Çıkış Tarihi     : 13 Mayıs 2015 Çarşamba, Yapım Yılı : 2015
Türü                : Aksiyon,Macera,Bilim Kurgu,Heyecanlı
Ülke                : Avustralya,ABD
Yapımcı          :  Warner Bros. Pictures , Village Roadshow Pictures , Village Roadshow Pictures
Yönetmen       : George Miller (IMDB)(ekşi)
Senarist          : George Miller (IMDB)(ekşi),Brendan McCarthy (IMDB)(ekşi),Nick Lathouris (IMDB)
Oyuncular      : Tom Hardy (IMDB)(ekşi), Charlize Theron (IMDB)(ekşi), Nicholas Hoult (IMDB)(ekşi), Hugh Keays-Byrne (IMDB)(ekşi), Josh Helman (IMDB), Nathan Jones (IMDB)(ekşi), Zoë Kravitz (IMDB)(ekşi), Rosie Huntington-Whiteley (IMDB)(ekşi), Riley Keough (IMDB), Abbey Lee (IMDB), Courtney Eaton (IMDB), John Howard (IMDB), Richard Carter (IMDB), Iota (IMDB), Angus Sampson (IMDB), Jennifer Hagan (IMDB), Megan Gale (IMDB), Melissa Jaffer (IMDB), Melita Jurisic (IMDB), Gillian Jones (IMDB), Joy Smithers (IMDB), Antoinette Kellermann (IMDB), Christina Koch (IMDB), Jon Iles (IMDB), Quentin Kenihan (IMDB), Coco Jack Gillies (IMDB), Chris Patton (IMDB), Stephen Dunlevy (IMDB), Richard Norton (IMDB), Vincent Roxburgh (IMDB), John Walton (IMDB), Ben Smith-Petersen (IMDB), Russ McCarroll (IMDB), Judd Wild (IMDB), Elizabeth Cunico (IMDB), Rob Jones (IMDB), Greg van Borssum (IMDB), Sebastian Dickins (IMDB), Darren Mitchell (IMDB), Crusoe Kurddal (IMDB) >>devamı>>

Mad Max: Fury Road ' Filminin Konusu :
Mad Max serisi, 3. filmden tam 30 yıl sonra tekrar sinemalara dönüyor. Tam bir görsel şölen sunan filmde Mel Gibson'la özdeşleşmiş Max Rockatansky karakterini Tom Hardy canlandırıyor.

Ödüller      :

Academy Awards - Oscar:En İyi Kostüm, En İyi Kurgu, En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı, En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Ses Kurgusu
BAFTA:BAFTA Film Award-Best Costume Design, BAFTA Film Award-Best Editing, BAFTA Film Award-Best Makeup and Hair, BAFTA Film Award-Best Production Design
San Sebastian International Film Festival:
SIYAD Turkish Film Critics Association Award:Best Foreign Language Film


  • "(bkz: senin iş pazartesi oluyor abi)"
  • "bir aksiyon filminin baştan aşağı aksiyon içerdiği için eleştirildiği film. oysa fragmanda hayatın anlamını vaad etmişlerdi, yazık oldu."
  • "-ben max.+hangi max?-mad max ulen!"
  • "savaş arabasındaki kırmızılı sayko elektro gitarcının muhteşem olduğu film."
  • "hayatimda izledigim en guzel hic bir sey anlatmayan film."
  • "cg olayını abartmış diyenler şu video'yu bir izlesinler.ayrıca, filmi sinemada izlemekten acizler ama yorumlarına bakınca zannedersin cannes film jürisindeler."
  • "yozgat'in dununu, bugununu ve yarinini anlatan filmdir."
  • "filmin malum yerlere dusmesiyle yorumlarin seviyesinin dusmesi bir oldu."




Facebook Yorumları
  • comment image

    aksiyon sinemasinin zibilyon tane super kahraman filmi tarafindan domine edildigi bir donemde, ilac gibi geldigini soylemek gerek..

    son donem super kahraman filmlerinin tersine, ne milyon dolarlik efektler var bu filmde, ne de derinligi oldugu gozumuze sokulmaya cali$ilan kli$e ve sığ karakterler.. george miller, tamamen purist takilmi$ ve daha 1. dakikadan gaza basabildigi kadar basmi$.. hic bir efekt olmadan zaten post apocaliptic wasteland'e benzeyen avustralya collerine bir grup manyak salinmi$ ve "cilgin atin ulan" denmi$ gibi bir havasi var filmin.. bu filmin dublor kadrosundan bir eleman ile 1,5 yil once az muhabbet etme $ansi yakalami$tim.. o zaman "cok acaip i$ler yapiyoruz abi" dediydi.. bu yuzden, o gunden beri merakla bekliyordum bu filmi.. ne diyeyim bekledigime degdi.. harbiden acaip olmu$..


    (bigboned - 15 Mayıs 2015 00:51)

  • comment image

    filmin yarısından çoğunda bacaklarımı kasmışım heyecandan. hatta ilk uzun aksiyon sahnesinden sonra ekran kararıp ve sessizlik çökünce salonda ben dahil bir çoğu o neydi gız tarzı soluklanma yaşadı. özellikle mekan ve makyajıyla ayrı bir dünyaya götürüyor yönetmen ve hikaye göze sokulmasa da aslında derin. tom hardy denen organizma yine çıtayı yükseltmiş, kızıl ortamda daha bir seksi olmuş. bir bayanla giderseniz arada çaktırmadan ona bakın, şapşal şapşal gülümsüyorlar. 3d olmasa da olur yalnız. efektler ve aksiyon sahneleri on numara, fazla söze gerek yok kesinlikle gidin.

    --- spoiler ---

    yalnız o gitarist olayı nedir ulan allah cezanızı vermesin. her göründüğünde kahkaha attırdı, çok güzel düşünülmüş.

    ---
    spoiler ---


    (krnja - 15 Mayıs 2015 01:32)

  • comment image

    az önce izlediğim film. insanın içini ısıtan sımsıcak bir yol filmi. little miss sunshine'dan beri kalbimizi bu kadar sevgiyle dolduran bir film izlememiştik. sevgilinizle romantik dakikalar geçirmek istiyorsanız bu hafta sonu bu film sizin için harika bir seçenek olacaktır.


    (sergezer - 15 Mayıs 2015 20:57)

  • comment image

    bir aksiyon filminin baştan aşağı aksiyon içerdiği için eleştirildiği film. oysa fragmanda hayatın anlamını vaad etmişlerdi, yazık oldu.


    (m0n0chr0me - 15 Mayıs 2015 21:30)

  • comment image

    sinema enteresan temaşa mirim. sinemanın güzelliği (özellikle hollywood ana akım sineması) istisnasız herkese inebilmesi. her türden insan fütursuzca sinema üzerine ahkam kesebiliyor. mesela bu tutumu resim, müzik, edebiyat, tiyatro gibi diğer sanat disiplinlerinde görmüyorsun.

    sinema sanatının estetik kuramı haliyle ortalama seyirci için bir şey ifade etmiyor. hatta sinemanın bir sanat disiplini olması da bir şey ifade etmiyor.

    çünkü fani sinema temaşakarı sinemaya sadece ''kafamı dağıtayım, eğlenceli vakit geçireyim, güleyim, heyecanlanayıp, beni yormasın, üzmesin, sıkmasın'' mottosuyla gidiyor. estetik kuramın içerdiği görüntü, yönetmenlik, senaryo, oyunculuk, simge, metafor, diğer sanat disiplinleriyle kurduğu ilişki ve göstergebilimsel enstürümanlarla pek ilgilenmiyor.

    yönetmenlikten, oyunculuktan, senaryodan kastı üç- beş hollywood yönetmeni, oyuncusu, senaristi. o konularda da estetik kuramın gerektirdiği bilgi, birikimden yoksun olmasına rağmen sağdan soldan duyduğu beylik cümlelerle ahkam kesiyor.

    her filmin, her türün kısacası her sanat yapıtının kendi dinamikleriyle ele alınması gerektiğini bilecek kadar sinema üstüne kafa yoran bir insanım. bunu da sıklıkla dile getiriyorum umutsuzca.

    film okumak aynı zamanda dünyaya, zamana, sanata, tarihe, sosyolojiye, politikaya, felsefeye, psikolojiye vs bakış atmaktır. hem bu disiplinlerden haberdar olup, bu disiplinler üstüne belli bir birikim yapmış olma şartını yerine getirmiş olmaktır. ama dediğim gibi ortalama seyirci bunlarla ilgilenmiyor. öğrendiği beylik ''görseli çok güzel, senaryo da kopukluklar var, aksiyonu çok iyi, çok küfürlü, sinema da izlenmez, oyunculuk çok iyi'' klişeleriyle bu topraklarda seyirci olarak vazifesini ifa ediyor.

    söylediği cümlelerin altını dolduracak entelektüel birikime sahip olmamak bir yana (olmaz zorunda değil zaten) bunu sahip insanlarla dalga geçmeye çalışarak, bir bakıma sahip olduğu biteviye cehaleti yüceltiyor. oysa en azından bizler eskiden cehaletimizden utanmayı, onu onarmayı, ondan kurtulmayı, öğrenmeyi isteyen bireyler olma çabasındaydık. şimdi insalar hem cahil, hem de bu cehaletlerinden zerre rahatsızlık duymadan, nitelik sahibi insanlara fütursuzca saldırmayı bir erdem haline getirmişler.

    bu uzun girizgahı aslında mad max serisiyle büyümüş (üçleminin her filmini, özel kanalların sıklıkla yayınlanmasından da ötürü aşağı yukarı 10 kez izledim) bir temaşakar olarak (çocukluğumla kurduğu bağı da hesaba katarak) günümüz seyircisinin temaşa dinamiklerine dikkat çekmek amaçlı yaptım (yapmasaydın bize ne diyenleri duyuyorum).

    yaptım çünkü bu insanların sinemaya bakışları tıpkı hayatta her şeye (tüm kavramlara) baktıkları gibi sakil, eksik, yarım ve pervasız. filmleri salt eğlence aracı olarak gören bu anlayış özellikle ana akım sinemadan daha fazlasını talep etme hakkı olduğundan bi haber. ımdb'de boktan filmleri 8-9 puan aralığında oylayan bu güruh çabuk tüketilen, anlık, saniyelik, duygu ve derinlikten yoksun hızlı imajlara tutkun. senaryonun derinliği, görüntü ve sözcükler arasına kurulan koşutluk, görüntü, karakter ve sözcüklerle kurulan özdeşlemeden bi haber, gösterilen her şeyin yalnızca perdeyi doldurmak için yapıldığına ikna olan bir kifayetsizliğin temsili.

    böyle olunca da sinema bu talebi karşılama adına estetik kuramın gerektirdiği niteliklerden yoksun bir hale geliyor.

    tüm bunları tam da mad max fury road' da george miller'in ortaya çıkardığı eserle özdeşletirmek için yazdım aslında. çünkü miller günümüz izleyicisinin profilini (ilerlemiş yaşına rağmen ) öyle iyi çözümlemiş ki,
    bu seyircinin talep edebileceği her şeyin alegorisini yapmış gayet zekice bir hamleyle fury road'da.

    ===buradan sonrası çok hafif spoiler içerebilir===

    filmi sahip olduğu kinetik enerji, camp estetik, frenetik doz tamamen günümüz seyircisinin taleplerine denk geliyor. filmi karşılayacak tek bir sözcük var; ''çılgınlık.''

    filmin her karesine, her anına, kısacası filmde gördüğümüz her şeye sirayet eden hiper bir çılgınlık. miller adeta seyirciyle dalga geçiyor. seyircinin profiline ayna tutuyor. ''istediğiniz buysa (ki bu olduğunu biliyor) size istediğinizi fazlasıyla vereceğim'' diyor ve bu işi layıkıyla yapıyor.

    özellikle 80 'li yılların camp, kitsch estetiğini (kısacası bayağı) kendine makyajlayan muhafazakar ve aynı zamanda bu estetiğin de yardımıyla ucuz bilimkurgular yaratma konusunda fazlasıyla maheretli olan b filmlerin çılgınlığı, denetimsizliği bile bu filmin yanında hafif kalıyor.

    miller özellikle ilk üçlemenin (haliyle) en iyisi olan mad max 2* filminin pastişini yapmış. yani yarattığı efsane üçlemeyi dönem şartlarının taleplerine göre yeniden cilalamış.

    zaten röportajlarında da the road warrior'da yapmak isteyip (dönemin bütçeleri falan malum) yapamadığı her şeyi bu filmde yapmaya çalıştığını söylüyor.

    filme ruhuna sirayet eden bu ''hiper çılgınlığı'' destekleyebileceği her şeyi kullanıyor miller. üstelik karikatüze olma tehlikesini göze alarak.

    filmi de öyle ince bir nüans var ki; bir adım ötesi filmi tamamen bir parodiye dönüştürebilecekken miller zekice hamlelerle filme kazandırmak istediği ''çılgın ruhu'' karikatüze etmeden ama o dünyanın çılgınlığı içindeki 'vahşi mizahın' da altını çizerek noktalıyor.

    çılgınlığa eşlik eden hız, hem yol temasınını gerektirdiği uzun kaçma- kovalama sahneleriyle, hem kurgu ve estetikle pekiştiriliyor. filmin amacı soluksuz bir çılgınlık izletmek tam da o dünyanın gerçekliğini yaratmak adına.

    oyunculuklar benim için önemli. mel gibson'u max rolüyle mıh gibi aklına yazmış olan bizler için bu rolde başkasını izlemek haliyle başta can sıkıcıydı. ama tom hardy sahip olduğu personayla işin altından kalkıyor. amma ve lakin max'in çılgınlığına vurgu yapmak için çıkardığı hırıltılar fazlasıyla yapay ve gereksiz.

    tabi filmin kahramanı max gibi görünse de, filme damgasını vuran isim kesinlikle charlize theron. acı bir kabul olsa da furiosa karakteriyle max'in önüne geçmeyi başarmış theron. güzelliğinin yarattığı karşıtlık filmin umutsuz ruhuyla fazlasıyla örtüşüyor. 'gözleriyle oynamak' deyimini tam manasıyla karşılayan şiddet ve umutsuzluk arası bir dengeyi başarıyla kuruyor film boyunca.

    en nihayetinde bazı filmler ne anlattığından ziyade, nasıl anlattığıyla hatırlanır. ama elbet bu anlatı biçimini sosyolojiyle, felsefeyle, konjonktürle örtüştürerek. günümüz seyircisinin tam da ''hızlı ve öfkeli'nin çölde geçeni'' diye kondurduğu etiketlerle dalga geçerek bir bakıma. ama bazen tam da bu bayağılın kendisi söylenmek istenene denk geldiği için böyle filmler değerli bir hal alıyor.

    miler filmini ''senaryo yok, oyunculuk yok, güzel kızlar ne alaka, sadece kaçma- kovalamaca'' var gibi klişe bir yaklaşımla ele almak tam da miller'in film boyunca yapmak istediği, hiç utanmadan, hınzırca gözümüze sokmaya çalıştığı şeylere denk geliyor aslında. seyircinin ritmini, tepkilerini gayet iyi bilen miller biraz da 80'li yıllarda dönem şartlarından ötürü dilediğince gerçekleştiremediği harika üçlemesinin tadını çıkarıyor bir bakıma günümüz şartlarında. yoksa filme hınzırca serpiştirdiği alev çıkaran gitarcı, yaşlı nineler, davullar ve dozu olmayan hiper çılgınlığın başka bir açıklaması olamaz.

    günümüz seyircisinin perde de görmek istediği şeylerin temsilini onların istediği ve beklediği dozdan daha çılgınca ve vahşice bir tavırla onlara doğrultuyor. komik olan ise tüm bunları talep eden seyircinin bu ironiyi atlaması.

    gramerini biteviye bir çılgınlık üstüne kuran filmin belki de sinema izleyicisine söylemek istediği şey tam da bu durumun kendisi. yoksa düz mantıkla bu film sadece post apokaliptik bir hızlı ve öfkeli demek elbet yanlış değil.

    son tahlilde çocukluğuma bıraktığı özel izler hasebiyle duygusal bağımın olduğu bu üçlemenin devam filmini beğendim ben. benim sinema ölçeklerimde (zaten asla kata filmleri puanlamıyorum. bir şey ifade etmiyor o saçma puanlama sistemi benim için) türü içinde bir başyapıt değil belki ama günümüz ana akım sinemasının yarattığı izlence anlayışına savurduğu küfür için bile (tabi bu benim yorumum) görülmeye değer.


    (kulotsuzcorap - 16 Mayıs 2015 14:58)

  • comment image

    bu filme arabanızla gitmeyin. toplu taşıma araçlarımı kullanın ne biliyim taksi falan tutun. film çıkışı arabayla eve dönerken yandan sollayan araçlardan bi adam bizim arabaya zıplar mı paranoyasıyla sürdüm arabayı eve kadar. bi aksiyon olsun diye cama su püskürtüp silecekleri çalıştırdım durduk yerde. en azından biri kaportaya atlayıp ön cama yapışırsa bir tedbirim var.


    (battuta - 18 Mayıs 2015 01:02)

  • comment image

    "bu filmdeki max önceki mad max'leri izleyenlerin max'idir."

    demiş bir yazar arkadaş aynen öyle. "tom hardy çok pasif kalmış yan karakter gibi durmuş" diyenler, mad max'ten bir şey anlamamıştır. max karakteri önceki filmlerde de böyleydi bu filmde de böyle. filmin başında kendi ağzıyla söylediği gibi tek amacı "hayatta kalmak" olan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın kafasında bir adamdır. tek derdi yaşamak ve yoluna devam edebilmek için benzin bulmaktır. zorbaların karşısında durayım, kahraman olayım gibi bir amacı yoktur. ancak yolu yardıma muhtaç birileriyle kesiştiğinde, derinlere gömdüğü insani yanı ağır basar ve onlara yardım eder. herkesin insanlığını kaybettiği bir dünyada hala az da olsa insan kalabildiği ve bu yüzden savaştığı içindir onu farklı kılan. dolayısıyla "max hiç çılgın değildi" diyenler; zaten çılgın olan o değil, "deliliği" kontrol altında tutan sistemin olmadığı dünyadır. şu hayatta çok az şey vardır hem bu kadar fantastik ve gerçekdışı görünüp hem de bu kadar gerçekçi ve ikna edici olan. bu yüzden mad max bir aksiyon filminden çok daha ötedir.

    her şey bir yana bence filmin bu kadar etkileyici olmasının ve türe ilgili ilgisiz çoğu insan tarafından sevilmesinin en büyük nedeni cgi pornosunun revaçta olduğu bu dönemde verdiği o mükemmel analog hissiyatıdır. her şey dijitallikten ve yapaylıktan uzak, ilk sahneden itibaren filmde görülen her şeyin gerçekten var olduğuna ikna oluyor insan. sinema sektörü o kadar fazla cgi bokuna bulanmış durumda ki, insanların ölüp bittiği en başarılı yapımlar bile gerçek hissini vermekten hala çok uzak. bu yüzden bu film "avengers" ve türevleri gibi günümüzün en iyi seyirliklerini bile anında tıraşa döndürüyor. evet bu filmde de makul oranlarda cgi kullanılmış ama bu gerçekçilik hissiyatına bir gram engel olmuyor. aksine teknolojinin desteğiyle daha etkileyici bir hal alıyor.


    (holoscene - 21 Mayıs 2015 01:31)

  • comment image

    öncelikle, 80'li yıllarda ilk mad max serisini izleyip, yalayıp yutmuş, bütün oyuncaklarıyla mad max oyunları kurmuş biri olarak söylüyorum,

    filme geçen hafta cumartesi günü gittim, o günden beri tarif etmek için düşündüm lan, sonuçta bulamadım,

    kısaca gidin izleyin aga süper ötesi film.

    bu sezon şimdiye kadar izlediğim en iyi film.

    --- spoiler ---

    gitarcı reyizin davullarla birilkte yol aldığı araç ölümsüz joe'nun seçim otobüsü gibi amk.

    ---
    spoiler ---


    (akmaral - 21 Mayıs 2015 02:53)

  • comment image

    sevdiğim bir dostumla hafif bir yemek ve planlı çalışma sonrası ne yapsak diye düşünürken kendimizi bir anda film seçmeye çalışırken bulduk. bizim genelde film kriterlerimizi imdb puanı çok etkiler. o yüzden vizyondaki filmlere tek tek baktık.

    mad max? 8.8 ? e gidelim dedik. bu arada mad max ile doğru dürüst hiçbir alakamız yok, benim biraz adını duymuşluğum vardı ama film konusunda yine hiçbir fikrim yok.

    neyse aldık biletleri gittik efendim.

    --- spoiler ---

    lan olum bu nasıl bir film? ben hayatımda ilk defa beyin amcıklanması geçirdim bir filmde. adamın birini aldılar yakaladılar ok dedim. kaçmaya çalıştı kaçamadı falan. bir şeyin devamı olmalıydı film.

    sonra zaten memelerinden süt çekilen anneleri görünce aha dedim baya fantastik bir şey bizi bekliyor.

    ablamız tırın yönünün bir çevirdi yoldan, bir daha aksiyon hiç durmadı zaten. 100 dakika film olsa 99 dakikası aksiyon geçti rahat.

    ama ne aksiyon... beyaz beyaz tipler ağızlarına sprey sıkıp tanığım ol diye intihar mı etmez, yok bizim adamı bağlayıp kan bankası olarak mı kullanmaz, efendime söyleyeyim daha önce de dendiği gibi mehteran takımı gibi davulcuların yanında aksiyon boyunca aralıksız metal çalan ve kendine ait tırda kocaman sahnesi olan bir abi mi olmaz, daha ne sayıyım lan?

    filmin ilk yarısı bitti, koltukta hala oturuyorum ellerim titriyor, aksiyonu zaten hissetmişim ama beyin olayları kavrayamıyor, "lan ne oluyor amk ne oluyor bu filmde olay ne niye bu aksiyon laaan!!!!!" diye vücuduma sinyal gönderiyor. dostumun yüzüne tanığım ol diye bağırıp yan koltuktaki çiftlerin üzerine falan atlayasım var ama yapamıyorum.

    15 dakika sonra ikinci yarı başladı. hala tır devam ediyor ben de ne olacak amk bakalım diye izlemeye devam ediyorum. bir yandan valahalla norse mitolojisinde değil miydi lan diye de sorgulamalar devam ediyor beynimde ama ne normaldi ki bu normal olmalıydı?

    gerçekten bir fantezinin tadını çıkarmak, birinin kurduğu çılgın bir dünyada dolaşmak böyle bir şeydi heralde. sonra zaten bıraktım sorgulamayı, arabaların üstünden çubuklarla kendini diğer arabalara sallamaya çalışan falan tipler, yok abi bıraktım sorgulamayı, böyle yani, niye sorguluyorum ki zaten, kafalar belli ki güzel sen de güzel ol dedim ritim tuttum davulculara falan bi baktım aaa her şey çok güzel meğer.

    neyse ki sonu da güzel bitti. max amcamız bambaşka bir saçmalığa doğru yol aldı.

    ---
    spoiler ---

    güzel filmdir efendim. gidiniz.


    (arthur charles clarke - 24 Mayıs 2015 13:04)

  • comment image

    filmi lzlerken aklıma takılan ve beni çok rahatsız eden bir nokta vardı. o da filmdeki esas karakterin sürekli kızının hayalini görmesiydi. fakat max filmlerinin hayranı olarak ilk filmde max'in kızının değil oğlunun olduğundan ve son filmde anlatıldığından farklı olarak bir tır değil, motorsiklet çarpması sonucu öldüğünden adım gibi emindim. eve gider gitmez ytse'den hemen serinin önceki filmlerini indirip hafızamın beni yanıltmadığını gördüm. ardından bu konuda yazılmış yazı ve yorumları, analizleri bulmak için interneti taradım veeee başardım. tom hardy'nin canlandırdığı karakter max değil başka biri, hem de seriyi sevenlerin çok iyi bildiği:) bundan sonrasını filmi izlememiş olanlar okumasın.

    spoiler

    veeeeeee......
    bahsi geçen kişi vahşi çocuk, ikinci filmin bombası, sevimli, cesur, max'e hayran, konuşamayan, bumerangçı vahşi çocuk. ta kendisi. işte hayranların durumu böyle yorumlamalarının nedenleri, ki hepsi de kafama yattı.

    ahanda fotoğrafı:
    http://www.unz.com/…pretation-of-mad-max-fury-road/

    1. isim: film boyunca max ismini sadece bir kez duyuyoruz o da filmin sonunda. üstelik şu şekilde söyleniyor. "“max. my name is max. that’s my name.” kişinin kendini tanıtması için garip bir ifade. sanki gerçek adı max değil de o an öyle söylemeye karar vermiş gibi. nitekim bizim vahşi velet de max'e hayran değil miydi?

    2. anlatıcı: ikinci filmde hikayeyi vahşi çocuğun yetişkin halinin sesinden dinliyorduk. max serisinde olaylar hiçbir zaman max'in sesinden aktarılmadı. son filmde tom hardy'nin hikayeyi anlatması geleneği bozuyor. ama hadi gerçek max değilse? o zaman sorun yok.

    3. müzik kutusu: bana kalırsa en önemli ipucu bu. 2. filmde vahşi çocuğumuz kendine rol-model seçtiği max amcasının müzik kutusunu çok sevmiş, max yani mel gibson da ona hediye etmişti. son filmde ise joe'nun eşlerinden birinin tırın içinde müzik kutusu bulup çaldığını görüyoruz. ilginç değil mi?

    4. hırlamalar: ikinci filmde vahşi çocuk konuşamıyordu ve tek kelime etmemişti. tek iletişim şekli hayvanlar gibi hırlamaları ve çığlıklarıydı. hikayenin sonunda ise yine vahşi çocuğumuz yetişkin sesinden büyüdüğünü ve kahraman olduğunu söylüyordu. son filmde tom hardy kimilerince çok konuşmadığı ve sık sık homurdanıp hırladığı için eleştirilmişti. bunların nedeni şimdi manalı geliyor.

    özellikle belirtmek isterim ki bunlar kesin ifadeler değil. fakat serinin yönetmeni george miller kendisine bu konuda sorular sorulduğunda kesin ifade vermekten kaçınıp tom hardy'nin hayat verdiği karakterin bizim eski max olamayabileceğine dair imalarda bulunuyor. internette buna benzer şeylerin söylendiği birkaç yorum daha var.


    (ssmtefl - 24 Mayıs 2015 16:29)

  • comment image

    en son sinemada izlediği film recep ivedik 4 olanlar tarafından beğenilmeyen film.

    bu tırtsa hangi film iyi? fifty shades of grey falan der diye sormaya korkuyorum. madem iyi film biliyorsunuz, söyleyin biz de izleyelim.

    adam 1 verdim diyor ya. 1 diyor.

    o kırmızı elektro gitarcı abi üst katınıza taşınır inşallah.


    (sonbahar baykusu - 28 Haziran 2015 17:42)

  • comment image

    ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timi'nin an itibariyle suikast düzenlemeye çalıştığı film

    en çok da 'o gitar çalan adamın mantığı nedir' yorumuna yarıldım. zannedersin ki film nuri bilge ceylan filmi, haluk bilginer buğulu gözlerle uzaklara bakarken arkada kamyonete zincirli bi adam alevli gitarını çalıyor da orada o adamın mantığı nedir diyor
    bu imdb puanından alerji kapma, madem herkes beğenmiş o zaman haydi itin götüne sokalım tribi de yeni çıktı


    (asbe - 29 Haziran 2015 00:12)

Yorum Kaynak Link : mad max fury road