Süre                : 1 Saat 32 dakika
Çıkış Tarihi     : 23 Ocak 2008 Çarşamba, Yapım Yılı : 2008
Türü                : Aksiyon,Heyecanlı
Taglar             : Rambo,Kurtarma misyonu,tek kişilik ordu,misyoner,Burma
Ülke                : ABD,Almanya
Yapımcı          :  Lionsgate , The Weinstein Company , Millennium Films
Yönetmen       : Sylvester Stallone (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Art Monterastelli (IMDB),Sylvester Stallone (IMDB)(ekşi),David Morrell (IMDB)
Oyuncular      : Sylvester Stallone (IMDB)(ekşi), Julie Benz (IMDB)(ekşi), Matthew Marsden (IMDB)(ekşi), Graham McTavish (IMDB)(ekşi), Reynaldo Gallegos (IMDB), Jake La Botz (IMDB)(ekşi), Tim Kang (IMDB)(ekşi), Maung Maung Khin (IMDB), Paul Schulze (IMDB), Cameron Pearson (IMDB), Thomas Peterson (IMDB), Tony Skarberg (IMDB), James With (IMDB), Kasikorn Niyompattana (IMDB), Shaliew 'Lek' Bamrungbun (IMDB), Supakorn Kitsuwon (IMDB), Aung Aay Noi (IMDB), Ken Howard (IMDB), Aung Theng (IMDB), Pornpop 'Tor' Kampusiri (IMDB), Wasawat Panyarat (IMDB), Kammul Kawtep (IMDB), Sornram Patchimtasanakarn (IMDB), Noa 'Arunee Prijareonsuk' Jei (IMDB), Kjam Saen (IMDB), Aun Lung Su (IMDB), Pan Dokngam (IMDB), Han Pik (IMDB), Tip Tiya (IMDB), Nee Lungjai (IMDB), Yupin Mu Pae (IMDB), Moan Adisak (IMDB), Somsak Wongsa (IMDB), Surachai Muangdee (IMDB), Mana Sen-Mi (IMDB), Toole Khan Kham (IMDB), Saiwan Lungta (IMDB), Watcharentr Sedtho (IMDB), Rapimpa Dibu (IMDB), May Kung (IMDB) >>devamı>>

Rambo (~ John Rambo) ' Filminin Konusu :
Vietnam gazisi John Rambo, tüm yaşamı boyunca çok sayıda dehşet ve ölüm dolu hikayelerin içinden geçmiştir. Ancak bütün bunlardan uzaklaşmak sureti ile daha dingin bir hayatın zamanı gelmiştir. Kendi mesleğince bir emeklilik yaşarken hesapta olmayan bir son görev çıkar karşısına. Ansızın yeniden silahına sarılıp, hiç gücünden kaybetmemişçesine eski günlerine geri dönecektir. Tayland’da Hıristiyan insan hakları misyoneri olarak görev yapan bir grup ortadan kaybolmuştur. Sylvester Stallone yirmi yıl aradan sonra yeniden Rambo 4 ile karşımızda.


  • "rocky balboa vizyona girmeden önce anons edilmiştir.. o filmin tutup tutmasıyla bir alakası olmayan filmdir.. zaten rocky balboa ziyadesiyle başarılı bir filmdir.."
  • "retorik sorularıyla ünlü eski ev arkadaşımın gece gece beni yarmasına sebep olmuş film.- kim oynuyo?"
  • "savaş pornosu.."
  • "- john rambo, annesi kızılderili babası ise alman- iyi bir karışım buda ilk kan dan oldukça iyi bir diyalogdur"
  • "afganistan da geçen filmdeki şu muhabbet olmasa izlenmez:-mücahit : bu ne?-rambo : mavi ışık.-mücahit : ne işe yarar?-rambo : mavi ışık verir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bir arkadaşımın askerde yaşadığı bir dialoga da malzeme olmuştur kendisi. arkadaşım van'da bir sınır karakolunda asteğmen olarak görev yapmaktadır. karargahtaki astsubaylardan biri bulundukları yerin ne kadar kötü bir yer olduğunu anlatırken şöyle demiştir:

    -ben hakkaride dağda görev yaptım 8 ay ama böyle boktan yer görmedim. buraya ramboyu yollasan körelir. pijama falan sattırırlar allahıma.


    (solitaire - 21 Mayıs 2007 18:27)

  • comment image

    stallone'un yönetmenlik işini kaptığını gösteren bir fragmanı var.

    izledim fragmanı. ilk dikkati çeken hostel, saw gibi filmlerle beyazperde'de iyice aşına olduğumuz açık vahşet sahnelerinin bolluğu. eskiden kafa patlatma, barsak gösterme, vücut parçalama gibi insanlık dışı eylemler direkt gösterilmiyordu. çığlıkla, gerilimle, vs. ile sunuluyordu. ben bu halini tercih edenlerdenim ama artık bir noktaya geldi, tıkandı. herhalde bu yüzden, birde millet bol kanı, vahşeti sevdiğinden artık herbişeyi gösteriyorlar.

    stallone'da geri durmamış, kafa koparıyor, boğaz parçalıyor, barsak deşiyor, dev bir makineli tüfek ile vücut biçiyor. üstelik bunların tamamı ekranda görülüyor, sansürsüz. hatırlayın, eski rambolarda böyle birşey yoktu. eski formatın eskidiğinin ve yeni formatın güncelliğinin farkında sly.

    bu kısım hem dikkat çekici hem mide bulandırıcı, filmin satmasına yardımcı olacaktır orası kesin ama benim asıl baktığım kamera kullanımı, ortam yaratma becerisiydi. stallone imzalı "rocky balboa" küçük bütçesine rağmen bu konuda çok iyidi. mesela, filmin sonundaki maç sahnesi, hafif klip estetiğinde, belki rocky filmleri arasında en iyi maç sahnesiydi; sahnenin sonunda rocky'nin stadtan çıkarken son anda bir hayranının elini tutması ve o anda görüntünün donup, kameranın oraya zoomlaması gibi ince detayları seyretmek kadar hatırlamakta keyifli. john rambo'da, fragmanın sonunda, kamera kullanımı hareketli, aksiyon sahneleri doksanların donuk üslubu gibi değil, canlı, fotografik shotlar sık. bakalım, 80lerin tek kişilik kahraman filmi ruhunu, 2000lerin hareketli kameraları, klip estetiği ile birleştiren, bu işi cıvıtmadan yapan, izlenebilir bir aksiyon cıkabilir.

    sly'ın normalde post olgunluk dönemi sayılacak dönemde iyi işler çıkartması şaşırtıyor. adı ile anılan karakterlere, karikatürize etmeden sahip çıkıyor. bu adamda hep gizli kalan bir potansiyel olduğunu düşünmüşümdür, döneminin starları bir bir söndü, kayboldu. silvester israrla, inatla "ben buradayım, ölmedim" diyor, mücade ediyor, saygı duyorum. kendisini dönemdaşı, eski artist yeni governor, arnıld ile mukayese ederler; arnıld kazmadır, rol yeteneği sıfır bir kişi, eğilmez, bükülmez bir tip. stallone öyle değil, akdeniz havasından herhalde, bir yeteneği var. yıllardır onu göstermeye çalışıyor ama tam başaramıyor. bir "copland" ile hatırlamak yetmez netekim.

    evet, klişe tabi, klişe olacak ama seksenlerin ruhunu batırmayacak, izlenir bir film bekliyorum. fragmana tek itirazım, binbaşı rolünün yerine geçen tipin sönüklüğü. nerde colonel trautman'ın karizması, nerde bu herifin sünepeliği..


    (anoktale - 22 Mayıs 2007 04:04)

  • comment image

    olmuş aksiyon filmi.

    dikkat etti iseniz aksiyon filmini özellikle belirttim.

    stallone, ne diyelim, yaşlandıkça olgunlaşıyor. yazma becerisi olduğunu rocky'den biliyoruz, yönetme becerisi olduğunu 60 yaşından sonra çektiği filmlerle gösteriyor.

    rocky balboa, rocky efsanesini bilmeyenlerin, 80lerde çocuk olmayanların kolay kolay anlayamayacağı muazzam güzellikte bir kapanış filmi olmuştu. elimizden geldiğince yazdık, selam gönderdik, (bkz: rocky balboa/#10447368). bir efsaneyi kapatırken gelen başarı, ikinci bir süper kahramanın öyküsünün devamını getirme şansını getirdi.

    ne yalan söyleyeyim, rambo 2 ve 3 gayet osuruktan filmlerdir ama iyi aksiyon vardır. pek bilinmez ama ikinci filme james cameron'un eli, yönetmen, senarist olarak değmiştir. ilk film ise, yani first blood, özeldir. ayrı bir köşede tutmak lazım, okuyun (bkz: first blood/#12415568). rambo 4 ü ilk duyduğumda pek bir beklentim yoktu ama rocky balboa'nın çok iyi bir film olması, stallone'un işi ne kadar iyi kaptığını göstermesi umutlarımı canlandırdı, beklentilerimi yükseltti . rocky kadar derinlikli, yüce bir dönüş beklemesemde, keyifli bir aksiyon filmi izleyebileceğimi düşünmeye başladım.

    evet, malesef sinemada izleyemedik. bir arkadaşım sağ olsun, çok kötü bir handycam çekimini bulmuş, evinde seyrettik. o yüzden yorumum nihai değil ama ilk fırsatta sinemada izleyeceğimi belirtirim. solid bir aksiyon, erkek filmi olmuş. bir kere süre gayet ideal, 80 dakikalık sürede hiçbir zaman aşımı taşkınlığı yok.(zor ölüm 4 te süre uzunluğundan bayılcaktım) filmin sonuna uzun, tatmin edici bir aksiyon sekansı çakılmış. başından itibaren ara ara küçük aksiyon sahneleri eklenmiş. tek önemli eleştiri kısmı, misyoner tiplerin inandırıcı olmaması, rüya gibi güzel bir hatunun misyonerlikte işi nedir kardeşim. film burma yolculuğuna çıkar çıkmaz hissedilen bir gerilim dalgası ile içine alıyor. genel toplamda heyecan, hareket, gerilim dengesi sağlanmış. malesef teknik işcilik hakkında, izlediğim kaydın kalitesinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle net birşey söylemiyorum. cgi tek sahne haricinde pek kullanılmamış gibiydi, eski usül dublör oyunları kullanılmış, iyi yapılmış. kamera kullanımı, görüntü açıları güzel. stallone bu olayı, hikaye atlatmayı, görüntü derinliği vermeyi iyi kapmış. diyalog çok az, klasik aksiyon filmlerinin klişe muhabbetlerine yakın konuşmalar ama yine taşkınlık olmadığından diyaloglu kısımlar sıkıntı yaratmadan izleniyor.

    genel olarak türünde gönül rahatlı ile tavsiye edebileceğim bir film olmuş. geçen yıl "bourne ultimatum" için yılın en iyi aksiyon filmi demiş, yıl sonunda haklı çıkmıştım. (bkz: the bourne ultimatum/#11064455). bu sefer aynı gönül rahatlığı, güven içinde 2008 yılının en iyi aksiyonlarından birinin bizi beklediğini söylerim. ultimatum gibi komplike değil veya zor ölüm 4 gibi büyük bütçeli, yeni baştan, yepyeni bir bakış açısı ile değil, old school bir filmle karşı karşıyayız. mukayese ettiğimiz filmlere nazaran kısıtlı bütçesi var, en iyi şekilde değerlendirilmiş.

    80lerde çocuk olan kuşağın çok seveceğini, bayılacağını belirterek entryi kapatıyorum. iyi seyirler.

    --- spoiler ---

    finalde "it is a long road" u duymak isterdim, çalmadılar. "yuvamıza döndük ama son filmde değiliz", demek olabilir. devamını merak etmiyorum diye yazsam yalan olur.

    ---
    spoiler ---

    ne varsa eskilerde var, yaşlı tilkilerden hep korakacaksın. teşekkürler sly, rambo 5'te görüşmek üzere.


    (anoktale - 29 Ocak 2008 02:08)

  • comment image

    yine klasik olarak ramboya gelinir bir şeyler istenir ve yine rambo en klasiğinden ilk önce yüz vermez ama kifayetsiz bir insan olan rambo dayanamaz ve yardıma gider..

    --- spancbap---

    bu sefer istenilen yardım gel şunları kurtar babında değil.. gel sadece bize venedik havası yaşat şeklinde oluyor.. john rambo misyonerlere bir tür klavuzluk yapıyor ve istedikleri yere sağ salim götürüyor.
    iyice kürekçiliğe ısınan rambo bu seferde misyonerleri kurtarmak için gelen bir kaç lavuga klavuzluk yapıyor. ama bu sefer kimseyi orada bırakmamaya kararlı bir rambo ortaya çıkıyor ki zaten "who am i" diye kendine sürekli sorarak kürekçi miyim ben lan yoksa rambo mu diye telkinde bulunuyor ve ramboyum ben lan diye okları sıralayarak aksiyonu başlatıyor.

    filmin sonunda kötülerin esas adamını öldürme şekli şahsımca ilk önce çok hafif oldu be hacim şeklinde yadırgansa da, piçin yere düştükten sonraki yuvarlanışı ve belinin neredeyse kopacakmış gibi görünmesi beni gayet de hoşnut içinde bırakmıştır..

    --- spibpulatsa ---

    şunu demeden es geçemeyeceğimki hakikaten de güzel bir rambo filmi olmuş diğer filmlerinin konularına göre daha lokal kalmış ve böylece diğerlerine göre gerçekçiliği de fazlasıyla yakalamış.. 5 'i de gelsin 6 'sı da kendini izletir..
    ayrıca roberto carlos 'a da yaşlı demişlerdi ama adam taş gibi oynuyor..


    (pipicik ve pusicik - 2 Şubat 2008 06:52)

  • comment image

    john rambonun gerek yasi gerekse degisen dunyaya ayak uydurmasi icin pek bi rasyonalize edillip "one meannn" doneminin bittigi, sozun ozu rambo filminde ramboluk yapmadigi bi film.

    benim adima filmde gormekten en hosnut oldugum sahne, rambonun flashbackler esliginde kendisini ve gecmisini sorguladigi sekansta, muhtemelen first bloodin orjinal finali olan albay trautman tarafindan vuruldugu sahneydi. acikcasi geriye alip alip baktim montajlanmis gibi durmuyor, albay baya baya 30 cm den bogrune sikiyor kursunu. bunu bir dvd ekstrasi olarak degil de orjinal filmin icinde gormek sasirtici oldu.

    yine asfaltin ustunde, yine yesil ceketi ve solmus kirmizi t-shirtu, sirtina vurulmus yesil asker torbasiyla arz i endam eden john rambodan daha iyi bir final sahnesi de olamazdi sanirim. bir nesle idolluk etmis ihtiyar ama dik bir adamin direnisini izlediniz... olunce alay edersiniz, simdi degil.


    (sanborn - 7 Mart 2008 12:35)

  • comment image

    en son burma'daki hallerini gördükten sonra kendisine iki çift laf etmek istediğimdir rambo denen bu şahsiyet.

    rambo, can rambo;

    arkadaşım yıl oldu 2008. senin yaşında dut ağacı kalmadı ama görüyorum ki sen hala yok ordan hoplayayım, yok burdan ok atayım, efendim çamurların içinden çıkayım çekik gözlülerin aklını alayım, hala serserilik, asilik, eşkiyalık peşindesin. yakışıyor mu senin yaşında adama? üst baş kir pas içinde, ne evleneyim yuva kurayım demek var, ne bir meslek sahibi olayım, sigortam olsun demek var, ne bi kooperatife yazılmak var... böyle olmaz evladım. bak tertibin arnılda. hiç diyor mu yok efendim ben conan'lık yapacam, vay efendim terminatör'lük edecem diye? yasladı sırtını devlet kapısına, maaşı var, sigortası, lojmanı, ikramiyesi her bir şeyi var. çekti lacileri tiril tiril geziniyor. hiç değilse bir meclise girdiğinde hürmet görüyor. sen şimdi bu perişan halinle hangi mecliste kabul göreceksin? misal kız isteyeyim desen, hangi baba sana kızını verecek? bu böyle gitmez benden söylemesi. yarın öbür gün elden ayaktan düştüğünde ne yapacaksın? ne bir sigortan var, ne yerin yurdun belli, ne sana bakacak eşin çocukların var. bugünden tezi yok kendine bir çekidüzen ver derim ben. bak yarın iş işten geçtiğinde başını taşlara vurursun. o zaman kaba abim demişti dersin. hem demeyeyim demeyeyim diyorum ama söylemezsem çatlarım. oğlum öyle artislik peşindesin ama memeler sarkmış lan ahahaha.


    (kaba simsek - 13 Mayıs 2008 16:18)

  • comment image

    azerice dublajı tarihe geçmiştir. hemen (hatırladığım kadarıyla) diyalogla pekiştiriyorum.

    - heey rambo sigaret çekirseen?
    - yoh çekmirem, 1978 senesinden beri idmanla uğraşirem.

    kafaya dank etmesi: rambo değil rocky idi sanırım lan.


    (weekend warrior - 9 Şubat 2010 01:07)

  • comment image

    lise sondaydım. dersaneye gidiyordum. yine bir okul sonrası dershanede tenefüs vakti. üç arkadaş bahçede duruyoz muhabbet ediyoruz. birden 20-30 kişilik bir güruh geldi bahçeye. bizim gibi öğrenciydi onlarda. ''şu muydu lan?'', '' bu herifti işte'', ''sikeriz olm'' gibisinden konuşarak üçümüzün etrafını sardılar birden. iki arkadaşımı çekerek götürmeye başladılar sandım önce. meğerse onlar başlarında kalabalıkla duruyolarmış. bi şey beni tutmuş ensemden çekiyomuş asıl. bi şey diyorum çünkü beni bu hızla oradan çekebilen şey insan olamazdı.

    değilmiş de zaten. kafamı biraz geriye döndürebildiğimde dikembe mutombo nun biraz kilolusunu gördüm. beni dershanenin arkasına sürükledi. döndürdü ve duvara yapıştırdı. boyunu tam olarak seçemediğim ve eninin benim kadar olduğunu düşündüğüm bu canlıyla başbaşaydım artık. ''sen miydin laaaaaaan'' diye bağırdı eğilerek. gerçi eğilince bile baya yüksekteydi kafası. o öyle bağırınca baskı altında ifade vermek ne demek anladım. işkence ile itiraf neymiş öğrendim. ''bendim'' diyeyim ve bitsin o an istedim. elinin içinde erik kadar kalacak olan kafamı sıksın ve öleyim istedim.

    sonra gözüm adamın elindeki küçük bira kutusuna ilişti ve beynimde bir şimşek çaktı. demek o da birayı ısınıyor diye ufak içiyordu benim gibi. muhtemelen barda da 33 lük istiyordu. tam bu vesileyle bir diyalog kurmaya yelteniyordum ki 50 cl. yazısını gördüm. adamın eli yüzünden küçük sanmıştım kutuyu ne yazık ki.
    bir kez daha haykırdı. ''sen miydin dedim laaaaayyynnnnnnn'' diye.

    benim bu adama zarar verebileceğim tek yer taşaklarıydı. var gücümle bir tekme savursam kaçacak zamanı kazanabilir miydim? yoksa yaralı yaban domuzuna dönüşüp beni dövmek suretiyle bir antrikot kıvamına getirmesine mi yol açardım? zamanım azalıyordu, kanlı gözleri uzaklardan bana bakıyordu. ''kim ben miyim abi, nası yani?'' dedim zaman kazanmak için. ''yan mahallede kız arkadaşıma asılan sen değil misin?'' dedi. ''abi ben iki saattir dersteyim burada, hocalara soralım istersen. hem ben kimsenin sevgilisine efendime söyliim bacısına asılmam. biz de semt çocuğuyuz'' dedim bir nefeste.

    hımmppffffssssssss diye bi nefes aldı. eğildi boynuma sarıldı ve ''özür dilerim'' dedi. dostlar o an öyle bir andı ki anlatamam. herifin ağırlıyla makosen pabuclarım kayıyor, bu sevgi dolu sarılışı taşıyamıyordum. bir dershane bahçesinde, benden özür dileyen bir boz ayıyla sarmaş dolaş duruyordum. kelimelerimi çok özenli seçmeliydim. aniden sinirlenirse tek tokatta pekmezimi akıtabilirdi. ''çok seviyom onu ondan oluyo'' dedi birden. ışığı görmüştüm, yol açılmıştı...

    ''kara sevda abi'' dedim. ''keşke onu nasıl sevdiğini anlasa''. dikildi birden, ''gel be kardeşim'' diyip koluma girdi. kolkola dershanenin önüne doğru yürümeye başladık. ön tarafta arkadşlarım çevreleri sarılı duruyorlardı, ''bırakın lan adamları'' diye haykırdı abi. mına koduumun herifleri roma ordusu gibi dizildiler birden. bu nasıl bi disiplin amk diye düşündüm bir an. arkadaşlarımın yüzünde beni tekrar hem de tek parça olarak görmenin sevinci vardı. ''kusura kalmayın arkadaşlar bir yanlış anlaşılma olmuş, güzel kardeşimle konuştuk hallettik'' dedi ve o kocaman yüreğinin peşine ordusunu katarak hiç tanımadığım birisinin anasını skmek için tekrar yola düştü.

    o gece ve takip eden pek çok gece yatağımda yatarken kurduğum hayallerde ben bu herifi çok pis dövdüm. yoda gibi etrafında zıplıyor yumruk manyağı yapıyordum. beowulf gibi üstüne tırmanıp gözünü çıkarıyordum.
    eğer yetenekli bir yazar olsaydım bu olayı çok güzel bir şekilde rambo ya bağlayacaktım ama o kalibre bende yok. çapım yetmiyor. o yüzden işte böyle önceden uyararak afedersiniz yarrak gibi bağlıyorum.

    işte benim her gece bu hayali dövmelerimdir bu rambo filmleri. vietnam'dan götün götün kaçan askerlerin intikamını alır rambo. olmadık şekillerde ağızına sıçar. daş atıp helikopter falan düşürür. tabi benim böyle bir bütçem olmadığı için filmini çekemedim hayali dayak atışımın. gavur yapıyo abi.


    (lalalanoluyola - 4 Eylül 2010 17:00)

  • comment image

    "first blood" filminden:
    (rambo karakolu toz duman edip ormana kacmistir. serif ve onlarca adami askerlerle birlikte onu ormanlik alanda kusattiklarini dusunmektedirler. rambonun unlu onu cok seven komutani gelir...)

    serif - cok gec albay, simdiden sonra onu koruyamazsiniz. kapana kisilmis durumda.

    komutan - ben ramboyu korumaya gelmedim, sizi rambodan korumaya calisiyorum.


    (feanor - 3 Ocak 2003 22:42)

  • comment image

    grup vitamin'in yarmi$ eglenceli $arkisi

    "sek sek basaraktan, kaldirima kusaraktan, balgamlari ataraktan geeel <chorus: geeeeeel> hem yumu$ak hem hesapli, icinde bir aayi sakli.." deli gibi napster'da aranilan ama tek ornegi olmayan urun.


    (kusmuk - 14 Mayıs 2001 17:46)

  • comment image

    rambo'nun sava$ bitip kasabaya döndükten sonraki ilk sahneler takdir-e $ayandır. rambo'ya burada ikinci sınıf vatanda$ muamelesi yapılmı$ ve dayak yemi$ rambo'da buna icerleyip kasabanın tabir-i caizzse amına koymu$tur. nerdeyse 75 adam hacamat etmi$, 15-20 polis arabası ve sayısız dükkan'ı darmaduman ettikten sonra bir magara icerisinden albay thurtman'a söyledigi rambo'nun beyin saglıgını anlamamız acısından önemlidir. unutulmazdır..

    -ilk kanı onlar akıttı efendim!


    (ich - 11 Şubat 2006 11:03)

  • comment image

    garip bir kahramanlik anlayisi vardir rambo nun.. biraz salaktir acikcasi, soyle ki gidip belayi kavgayi kendi bulur.. ilk kan'da gider sehre, serif buna ozetle der ki:
    "olm git lan, istemiyoruz seni burda, bela misin?"

    simdi hangi normal insan olsa basar gider, ne ugrasican manyak polis memuruyla, kaldi ki gittigi sehir de bi las vegas bi san diego olsun, yok allahin unuttugu portland mi her neresiyse iste.. sen tuttur ben burda durucam diye al sana rambo 1.. bu herifler de pesine duser sonra.. olm john desene ben savas kahramaniyim diye bastan, yok illa cool olucak bizimki.. yani oyle salakliklar yapar ki bazen valla kasten sinirlendirmek icin yapiyo dersiniz, soru sorarlar cevap vermez ya, olm john kahraman olmussun da adam olamamissin demezler mi adama.. ilk kan da bi ara polisi tuttugumu biliyorum..

    basta belirttigim gibi ona buna satasir basa bela olur rambo.. cunku konusmaz iletisim problemi vardir.. her neyse 2 ve 3. bolumlerde de zaten savasa gider, 3 de afganlara yardim eder, bir savas manyagidir sever savasmayi dalasmayi, bazukayi bize o ogretmistir, ucaksavari o kadar konsantre kullanir ki bazen unutur niye ates ettigini, kafasinda yirtik bandana, kaslar okuz gibi sismis, goz kapaklari yariya inmis, alt dudak s seklini almis manyak konsantredir ucak patlasin hala devam eder ates etmeye.. manyaktir.. rambo kafayi yemis sekilde ucak savarken ingilizce bilen bi afgan soru soruyo diyelim:

    afgan vatandas: hayrola john, gitti olm ucak indirdin ya
    john: tatatatatatatatatatatatata tatatatatatatatata
    afgan: john diyorum,
    john: tatatatatatata
    afgan: ulan bari kafayi cevir de yuzume bi bak be hayvan,
    john: tatatatatatatatatata (yavasca kafayi cevirir afgana ama ayni anda devam eder taramaya) tatatatatataatatatata (sonra kafayi geri cevirip devam eder ayni konsantrasyonla)

    hani az ve oz konusan tipler vardir ya oyle degildir rambo, sadece az konusur o kadar.. valla ben pek anlayamadim rambo'yu, hayatim boyunca bi yakinlik kuramadim, ama bicok insana hatta millete iyiligi olmustur tabi..


    (sgt pepper - 13 Şubat 2006 04:14)

  • comment image

    tdk sözlüğünde kendine yer bulmayı başaran öz türkçe kelime.

    http://www.tdk.gov.tr/…luk/sozbul.asp?kelime= rambo

    ayrıca itinayla (bkz: ranbo)

    edit: bu entri yazıldığında, tdk sözlüğünde "rambo" kelimesinin karşısında "savaşçı" yazıyordu. şimdi ise böyle bir kelime bulunamadığı uyarısını veriyor. yakında kendi nickini de türkçe sözlükte görebileceği hayaliyle uykulardan uyanan stitch, "acaba rambonun sözlüğe girişi mi hayaldi?" korkusuna kapılıp minik bir araştırma yapınca, tdk'nın yediği haltlardan ve buna müdahalelerden haberdar oldu...


    (stitch - 1 Temmuz 2006 11:02)

Yorum Kaynak Link : rambo