• "cs_italy'nin film sürümü. uzatılmış bir kol saati reklamı. bari george clooney yataktan "my hair?!" diye fırlasaydı.."
  • "nuri bilge ceylan aksiyon filmi cekse nasil olurdunun cevabi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bu filmi nefes nefese bir aksiyon beklentisiyle izlerseniz çok büyük hâyâl kırıklığına uğrarsınız. ancak aradığınız retro bir thriller, hatta biraz da dramsa the american sizin için biçilmiş kaftan. filmin ağır ağır ama kendinden emin adımlarla ilerleyen, adeta ilmek ilmek dokunan temposunun sabırsız seyirciyi sıkabileceğini kabul etmek lâzım. ancak sabreden dervişleri muazzam bir seyirlik bekliyor, benden söylemesi.

    --- spoiler ---

    jack'in hikâyesinin sonu başından belli. o adeta ömrünü biraz daha uzatmaya çalışan bir kelebek. eski kafalı tetikçimiz, mekaniğe yatkın olduğu kadar, yeni nesil makinalara uzak. silâhlar yapabiliyor ancak cep telefonlarından hoşlanmıyor. köklü avrupa'nın içine düşmüş, geçmişsiz bir amerikalı. çaresiz, italya'nın o küçücük köyünde bile kendine bir kimlik yaratma çabası içine giriyor. patronunun aksi yöndeki nasihatlerine rağmen kendisine oracıkta iki dost ediniyor: biri rahip, diğeri de fahişe. seyirci bütün bu çelişkiler yumağı içinde sersemlemiş, paniklemiş jack'in kendi sonuna doğru yürüyüşüne tanıklık ediyor.

    ---
    spoiler ---

    bu noktada aksiyon sevenler kadar, george clooney'nin büyüleyici gülümseyişini bekleyen hatun kişileri de filme hazırlamak gerek. clooney bu filmde de pek tabii ki muhteşem. mütemadiyen mekik, şınav, barfiks çekiyor -üstelik her defasında yarı çıplak. ancak er kişinin o meşhur kendinden emin çekiciliği bu filmde çok da silik bir şekilde tezahür ediyor. bu sefer kendinizi zat-ı şahanelerinin depresif moduna hazırlayın. ama inanın böylesi bile tadından yenmiyor.

    dünyanın en yüzeysel kadını yorumlarını bir kenara bırakacak olursak, belki herkesten daha çok alkışı hak eden, yönetmene de değinmeden geçmemeliyiz. fotoğrafçılık geçmişinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanan anton corbijn, hiçbir kareyi boş geçmiyor. malzemesi de italyan kasabası castel del monte'nin muhteşem manzarası, dar ara sokakları ve george clooney'nin muazzam stilize, karakteristik duruşu olunca, ortaya gerçek bir görsel şölen çıkıyor.

    the american büyük ve iddialı bir film değil, bir başyapıt hiç değil. ama kesinlikle nokta atışı yapan, stil sahibi bir minimalist thriller. bu tarzı sevenler a single man'i de sevmişti.


    (gosalyn mallard - 11 Eylül 2010 00:45)

  • comment image

    fiat tempranın george clooney kadar başrolde olduğu filmdir.
    ayrıca benzine acımayıp temprayı sürekli power lambası yanık kullanmıştır. her sahnede fırlayıp "hacı çok yakar tüp taktır çok rahat edersin" diye uyarmak istedim kendisini. zaten filmde de heyecan yaratan tek nokta bu olmuştur benim için. ama hatun güzeldi. yaşı vardı biraz tabi ancak göğüslerde hafif sarkıklık ve selülitlerin bolluğu yine de vücudun orantısal güzelliğini bozmamıştı.

    bu arada m14 piyade tüfeğini sniper olarak kullanmaya özenen arkadaşlara battlefield vietnam oyununu tavsiye edebilirim. ama filmdeki kadar performans beklemesinler tabii...


    (the ultimate driving machine - 23 Eylül 2010 23:43)

  • comment image

    müthiş ağır tempolu fakat şimdiye kadar izlediğim en gerçekçi hitman filmiydi heralde. bir de italya ve isveç gibi 2 tane çok sevdiğim ve yaşamak istediğim ülkelerde yapılan çekimler muhteşemdi. isveç'in o uçsuz bucaksız doğası ve italya'nın kendine özgü kasabaları, sıcak insanları ve yeme&içme kültürü. tüm bu çevre bir tetikçinin etrafında döndüğü için film haliyle de izlenebilir oldu benim için. bir de o yardımcı hatun casting'ini yapan arkadaşları canı gönülden tebrik ediyorum. o ablalar neydi öyle, her biri ayrı bir diva.


    (wrangle - 24 Eylül 2010 00:39)

  • comment image

    afişi kesinlikle kendisini temsil etmeyen film. afişe bakınca insan james bond tarzı bi film bekliyor fakat filmde aksiyon yok denecek kadar az. yine de izlemeye değer bi film o ayrı. hele ki italyadaki o muhteşem kasaba görüntüleri için kesinlikle gidilmelidir.

    (bkz: castel del monte)


    (venustas - 25 Eylül 2010 20:46)

  • comment image

    fiat tempra'nın ne denli zamanın çok çok ilerisinde bir otomobil olduğunu gördüğümüz film. o efsaneleşen iç tasarımı ve dijital gösterge paneliyle özellikle gece çekimlerinde filme son derece karizmatik bir hava katmıştır.


    (sercomputer - 3 Kasım 2010 01:58)

  • comment image

    beyazperde.com izleyici yorumlarını ve yorumcularını başlığı altında toplamış olan leziz bir filmdir. yahu arkadaşım madem sinemaya gidiyosunuz internet denen bi nimet var otur aç nasıl bir film olduğunu öğren öyle git filme di mi yahu...senin kafandaki siktiriboktan prototip filmlere uymuyor diye bir filmi niye suçluyosun ki. unutma ey izleyici filmi sen seçip izliyorsun bu nedenle senin zevkine uygun olup olmadığını bi zahmet oku öğren sonra hiç aksiyon yok yeaaa çok sıkıcıydı deme...


    (zoltan putatapan - 11 Aralık 2010 16:50)

  • comment image

    kaz dağlarında gezerken rastlaştığım 1924 mübadelesinde kaderine terkedilmiş taş köylerinin bir benzerini anımsattı film.

    amerikano, isveç'te bir suikast gerçekleştirir,
    suikastın ardından vakit geçirmek için bir hatun bulur,
    tepeden tırnağa ıssızlığın ortasında, karın beyaz denizinde yapayalnız takılırlarken iki iz sürücüyle karşılaşır.
    amerikano ilk izciyi hakladıktan sonra içgüdülerinin sesine kulak verip, aşk yaptığı kadının canına kıyar,
    john le carre adında bir yazarın söylediği gibi, bir casusun hayatında tesadüf diye bir şey yoktur.

    sokrates'in buyurduğu gibi bir filozofun işi şüphe duymaktır.
    yönetmen, bir tetikçinin nefesinde akan her bir kum tanesinin içindeki şüpheyi seyirciye aktarmaya çalışmış,
    agatha christie'nin cinayet kitaplarından biri film edilmediği için hitchcock vari gerilim unsurları beklemek yersiz olacaktır.

    senaryo, bir tetikçinin hayatının süratle ilerleyen anların zincirlemesinden oluştuğunu yadsıyarak,
    bambaşka bir ironik tasarımla, olayların oluşumunu kaplumbağa terbiyecisinin hızı ile dile getirmiş,
    bu sanki formula 1 yarışını yavaş çekimde izliyormuş gibi bir etki bıraktı dilimde,
    nasıl olurda bir tetikçi bu derece her biri aynı anlardan oluşan rutin bir hayat yaşar,
    mesela, leon gibi nypd ve swat timine savaş açmıyor yada kiddo gibi tokyo'da bir lokantayı basıp onlarca yakuzayı blendırdan geçirmiyor.


    (zirvelerin ozgurlugu - 11 Aralık 2010 18:53)

Yorum Kaynak Link : the american