Süre                : 1 Saat 35 dakika
Çıkış Tarihi     : 03 Ocak 2014 Cuma, Yapım Yılı : 2014
Türü                : Drama,Aile,Gizemli
Ülke                : Türkiye
Yapımcı          :  Giyotin Film , Karavan Film
Yönetmen       : Ramin Matin (IMDB)
Senarist          : Emine Yildirim (IMDB)
Oyuncular      : Suna Selen (IMDB)(ekşi), Mehmet Ali Nuroglu (IMDB)(ekşi), Emre Yetim (IMDB), Ibrahim Selim (IMDB), Ipek Türktan (IMDB), Esra Bezen Bilgin (IMDB)(ekşi), Bertrand Glosset (IMDB), Elif Tasçioglu (IMDB)

Kusursuzlar ' Filminin Konusu :
Çeşme, İzmir. Mayıs’ın son günleri. Güneş şimdiden kavurmaya başlamış, geceler Çeşme’nin meşhur rüzgarıyla sarsılıyor. Turist sezonu daha başlamamış. İstanbul’dan gelen iki kız kardeş, Lale ve Yasemin bir kaç ay önce vefat etmiş anneannelerinin Sakızlıkoy’daki yazlığında tek başlarına kalıyorlar. Öykü; kardeşlik ilişkilerine, beraber büyümenin getirdiği rahatlığa, bu rahatlığın yarattığı güvenceye ve kan bağı haricinde çok az ortak yanı olan iki insan arasındaki ilişkiye dayanıyor.İki kardeş gün içinde, yarımadayı arabayla geziyor ve ıssız plajlarda uzanıp tembellik yapıyorlar. İlk başta her şey çok güzel gözüküyor, hava berrak, deniz pırıl pırıl ve belde huzurlu… Ancak bu ilişkide tuhaf bir gerginlik var. Yavaş yavaş sorular sorulmaya başlanıyor: Bu iki ş ehirli kadının Çeşme’ye gelmelerinin asıl sebebi nedir? Birbirleriyle alıp veremedikleri nedir? Aralarında sakladıkları sır su yüzüne çıktığında çok önemli bir karar vermek zorunda kalacaklar:Yollarını ayıracaklar mı, yoksa gerçekleri beraber mi göğüsleyecekler?


  • "ne göklere çıkarılacak kadar iyi ne de yerin dibine sokulacak kadar kötü olmamakla birlikte izlenebilitesi var filmin."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bir "kadın filmi"ne göre biraz erk bir dil kullandığını hissettiğim, didaktik diyaloglar ile seyircinin hissiyatını manipüle ederek, filmin duygusunun izleyiciye geçmesini istemeden de olsa kısmen engellediğini düşündüğüm film. gerilim, film boyunca artarak ritmik bir şekilde devam ediyor ve bunda da başarılı oluyor. bir de iki kız kardeşin ilişki dinamiğini de genel olarak gayet iyi anlattığını düşünüyorum aslında. ama işte toplamına bakınca bi tam olamadı benim için. ha bir de final de biraz kör göze parmak olmuş sanki. neyse... izlemekte fayda var kanımca.


    (camelf - 5 Ocak 2014 23:59)

  • comment image

    şahane oynayan iki kadın oyuncusuyla hayran bıraktı beni kendisine. ramin matin, hiç sarkmayan sekanslarla örülü, neredeyse ''kompakt'' denilebilecek doğru düzgün bir senaryoyla, göz doldurucu ışık kullanımı ve etkileyici ses tasarımının da yardımıyla çok iyi bir iş çıkarmış. kesinlikle bir kere daha sinemada seyredeceğim, çünkü çok lezzetli geldi. çok iyi filim.

    son dönemde türk sineması, orta yaşlı ve genç yönetmenleriyle tam anlamıyla uyandı. bu, mutluluk verici.


    (zaman sokaklarda kayboluyordu - 6 Ocak 2014 18:08)

  • comment image

    frances ha'nın sonunda nasıl yere çakıldıysam aynısı kusursuzlar'da da oldu. oysa ki daha ilk dakikalarından bu kadar konsantre olup içine girebildiğim türk filmi sayısı çok az.

    filmin anlatmaya çalıştığı çok şey var ve bunu son on dakikaya kadar derli toplu yapıyor.

    --- spoiler ---

    kardeş olmanın sanrıları var (özellikle abla olanlar ne demek istediğimi daha iyi anlar, o sorumluluk duygusunu anlatmamın mümkünü yok) kadın olmanın zorlukları var, sonra türkiye'de gece yarısı tek başına yürüyüşe çıkmanın bir kadın olarak ne kadar radikal ve zor alınan bir karar olduğu...vs. tüm bunları son derece titizlikle yerleştirmişler filme. bu çok hoşuma gitti.

    komşu haluk da hiç gereksiz değildi. yasemin haluk'a sexually attracted olurken lale'nin yaşadıkları sonrası güvenebileceği bir erkek görmesi ve haluk'u aralarında buna rağmen paylaşamamaları kardeş olmanın sanrılarındandı bence.

    plajdaki erkeğe yasemin'in tavrını not etmek istiyorum. diyebilirim ki o sahne benim için masumiyet'teki haluk bilginer tiradı kadar ağzıma sıçan bir sahne oldu.

    arada çemberimde gül oya'dan beri görmediğim mehmet ali nuroğlu'nu görme mutluluğunu yaşadım ki bence film içerisindeki en gereksiz karakter de ne yazık ki mehmet ali'ye rağmen ferit'ti.

    sene 2014 hala böyle sevgiliyi görmek istemiyorum çünkü moralim çok bozuk ama aslında o da it oğlu itmiş mesajı koymasınlar şöyle güzel filmlere ya.

    ve sonra muhteşem bir arka planda geçen kapanış diyalogu. iyi güzel hoş da film boyunca söylenmese de vuku bulduğu bilinen tecavüzün sözcüklere dökülüşü..vs. olmasa daha iyi olurdu yine bence.

    yoksa erkek dolu dolmuşa binip birbirlerinin yanında olduklarını bilmenin güveniyle eve doğru yola koyulmaları son derece manidardı.
    ---
    spoiler ---

    ama asıl güzel olan deniz, deniz, deniz...


    (phoebe buffay - 8 Ocak 2014 22:29)

  • comment image

    --- spoiler ---

    ocak ayının ortasında, istiklal caddesi'nde bize ilkyazı ve çeşme'yi yaşatmış filmdir. genel olarak çok güzel bir filmdi, ama soruların cevaplandığı ve bence oyunculukların doruğa çıktığı son kavga sahnesi beni derinden etkiledi ve işledikleri cinayetinin sebepleri-sonuçları üzerine düşüncelere götürdü. ışık olarak sadece arabanın uzun farlarının kullanılması bana bir zamanlar anadolu'da karanlıkta ceset aradıkları sahneleri anımsattı. ayrıca alaçatı'nın durmak bilmeyen rüzgarı da son sahnede çok güzel kullanılmış, bunu da eklemek gerek.

    ayrıca film boyunca arabanın çok güzel bir imge olarak kullanıldığına da değinmek gerek. filmin başında arabanın ikaz sinyali vermesi güzel bir foreshadowing örneği. arabanın tutukluk yapmasını, lale'nin gidip gelen psikolojisiyle özdeşleştirmek de mümkün. evin önünde arabanın marşına bastıkça çalışmaması ve daha sonra yan komşu kerim'in gelip "biraz bekleyin, sonra tekrar deneyin" demesinden sonra bu tavsiyenin gerçekten işe yaraması da, kerim'in lale'yi hayata döndürmek için ne denli önemli bir rol oynadığını gösteriyor. yasemin'in bu ikaz sinyallerini devamlı görmezden gelmesi ise, lale'yi yıllarca arayıp sormaması ve tek başına bırakması üzerine bir metafor aslında. en son sahnede arabanın tamamen durması ve lale'nin "burada her şey bozuk" laflarıyla birlikte film boyunca beklediğimiz duygusal patlamayı yapması da, yasemin'in ihmalkarlığının lale'nin hayatında nasıl sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.

    ---
    spoiler ---


    (birkibirkibirkibirkiuc - 11 Ocak 2014 23:13)

  • comment image

    sonuyla pik yapmış film olarak göze çarpan yapim. başından sonuna kadar belli bir ivmeyle gerilimi yükselmiş ve aslında bu ülkede kadın olmanin ne demek olduğunu hikayenin alt metninde oldukça iyi anlatmış film de diyebiliriz. filmde bir kaç noktanin gizemli bırakılması seyirciyi düşünmeye sevk ediyor.


    (murvermeyvesi - 12 Ocak 2014 22:27)

  • comment image

    vasat bir film.
    bu kadar didaktik göze sokan şeyler yapmasanız olmuyor mu?

    abla rolündeki hatunu 'önce bir boşluk oldu kalp gidince ama şimdi iyi'de izlemiştim seneler önce ve çok beğenmiştim "ne kadar iyi bir oyuncu" diye düşünmüştüm. bu filmde aynı rolü aksansız oynamış. demek ki bunu oynayabiliyor sırf, ki bence oyunculuk aynı karakteri aksanla oynamak değil karakter yaratabilmektir.. ama ben anlamıyorumdur oyunculuktan da, ödül alan oyuncumuz da buysa..

    --- spoiler ---

    karakter tv karşısında uyurken melih gökçek'in kürtaj beyanatı duyulsun, ikinci gece uyurken ise türkiye'de kadın cinayetleri istatistiği paylaşılsın. kadın filmi.

    woooow kadın filmi çekmişler. woow müthiş film çünkü odak kadındaydı! wooow bikiniyle bedenlerinden utanmadan ekrana çıktılar wooow. (türk olmayan bir film için bunlar övgü olabilir mi yaa?)

    1- 45 dakika boyunca çalıp da açılmayan telefon yabancılaştırma öğesi diildir. pek sevgli piriniz nbcniz de bunu 3 maymunda yıldız tilbe melodisiyle yapmıştı. eh eytere beah yaaa.. yapmayın şunları işte. repetitif sesle, çalıp açılmayan telefon klişesiyle yabancılaştırma falan yapmayın. yapıldı bitti bunlar yaa. 2014teyiz.
    2- ciyak ciyak bağırmak sinir krizi ya da iyi oyunculuk değildir, gürültüdür. sinir krizi geçiren ve bağırıp çağıran karakter güçlü bir karakter kompozisyonu çizmez ya da kendiliğinden derin olmaz. psikolojik altyapısını böyle kuramazsınız karakterin. uzaklara bakarak da olmaz o iş.
    3- madem sembolik takılıyorsun o zaman sonunda seri katil filmi ya da stv ibret kuşağı gibi açıklamayacaksın. "o adam bana tecavüz etti ve sen yetişemedin sonra da onu öldürdün abla!!", "sen ne kadar bencilsin ya ben birini öldürdüm senin için".. bu ne? woow metafora gel araba artık bozulmuştu, bozuk arabanın farları gizlenen karanlıkları aydınlatıyordu. flashback yap bişiy yap madem..

    pasif agresif uzun sessizlikler üstü sinir krizsel patlamalar!
    azıcık psikoloji okuyun yaaa.. bu kadar klişelere oynamayın..

    ama işte izleyici de bunu istiyor napacaksın.. wooow ne kadar yaratıcıydı tecavüze uğrayan karakterin babaaanne kıyafetleriyle kadınlığını yadsıması, wooow amerikada bulunduğunu strand çantasından anladığımız abla tepkisini nasıl da sahilde sanki erkeği siker gibi cinselliğini dışavurarak yaşadı, wooow yanına gelen teyze nasıl da toplumdan kaçılamayacağını gösterdi, wooow abla kardeş arasındaki rekabet nasıl da diyaloglara yansımıştı(!) (karikatürize oluşuna falan girmiyorum).. woow denize girme metaforu, wooow telefonları açılmadığından atlayıp başka şehre gelecek düşkünlükteki sevgilinin "ben bir geceliğine bacaklarını açtığın yabancı diilim" diye bağırması (bu nasıl bir karakterdir ya, bu nasıl bir replik, tutarlılık, mantık??) üzerine gelen kötü oyunculuklu sinir krizinin katarsisle denize girmeye varması.. woow bozulan boruları tamir edenler erkek woow bozulan arabadan anlayan erkek, her yer bozuk her yer erkek wooow..

    öeh ya.

    wooow o sondaki "türkiye toplumunda kadının yeri"ne vurgu yapan müthiş (!) dolmuş sekansı da nasıl çılgındı.. ağır ağır yol alıyorlardı kadınlar bir köşede bir sürü erkek diğer köşede woooow.
    ---
    spoiler ---

    böyle izleyiciye böyle kadın filmi.. napalım..

    demek daha iyisi de çekilemiyor ki ödül alıyor ama bari şu işlere güzel muhteşem şaheser falan demeyin.


    (pati - 17 Ocak 2014 10:56)

  • comment image

    klasik tabirle ''sanat'' filmlerinde mütemadiyen sembolizm,metafor aramayı,arayıp bulunca onları inci gibi dizmeyi film izlemek sanan insanları anlamıyorum.he yönetmen bunları yapmıştır ayrı konu ama benim nazarımda çokta fifi.demin izlediğim film gayet eli düzgün ve etkileyici bi filmdi.iki kadın oyuncuda çok başarılıydı.


    (tutiyancek - 3 Temmuz 2014 02:42)

  • comment image

    senaryosu emine yıldırım'a ait bir ramin matin filmi.

    iyi anlaşamadıkları, içlerinde geçmişten gelen söylenmemişliklerin olduğu baştan belli olan iki kız kardeşin tatil için gittikleri yazlıkta dile dökülmemiş gerçeklerle yüzleşmesinin anlatıldığı filmin hikayesi oldukça sağlam. filmin başından itibaren izleyicinin merak duygusu tırmandırılıyor. ipek türktan kaynak'ın özellikle esra bezen bilgin'in oyunculukları kendilerine hayran bıraktırıyor.

    kadınların birbirine aksettirdiği kıskançlık, intikam yüklü davranışların derininde dışa vurulmamış başka bir şeyin olduğu hissettiriliyor. bu iki kız kardeşin yüzleşmesi bana bergman'ın "çığlıklar ve fısıltılar" ini anımsattı diyerek kıyaslama klişesine de bulaşayım.

    senaryonun bir kadın tarafından yazıldığı, filmin bütününe akseden kadın ruhundan belli oluyor. çünkü kadınlar gerçekten kadın. her yönüyle capcanlı karşımızda.
    toplumun kusursuzluk rolünü biçtiği kadınlar. . kadınlardan beklenen kalıplaşmış davranışları ve kadınların kusurlu hayatları içinde var olma çabası. ataerkil baskının içinde yalnız ya da bir başkası ile normal bir hayatı sürdürmek istemeleri.
    kadınların bu var olma çabası içinde karşılaştıkları ve karşılaşma ihtimallerinin olduğu güçlüklere karşı hissettikleri korku, en çok da lale'nin " burada her şey bozuk" cümlesiyle haykırıldı sanki.
    hissettiğimde yanılmadığımı ramin matin'in filmle ilgili söyleşisinde filmin, kadınların toplumda karşılaştıkları tehlikelere, artan kadın cinayetlerine, devletin korku imparatorluğuna karşı bir kadın haykırışı olduğuna dair sözlerini okuyunca "ahh biliyordum" tebessümü ile anladım.
    her ne kadar sonu daha sert bitirilebilecekse de yani kadınları oraya kaçıran şeyin altının biraz daha desilerek birikmiş duyguların daha vurucu ifadelerle dışa vurulması sağlanabilcekse de velhasıl eksik bir finale sahip olsa da izlediğim en iyi yerli filmlerdendi. emine yıldırım'ı çok sevdim ve filmin ruhu için onun adına, zarifoğlu'ndan da özür dileyerek "orası neresi burası bir kadın" dedim.
    kesinlikle izleyin derim ve tavsiye eden badiye de teşekkür ederim.


    (patsiga - 28 Temmuz 2014 22:49)

Yorum Kaynak Link : kusursuzlar