Dört köseli üçgen ' Filminin Konusu : Etrafındaki tüm olayları büyük bir merakla inceleyen, bir tütün deposunda çalışan kahramanımızı herkes "gözlemci" diye çağırmaktadır. Aslında o bir bekçidir, gözlemleri üzerine düşünen, ulaştığı sonuçları korkusuzca insanlarla paylaşan ve bu yüzden çok da sevilmeyen bir bekçi... Kabul edilmiş doğruları sorgulayan, onlara kendi bakış açısını katan bir gözlemci olarak toplumdan bir anlamda soyutlanmış bir kişidir.
A Very Dangerous Man(2012)(7,6-213)
Yol kenari(2018)(7,2-378)
My Queer Samsara(2010)(6,5-249)
Our Gentleman of the Wings(2010)(6,0-254)
Tatli Bela(2018)(5,9-221)
O kul: Hayal bile etme(2010)(5,8-289)
Cadillac Blues(2002)(5,6-262)
karantina XII(2018)(5,6-224)
Eski köye yeni adet(2018)(5,0-221)
Dua Et Kardesiz(2018)(4,8-253)
Kabir Azabi(2018)(4,2-159)
Seytan-i racim(2013)(4,1-834)
türk edebiyatının ilk düşünce romanıdır. isminden de belli eder zaten biraz.ve de çağrışım olarak;(bkz: beşkenar dörtgen)
(dreamy - 6 Eylül 2006 11:38)
http://www.radikal.com.tr/…id=1097442&categoryid=40
(henalama - 22 Ağustos 2012 13:21)
mehmet güreli tarafından sinemaya uyarlanıyormuş, çekimler de tamamlanmış. senaryo görkem yeltan'dan. not: salâh birsel, güreli'nin dayısı olur.
(cherry darling - 26 Temmuz 2017 21:55)
(bkz: https://kronos1.news/…elin-tek-romani-beyazperdede/)
(madas - 31 Mart 2018 14:29)
salâh birsel edebiyatı üzerine mehmet güreli sineması. özgün bir türkçe, orijinal bir istanbul. senaryo görkem yeltan. oyunculuklar, mekânlar, müzikler kıvamında. metin bana uzaktan peeping tom'u çağrıştırdı. konu değil, kavram olarak. salâh bey, romanı 1957'de tamamlamış. peeping tom ise 1960 tarihli. fotoğraf ve sinemanın altın çağı olduğu için, bu gözlem, gözlemci, gözleme, gözetleme meselesi üzerine çok düşünülen bir devir. farklı coğrafyalardan birçok sanatçı bu hususta eser vermiş. güreli'nin uyarlamasında, film noir tadı var. kameraya bakarak konuşan karakterler, gerilimi absürt bir tona da çeviriyor. neticede, dört köşeli üçgen'in isminin imlediği gerçeküstü hava iyi yaratılıyor. vapurlar gibi hafızalara bir çentik atabilir.
(atlantisten gelen zekiye - 20 Nisan 2018 16:29)
27 temmuz’da vizyona girecek,mehmet güreli’nin yönettiği film. senaryo salah birsel’in aynı isimli roman’ından uyarlama.
(run gretel run - 25 Temmuz 2018 20:51)
--- spoiler ---ironiden mürekkep roman, mehmet güreli melankolisiyle birleşmiş ve şahane bir film çıkmış ortaya.öncelikle, sinematografi hayranlık uyandırıcı ve yukarıda bir başka yazarın da ifade ettiği gibi sesler de sıradışı güzellikte ve epey dikkat çekici biçimde yer alıyor filmde. yağmur sesi, zar sesleri, özellikle de gözlemcinin defterine not alırken kaleminden çıkan sesler resmen asmr etkisi yarattı.* öte yandan gecenin yalnızlığı'nı duymak da çok güzeldi.gözlemcinin düşüncelerini yer yer seyirciye bakarak, sohbet eder gibi aktarması çok hoş bir detaydı. daha önce herhangi bir filmde rastladım mı emin olamıyorum ancak düşünsel romandan uyarlanan böylesi bir filmde özellikle ironinin seyirciye geçmesi bakımından başarılı bir tercih olmuş.başrol oyuncusu mustafa dinç her şeyiyle karakter için yaratılmış sanki, çok beğendim.filmde en çarpıcı sahnelerden biri şüphesiz, ismail'in aldatıldığını bilmemek için diretmesi, hatta yalvarması. öğrenmek zorunda kaldığındaysa -önceden bilmiyorsa tabii- gözüyle gördüğünü reddetmesi. "ne yapalım, gerçek kendini görmek isteyene yüzünü gösterebilir ancak."kaskatı mantığın yahut "devinim hâlinde olmayan" düşüncenin, gerçekliğin pek bir şey ifade etmediğine işaret eden psikiyatr sahnesi de pek hoştu, belki daha uzun olabilirdi.kadınlar tuvaletinin gözlemlendiği sahne filmde eksik aktarılmış. kitapta gözlemci, iki kadının yakınlaştığına şahit oluyordu ki bu detayın filmde verilmemesi kitabı okumayanlar için sahneyi ya da gözlemci hakkındaki izlenimleri yetersiz kılabilir diye düşünüyorum. benzer biçimde, gözlemcinin gözlemlerini bir dükkan açarak satmaya karar verişi ve daha önemlisi bu dükkanın kimler için ve neden bir tehdit olduğu da atlanmış. buna rağmen kitapta en çok kafa kurcalayan gözlemleme-gözlemlenme hakkına dair oldukça cazip ve güncel bir tartışmanın filmde yer alması atlanan detayları unutturacak cinsten. görünen her zaman gözlemlenmeyi göze almış mıdır? göze görünmekten kaçmayan herkes sahiden görünmek mi ister? herkesin gözlemleme hakkı var mıdır? insanların gözlem altına girmeme hakkı varsa bu aynı zamanda gözlemcinin de hakkına el uzatmak sayılmaz mı?görüntüler siyah beyazken rüya sahnesinde ve yanılmıyorsam son sahnede filmin rengini bulmasını sevdim. kitapta hissedilmemesine rağmen filmde yer yer humora kayan kısımlar vardı, güldürdü. ayrıca, kitapta yayın dünyasındaki kodamanlara dair nefis iğnelemelerin olduğu bir bölüm var. mesela sinema biletiyle ilgili sahne yerine filmde bu bölümü görmeyi tercih ederdim sanırım.finalde kitaptakinden biraz farklı bir yol izlenmiş. tek bir hakikatin olmadığını duyumsatan bir yapıt için elbette bunun bir önemi yok. hem ne diyordu gözlemci?"gerçi benim öyküm akıl hastanesine girmekle de bitmiş olmuyordu. benim sonum çok daha değişik, çok daha beklenmedik bir sondu.ne var, birçokları buna da klasik bir son gözüyle bakacaklardır. ama olaylarla oynamayı seven küçük bir azlığın onda büyük bir incelik sezeceğini ve bütün insanlığı kavrayan bir acının onda dile geldiğine inanacağını umarım.yoo, üstüme varmayın, ben o umulmadık, o şaşırtıcı sondan önce size yeryüzünde matematik kesinlik diye bir şey olmadığını da anlatmalıyım.hoş, birçokları buna da dudak bükecek, buna da ne gerek vardı diyecek ama matematik kesinliğin yokluğunu benim öykümden ayrı tutmaya da hiçbir biçimde olanak yoktur.hem sonra, dünyadaki mutluluğun matematik kesinliğe dayandığı düşünülecek olursa bu konu üzerinde açık bir kanıya varmanın ne kadar gerekli olduğu da kabul edilmelidir."diğer yandan kitap hakkında daha doğrusu sel yayıncılık hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. kitapta neden bunca gereksiz, kitabın akışını sekteye uğratacak kadar çok virgül var? yazarın bilhassa tercih ettiği bir üslup mu yoksa editörün marifeti mi bilemiyorum. yanılmıyorsam roman daha öncesinde üç yayınevi tarafından yayımlanmış: dün - bugün yayınevi, ada yayınları ve özgür yayınları. aynı şey bu baskılarda da var mıdır, merak ediyorum. üç baskıdan birine sahip olup bilgilendirebilecek olanlar varsa çok sevinirim.birkaç örnek:"o gün, bugün, ismail bana da, öteki bekçilere de destebaşılık ediyor." (s.8)"ben, ilkin, bu çağrının, bekçiliğimle ilgili bir nedene dayandığını düşünerek pek umursamadım." (s.16)"buna, zamanla, o kadar alıştım ki, artık her yeni gözlemde, bunun hemen ikincisi, onuncu, otuzuncu, yüz otuzuncu gözlemini de araştırıyordum." (s.57)"işin kötüsü, bunlardan, insanlar, hiçbir biçimde, yakalarını sıyıramıyorlardı." (s.124)diğer husus, kaynaştırma harfi konusunda kararsızlık. çoğunlukla "ğ" kullanılsa da "y"nin tercih edildiği sözcükler de hiç az değil: varmağa, görmeğe, koymağa, öfkelenmeğe, katmağı, sormağa, sürmeği, saklamağa,ayırmağı, yorumlamağa, düşünmemeğe, sürmeğe, kestirmeğe; gülmeye, dinlemeye, kalmaya, çatışmayı, açmayı , öykünmeye, kalmamaya, kovulmaya, çıkarmaya, sürtüşmemeye...keşke biri tercih edilseymiş de gerekli tüm sözcüklerde aynı kaynaştırma harfi kullanılsaymış.başka yazım yanlışları da var maalesef: gelmiyen, içerliyen, söylemiyen, gerekmiyeceği, hesaplıyarak, su götürmezliği, az raslanır, haltettin, içiçe, yeraldı, şimdiyedek, çiklet, aradabir, bir takım haltlar...yazarın üslubuna hiçbir şekilde dokunmadan, orijinal hâl korunmak isteniliyor diyelim, bu küçük bir dipnotla belirtilemez miydi?--- spoiler ---
(veronica supertramp - 30 Temmuz 2018 06:41)
mehmet güreli'nin içinde michael haneke beslediğini öğrendiğimiz film.
(pintorello - 22 Ağustos 2018 22:40)
kahkaha attırır:"ismail'in karısı üzerine yaptığım gözlemin iyi sonuç vermemesi beni adamakıllı şabanlaştırmıştı."
(zemin yesil 12 yildiz 3 ok sari - 27 Ağustos 2018 10:22)
bence mediumu olan, görüntü yönetmenliğiyle, kurgusuyla, oyunculuklariyla dişe dokunur bir film olmuş. filmin başındaki yağmur sahnesindeki teknik problemleri görmezden gelirsem, tek beğenmediğim yönü -mehmet güreli ayni zamanda bir müzisyen olmasına rağmen- müzikleri oldu. keşke film müziğini kendi yapacağına bu konuda profesyonel birisiyle çalışsaydı. belki de film çok farklı noktalara gidebilirdi. müzik filmi bazı yerlerde baltalamış özellikle final sahnesinde. yine de türk sinemasında farklı bir yer edineceğini düşünüyorum.
(cezm - 3 Eylül 2018 21:14)
Yorum Kaynak Link : dört köşeli üçgen