuna inanıyor. hiçbir zaman da maalesef büyükannenin aslında aile olarak onları seçtiğini bilemeyecek. öyle ki, büyükannenin son sözünü sadece biz duyduk. “teşekkür ederim.”bir diğer hayal kırıklığı yaşayan ise anneydi maalesef, ki bu filmde beni en çok üzen de bizzat annenin yaşadıkları oldu. “çocuklar size ne diye sesleniyordu? anne mi annecim mi diyorlardı?” sorusuna “ben de bilmiyorum.” diyerek aslında anneliği nasıl da hak ettiğini gözler önüne serdi. sosyal yapının anneliğin koşulu olarak doğumu kabul ettiği gerçeğini de çok güzel eleştirdi yönetmen. babanın ise sorguda “çocuklara neden hırsızlık yapmayı öğretiyorsunuz?” sorusuna verdiği “öğretecek başka bir şeyim yok.” cevabı sanırım yaşam standartları düşük insanların devlet tarafından nasıl önemsenmediğini en iyi gösterir nitelikte. juri’nin de kendisini hiç sevmeyen ailesine devlet tarafından teslim edilmesi sanırım yönetmenin hukuk sistemi eleştirisiydi. onu sahiplenen anne ve babayla çok daha mutlu olabilme şansı varken, hukuk juri’yi maalesef mutsuz bir hayata mahkum etti.--- spoiler ---gözümden kaçan çok daha fazla detayı vardır mutlaka filmin. film baştan sona mesaj içeriyordu zaten. yorumlarını benimle paylaşmak isteyen suserler yeşillendirebilir.
(thepols - 29 Ocak 2019 23:45)
derdini çok sade anlatmış bir film. çok sade çünkü her şey doğal sanki oyunculuk değil de belgesel gibi böyle. çok belli bir sınıf var, fakirlik var. hiçbir şey yapmadan fakirleşmiş değil de, elinden geleni yapmış olan insanlar var. çalmazsa açlıktan ölecek insanlar var. işçi dertleri var. yaralanınca tazminat alabilir miyim sevinci var. ebeveynliğin iki gram sevgiyle alakalı olduğunun, söylenemeyen "anne" leri "baba" ları var. söylenecek çok fazla şey vardı aslında, mesela sorulduğunda çalmak benim suçum değildi bu devletin zaten vermesi gereken yemeğimi nasıl alabilirdim başka türlü karşı çıkışı vardı . mesela anneliğin duyulmayan bir kelime değil de dilenmeye direnç gösteren özür olması vardı. öğrenilmiş bir gurur vardı. bunların söylenmemesinin de bir nedeni var elbette bu insanlar o gururlu ve haklı yakınmalarını yapamayacak kadar sadece yaşamaya çabalayan insancıklar. hepsinden de öte bu insanların minik zevkleri o kadar yoğun ki insanı kıskandırıyor.
(nicksiiz - 3 Şubat 2019 00:44)
Yorum Kaynak Link : shoplifters