Süre                : 1 Saat 33 dakika
Çıkış Tarihi     : 12 Ağustos 2015 Çarşamba, Yapım Yılı : 2015
Türü                : Drama,Savaş
Ülke                : Fransa,Kanada
Yapımcı          :  JPG Films , Tu Vas Voir Productions , Les Productions de la Peur (14-18)
Yönetmen       : Damien Odoul (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Gabriel Chevallier (IMDB),Loïc Gaillard (IMDB),Damien Odoul (IMDB)(ekşi),Damien Odoul (IMDB)(ekşi),Damien Odoul (IMDB)(ekşi),Aude Py (IMDB)
Oyuncular      : Nino Rocher (IMDB), Pierre Martial Gaillard (IMDB), Théo Chazal (IMDB), Eliott Margueron (IMDB), Frédéric Buffaras (IMDB), Jonathan Jimeno Romera (IMDB), Charles Josse (IMDB), Aniouta Maïdel (IMDB), Miro Lacasse (IMDB), Patrick de Valette (IMDB), Yarrow Martin (IMDB), Amélie Martinez (IMDB), Mathieu Billenne (IMDB), Christophe Cousin (IMDB), Yann Bureau (IMDB), Louis Lemesre de Pas (IMDB), Florian Collet (IMDB), Stéphane Krau (IMDB), Nathalie Szubinski (IMDB), Martin Loh (IMDB), Michel Lecoufle (IMDB), Nicolas Braesch (IMDB), Alexander Van Den Wijngaard (IMDB), Sébastien Baraud (IMDB), Bastien Bodin (IMDB), Adrien Le Toux (IMDB), Robert Reynaert (IMDB), Didier Hoffmann (IMDB), Jacques Lamy (IMDB), Nicolas Facq (IMDB), Thomas McDonough (IMDB), Paul Beaucourt (IMDB), Louis Beaucourt (IMDB), Paul Tiffet (IMDB), Michel Aubry (IMDB), Olivier Fauvelet (IMDB), Sylvain Bourgeois (IMDB), Gabriel Morin (IMDB), Kevin Vennat (IMDB), Vincent Jourdain Laisis (IMDB) >>devamı>>

La peur (~ Korku) ' Filminin Konusu :
La peur is a movie starring Nino Rocher, Pierre Martial Gaillard, and Théo Chazal. A young soldier testifies of his thoughts about the first world war, between disillusion, fear and hate, following his path through the letters he...


  • "insanı en baba korku filminden bile daha cok geren sağlam bi yol hikayesi."
  • "1953 yapımı film. bir yerde petrol varsa amerikalılar fazla uzakta değildir."
  • "vals yapan kamyon nasıl olurmuş görebileceğimiz güzel bir gerilim filmidir."
  • "yves montand'in en iyi oyunculuk sergiledigi filmlerden biridir. dario moreno'muz da barmen rolunde izlenebilir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    georges arnaud'nun romanından henri georges clouzot'nun senaryolaştırdığı ve yönetmenliğini yaptığı 1953 yapımı 155 dakikalık siyah beyaz fransız filmi. başrollerde yves montand, charles vanel, jean gabin var. nitrogliserin taşıyan kamyoncuların öyküsünü anlatan başarılı bir thriller


    (tarator - 25 Ocak 2003 14:10)

  • comment image

    clouzot'un tonla toplumsal mesaj içerikli harika bir gerilim filmi.

    insanı bir paçavra gibi kullanan vahşi kapitalizme oldukça ciddi eleştiriler getirmiştir yönetmen.maddi kazancın peşinde koşarken yitirilen manevi değerler filmin temel sorunsalı olarak dikkat çekiyor.

    bir taraftan iki bin doların peşinde acımasızca hiçe sayılan insani değerler.diğer yandan para kazanmak için düşülen en aşağılık haller.ölümle umudun arasına sıkışmış gözü dönmüş hesaplar.yoksulluğun bir kene gibi bulaştığı bir güney amerika kasabasında yaşarken çürüyen cılız bedenler.

    bence filmin en kilit cümlesi maalesef bugün bile anlamını, değerini koruyan şu muhteşem söz olsa gerek:
    "bir yerde petrol varsa amerika'lılar fazla uzakta değildir."

    henri-georges clouzot her ne kadar filmi klasik bir gerilim macera eksenine oturtmuş gibi gözükse de esasında güney amerika'da kıstırılmış bir kedi gibi çırpınan hayatların başka seçenekleri kalmayınca hayatlarındaki mecburiyet hapsinden bir çıkış yolu ararken ölümün kucağına atılmalarına seyircinin gözünde anlamlı kılıyor.
    film her ne kadar biraz uzun gibi gözükse de (2 saati aşkın) muhteşem kurgu ve senaryo sayesinde bir an bile sıkmıyor.

    ve bu gerilimli yol macerasına 5. şoför sanki bizmişiz gibi yolculuğa farkında olmadan katılmış oluyoruz.finali fazlasıyla trajik bir sonla bitse de keyifle seyrettiğim bir filmdi.tavsiye edilir.


    (afrozist - 14 Haziran 2012 00:44)

  • comment image

    cluzot'nun yine tum ailesini oynattigi bir filmdir, pek iyidir, heyecandan insana tirnaklarini yedirtir. dvd'sinde falan bulunan orjinal versiyonu izlendiginde (zira film yayinlandiginda bazi ulkelerde seyirci sikilmasin diye uzun mu uzun giris bolumu kirpilmisti) bir kirkbes dakika falan insani hafif hafif bunaltan bir giris karsilar insani. karakterlerin hissettigi bunalimi, o kucuk, sicak, bir amerikan petrol sirketi disinda is imkani bile olmayan o kasabada hapsolmusluk hissini aynen iletir insana. ayni karakterler gibi seyirci de oradan kurtulmak icin herseyini vermeye hazirdir adeta (kotu anlamda soylemiyorum, ama bir yere kadar sikilmislik hissini iletebilmek icin abartmadan seyirciyi de sikmak gerekir ne de olsa). o kadar ki karakterlerimiz olum tehlikesi asiri yuksek olan gorevi heyecanla ve hatta sevincle aldiklarinda insanin aklinin ucundan bile deli mi bu adamlar diye dusunmek gecmez, hatta hak verir o karara. tek kelimeyle bir bas yapit (pardon iki kelime oldu).

    bir donemin sinemacilari arasinda da buyuk etki yapmistir film. 1977'de william friedkin buyuk basari elde ettigi the exorcist filminden sonra bu filmin bir amerikan versiyonunu yapmistir sorcerer adi altinda (ben seyretmedim ama cok kotu oldugu soylenir).


    (pneuma - 21 Temmuz 2004 23:34)

  • comment image

    o yerlerle bire bir bağlantısı olsa da olmasa da seni bir yerlere götüren filmler vardır. filmin yapım yılından yıllar sonra doğmuş bir fani olmama rağmen birçok sahnesinde çocukluğuma da baktım. en son bu duyguyu logan'da yaşamıştım. ondan evvel ve en yoğun olarak da nuovo cinema paradiso'da. en yoğunun altında sıralanmak kaydıyla daha çok film adı yazarım ama ortaya birbirlerine zıt filmler bütününden başka bir şey çıkmaz. çok gerek yok sanırım. demek istediğim şu; tamamı ile sizin yaşadıklarınız üstünden geçen şeyler anlatmasa da duygu geçirimi yaratmayı başaran bir film. öyle anları oldu ki kalbim göğsümden çıkıp yanıma kuruldu. ondan geriye kalan boşlukta çocukluğum döndü durdu filmle eşzamanlı olarak. daha körpe yıllarında olmalarına rağmen berlin'den de cannes'dan da büyük ödül ile dönmesi tesadüf olmasa gerek. adını andığım çevrelerden geçip bünyemde böylesi etki bırakmış film adı çok fazla değil.

    uzun, '53 yapımı, siyah-beyaz, konusunu anlatmaya kalksan burun kıvırmalık ama benim için yeri ayrı bir film oldu. evet, ilk yarısında ben de burun kıvırdım yine klasik bir iş göreceğim diye ama ikinci yarısı sol yanımı ezip geçti.

    elde olmayan nedenlerle 2017 daha şimdiden kötü bir yıl benim için. kalan kısmında olması muhtemel bazı şeyler durumu tersine çevirebilir. hâl böyle iken seneye renk kattı. yapımında ve yayınında emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.


    (kahmut - 6 Haziran 2017 00:32)

  • comment image

    william friedkin'in heyran oldugu bir filmdir, hatta bir remakeini çekerek kariyerini mahfetmiştir. remake ini çekip kariyerini mahfetmeye degecek derecede iyi bir filmdir, işin içinde araba, kamyon veya başka bir taşıt bulunan aksiyon filmlerinin hıza, kovalamacaya dayalı kalıbını tersyüz etmiş, izleyiciyi "daha yavaş lan!" diye yalvartmıştır.


    (caponsever - 20 Temmuz 2005 03:25)

  • comment image

    daha çok les diaboliques ile tanınan henri georges clouzot'nun izleyiciyi sürekli koltuk kenarında oturmaya zorlayan, tırnak yedirten, gerim gerim geren altın palmiyeli filmi. giriş bölümü gerçekten çok ama çok uzun olmasına rağmen karakterlerin çaresizliklerini vurgulamak açısından bir o kadar önemlidir,ki bu açıdan sık sık john huston'ın benzer temalı filmi the treasure of the sierra madre ile karşılaştırılır. gelgelelim filmin en büyük başarısı, bu bölümde sıkılan, "hadi ulan çıkacaksanız çıkın artık yola, basın gidin" diyen izleyiciyi, ikinci bölümde "aman kaptan yavaş git gözünü seveyim" moduna sokabilmesidir kanımca.

    aslen ortada temel olarak tek gerilim unsuru vardır; nitrogliserin yüklü kamyonların; bol virajlı, bir bölümü dağ yolu olan güzergah üzerindeki bir yere ulaşması. kamyonların 40 km hız limitini aşmaması ve virajları mümkün olduğu ölçüde dikkatli ve yavaş almaları gerekmektedir. sadece bu iki engelden clouzot öyle bir gerilim yaratır ki, fransız hitchcock lakabını sonuna kadar hakettiğini gösterir.

    hele hele filmin sonlarına doğru kamyonların normal şartlarda alamayacağı bir virajın, çürük olduğu her halinden belli olan bir tahta iskele vasıtasıyla alınma bölümü vardır ki, clouzot alenen izleyicinin dayanma gücünü sınar, psikolojisini bozar. aynı şekilde karamsar sayılabilecek sonu ile de her daim mutlu sonlu amerikan filmlerine de gerekli ayarı verir.

    amerika'ya sağlam bir eleştiri de filmde bahsi geçen paragöz, vurdumduymaz ve bencil amerikalı petrol şirketi üzerinden yapılır. bu yüzden film amerika'da bu bölümler çıkartıldıktan sonra dağıtım izni alabilmiş ve anti-amerikan olmakla suçlanmıştır. sinema tarihinin gizli hazinelerinden biridir, bulunursa kaçırılmadan kitlenmelidir.


    (gebura - 21 Temmuz 2005 17:08)

Yorum Kaynak Link : le salaire de la peur