Bloodsport: The Dark Kumite (~ Bloodsport 4) ' Filminin Konusu : Bloodsport: The Dark Kumite is a movie starring Daniel Bernhardt, Ivan Ivanov, and Lisa Stothard. Agent John Keller goes undercover into the tough prison known as Fuego Penal to find out about the corpses of prisoners disappearing...
Bloodsport(1988)(6,8-76697)
Lionheart(1990)(6,2-29323)
The Mechanik(2006)(5,7-3426)
Silent Trigger(1996)(5,6-3291)
The Shooter(1995)(5,1-1850)
Bridge of Dragons(2015)(4,7-2291)
vhs ve betamax çılgınlığının sonlarına doğru çıkması ününden pek bir şey kaybettirmeyen film. bir azim ve duvar hikayesi.
(ozan sezgin - 27 Kasım 2007 11:18)
bir donem, evinde videosu ve 10-18 yaslari arasi erkek evladi olupta bu filmin izlenmedigi turk evi yoktur.
(eksi daglarinin aslani - 27 Kasım 2007 11:21)
van dayyymın bi zamanlar karete kurslarında sponsorluk alıp korpecik cocukları oralara yazdıran tesfik eden artı bu korpecik cocukları bacak acıcam die hadım eden bi filmdi...kalorifer borusuna ip baalayip bacaanı acarmısın arkadasım sen akıl var mantık var...gozune bayıltıcı sprey sıkıp akvaryumda japon balıını alıcam die vatosa carpılırmısın ya...yok ya ben dayanamııcam.....ha bu arada en allttaki tuulayı kırmaya calısanlar benle tanısmasın....goz aldanması o goz...ilizyon..:)
(goliath - 2 Nisan 2000 06:18)
sneaker pimps e ait munzır şarkı.. aşık olunduğunda kafadaki azıcık akılı yitirmemek adına hap misali alınmalı ama amacının tersine şevklendiriyor zira en güzel sevişirken dinlenecek şarkılardan biri..
(mismiyav - 31 Ağustos 2008 22:04)
newt arnold yönetiminde, 80 lerin video canavarı film yapıldığı dönemin tüm özelliklerini barındırır müzikleride cabası zaten bazı yerleri clip havası taşır. dövüş filmlerinin es geçilmez örneklerinden biridir. canon şirketi o dönemde filmin iş yapmayacağını düşünüp rafakaldırırlar sonra filmi çekmeye karar verirler(neden acaba herhalde van damme fenomeni). 2 milyona malolan film 50 milyon getirir, ayrıca 150000 adet video kaset satışı gerçekleştirmiş. jean ın en ii filmidir fim sıkılmadan tekrar tekrar izlenir. bu film türk gençliğini derinden etkilemiş ve adeta yön vermiştir. sene 1988 ve tüm dünyadaki yeniyetme çağındaki uzakdoğu dövüş sanatları ve bunun sinemanın alt katındaki yansımalarının düşkünlerine, türünün en iyi örneklerinden biri olan cult film blood sport bir zamanlama eseri olarak 80s lerde bir güneş gibi doğdu. frank dux ün yaşamından esinlenerek, daha da iyisi 80s in amerikan havası katılarak yapılan fim umulmadık bir başarı yakalar. konusu: yer uzak doğunun parisi, roması olan hong kong da her 5 yılda mafia tarafından bahis üzre karapara aklayarak düzenlenen, bilmem kaçıncı, sensei ler arası belirleyici bir kıstas olan kumite adlı turnuvalı dövüş organizasyonu. görüntüler khoruka nın ruhuna tütsü yakmakla, hummalı bir çalışmayla ve -iki ucu kalkık- ringin temizlenmesiyle açılır ardından herbiri kendi stiline sahip erlerin günlük idmanlarındaki ter atmalarıyla sürer ve has adam chong li yle tanışırız. bu adam bana sökmez edalarıyla buz kütlelerini birbiri ardına tuzla buz ederek seyirciye notunu verir. frank düx amerikalı kurmay bir subaydır(jean claude van damme) bu arkadaş balet kıvamında ayaklarıylen saydırmaktadır bunun general dayısı pek sever yiğenini, istemez çekik gözlülerin diyarına gitsin bir güzel dayak yesin. iki ajan kılıklı adam tutar-forest whitaker, norman burton- peşine koşun kaçırmayın, yeşillik olun diye. koydunsa bul, the frank hong kong a gitmeden son bir kez dünya gözüyle görüyüm, hayır dausını alim diye senseine gider. salonda beklerken gözü kadim dost katanaya ilişir: bir anda flaşbacklerle kör olası geçmişe gider yitik zamanlardan birinde dux lerden frank bir gün arkadaş hınzırlığına kurban japan bir ailenin evine kaynak yaparak, bin yiğit harcı katana denen merete biraz yakın olma istemindedir. dayanamayıp pis elleriyle katanayı uvarlar. derken arkadaşlarının sıvışması esnasında şaşakalır. isminden anlaşılabileceği gibi samimi safkan amerikalı olan frank katanayı saygıdeğer yerine koymaya çabalarken tanaka ların enciği bunu bir tepikle yere seriverir. the şidoşi tanaka(roy chiao) who 2.dünya savaşında ailesini kaybetmiş ve balıkçılık yaparak yeni bir yaşam kurmak için amerikaya gelmiş japan sensei, oğluna hemen hodo höd(dersinin başına) diyerek uzaklaştırır. sonra frank e yaklaşır ve bir katana çemkirmesiyle şapşal şapkasınından makas alır ve vecize buyurur 'o' na böyle sahip olamazsın. bakar halim selim bir çocuk, ailesine frank e marsha öğretisi denen kendini kendinden koru felsefesine sahip bir vucut geliştirme metodunu öğretebileceğini savunur. gel zaman git zaman frank i oğluna deneme tahtası yaparak basit katalarla uyutup kandırır. velev kader dayanamaz tanakalardan alır intikamı. sensei yıkılır bir kez daha soysuz, dölsüz kaldım, babadan oğla 2000 yıldır akan öğreti durdu diye inlerken frank her şeyi göze alarak (jean burda jöleli saçlarıyla posterlerden fırlamıştır) der beni eğit. hocası sen bir japan değisin bir tanaka değilsin diyerek frank e değerini bildirir. frank dikine pike yaparak kavrıyamıyacağını söyleyen senseine "seni onurlandırmak için" diye ısrarını belirtip, hürmetini sunar. sensei bunun üzre kararın verildiğini belirten fırlattığı bakışını oğlunun naşına çevirir. akabinde japan tınılarıyla desteklenmiş soundlarla ve video tarzı kurguyla frank in sahip-olma aşamalarını görürüz. burda bilimum kör dövüşünden, bacak gerdirmeye, balık reflexinden anatomiye kadar her şeyi usulunce öğrenen frank e son etapta kimano giydirilmek suretiyle, sebeb-i hikmeti katanayla selamlanıp tarafına sunulmasıyla onurlandırılır ve vinçli kameranın yükselmesiyle ışıl ışıl görüntülerle hissi duygular içinde günümüze döneriz-davranıştaki incelik bu bana ait eğer çok istiyosan kumitenin ince uzun yolları senindir diyerekten maksat aşılamaktır. frank diyarlar diyarı hong kong a gelir. oteline yerleşip pankreasçı ahbabı ray e döneme özgü ilkel atari oyununda-nasılsa çift kol vardır- eline verince kanka oluverirler. japan kılıklı rehberleriyle izbe yer altı çalışması kumitenin yolunu tutarlar. mazbata kontrolleri sırasında sakallı görevli frank i tanakalara benzetemediğini itiraf eder. ardından tuğlaları göstererek epik dim-mak(ölüüümmm) vuruşunu göstermesini reca eder. jean tam tuğlanın belini kıracakken kel adam figüranlıktan sıyrılıverir ve imansızca en alttakini ister. bunun üzre jean elinin ayasını tuğlaya odaklar gözlerini kapar, bruce lee nin emotion denen yoğunlaşmasıyla birlik olup, emir kipinde explode diye haykırarak seçili tuğlayı paramparça pinçik ediverir(heeaayth). kumitenin 3 kuralı vardır bacak kırılması, ring dışına çıkmak ve ringdeki adama yardım dışında ölüm dahil herşeyin serbest olduğu turnuva 3 gün sürücektir. kumite burda tüm ihtişamıyla ekrana gelir. video kurgusuyla gaz paraçaların yüksek debisinde, karşılaşmalardan unutulmaz, tavan, görsel bir şölen çıkar, birbirinden güzel hareketlerle donanmış ardı kesilmeyen knock out lar peyda olur tabi ki en artist adam bazı ihtilaflara rağmen düx tür. turnuvanın bir diğer özelliği karşılaşmaların rekor istatistikleridir: en hızlı knock out, en hızlı tekme, en hızlı bitirici vuruş gibi. zaten düx hemen en hızlı konock out rekoru(chong li ye aittir) egale ederek chong li nin şimşeklerini üzre çeker. düx e kafa tutanlar arasında nasılsa sumo güreşçisi bir şişko, bir başka star, paco(paulo tocha) lakaplı tayboxçu ve şehvet düşkünü bir arap prens vardır. boş vakitlerinde ajan kılıklılarla köşe kapmaca oynayan düx, kariyer peşindeki muhabir sürtük janice kent( leah ayres ) i kendine bağlamada mahsur görmez. kumitenin 2.gününde arkadaşı ray chong li tarafından hurdaya çıkarılır üstelik bandanasını da ganimet olarak chong li ye kaptırmıştır gerçi chong li bu haraketiyle ray i aşalamıştır ama ray ne anlar bundan lakin düx ün eğitiminde uzak doğu kültürüde vardır. çakar davayı gavurluğuna garez bağlarlar birbirlerine. filmin en güzel karelerinden birinde frank -on my own-alone- parçası eşliğinde çift katlı otobüsde chong li yi(spor giyimli) pencereden aksi yansımış biçimde görür, dehşete kapılır. ardından tan zamanı gökdelenlerle bezeli tüm hong kong u çepe çevre gören muazzam bir manzara karşısında, bacaklar fora transı tamalar. artık hazırdır. chong li ise başka bi alemdir.insan azmanı zebellahın acımasızlığı, onun karnıyla tek zaafıdır. çokda kraldır bolo yeung bu karakteri şeytana eş değer kılıp unutulmazlığını bakileştirmiştir. bir göğüs reflexi vardır ki görmeyenlere ancak git gör denebilir. heyecan ve bekleyiş son haddini, chong li ile düx de birbirini bulmuştur, düx rabbim içimi biliyosun niyazıyla sistemli biçimde har vurup harman savurmaya başlar, mamafih eski şampiyon chong li boşuna mı koltuk sahibidir hemen ufaladığı kireç parçasını usulunce fırlatır velev kör(geçici) eder. aman dinlemez vuruşlarıyla düx ü seyirciyle birlikte derbedere çevirir. düx ün avucunu boşluğa sallıyarak yürekten inlediği sahnede, sizde ilk izlediğinizde 11 yaşında ve genki hastası bir veletseniz göz bulutlarınız neme doyar. göz kapakları ağırlaşan düx kendi iç dinamikerine döner ve büyük ustasının anıları hafızalarda depreşir, irşad olur imana gelir chong li nin plase yumruğunu havada yakalayıp karnına bir tekme indirek soluğunu keser- tecrübeyle sabittir karın bölgenize ani bir darbe yediğinizde minumum 10 saniye nefes çekemezsiniz- artık seyirci durdurulamaz sular seller olur. düx, hallac-ı mansur edasıyla cong li nin haşatını çıkarıp pamuk gibi atıverir. eninde tüm dünyaya görülmedik 4 parendelik bir uçan döner tekme show u sergileyen düx, yerde yatan chong li den teyit ister. mert(öhüm) chong li utanarak yenildiğini belirtir, yediği darbelerle şişmiş yüzle katanasına sahip olur ve kareler düx ün (aslında seyirciye olan) yumruğunu diğer avucun içine yerleştirmek suretiyle kaltağa son bir kez selamlıyarak, figt to survive adlı gaz parçası eşliğinde donarak rekorların yazılımıyla sonlanır. eski teranesine dönmüş seyirci; yerinden fırlayarak abuk subuk haraketlere başlayıp, 90 dakika boyunca içinde birikmiş, geleyana gelmiş duygularının açığa çıkmasını kendine inanamayarak görür ve aczimendilere hak verir.gaz filmlerin kaçınılmaz sonucu...
(zzzzz - 12 Temmuz 2002 00:29)
filmde moviemistakes in bile bulamadığı hayvani bir hata ise, van damme abimizin japon aygırı indirdiği sahnede seyirciler arasında ki arkadaşı tezahurat yaptığı anda aynı japon dövüşçü arka planda koltukta otururken görülüyor.
(csmatrix - 12 Ağustos 2009 19:00)
frank'in (jean-claude van damme) ve ray'in (donald gibb) otel lobisinde oynadıkları atari oyunu, bir zamanların efsane karate oyunu international karate'dir.
(doktor civan bey - 4 Ağustos 2010 14:55)
video kasetini amcam kiralayıp getirmişti. bir hafta boyunca gece gündüz izlemiştim. van daym diye diye kafayı gözü sehpaya vurup yarmıştık. tabii o zamanlar yasal uyarı yok, evde denemeyin bunları diyen yok. hoş, el kadar velede anlatsan da dinlemez ki. ne güzeldi o günler. haa bi de, van daymın götü görüküyordu bi sahnede. aklımda kalmış.
(piirsikli - 5 Eylül 2012 03:05)
love is just a bloodsportsözüyle akılda kalan sneaker pimps şarkısıi want to be a kid againcome down having sunday bestsee me staying home bunking schoolknowing wrong from right just rulesi wish i'd never seen your facebetter done wind of phasei need an echo not your praisestraying from the god you nailedmy mother, my mother, my mother never toldmy mother, my mother, my mother never told melove is just a blood sport, love is just a blood sportcause love is just a blood sport, love is just a blood sportsex and love is not a gamea game is something you can winmaybe something kind of funcause love is just a blood sport sonedit: bu şarkının sözlerini yazmak için sözlüğe girdim. bir başkasının en sevdiğim sneaker pimps şarkısının sözlerini yazdığını görünce sinirlendim bir miktar. sonra kendim olduğunu farkettim onun. değişik tabi.
(mortifera - 28 Ekim 2003 10:10)
vandaym'ın bir dönemin türk gençliğinin dövüş felsefesini değiştiren filmi. o vakte kadar videodan karete kid izleyip birbirine turna tekniği hareketi yapan çocuklar, vandaym'la beraber kareteden kick-boxa meyletmeye başladılar. tabi miyagi sanın mütevazılığından iyi kötü bi felsefe kapmıştık; efendim işte 'karete mecbur kalmadıkça kullanılmaz', 'rakibime saygı duyuyorum' falan...ne zaman ki kan sporunu ikiz kanı izledik, felsefe melsefe kalmadı. o mütevazılık, saygıdeğerlik gitti, acımasızlık, kincilik geldi. it olduk serseri olduk anasını satayım.
(alpinsamuray - 15 Şubat 2005 11:03)
Yorum Kaynak Link : bloodsport