Çıkış Tarihi     : 15 Eylül 2007 Cumartesi, Yapım Yılı : 2007
Türü                : Animasyon,Aile
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Rainmaker Entertainment
Yönetmen       : Greg Richardson (IMDB)
Senarist          : Elana Lesser (IMDB)(ekşi),Cliff Ruby (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Kelly Sheridan (IMDB)(ekşi), Melissa Lyons (IMDB), Alessandro Juliani (IMDB), Christopher Gaze (IMDB)(ekşi), Steve Marvel (IMDB), Susan Roman (IMDB)(ekşi), Garry Chalk (IMDB)(ekşi), Russell Roberts (IMDB), Patricia Drake (IMDB), Bets Malone (IMDB), Britt McKillip (IMDB), Carly McKillip (IMDB), Chantal Strand (IMDB), Andrea Martin (IMDB), Candice Nicole (IMDB), Kate Fisher (IMDB), Brian Drummond (IMDB), Terry Klassen (IMDB), David Kaye (IMDB), Kathleen Barr (IMDB), Scott Page-Pagter (IMDB), Ian James Corlett (IMDB), Matt (IMDB), Belinda (IMDB)

Barbie as the Island Princess (~ Barbie em A Princesa da Ilha) ' Filminin Konusu :
Küçük kız rosella (barbie) korkunç bir gemi kazasının ardından ıssız bir adaya düşer. burada sevgi dolu arkadaşları kırmızı panda sagi, tavuskuşu azul ve bebek fil tika ile konuşmayı ve şarkı söylemeyi öğrenerek büyür. ne zaman ki prens antonio bu tropik cenneti keşfeder ve rosella?yı onunla birlikte şato?ya gelmesi için ikna eder rosella ve hayvan dostları hiç bilmedikleri bu yeni medeniyeti tanımaya başlarlar.


  • "tansu çiller ile mesut yılmaz'ı evli zannetmektir. ya da sadece ben çok salaktım bilemedim."




Facebook Yorumları
  • comment image

    - tasoları anneniz atmasın diye evin bir yerine saklamak..

    - futbolcu kartlarını üttürmemek için sadece biriktirmek ve oynamamak..

    - sabahları erkenden kalkıp bugs bunny ile birlikte kahvaltıdan önce havuç yemek..

    - yıl başı geceleri show tv de çıkan dansözleri üç boyutlu gözlükle televizyonun kıyısından köşesinden bakıp belki etek arasından bir şey görürüm umuduyla heveslenmek..

    - çarli ve atakan* ile birlikte şifreli kanalları izleme stratejisi geliştirmek ve amuda kalkıp, tek gözünüzü kapatıp, diğer gözünüzün 30 derece kısmayı denemek..

    - öğretmenlerın anlattığı hikayelere inanmayıp televizyonun içinde bu kadar çok insanın nasıl barındığını merak edip tornavidayı her görüşünüzde televizyon ile göz göze gelmek..

    - içi çamurla doldurulmuş olan gazoz kapaklarına saygı duymak, ama anne kızar diye eve bir türlü sokamadığın için uzak durmaya çalışmak..

    - tenefüste erkek tayfasıyla uzun eşek oynayıp, nöbetçi öğretmen tehdidine karşı bir adet eziği kapı önüne koymak..

    - kız kısmısıyla ip atlayarak bir sürü saçma mani ezberleyip, döneme göre maço takılan erkeklerin ve sevdikleri kızlarla oyun oynuyorsun diye dışlanmak..

    - saatler 12'yi vurduğunda cine 5 i açıp sessiz bir ortamda kapıyı aralayıp bir şeyler görmeye çalışmak..

    - zeki müren'in öldüğü gece tuvalete giderken karşına çıkacak diye korkmak..

    - kemal sunal filmlerini çizgi film tadında izlemek..

    - tsubasa'yı her sabah iple çekip missaki ile birlikte ne tür şaklabanlık yapıp bize dünyanın yuvarlak olduğunu idrak ettirecekler diye düşünmek..

    - yılmaz morgül'ün şarkılarını aynanın karşına geçip söylemeye çalışmak..

    - bisikletlerin önüne ve arkasına babalarımızın arabalarının plakalarını yazıp dolaşmak..

    - sonra yine bisikletlerle motorcu hissedip arka tekerle çamurluk arasına plastik şişe yerleştirmek..

    - ziiiiiiiii ya da diğer adıyla simiiiiiiit oynamak, terlemek ve dayak yemek için tenefüs zilinin çalmasını beklemek..

    - beden eğitimi dersini çok sevmek ve onun için cuma gününden okulun satmış olduğu eşofmanları anneye ütülü mü diye sormak..

    - ve bana göre en kıyağı annemin her banyodan sonra atletimi külodumun içine sıkıştırıp açılırsa üşüme olum diye tembihlemesi..

    böyleydi ulan işte.. kocaman tebessüm bırakıyor şimdi.. halbu ki ne kadar zordu bizim için o dönemler. bir an önce büyümek sevgili edinmek, severken sevilmek isterdik..


    (hippokondriyak - 27 Mart 2011 03:25)

  • comment image

    - bilgisayara uzaylı gibi bakmaktır. yukarıdaki komşu kızı ablaya ödevlerini yaptırmak için çıktığında, size ''chat'' diye bir şeyin olduğunu ve nasıl yapıldığını tarif ettiğinde ona da uzaylı gibi bakmaktır.
    - senden daha güzel ve aynı zamanda dokunmatik olan telefona sahip olan arkadaşı değil; senden daha güzel yakan top oynayan, daha güzel kitapları olan, daha güzel kalemi-silgisi-suluğu olan arkadaşı kıskanmaktır.
    - okula giderken ''kimseyle konuşma, şeker verirlerse de yeme'' tembihi almaktır.
    - büyüyünce teenage mutant ninja turtles fantastik serisindeki, kötülerin yakalanması için ninja'lara yardım eden ve gerçeğin açığa çıkması için enteresan kasetler bulan april o'neil olmak istemektir. erkekler için de ninja kaplumbağa tabiki.
    - anne babadan zagor, kankası çiko, clementine, sadri alışık ve belgin doruk efsanelerini dinlemektir.
    - okuldan geldiğinde önlüğünü bile çıkarmadan çakmaktaşlar'ı açmaktır.
    - sevimli hayalet casper'dan korkmamak, onun gibi duvarları delip geçmek istemektir.
    - bir gün jetgiller'in yaşadığı kafaya sahip olmayı hayal etmektir. 2000'lere gelince onlar gibi olabileceğimizi sanmaktır.
    - uyku saati geldiğinde yatmayı bilmektir. (artık öyle değil maalesef çocuklar)
    - kitap ve defterleri hazır kaplıklarla değil, okulun açılmasına bir gün kala eşşek gibi oturup teek tek kaplamaktır.
    - pazar günü banyo yapmaktır.
    - barbie bebek giydirme oyununu internetten değil, bizzat kendi ellerinle anne ile beraber dikilen elbiselerle giydirmektir. sonra onu ken ile evlendirip muradına erdirmektir.
    - susam sokağı çıkınca apışıp kalmaktır. edi deyince büdü, büdü deyince edinin akla gelmesidir.
    - taşla veya cam parçasıyla baş parmağı yarıp ''kan kardeşi'' olmaktır.
    - markete değil, bakkal amcaya gitmektir.
    - okulda tahtaya ''ders: hayat bilgisi, konu: biz ve çevremiz'' yazmak için yarışa girmektir.
    - ip atlamaktır. arkadaşa ''önce yavaş salla sonra hızlandır taam mı'' demektir. ipi ikili atlayan ablaları izleyip ben de öyle atlayacağım diye deli gibi hırslanmaktır.
    - resimli müzik dergileriden backstreet boys grubunun resimlerini kesip, kızlarla beraber hangisi daha yakışıklı sorunsalına cevap aramaktır.
    - serviste ''bir efsaneydi bir efsaneydiiiii senle beraber olmak..'' şarkısı çalınca, dar alanda kısa hakan peker dansı yapmaya çalışan oğlanlara kızlarla arkada kıkır kıkır gülmektir.
    - kız seni yerler seni ham yapan bu zilliler, birkaç iyi adam, bandıra bandıra ye beni gibi şarkıların akıl tutulması yaşatmasıdır.
    - mirkelam'ın nereye koştuğuna anlam verememektir.
    - we’re in this together şarkısının sözlerini ezberlemeye çalışmaktır.
    - nothing else matters dinlemek, metalica ile tanışmaktır.
    - süper baba müziğini fülütle çalmaya çalışmaktır.

    =======

    - ilk müzik setini sabah gazetesi'nin verdiği kuponlardan almaktır.
    - cumhuriyet gazetesi'nin katkılarıyla verdiği ''atatürk ilke ve inkılapları'' kitabıyla dönem ödevi yapmaktır.
    - tetris'ten atari'ye geçildiğinde arkadaşlara hava atmaktır.
    - milenyum denen şeye girince bir bok olacağını sanmaktır.
    - süper mario oynamaktır..
    off! bir dönemin manyak akımı. sabah akşam mario oynamak, mario'yu bitirmeye çalışmaktır 90'larda çocuk olmak. bitirenlerin efsanelerini dinleyip gaza gelmek sonra yine yine yine, annenin ''kızım kalk artık oradan'' diyene kadar başından kalkmayıp bitirmeye çalışmaktır.
    - mario'yu bitirecek aşamaya gelindiğinde aslında çocukluğun da biteceği ve artık büyümüş olacağının farkına henüz varmamış olmanın verdiği güzelliğini yaşıyor olmaktır!
    - pal sokağı çocukları'na hüngür hüngür ağlarken, başınızı okşayıp sizi teselli eden annenin 'ağlama kızım' derken bir yandan da dayanamayıp güldüğünü görünce ''ne gülüyosun ya hüüüüüüüüü'' diye daha da hiddetlenip, kucağına kapaklanarak göğsünde gözyaşı ve sümük ıslaklığı bırakmaktır.
    - pazar sabahı kahvaltı yaparken adam olacak çocuk izlemek; barış abi'den diş fırçalamayı, sokak satıcılarından bir şey almamayı, kütüphanede ve tiyatroda sessiz olunması gerektiğini öğrenmektir.
    - leblebi tozunu bir hamlede yutmaya çalışmaktır.
    - perihan abla izleyip duvara bardak dayayarak, gerçekten diğer odadan ses gelip gelmeyeceğini kontrol etmektir.
    - aslan kral izlemek,
    - robin hood olmak istemek,
    - gülten dayıoğlu'nu hatmetmektir.
    - elm sokağında kabusu'nu izleyip gece altına işemektir.
    - babanın ana britanica ansiklopedilerini atmaya bir türlü eli gidememesidir.
    - kütüphaneye gitmenin en büyük zevklerden biri olmasıdır.
    - zeki müren öldüğünde haberlerde onun için yas tutanları, ağlayanları, mezarına koşanları görünce yanında oturulan babadan onun çok önemli bir insan olduğunu ilk kez o gün, öldüğünde öğrenmektir.
    - turist ömer izleyip, paytak yürüyüşüne gülmektir.
    - nette değil, mahallede fink atmaktır.
    - oğlan veletlerinin ''hişşt kız hepsi senin mi?'' esprilerine maruz kalmaktır. *
    - 80'lerin çalkantısı ve 2000'lerin arafında kalmaktır.
    - tansu çiller ve süleyman demirel taklitleri yapmaktır.
    - l-manyak okumak, ayşegül serisini bitirmek, dünya klasiklerine okumaya geçince kendini bir bok sanmak, bir an önce o kalın kalın kitapları okuyan ablalar kadar büyümek istemektir.
    - matematik çalışmaktan sıkıldığında abaküsle oynamaktır.

    =======

    - tarık akan'la gülşen bubikoğlu'nun evli olduğunu sanmaktır.
    - misafirliğe gidildiğinde ''bizim zamanımızda trt...'' diye başlayan amcayı kafa sallayarak dinliyormuş gibi yapmaktır.
    - canım kardeşim filmindeki kahraman'ı ve onun ''üşüyorum, koynuna gireyim be abi?'' repliğini unutamamaktır. filmin sonunda kahraman'ın öleceğini bilmenize rağmen, son sahnede yine ve yeniden hıçkırarak ağlamaktır. 70 ve 80'lerde en büyük hayali kupon biriktirerek televizyon almak olan fakir çocukluklarla tanışmaktır.
    - misket'in son anda yetişip, sizden büyük ağabeylerden nasıl oynanacağının öğrenilmesidir.
    - misket, kupon, gazete, dergi biriktirmektir.
    - oyuna kimin önce başlayacağına aldım-verdim yaparak karar verenler kulübü'nde olmaktır.
    - eski kot pantolondan çanta yapma akımını başlatmaktır. *
    - tansu çiller'in neden heceleyerek konuştuğuna anlam veremamektir.
    - ansiklopediden araştırmaktır.
    - küçük kadınlar okuyup hayatın gerçekleriyle yüzleşmektir.
    - asıl 80'lerin dizisi olan ama daha sonra tekrar türk televizyonlarında yayınlanan little house on the prairie dizisini ''aa bu asıl bizim zamanımızın dizisi'' diyen anneyle beraber sarılıp izlemektir. annenin izlerken eski günleri yad eder sözlerini dinlemek beraber kah hüzünlenip, kah gülmektir.
    - cheetos'tan çıkan tasoları biriktirmektir.
    - 17 ağustos 1999'u unutamamaktır.
    - hogo oynayabilmek için tolga abi'ye bıkmadan usanmadan telefonlar açmak, tolga abi her ''hogooooo süper kahraman..'' diye bağırdığında boyun damarlarına korkuyla bakmaktır.
    - burak kut'un yaşandı bitti klibindeki siyah-uzun paltolu matrix hallerini, motoruyla kızın önünü kesip arabasının üstünden ışık hızıyla geçmesini unutamamaktır. ha bir de ''heyecanlıyım çooook çılgınım bebeğim..'' deyişini..
    - kaset almaktır.
    -90 tank'ı bitirmeye çalışmaktır.
    - okul çıkışı bir poşet dolusu tirmisi midene doldurup, evde yemek yiyesinin gelmemesidir.
    - 80'lerde çocuk olanlara karşı ezik kalmak, 2000'lerde çocuk olanlara karşı ise havalı ve üstün olmaktır.
    - ve 90'larda çocuk olmak her dönemin çocuklarından farksız olarak ''çocukluğa'' özlem duymaktır.
    http://www.youtube.com/watch?v=marfczoaj4c


    (kapatkapilarini - 15 Şubat 2012 19:18)

  • comment image

    annenin yaptığı ballı sütü sevmediğin için lavaboya dökebilmek o yüzden cücük gibi kalabilmektir . bunu fark eden annenin iki kaşık nesquik ile gönüllerde taht kurduğunu görmektir.

    sokaklarda doyasıya bisiklet sürebilmektir. babanın bisiklete binmeyi öğretmesidir. arkanda olduğunu sandığın ellerini bisikleti sürdüğünde karşında seni aferin diye alkışladığını görünce heyecandan bisikletten tepetaklak düşmektir.

    paten kayabilmektir sokaklarda doludizgin.4 tekerlekli olanından hem de.

    ankaraya kar yağdığında altına aldığın naylon poşetle doludizgin yokuşlardan aşağı kayabilmektir,ellerin morarırcasına karda oynayabilmek,kardan adam için en sevdiğin atkını kardan da olsa adamların en güzelinin boynuna dolayabilmektir.

    yüzme öğrenmek için anıttepe ve altınpark'ın yollarını aşındırmaktır.her defasında yeni hobiler edinmek yeni spor dalları yapmaya yönelmektir.voleybol,badminton,yüzme,jimnastik.

    tekvando kursuna gitmek sari-yesil kusakta kalmaktir.

    haftasonları pikniğe gidebilmektir aile dostları ile bir araba dolusu insan olabilmektir. üst üste de otursan mutlu olabilmek, gülümseyebimektir.salıncakta sallanmak, yanan mangal ateşine hayretle bakabilmek, onun dumanında klip çekebilmektir arkadaşlarınla saçmasapan.

    toros marka arabaya sahip olabilmektir ve bir gün arka koltuklarında da otomatik cam açma kapama düğmesine sahip bir arabanın hayalini kurabilmektir.

    üzerinde adının yazdığı yün kazakları giyebilmek, sıcacık banyonun ardından yün yorgan yatağın altına girebilmektir.

    erkek kardeşle beraber banyo yapabilmek ,onun küçük pipisiyle dalga geçip onu salya sümük ağlatmaktır.

    bahar mevsiminde annenin ve mahalle kadınların yünle imtihanına şahit olabilmek ya da halı yıkadıklarında üstünde köpükle dans edercesine kayabilmek, donuna kadar soğuk suyu içinde hissedebilmek ve buna gülebilmektir.

    trt'de susam sokağını izlemektir.edi ve büdüyü ,kurabiye canavarını çok sevmektir.heidi,şeker kız candy, ninja turtles, power rangers, denver the last dinasour,mortal combat,teletubbies ve pokemonu bilmektir.seni seçtim pikaçu diyebilmektir.

    hugodur.tolga abidir.nereye çufçufladığını iyi bilmektir.alf dir mesela. barış manço yu çok sevmektir 7'den 77'ye , adam olacak çocuk olabilmeyi bilmektir.tom ve jerry de hep jerry'i tutabilmektir.tweety'e gülmektir.

    taş devrini izlemiş biri olarak fred çakmaktaşa imrenmek ve yaba daba du diye bağırabilmektir.

    winnie the pooh daki masum piglettir.richie rich gibi zengin olabilmeyi düşlemektir.jetgilleri bilmektir.scooby dobie doo where are you şarkısını bilmektir.arı mayadır.kokulu silgidir.

    kaygısızlar dizisindeki kültigin abiyi çok sevmektir mesela hostese kavuşsun istemektir. bizimkilerdeki dunkofa gülmektir. bizimkiler dizisinde ,"ben alkolik değilim sevim ben sosyal içiciyim "diyen cemile her defasında benim adım cemil dediğinde gülebilmektir.ferhunde hanımları bilmektir mesela ya da ruhsar'a imrenmek.

    barboros hayrettin tarafından söylenen ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur şarksını çok sevmektir. ozmo ile ingilizce öğrenebilmektir.trtde teletext i kullanıp, telegüne girip mutlu olmaktır.

    gölgelerin gücü adına güç bende artık diyen heman e imrenmektir.zeyna gibi güçlü olamktır

    chucky ve vincentten ölesiye korkmaktır.

    bol bol hey girl ,blue jean,number 1 dergilerini okumaktır.

    ipek ongun kitaplarını yalayıp,yutmaktır.

    prince of persia oyunundaki prensi prensesine kavuşturmak ve bununla mutlu olabilmektir.age of empiresdaki şifreleri ezbere bilmektir. pepperoni pizzayı bilmektir mesela.dungeon keeper oyununu çok sevmektir.

    mahallenin çocuklarıyla top peşinde koşturmaktır .yakan toptur, ortada sıçandır,çift kale maçtır. kör ebedir, yakalamacadır, saklambaçtır. ip atlamak dizlerini acıtırcasına ipin ikisine de basabilmektir.4'lere geçmekle sevinmektir, çin çan oynamak, sek sek ,yerden yüksekoynamaktır.akşam ezanı okunmadan eve gideceğini bilmektir.

    satılmış amcanın kafasına gelen topu sinirle patlatması, senin de sinirden gidip onun bacağını ısırmandır.

    ayşe teyzenin bir sürahi suyu mahalle çocuklarına getirmesidir ve senin hiç tiksinmeden aynı bardaktan kanarcasına lıkır lıkır suları içmendir. mikropları bile paylaşmaktır bazen. hayat paylaştıkça güzeldir , bunu bimektir.

    meyve suyu yerine elma kompostosu içmektir.

    komşu çocuğuna verilen domatesli ekmeği seninle bölüşmek istemesi ve bununla sevinmesidir.doymassak eğer yeniden isteyeceğimizi bilmektir.kocaman karpuzu önünde dilimleyen ve çekirdeklerini havaya tükürüp sonra da yüzüne yapışmasını izlemek buna kahkahalarla gülebilmektir.

    eline tutuşturulan bir dilim kavundur en kokulusundan oynadığın oyun esnasında.

    apartman çocuklarıyla piknik yapabilmektir.seni çağırmazlarsa eğer bir sürahi suyu 5. kattan aşağı kafalarına boca edebilmektir.

    su tabancasıdır, maytaptır.kız kaçırandır.çatapattır.lazer oyuncağını onun bunun gözüne tutmak, uçlarını değiştirip farklı şekillerle yansımalara mutlu olmaktır.

    5.katta oturduğun için karşı apartmanın çatısına kuru ekmekleri atıp sonra da kuşların oraya gelişini izlemektir. akabinde bulduğun her şeyi karşı çatıya kiremitleri kıraracasına fırlatmaktır.

    boyna asılan içi mavi su dolu ve pirincin üstüne yazılmış isim kolyedir ya da tamamen boncuktan oluşan isim kolyelerle tasma takar gibi gezmektir.

    evlerde çim kafa beslemektir.

    saçlara sıkılan sprey saç boyasıdır almanyadan gelen ve henüz hiç kimsenin kafasında olmayan.

    kız çocukları için saçlarını sezen aksu misali gibi küt kestirmek arkasından da saçını kestirmeden önce ince bir tutamı kuyruk misali arkadan ayırabilmek, cesareti varsa da bunu sarı sıçan gibi sarıya boyatabilmektir,boncuğa dolayabilmektir.

    düğünlere gitmeden önce mahallenin kuaförün kafanıza döktüğü simle mutlu olabilmektir.düğünlerde masanın üstüne çıkıp gerdan kırmak, kıvırmak ,sonra da alna yapştırılan paraya sevinmektir (yaş 5-6)

    saçları boncuklarla örmektir.

    kahkül kestirmektir.

    havaifişekleri gökyüzünde her gördüğünüzde ilk defa görüyormuş gibi mutlu olabilmektir.

    sınıf arkadaşlarınla kütüphanecilik kolu olabilmek için kavga edebilmek, annenin beslenme çantana koyduğu muzu şantaj olarak onlara verebilecek kadar kitapları çok sevmektir.

    aslan kral filmini izleyip salya sümük ağlamaktır. bebek firarda filmini izlemeden önce bebeğin adını "firarda" sanmaktır. bebeğin kaçar olduğunu anlayamamaktır.cesur yürek filmini sinemada izleyebilmektir ya da titanic filmini.leonardo di caprio ya aşık olmaktır.

    celine dion'u bi başka sevmektir. my heart will go on şarksını ezbere bilmektir. ricky martin i çok sevmektir. un dos tres tir.

    aileyle sirke gidebilmektir ya da aoç'de doyasıya gezebilmek,dondurma yiyebilmek,hayvanat bahçesini çok sevmektir.

    pazarda su satmaktır.sonra sattığın bu suların parasını biriktirip kendine kendi kazandığın paranla oyuncak almaktır.

    barbie bebek ve onun sevgisilisi kendir. onları öpüştürüp mutlu olmaktır.

    saçları okşanana ve okşandıkça uğur getireceğine inanılan troll bebeklere sahip olmaktır.misket oynamaktır yerli yersiz.

    şeker portakalını okuyup ağlamaktır.zeze yi çok sevmektir.

    8 yaşında ilk şiirini yazıp 11 yaşında ilk ödülünü alabilmektir. hesap makinalı casio kol saatiyle hava atabilmek ,su geçirmediğini sanıp ilk banyoda kolundaki saatin çalışmadığını görüp kafandan akan sulara gözyaşlarının karıştığını da görebilmektir.

    gazetelerin bize verdiği ayşegül tatilde, ayşegül okulda setlerine sahip olabilmek, bebek giydirme oynamaktır kağıtları keserek.

    pazar akşamları yapılan banyo ritüelleridir. sobalı evde büyümektir. sobanın üstünde kolonya, mandalina kabuğu, saç gibi aklına gelen her şeyi eritmek ve bunu seyretmekten zevk almaktır.

    mahallenin erik ,vişne ve dut ağaçlarına saldırmaktır. maymun gibi daldan dala atlama , teyzelerden ve amcalardan kaçmak için at gibi hıphızlı koşabilme yeteneğine sahip olabilmektir.

    çiçeklerin bal özünü emmektir.

    tuzlu çekirdekleri dudaklarını kanatırcasına yiyebilmek sonra da ağzını musluğa dayayıp kanarcasına su içebilmektir.

    komşudan alınan yarım ekmektir ya da bir kase şekerdir asla boş tabakla geri gönderilmeyen.

    -şükran teyze müsaitseniz akşam annemler çaya bekliyor sizi , diyebilmektir.

    anneyle güne gidebilmek. orada kısır, patates salatası,pasta,poğaça,keke doyabilmektir.hatta artan pastalardan da bir miktar eve getirebilmek günleri ve bu günleri düzenleyen teyzeleri çok sevebilmektir.

    tetris oynamaktır. uzun çubuğu beklemek, gelince de nereye koyacağını şaşırarak saçmalamaktır.

    atari oynamaktır. konsolu sevmektir. street fighterdır atari salonlarıdır. cebinde biriktirdiğin jetonlarındır.

    lunaparktır,dönme dolaptır,çarpışan otolardır,balerindir.pamuk şekerdir yapış yapış ağza bulaşan.

    sanal bebek, sanal köpekten önce mahallenin ne kadar bitli ,pireli kedisi ,köpeği varsa bunları eve taşımak ,onları beslemek, yıkamak ve bir miktar büyüttükten sonra göz yaşları içerisinde tekrar sokağa salabilmektir.

    evlere şenlik küçük,minnak sarı civcivleri besleyebilmektir .boyalı- boyasız. büyüyen civcivlerin karşı apartmanın balkonuna uçması, sıçraması sonucu gidip de :

    -bizim tavuğumuz sizin balkona uçmuş onu alabilir miyim diye sormaktır. koltuk altında koşa koşa eve taşımaktır.sonra da büyüyen civcivleri köye tavuk horoz niyetine yollamaktır.

    her yere boncuk boncuk kakalarını bırakan korkak tavşan beslemek ve onu, yavru olmasına rağmen koca kova havucu yemeye zorlamaktır.

    sırasıyla ; japon balığı, melek balığı, kılıç balığı , lepistes beslemek. onları öpmek istemek ve öptükten sonra bir daha nefes almadığını görüp üzülmektir. akvaryumdan sıçrayan kılıç balığını canhıraş akvaryuma sokabilmektir. kötü kokan balık yemini ellerinle pay edebilmektir. çöpçü balığının çok temiz ve akvaryumu temizleyen iyi bir balık olduğunu düşünmek. kötü balık betanın diğer balıkları öldürdüğünü görüp onu çocuk aklınla cezalandırmaktır.

    muhabbet kuşu beslemek ve sanki o papağanmış gibi onu konuşturmaya çalışmaktır.

    atakulede dreamlande 10 tane jeton için akıtılan gözyaşıdır. ilk kez kumpir ile orada tanışmaktır. doyasıya kaybolmaktır top havuzunda.

    karumu çok büyük bir alışveriş merkezi sanmak ,tunalıdan çok etkilenmektir.

    altın sarısı renginde ptt telefon jetonudur klubelerden aranan.

    cheetostur en fıstıklısından,fındıklısından,bifteklisinden,peynirlisinden. annenin çok kızmasına rağmen ayak kokan cipsleri yemektir. bu ciplerden taso çıkacağını bilme ve bunları biriktirmektir.

    yumiyumdur en portakallı ,çileklisinden.mino marka küçük ,rengarek kare sakızları çiğnemektir. kocaman şişen big bubble sakızdır ya da gözlerini yaşartacağını bildiğin ve ekşiden nefret ettiğin halde tadı güzelleşinceye kadar sulugöz çiğnemektir.cinodur en portakallı ,kayısılısından.turbo sakızdır.

    capri sunı önce hüpletip,sonra gümletmektir.grup vitamindir.

    bozuk para ve parmaklarla çift kale maç yapabilmektir.

    peçete koleksiyonu ,kartpostal ,anahtar ,pul,para,şıpsevdi sakızının koleksiyonu yapabilmektir.

    mektup arkadaşlarına sahip olabilmektir.mektuplaşmanın ve beklemenin ne demek olduğunu bilmektir.

    capital fmden istek parça istemektir.

    kaset biriktirmek istediğin şarkıya ulaşmak için kasedi kalemle sarabilmektir. kaset gözden çıkarılmışsa onun kahverengi şeridini boynuna dolayabilmek, bisikletine sarabilmektir.

    meybuz sevmektir en kolalısından ya da algida max vanilyalısından panda stikten bedava dondurma kazanmaktır.

    mahalledeki dondurmacıdan 1 külaha 3 top dondurmadır. fındık, fıstık ve çikolata sosuna bulanmışından.

    allı ballıdır okul önlerinde satılan en renklisinden. süt mısırdır.alıçtır, sarı kırmızı boynuna doladığın ve eve gelene kadar kemirdiğin.çağladır bahar geldiğinde, okul önlerinde satılan ve yarısı hava dolu fos nohutları yiyebilmektir. elma şekeridir en kırmızı en yapış yapışından, kağıt helvadır en tazesinden ısırırır ısırımaz ağzında dağılan.

    okul kantininden aldığın leblebi tozudur, sonra da yusuf yusuf dedirterek ağzındaki tozu dumana katmaktır. patatesli tosttur yanında açılası kutu ayranıyla.horoz şekeridir, şemsiye çikolatadır,mabel sakızdır.tipitiptir.

    beslenme çantasıdır annenin zeytinyağlı dolmalarını, mandalinanı ve sigara böreklerini sarıp sarmaladığı ve bunları sıra arkadaşınla paylaşmaktır.

    üst üste asılan ve en sonunda yerlerde çiğnenen montların olduğu bir sınıfın,okul sıralarında 3 kişi oturmak ve bundan asla gocunmamaktır.monta gocuk demektir.

    hoşlandığın erkeğin de içinde bulunduğu dansa davet adlı şahhane oyunu oynayabilmek ve en sonunda sırtı dövülen bir çift olmamak adına en gudik erkekle dansa kalkabilmektir.

    çıkma teklifini utana sıkıla reddetmektir.

    telefon sapıklığıdır, zillere basıp kaçmaktır.

    su savaşıdır donuna kadar ıslandığın,yumurta savaşıdır beyninin akıyla yumurtanın akının birbirine karıştığı, un savaşıdır abartıp okul önlüğünü mahvettiğin.

    kızlar için voleybol, erkekler için ise mahallede futbol oynamaktır. hoşlandığın kişinin kafasına topu atmaktır.

    masmavisinden okul önlüğüdür, beyaz dantelli önlüklerin ve örgülü saçların büyük kırmızı ya da beyaz kurdalelerle saçlarını topladığın ve süslediğin.

    yırtık çoraplardır her daim dizlerinden, yamalardır bazen yaramazlıklarının kanıtı.

    okuldan eve yürümektir.korkmadan,yorulmadan,yılmadan,bıkmadan.

    okul servisinde çalan cartel bir numara en büyük cehennemden çıkan çılgın türk şarkısnı ezberlemek ve buna eşlik edebilmektir.

    burak kutu sevmek, tayfuna imrenmektir,tarkana aşık olmak, tarkan konserinde dayının omuzlarından tarkana sanki seni duyabilecekmiş gibi bağırabilmektir.

    huysuz virjin`i taa o zamanlardan çok sevmektir.

    gece herkes uyuduğunda televizyonda show tv'de çıkan tutti frutti adlı erotik programı merak etmektir, kırmızı noktadır, çin çin diyince sütyenlerini çıkarıp atan ablalara hayretle bakabilmektir,yorgan altından uyuma taklidi yaparak.

    ebabil bir kuştur sözünden dönen hoştur,bunu bilmektir .izel-çelik-ercan'dır.

    çılgın bediştir. 8.15 vapurudur. bandıra bandıra ye benidir, aboneyim abonedir, biletleri cebinde olan.yoncimiktir.

    19 mayıs törenlerini stadyumda izleyebilmektir.

    ilk okul ve orta okul diye ikiye ayrılabilmek ve anadolu lisesi sınavlarına hazırlanabilmektir hem ilkokul 5'te hem de ortaokulun sonunda.

    alcatel cep telefonu ya da nokia cep telefonnuna sahip olabilmektir. kocaman kablosu olan telefonlarınla övünmektir. hazırkarttır. bir mesajın 2 kontür olduğu dönemlerdir.

    çevirmeli ev telefonundan telsiz telefona geçebilmektir.

    milenyumu görebilmek yeni yıla apayrı girebilmektir.

    mutlu bir çocukluk geçirebilmek ,elindekilerle mutlu olabilmek ve yetinmeyi bilmektir 90'larda çocuk olmak."


    (pucepuck - 18 Ocak 2014 21:37)

  • comment image

    temiz çocuklardı(k).aile terbiyemiz vardı bizim mesela. misafirliğe gittiğimizde annemizin babamızın izni olmaksızın bir şey karıştıramazdık. kırmazdık. dökmezdik.

    - aman fatma hanımcım, çocuktur yapar, canı sağolsun ! cümleleri bize değil , bize gelen misafir çocuklarına sarfedilirdi hep.

    utangaç çocuklardık biz .susadığımızda bile annemize söylerdik susuzluğumuzu ya da tuvaletimiz geldiğinde çişimizi.

    saygılı çocuklardık biz. babamız işten geldiğinde kapıda karşılar , terliklerini verir , isterse de üstüne bir bardak ılık su getirirdik. babamız olmadan yemeğe başlamazdık mesela.babamızın yanında uzanmaz, bacak bacak üstüne atmazdık hiç!

    hesaplı çocuklardık biz! ekmeğe gitmek sevinç olurdu bize çünkü para üstüyle alınacak onca şey vardı düşününce !hepsinden öte içinden inanılmaz miktarda para çıkan kumbaralarımız olurdu.

    şefkatli çocuklardık biz. hepimizin iyi kötü bi evcil hayvanı sevemese bile bi japon balığı vardı evinde. muhabbet kuşumuz, tavşanımız , rengarenk civcivlerimiz, hiç yoktan sokak köpeklerimiz kedilerimiz vardı eve gelip yıkayıp, apartman bahçesinde beslediğimiz .

    sevgili çocuklardık biz. etrafımızda her zaman koruyup kollayacağımız kardeşlerimiz, kuzenlerimiz ya da arkadaşlarımız olurdu bizim.

    çevreci çocuklardık biz. ağacı sever , sayardık. dalından üzüm, dut erik yiyecek kadar şanslıydık hem de kırmadan . hepimizin dikili bir ağacı ya da beslediği bir çiçeği hiç yoktan çim kafası vardı deli gibi sevdiği.

    ahlaklı çocuklardık . öyle herkesle çıkmaz flört etmezdik mesela. ortaokulda dansa davet oynardık, su savaşı , yakalamaca, yakan top oynardık biz. birinin elini tutmak çok ayıp gelirdi bizi . biz ağzından öpmezdik kimseyi, öpülmek için elleri , yanakları , yüzleri vardı sevdiklerimizin. cep telefonu olmadığından mıdır nedir mektuplaşırdık biz.

    vefalı çocuklardık . ne mahallemizi ne mahalledeki sevdiklerimizi unutmazdık. arardık, sorardık. hal hatır bilirdik biz!

    yardımsever çocuklardık. pazardan dönen ayşe teyze , arabasını yıkayan faruk amcaya yardım etmek bize koymazdı. ya da çocuğu yok diye komşu için ekmek almaya gitmeye erinmezdik.

    kıymet bilen çocuklardık. bizim her istediğimizde alınan oyuncaklarımız olmazdı. bu yüzden elimizde olanlar değerli varlıklarımızdı. onlara zarar vermeden oynar, bozulursa tamir ettirirdik.

    paylaşımcı çocuklardık biz. oyuncağınızdan tut da annemizin beslenme çantasında hazırladıklarına kadar paylaşırdık biz. midemiz küçük değildi belki ama gönlümüz büyüktü bizim.

    velhasıl kelam biz büyüdük! biz büyüdük ve kirlendi dünya! keşke her şey çocukluğumuzdaki kadar temiz kalsa!


    (pucepuck - 17 Haziran 2014 10:18)

  • comment image

    radyoda calan eski bir sarkiyla gozlerinize yaslarin dolmasi (ozellille levent yukselin 2. albumunden), yonca evcimik'in sacma pop sarkilari, korfez savasinin ilk goruntulerinin tas devrinin arasinda flas haber olarak yayinlanmasi, kokulu kalem ve silgiler, lastik atlamak, star bir, tele on, kanal 6 ve butun disneye ait cizgi filmleri (ozellikle darkwing duck) disney dunyasi adli aylik dergi, milliyetin verdigi ilk ansiklopedim, anneye deliler gibi kupon kesmekte yardim etmek, reks sinemasina alaadin'i, mrs. doubtfire'i, kiz arkadasim*i izlemeye gitmek, windows 3.1 bilmek, lemmings oynamak, aileden gizli gizli street figther oynamaya gitmek, skoda, tofas dogan ve renault broadwayin piyasaya ilk cikisi, kadikoy pyramidde basket oyununu oynayip biletlerden kazanmak, lc waikikki, 012 benetton giymek renkli renkli, bir baska gece izleyip hadi anlat bakalimda halit kivancla olmak, yilbasi gecesi havaii fisekleri gormek, 911, wet wet wet, new kids on the block dinleyip sarkicilara asik olmak, dogan kardes okumak, barbielerin yerine sindy bebekler, transformers, playdoh, tombo 05 kalem ucu istemek, fkmye gidip denemelerinin ve diger sinavlarinin uzerindeki figurleri renkli kalemlerle boyamak, susam sokagi, "cek cek kurekleri mavi nehirde, keyifli neseli tasasiz cikar hayatin tadini", ali ogmen'in sosyal ve fen bilgisi kitaplarini calismak, rana kilicin* lacivert renkli puzzle parcali matematik kitabini cozmek, ilk proteinli muzlu cokoprensi yiyinceki yuz ifadesi, kral tv nin pop muzigi calan zamanlari ve vj kavrami, hatta vj. yesim, emrahin bati yakasinin hikayesi, ayrica sevdim mi tam severim'i, tarkanin kil olusu, renkli iplerle saca yapilan uzantilar ve orulen bilezikler, pirinclere yazilan renkli sulardaki isimler, raksotek'in cizgifilm videolari: alis harikalar diyarinda, asteriks ingilterede, monica seles, sanchez, michael jordan, garip sekilde danseden veya gunes gozluklu kola ve sprite kutulari, cim adamlar, parizyen'in renkli cocuk coraplari, pamuklu taytlar, ilk kocaman kare siyah discman, babanin araba telefonu, michael jackson'un remember the time klibi ve dangerous albumu, robinson club lykia.... ve bu hayal meyal tam olarak parcalarini birlestiremedigim donemde dunyayi yeni yeni taniyor olmak.


    (green eyed monster - 26 Ekim 2004 09:23)

  • comment image

    doksanlarda çocuk olanlar için pazar akşamları bizimkiler izlemektir biraz..pazartesinin okul hazırlığı yapılır, sanki pazar değil de pazartesi banyo yapsak olmuyormuş gibi illa pazar günleri banyo yapardık.. çocuk kalbimizle kapıcı caferi sever, sabri beye kıl olurduk.. ali desen, bizimle büyüyordu onu gördükçe büyüdüğümüzü hissediyorduk.. sonra maraton başlardı ki; bir kadın olarak futbola olan sevgimin nedenidir maraton. erman toroğlu' nun gerizekalıya anlatırmışçasına açıkladığı pozisyonlar sayesinde, iddia ediyorumki erman toroğlunu izleyerek hakemlik adına bir şeyler öğrenmiş olanlar süper ligde maç yönetse; hiçbir yönetici ve futbolcu çıkıp da hakem hakkımızı yedi demez..*

    doksanlarda, pazar günleri evlerde genelde misafir olurdu ya da biz misafirliğe giderdik.. bir süre evin içinde oturup da illallah dedirtecek kadar çok şey kırar, argo konuşarak anneyi sinirlendirmeyi başarır, nihayet annelerin başından savma amaçlı izinleriyle sokağa çıkardık.. güçlü olanın kazandığını, yaşı büyük olanın hiyerarşi estirdiğini misket oynarken öğrendik.. sen kazanmış olsan bile o dönemde “piç” diye tarif ettiğimiz bir çocuğun tasoları kapıp kaçtığını gözlerimizle gördük, play station bize uzaktı segalarımızı canımız kadar sever ama önce arkadaş derdik.. parkda yeterince yorulup, yeterince seksek oynayıp, 9 taş da kazanmadan, üstümüz yeterince kirlenmeden ya da annemiz bizi eve çağırmadan, ev denen şeyin varlığı aklımızda yoktu..

    ahhh bir de süper baba vardı ki, cuma akşamları sobanın üstündeki çaydanlıkla beraber hatırlıyorum hala.. geçen aylarda kanal 1' de tekrarı vardı ipek gidiyor fiko intihar ediyordu.. ipek giderken fiko' nun ağacın arkasından bakması duygulandırdı beni, hadi itiraf ediyim gözlerim yaşardı biraz.. babam dedi ki “siz o zaman da ağlamıştınız ablanla ikiniz fiko’nun intiharına”.. tabii ben uzun zamandır diziyle büyüdüğüm için dizinin başrolünün ölmeyeceğini öğrenmiştim artık.. bu defa beni ağlatan ipekin gidişi fikonun bakışıydı.. üzerinden 11 yıl geçmiş, çocuk benle şimdiki ben arasındaki farklar daha belirgin artık.. hem alim bile büyüdü kocaman göbekli bir genç oldu, biz niye değişmeyelim.

    biz tarkanı kendi ellerimizle büyütmüştük.. dişlerinin ayrık olduğu günleri bilirdik, savaş abisine çişi geldiğini söyleyecek kadar bizimle aynı yaştaydı.. ki ben 8 yaşındaydım ve annem öğretmişti "başkalarının yanında çişim geldi demek yok" demişti.. divalığının nerden geldiğini anlayamadığımız bir ajda pekkan vardı ,bebeto burak kut vardı mesela bizim için bişey ifade etmese de ablamın odasındaki posterini hala hatırlarım, şimdi zar zor hatırladığım ortada kuyu var yandan geç ozan, arabası olup da ruhu olmayan mustafa sandal çıktığında biz çocuktuk.. yonca evcimik aboneydi o zamanlar, nedendir bilinmez 9.15 vapurunu beklerdi.. sezen hep sezendi..

    biz 90ların çocukları ne 80ler gibi siyasi bir karmaşanın ortasındaydık, ne de milenyum çocukları gibi teknolojinin içine doğmuştuk. hem sega hem bilgisayar kullandık,hem rock hem arabesk dinledik, trt nin tek kanal günlerini görmemiş olsak dahi az kanal nedir biliriz.. biz hem erkan yolaç' a, hem cem yılmaz' a güldük, cem özer' in laf lafı açıyorla türkiye’nin ilahı olduğu günleri de hatırlarız..

    bir de süper mario vardı mesela, ondan sonra hiçbir oyun kahramanını sevemedim, ondan sonra hiç kimse mantarını taştan çıkarmadı.. bir de hiçbir oyunu bitirmek için bu kadar çok uğraşmadım hiçbir oyunun sonuyla ilgili süper marionun son bölümüyle ilgili duyduğum kadar çok yalan duymadım;

    -ya benim kuzenim bitirdi süper marioyu.. son bölümde ateşten atlayıp, suda yüzyomuşsun, havada ateş edip, karada sıçıyomuşsun!
    -yalan atma!yalancı! abim dedi ki sonunda mario ölüyomuş..
    gün geldi 8-4e gelip bitirdik marioyu..zaten bizim eve de bilgisayar gelmişti.. mario’nun pabucu dama tabi.. sonra gömleklerimi pazar akşamları annem değil, pazartesi sabahları bizzat ben, okula geç kalmamak için bir yandan diş fırçalayarak ütüler oldum.. pazar günleri ben arkadaşlarımla geziyor, annemle babamsa haftanın yorgunluğunu atmak için evde kalıyorlardı.. velhasıl 90lar bitiyor, ben büyüyordum..


    (hataraporu - 3 Mayıs 2006 18:55)

  • comment image

    işin sırrı olinde iki kere rafine reklamlarına hasta olmak, hangisi daha hafif? diye sorup "sağdaki" demek, kanal 6'da ana dizisini izleyip "çatçatçat kel behzat" esprisine gülmek, anaya bak anaya bedel üç beş babaya şarkısını söylemek, gece annenin uyuman için yaptığı ikazlara uymayarak fıstıki musiki izlemek romina ve gülçin'i çok sevmek, tırtıllar asla asla asla kahverengi bot giymez! diyebilmek, ninja kaplumbağalar izleyip shredder'a kıl olmak ama april o'neal a hasta olmak teenage mutant ninja turtles şarkısını "tıniçnutuknincatörtıls" diye söylemek, she-rayala he-man'in evlenmesini istemek, makarena dansı yapmak, turnike izlerken güner ümit'in soğuk esprilerine gülmek,street fighter oynamak kızların chun lee olmak için kavga etmesi, erkeklerin ken ve ryu kavgalarıyla sağa sola aduket çekmesi, aileler yarışıyor izlemek salak salak 100 kişiye sordukla başlayan espriler yapmak, tetris'te rekorlar kırmak elinin tetris oynamaktan uyuşması, doğumgününü mcdonaldsta kutlamak istemek annenin izin vermemesi, persil yeşil adamı tanımak ve ona saygı duymak, tüm evebeynlerin mcdonald's a makdanılt demesine gıcık olup sürekli düzeltmek, tüp çokoremin içine çubuk kraker daldırıp yemek, barış manço'yu çok sevmek oku bakiim ayııı diye bağırarak dolanmak, pazar günleri bizimkiler izlemek "kız katilsin valla kız" "ayla teyzem ne güzel ölee hık hık hıçkırıyo" "6 kere 8 -hııı 40 amca lan dunkof 48 48 .." geyiklerine yarılmak, bişey sorulunca sonuna "...babam afedersin" eklemek,bizimkiler'in ardından parlement sinema klübü çıkınca uyku vaktinin gelmesi saçlarını kuruturken annenin parlement sinema klübü reklamını görünce hadi uyku vakti demesi, ayı yogi izleyip cümlelerin sonuna "efeemm" eklemek, yaseminname ve yasemince izlemek "sürahi hanım" taklidi yapmak, chupa chups şekerlerinden çıkan çıkartmaları (spicegirls gibi) biriktirmek çıkartmalar için 10 tane şekeri üstüste yiyip şeker komasına girmek, chupa chups'un düdüklü şekerlerinden yiyip düdüğüyle içinden çıkan notamsı şeye bakıp oo mc donald had a farm ve türevlerini çalmaya çalışmak, tarkan'dan kıl oldum abi dinlemek, yonca evcimik danslarını taklit etmek, süper baba izleyip fiko'nun deniz'le evlenmesi için dua etmek, bay kamber izlemek, müfettiş gadget izlemek ve orgda müziğini çalmaya çalışmak, hakan peker'in köylü güzeli şarkısında klip çekmek, yine pazar günleri ödev yaparken pazar 94, pazar 95 (heryıl değişen program) izlemek ve ordaki platform yarışmasında eğlenmek anneye "anne sokat ne yaa" diye sormak, izel'in "hasretim" (şu yamyamların izel'i kaçırdığı) klibi evde çekmeye çalışmak şarkının başını : hanimakarnalarsınyagrudaa" diye söylemek, deniz arcak'tan yağmurdan kaçarken söylemek, mahallenin muhtarları izlemek temel'in uyy çaydanduk diyişini taklit etmek müzevvir müzeyyen'e kıl olmak muhtar bey'e asılan handan hanıma gülmek, helvacıoğlu blok flüt istemek, o yaşta keten kare topuklu kro ayakkabılardan giymek (feci modaydı), kağıdı kurşunkalemle karalayıp büyüteçle güneşte yakmak çıkan dumana hayret etmek, hügo izlemek tolga abiye ve köpeği "garip"e hasta olmak, arkadaşlarına anket defterini doldurtmak veya arkadaşlarının anket defterlerini doldurmak "lakabınız" kısmına hiç lakabın olmamasına rağmen "pirenses" yazmak, cuma günleri bir başka gece izleyip şarkı söylenen kısımlara gıcık olup skeçlerin gelmesini heycanla beklemek,tom ve jerry'de tom'a üzülmek, yumiyum yemek, polis akademisindeki mahoniye aşık olmak, olacak o kadar izlemek olaya kaptırıp telefonu kapatırken "beni bekleyin anacıım" demek, 7den 77ye çıkmak için hayal kurmak sürekli mektup yollamak, yapışkanlı küpe takmak, roller blade alması için anneye yüklenmek, deliler gibi nintendo oynamak, super marioyu bitirme hayalleri kurup her seferinde "thank you mario but the princess is an another castle" yazısını görüp bişi anlamayıp ingilizce bilen abi ablaya sorup "yok prensesi kurtaramamışsın başka bi kaledeymiş" diyince üzülmek, abinin ablanın kuzeninin eskiyen kara kutusunda tavşanı karşıya geçirme oynamak, susam sokağı şarkısını ezbere bilip bütün gün evde söylemek, minik kuş-edi büdü hastası olup ilkokul öğretmeninin "susam sokağında harfleri yanlış öğretiyorlar hiç göstermesinler dediğine şahit olmak, okul çıkışındaki adamlardan dandik şekerler leblebi tozu tarkan posteri almak, zaman ilerleyince backstreet boys ve spice girls şarkılarını anlamadan "ifyouwannabimalava" diye anlamadan söylemek,backstreetboys'un kütpleyinkgeymıs şarkısını çok sevmek, grup vitamin dinlemek "ismail" şarkısını ezbere bilmek, akülü arabası olan çocuklara üzülmek anneye babaya akülü araba için baskı yapmak ama sonunda babayı almak, star tvnin açılısına tanık olmak, izel-çelik-ercan'ı sevmek ve ordaki izel gibi olmak istemek, ajlan ve mine'ye hasta olmak, tayfundan hadi yine iyisin dinlemek, troll bebekler alıp saçlarını okşayıp dilek dilemek dileğin gerçekleşmesi
    için saçlarını kimseye elletmemek, hülya avşar doğurdu mu doğuracak mı çocuğu nasıl olacak diye beklemek, top10 listelerini takip etmek, kral tv'nin açılışıyla tv karşısında kliplerde dansetmek, nickelodeon'da clarissa ve pete& pete izlemek nickelodeon reklamlarını ezbere bilmek, burak kut'un çılgınım şarkısını bılgınım ben başkına bazırım bayımdan bok gibi bırlarıp diye söyleyip bok kısmında kıkır kıkır gülmek, yıldız tilbe'nin ortaya çıkması delikanlım şarkısını o yaşta dinleyip "geceler boyu sevişmelerimiz bitmesin" kısmında kızarmak, abinin/ablanın aldığı almanca bravo müzik dergisinin en orta sayfasındaki cinsellik sayfasına bakıp fotoları görüp utanıp hayata küsmek, aynı anda birşey söylenince cips kola klit blöps demek, fransa 98 oynayıp çıkartma kitabını alıp çıkartma biriktirmek, yonca evcimik kolyesi takmak, milliyet çocuk dergisi almak,eurovizyonda şebnem paker'i desteklemek "dinle" şarkısını söyleyip durmak, hersezon lüküs hayat'a gitmek zihni göktay'ın eklediği güncel esprilere gülmek ve malesef hersene kadrodan birilerinin eksildiğini görerek üzülmek, michael jackson'ın eski halini görüp hayretlere düşmek, elm sokağında kabus izleyip akşam annenin seninle uyuması için yalvarmak, kanald'nin ilk açıldığı dönemlerde tsubasaizlemek, yerli malı haftasında okula çikita muz getirenleri kınamak çikita yerli değil öğretmenim diyip getireni ispiyonlamak, gazetelerden kupon kesip 14 kupona kocaamaan oyuncak ayı almak, annenin gazetelerden gelen tabak çanak için aynı gazeteden on tane aldığına tanık olmak, bir dönem tüm evlerdeki tabak çanağın "acropal" olması ve misafirliğe gelince tabaklara bakıp sırıtmak, power rangersçılık oynayıp pembe olmak için heves etmek, hey corç versene borç şarkısını ezbere bilmek anlam verememek, patlayan şeker yemek, karamelek izleyip ilişkilere anlam verememek "lamia hanım" a üzülmek, aboneyimm abonne diye ortalarda dolanmak, lambada dansı yapmak yasaklanmasına anlam verememek, oya&bora ikilisine özenmek sınıftan erkek/kız arkadaş bulup oya&bora taklitleri yapmak "ara beniii" söylemek, kırmızıyı tutup kural koyan olmak yananlara şans tanıyıp "allahın hakkı üçtür" demek, karakedi görünce saçını çekip 3 tane kuş görmeye kendini zorunlu hissetmek, ebeturabirkiiüç oynamak, maculay culkin'e aşık olmak, mary-kate ve ashley olsen'a özenmek, kokulu kağıt koleksiyonu yapmak, ahmet buhan matematik kitaplarından matematik öğrenmek, otomatik kalemkutu alması için anne babaya yüklenmek, galeria'daki fame city'ye gitmek ama boyun kısa olduğu için define adası'na girememek içeri giren abla/abi ye uyuz olmak peşinden ağlamak, stres bileziği alıp ikide bir onunla oynamak annenin gıcık olması, dolma tekerli bmx bisiklete binmek abinin/ablanın lastikleri inen şişen bazen patlayan pinokyo bisikletini kıskanmak, öğretmenlerin kemal sunal dizisi izlemeyi yasaklamasına sinir olmak, sanal bebek alıp sabahtan akşama kadar onunla oynayıp yedirip yedirip çatlayıp ölmesi, gazeteden şebnem bebek ve türevlerini alıp biriktirmek evde çöplük yaratmak, little babies alıp içinden zenci bebek çıktı mı diye bakmak zenci bebeğin uğur getirdiğini düşünmek, taso çılgınlığına tanık olmak, dönen taso-televizyonlu taso ve türevlerini, she&he dergisi almak, hey girl okumak, 1bin liraya sakız alırken sakızın 5bin lira olduğunu birden farkederek dehşede düşmek, calippo yemek, necmettin erbakan ve mesut yılmaz taklitleri yapmak, caprii caprisuun capricapri caprisuun reklam şarkısını bilmek, süpriz çukulatanın içinden çıkan oyuncakları biriktirmek, lazerlerden satın alıp okula götürmek okulda öğretmenin lazerinizi alması "velin gelince alır" demesi, sokaklarda tansu çiller'in "2000'e 3 kala" sloganlı resimlerini görmek, "titanic'e gittin mi" diye sormak cevap olarak "3 kere gittim" denmesi "en son hangi filmi izlediniz sorusuna "titanic" demek, evebeynlerinin seni aslan kral'a götürüp senin bi bok anlayamaman ama onların hüngür şakır ağlaması, metin arolat'ın "dert değil" klibini izleyip inanılmaz şaşırıp göğüslerden muhallebi dökülmesi sahnesinde gözlerini kapamak oha demek veeee 90lı yılların sonlarında: ericsson cep telefonlarının çıkışıyla "a1018 ablan 20", "erikson çilekbaş" gibi iğrenç espriler öğrenmek, nokia telefonda yılan oynayıp yılanda rekorlar kırmak, abiler/ablalar/kuzenler vasıtasıyla icq'nun irc'nin e-mail'in varlığından haberdar olup, icq numarası almak ve 8 haneli icq numarasını ezberlemeye çalışmak, irc dili öğrenmeye çalışmak "lam" "olm" gibi laflar ederek mallaşmak, 17 ağustos 99 depremini yaşamak ...2000lere girip ayvayı yediğini anlamak.

    eklenmeden edilememiş, 1996 yılından gelen edit: sen sus hiç bir şey söyleme sen sus da gözlerin konuşsun!


    (kelebenk - 2 Ağustos 2006 12:22)

Yorum Kaynak Link : 90'larda çocuk olmak