Süre                : 1 Saat 35 dakika
Çıkış Tarihi     : 31 Ekim 1956 Çarşamba, Yapım Yılı : 1956
Türü                : Komedi,Müzikal,Romantik
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Columbia Pictures Corporation
Yönetmen       : Dick Powell (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Samuel Hopkins Adams (IMDB)(ekşi),Claude Binyon (IMDB)(ekşi),Robert Riskin (IMDB)(ekşi),Robert Riskin (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : June Allyson (IMDB)(ekşi), Jack Lemmon (IMDB)(ekşi), Charles Bickford (IMDB)(ekşi), Paul Gilbert (IMDB), Jim Backus (IMDB)(ekşi), Stubby Kaye (IMDB)(ekşi), Henny Youngman (IMDB), Allyn Joslyn (IMDB), Jacques Scott (IMDB), Walter Baldwin (IMDB), The Four Aces (IMDB), Byron Foulger (IMDB), Richard H. Cutting (IMDB), Louise Beavers (IMDB), Raymond Greenleaf (IMDB), Howard McNear (IMDB), Elvia Allman (IMDB), Edwin Chandler (IMDB), Jack Albertson (IMDB), Queenie Smith (IMDB), William Forrest (IMDB), Frank Sully (IMDB), Dub Taylor (IMDB), Steve Benton (IMDB), Bill Walker (IMDB), Herb Vigran (IMDB), Larry J. Blake (IMDB), Leonard Bremen (IMDB), Guy Wilkerson (IMDB), Leon Alton (IMDB), Bill Baldwin (IMDB), Alex Ball (IMDB), Madge Blake (IMDB), Barrie Chase (IMDB), Beulah Christian (IMDB), Elaine Edwards (IMDB), Franklyn Farnum (IMDB), Adolph Faylauer (IMDB), James Gonzalez (IMDB), Robert Haines (IMDB) >>devamı>>

You Can't Run Away from It (~ Kaçak asiklar) ' Filminin Konusu :
You Can't Run Away from It is a movie starring June Allyson, Jack Lemmon, and Charles Bickford. Ellen (June Allyson) is kidnapped by father (Charles Bickford) after she ran off and got married to someone he thinks is a gold digger....


  • "mutsuzluğun en absürd halini komedi haline getirip çekmişler. tepeden tırnağa buz gibi soğuk bir gerçekliği yüzümüze vuran tipik bir ingiliz dizisi olmuş.ben çok sevdim, kesinlikle tavsiye ederim."
  • "hala altyazı çevirisi yapılmamış ilgi çekici ingiliz mini dizisi."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bir emilie simon sarkisi.

    sozleri boyle:

    i want to buy you flowers
    it's such a shame you're a boy
    but when you are not a girl
    nobody buys you flowers

    i want to buy you flowers
    and now i'm standing in the shop
    i must confess i wonder
    if you will like my flowers

    you are so sweet and i'm so alone
    oh darling please
    tell me you're the one
    i'll buy you flowers
    i'll buy you flowers
    like not other girl did before

    you were so sweet and i was in love
    oh darling don't tell me
    you found another girl
    forget the flowers
    because the flowers
    never last for ever
    never last for ever
    never last for ever
    my love


    (la celestina - 3 Temmuz 2010 19:18)

  • comment image

    mecidiyeköy'de bulunan güzellik salonunda başıma geleni anlatmak istiyorum. önce mekanı bulmaya çalışırken, telefonda internet bağlantısı koptuğu ve bağlanmasını beklemek yerine arayıp sorayım dediğim için tam 20 dakika boşu boşuna yürümek zorunda kaldım. çalıştıkları yeri bilmeyen arkadaşlar varsa demek... neyse salona vardım, kan ter içinde girdim, ne deseler beğenirsiniz: "çiçek hanım birazdan çıkacak, sizin kaşınızı alamayacak." çiçek hanım olduğunu tahmin ettiğim kişi de içeride oturmuş bana bakıyor bu sırada, kendisi gelip bana neden randevu saatimde benimle ilgilenmeyeceğini anlatma zahmetinde dahi bulunmuyor. beverly hills'e gidip anastasia'dan randevu alsam, o bu kadar hava basmazdı eminim. bu arada, kendisi 13.00'de gelecek diye bana o saatte randevu vermişlerdi zaten, gelmesiyle gitmesi bir mi oluyor, nasıl iş bu anlamadım. başka güne randevu ayarlayalım diyorlar bir de; oldu, ben her gün işlerimi size göre ayarlarım. böyle umursamazlık görmedim. yıl olmuş 2012, hizmet sektörü hala 45 yıl öncesinin esnaf kafasında. kapıya da yazı asın bari "eve gittim, 10 dakikaya geleceğim" diye.


    (born4kaos - 18 Aralık 2012 20:20)

  • comment image

    değerinin bilinmediği emilie simon şarkısı.

    efenim hanımkızımız "önce ya ben sana çiçek almak istiyorum ama sen erkeksin,erkeğe çiçek alınmaz aslında ne kadar üzücü yaa" diyor.ama sonra "e ama çoookk tatlısın hem ben de yalnızım,o zaman diğerlerinden farklı olarak bi çiçek alayım sana.farklı olursam beni beğenirsin ki" diyor.

    sonra hanımkızımız oğlanın tatlılığına aşık oluyor.çiçeği alıyor gidiyor bir de ne görsün,başka biri zaten çoktan almış.farklılığını çoktan kaybetmiş.

    o da bu hayalkırıklığıyla "neyse siktir et aldığım çiçekleri,onların dahi bir sonu geliyor gördüğün üzere" diyip kapıyı çarpıyor gidiyor.


    (salon hanimefendisi - 28 Eylül 2013 01:34)

  • comment image

    emilie simon'un söylediği herhalde son zamanlarda dinlediğim en eğlenceli şarkı böyle pek bi neşeli pek bi kız şarkısı.. elimde kırmızı bi şemsiyeyle çok da yormayan bir yağmur altında çiçekçi çiçekçi dolaşma hissi veriyor böyle boğaza kadar düğmelenen, beli kemerli yakaları kalkabilen bir paltoyla, tek başınaymış gibi. öyle işte.. yu ar so sviiit end aym so eloon hobarey..


    (sigata - 3 Ocak 2005 15:34)

  • comment image

    bir intihar çevresinde dönebilecek dünyanın en zevkli, güldüren, acıtan, egzantrik, mükemmel hikayesini anlatan 6 bölümlük bir ingiliz kara komedi dizisi. tekrar tekrar izlenecek kalitede.

    bunalımda olanlara, intihar etmek isteyenlere, istemeyenlere, kısaca herkese ayrıca ve şiddetle tavsiye edilir.

    http://www.imdb.com/title/tt5619658/?ref_=nv_sr_6


    (aritra - 13 Mart 2017 13:11)

  • comment image

    mutsuzluğun en absürd halini komedi haline getirip çekmişler. tepeden tırnağa buz gibi soğuk bir gerçekliği yüzümüze vuran tipik bir ingiliz dizisi olmuş.

    ben çok sevdim, kesinlikle tavsiye ederim.


    (mjorate - 17 Mart 2017 15:59)

  • comment image

    gecen senenin en underrated dizisi oldugunu dusundugum mini ingiliz dizisi. ingiliz kismini vurguluyorum cunku en derin duygusal anlarin icinden fiskiran absurt komedi anlariyla insani aglarken gulmekten bagirtabiliyor. kara duygusal komedi gibi bir tur var mi bilmiyorum ya da zaten kara komedi deyince duygusallik kismi da isin icinde mi oluyor emin degilim ama duygusal oldugu kadar komik, komik oldugu kadar karanlik bir dizi. tekrar tekrar izlenebilir denmis ki katiliyorum. arada boyle moraliniz cok bozuk olunca acip izleyip moralinizi duzeltebilirsiniz. bir tur terapi gibi olmus. kisa, yogun ve etkileyici.


    (benbirsoruisaretiyim - 19 Mart 2017 07:26)

  • comment image

    güzel bir ingiliz dizisi. hele muhatabına harikulade güzel bir ingiliz dizisi. içindeki karanlığı bir türlü susturamayanların, ailesi dünyası olanların, her şeye rağmen hayatta kalmışların, durmak isteyip de devam edenlerin, çaresizliği bilenlerle, çare olmak isteyenlerin dizisi. dünyanın en ingiliz, ingiliz dizisi.

    --- spoiler ---

    "hayat bir tuvalet gibidir bay flowers. bazen miden o kadar çok şeyle dolu olur ki devasa bir kaka yaparsın. o kadar büyük ki tabi ki tuvaleti tıkıyor. büyük panik. sifonu çekmeye çalışıyorsun, elbise askısı ile dürtüyorsun, parmağını kullanıyorsun. yardım istemeye utanıyorsun. 'tanrım, ne yapacağım?' fakat doğrusunu isterseniz bay flowers, yardım isterseniz sorun kalmaz. 'afedersiniz, ben koca bir kaka yaptım. lütfen biri tuvaletin tıkanıklığını gidermem için bana yardım etsin.' elbette korkunç kokuyor, tanrım herkesin aklı çıkmış. ne kadar da büyük bir kaka. çok utanç verici. fakat sifon için yardım yolda. ve yeniden başlamak için artık çok temiz."

    hayatım boyunca dile dökülmesi imkansız gelen bir his ancak bu kadar net anlatılabilir, ancak bu kadar ikna edicilik taşıyabilirdi. shun, dostum sen dünyanın en güzel japonusun.

    hele shun'un hikayesini anlattığı o insanı duman edici an... ve hemen ardından gelen "bu japonya'da olsa evet derlerdi" sahnesi... hisleri roller coasterlayan fucking british humouru.

    ---
    spoiler ---

    benim komedi diye başlayıp ağlamamı tutmaya çalışmakla izlediğim bir dizi flowers. özetle, butter kafalılar insanı yine bam telinden vuracak bir iş yapmışlar.

    dip not: dizinin yaratıcısı, yönetmeni ve senaristi will sharpe ki kendisi shun rolünde izlediğimiz japon dostumuzdan başkası değil.


    (nick dusunurken yazarligi kacirdim - 22 Mart 2017 02:38)

Yorum Kaynak Link : flowers