Süre                : 1 Saat 17 dakika
Çıkış Tarihi     : 15 Mart 2019 Cuma, Yapım Yılı : 2019
Türü                : Korku,Heyecanlı
Taglar             : kardeşlik,Üniversite birinci sınıf öğrencisi,rehin,dağlama demiri,Gizli toplum
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  BoulderLight Pictures , Stag Pictures
Yönetmen       : Daniel Robbins (IMDB)
Senarist          : Zack Weiner (IMDB)
Oyuncular      : Zachery Byrd (IMDB), Phillip Andre Botello (IMDB), Zack Weiner (IMDB), Aaron Dalla Villa (IMDB), Cameron Cowperthwaite (IMDB), Jesse Pimentel (IMDB), Joe Gallagher (IMDB), Jean-Louis Droulers (IMDB), Erica Boozer (IMDB), Melanie Rothman (IMDB), Sam Naismith (IMDB), Mark Hirsch (IMDB), Max Schuster (IMDB), Jason Polinsky (IMDB), Ian Robinson (IMDB), Cesar Payano (IMDB), Michael Gelfand (IMDB), Mark Rapaport (IMDB), Steve Lipman (IMDB), Keaton Heinrichs (IMDB), Jin Calello (IMDB), Ella Jordan (IMDB), Todd Alexander (IMDB), Alexandre Bagot (IMDB), Andrew Beasley (IMDB), Harrison Benjamin (IMDB), Elijah Bezares (IMDB), Griffin Boynton (IMDB), Harrison Braha (IMDB), Philip S. Bruno (IMDB), Merritt Matthew Chase (IMDB), Brent Costantino (IMDB), Emily Creighton (IMDB), Kevin Cusicanqui (IMDB), Nathan Reese Edmondson (IMDB), Khayyam Garcia (IMDB), Megan Gerald (IMDB), Glenn Ghirardi (IMDB), James Goldberg (IMDB), Jason Goodman (IMDB) >>devamı>>

Pledge (~ Próba) ' Filminin Konusu :
Jerry Black şeriflikten emekliye ayrıldığı gece, kızı hunharca öldürülen anneye katili bulacağına dair söz verir. Polisin yanlış adamı tutukladığına inanan Jery, aynı bölgede sarı saçlı üç kız çocuğunun daha öldürüldüğünü farkeder. Bu ipucundan da yola çıkan emekli polisle katil zanlısı arasında amansız bir kovalamaca başlar.


  • "soundtrackini hans zimmer abimiz yapmıştır."
  • "çok sevdiğim iki adamın işi bu. dürrenmatt yıllar evvelinden yazmış. sean penn de yönetmiş. bir de jack nicholson delirmeler pahasına oynuyor. böyle mütişş gibi!"
  • "(bkz: das versprechen)(bkz: friedrich dürrenmatt)"
  • "sonu beni fazlasıyla rahatsız eden film. eksik bir şeyler var, yani imkanım olsa devamını çekip sonunu klasik film sonuna bağlayacağım. hem ben hem sözlük ahalisi rahat edecek"




Facebook Yorumları
  • comment image

    sean penn’in 2001'de yönetmenliğini üstlendiği, jack nicholson, robin wright penn, ve benicio del toro’un başrolünü üstlendiği bir film. ernesto laclau ve chantal mouffe’nin “sabitleştirmenin ayrıcalıklı söylem noktaları” olarak tanımladıkları nodal points diye bir şey vardı, etrafta yüzüp giden, tek başlarına öylece orada duran şeyleri kat edip anlamlı bir bütün haline getiren bir işlev yüklemişlerdi ona. işte the pledge, tam da bu meyanda okunabilecek, ya da nadal points denen şeyi açıklayabilecek içeriğe sahip bir filmdir.

    jerry emekliliği yaklaşan yalnız bir adamdır, yaptığı polislik mesleği uzun yıllar tüm ilişki biçimlerini tüm eylemlerini birbirine diken bağlayan bir işleve sahipti ve hayatı bu dikişle birlikte anlamlı hale geliyordu. mesleğinden ayrılması onun tüm eylem biçimlerini kat edecek yeni bir şeye (nodal points) ihtiyaç duymasını beraberinde getirmiştir. emeklilikten önce yaptığı son işinde kızları öldürülen bir aileye kızlarının katilini bulma noktasında verdiği söz onun emeklilik dönemini kat edecek olan “nodal points” olup çıkar.

    jerry’nin işinden ayrıldığı yeni dünyasında insan ilişkilerinin temeli olan iyi/kötü, dost/düşman ayrımını verdiği bu söz belirler. katil olma potansiyeli olanlar jerry için kötü, gözü üzerinde olunması, sürekli dikkat edilmesi gerekenlerdir. satın aldığı benzin istasyonu dahi verdiği bu sözle birlikte düşünüldüğünde anlamlı bir eylemdir, istasyonun tek anlamı şüphelinin “black station wagon”u ile uğrama olasılığı bulunan bir mekân olmasıdır.

    chrissy ile tanışması da bu meyandadır, chrissy “katilin” olası kurbanlarından biri olabilecek tüm özelliklere sahiptir. jerry’nin chrissy’e olan bu ilgisi jerry’nin onu annesi ile olan ilişkisine gidecek yolu kat eder. jerry’nin bir kadınla birlikte olmak üzerine kurulu olan düzenli bir hayat arzusu yoktur, onun hayatını kat edecek şey (nodal points) bir kadın, ya da kadının getirdiği düzenli hayat değildir. bu nedenle chrissy’in annesi ancak jerry’nin “nodal points”i verdiği söz etrafında dönüp dolaşan bu sözün varlığıyla anlamlı olan bir şeydir. kendi başına jerry’nin gözünde bir değeri yoktur.

    filmin finali bu argümanı fazlasıyla doğrular, çok sevdiği, her gece bıkmadan masallar okuduğu jerry’i katili bulma sürecinde gözünü kırpmadan bir kurban olarak seçebilir. bunun farkına varan annenin jerry’den nefreti ise kızına yapılanlardan kaynaklanmaz. onun nefretinin altında kendisinin jerry’nin gözünde başka şeyler üzerinden anlam kazanmış olması yatar. “birlikte bir hayta başlıyorduk” der jerry’e, bunu berbat etmesi katlanılamazdır.

    jerry ise, bu sitem karşısında suskundur, tüm her şeyini kat eden “anlam düğümünü” elinden bırakmak istemez. öyle bir katilin var olduğundan emindir, bunu kafasından atması tüm anlam ağlarını dağıtacak, her şeyi boşlukta yüzen ilişkisiz parçalara dönüştürecektir. bu yüzden ısrarla verdiği söze sarılır. istasyona geri döner ve belli özellikleri bulunduğuna inandığı katili bekleme başlar.

    film delilik hakkında da önemli bir tavır alır, koşullar değiştiği halde önceki koşulların nodal points’inde ısrar etmek deliliktir. katilin gelmediğinin ortaya çıktığı an nodal points’in değiştirilmesi gereken zaman dilimiydi. fakat jerry bunu yapmayı göze almaz, anlam dünyasını kat eden şey konusunda fazlasıyla ısrarcıdır, bu yüzden bir sonraki karede kendisini istasyonun önünde “delilere” atfettiğimiz tavırlarla izleriz


    (24 saat uyuyan adam - 2 Ekim 2010 23:04)

  • comment image

    jerry adlı emekli bir polisin (jack nicholson), kurbanlardan birinin annesine verdiği bir söz neticesinde, kız çocuklarını öldüren bir katilin peşine düşmesini anlatan sean penn filmi. öyle bir sözdür ki bu, kurbanın evinde, yaşarken yaptığı bir haç üzerine edilmiştir. bu nedenle filmin adı pledge'dir. nicholson her zamanki gibi mükemmel oynamıştır. benicio del toro, geri zekalı bir adamı toplam 10 hadi bilemediniz 15 dakikalığına oynar ve çeker gider filmden. ama bu sahnelere ve filme damgasını vurur. ayrıca harry dean stanton benzinliğini nicholson'a yani jerry'e satarken, her zamanki mahzunluğu ile insanı olduğu yere mıhlar. bir ara mickey rourke çiçek bozuğu ve estetik kurbanı yüzüyle tam iki dakika görünür. kaybolan kızını anlatırken bir anda gözyaşlarına boğulur. insanın ağlayacağı gelir onu böyle görünce. manhunter'ın tooth fairy'si tom noonan, jerry'nin katil sandığı bir rahibi canlandırır. hem sakallı hem de sakalsız haliyle tam bir psikopattır ama değildir de aynı zamanda. bana göre, penn'in yönetmenlik kariyerinin doruk noktası şimdilik nefis bir finalle kapanan the pledge'dir.


    (usak - 26 Aralık 2002 13:00)

  • comment image

    çok sevdiğim iki adamın işi bu. dürrenmatt yıllar evvelinden yazmış. sean penn de yönetmiş. bir de jack nicholson delirmeler pahasına oynuyor. böyle mütişş gibi!


    (alef - 13 Ocak 2011 16:44)

  • comment image

    dün sabaha karşı kanalları gezerken kanaltürk'te rastladığım ve bugüne kadar izlemediğime pişman olduğum filmdir. dublajlı filmlerden bir bok anlamama rağmen bu oldukça iyiydi. ve tanrı'ya şükür filme başından başlayabildim. film genel olarak benden geçer notu aldı. ama insanı rahatsız eden bir şeyler var filmde. sonu ile ilgili değil. bazı arkadaşlar finalinden dolayı sövmüş filme.

    --- spoiler ---

    muhtemelen diğer hollywood filmleri gibi mutlu sonla ya da kahramanlıkla bitmediği için garipsediler. madem şıpoylıra girdik buradan devam edelim. benicio del toro üstlendiği rolü layıkiyle yerine getirmiş. fevkalade iyi idi. mickey rourke'un kısa ama öz göründüğü sahne vardı bir de. mickey ağlıyordu. allahım o nasıl bir içli ağlamaktır. biraz zorlasam ben de ağlayacaktım.

    ---
    spoiler ---

    bir eksiklik, bir sıkıntı var demiştik. bu sean penn'in yönetmenliğindeki bazı eksikliklerinden kaynaklanıyor. müzik kullanımı, görüntüler, geçişler de çok rahatsız edici olmasa da bazı sıkıntılar vardı. ama bak yukarıda allah var sean penn'den böyle bir film beklemezdim. bence bu adam yönetmenlikte iyi bir kariyer yapabilir. dediğim gibi genel olarak benden geçer notu almış filmdir.


    (lakirdi - 17 Mart 2011 05:00)

  • comment image

    mesele çoğunluğun, bölerek paylaştığı "katilin kim olduğu?" sorusu ve bu soruyu irdeleyerek bulunacak amaçlar ve akışın belirgin sinematik yolculuğu değildir. mesele 'pledge'dir. verilen bir sözün, ve fanatikçe arkasında durulan bir noktanın belirliliğini kaybetmesi-inanç ve o inanç doğrultusunda yapılan herşey. filmin paradigması da artık felsefede de belirli bir bütünlük arz eden, iyi-kötü karşıtlığının; doğru-yanlış krallığından ayrılıp-insanın kendine dönüşlerinde ki, self-destructive kodları açığa alması ve bu gerçekle 'yaşama' zorunluluğunun yaşamın bir yükü olduğunun değil; onun yaşam olduğunun ve onun içi ve dışında ki eylemlerinde yaşamak olduğunun; retrospektifiyle-filmi sondan başa doğru sarma saplantısı olduğunu söyleyebiliriz.


    (bad astronaut - 25 Nisan 2003 15:09)

  • comment image

    sonu beni fazlasıyla rahatsız eden film. eksik bir şeyler var, yani imkanım olsa devamını çekip sonunu klasik film sonuna bağlayacağım. hem ben hem sözlük ahalisi rahat edecek


    (rio grande - 21 Kasım 2015 14:01)

  • comment image

    böyle metafizik gibi bir filmdir. verdigi söz, bilincaltinda bir lanete dönüsür, hic yokken kasiniveren eski bir yaraya dönüsür nicholson icin, aradan yillar gecse bile. akli dengesini kaybeder yavas yavas. verdigi söz kemirir, sömürür kendisini. bu acidan tüyleri diken diken eden bir filmdir.

    yanisira, "oyuncudan yönetmen olmaz, oyuncular aptaldir" önyargisiyla gene uzun süre gözardi edilmis, the cradle will rock tarzi bir basyapitimsidir.


    (caponsever - 25 Haziran 2005 17:31)

  • comment image

    harika ve derin bir film. jack*'in yardım almaya gittiği o kadının kendisine andropoz'a girmiş erkek muamelesi yaptığını farketmemesi de ilginç. hoş gerçi, jack'in herhangi bir şey farkedemeyecek kadar hedefe kitlenmiş olduğu da bir gerçek.
    bir yaştan sonra inatçılık artıyor, özellikle de doğru olduğuna inandığınız konularda. mesela "the pledge"de. o yüzdendir ki yaşlılara inanmıyorsanız bile farkettirmeyin bunu, eğer bir taş yerinden oynarsa* herkes oynatabilir.

    <spoiler>
    aslında jack akli dengesini yavaş yavaş kaybetmedi. sadece kendisine inanmayanların utanacağına inandığından ısrar etti davranışlarında. aslında haklıydı ve bu standart bir hollywood filmi olsaydı utanırlardı, jack mutlu olur, sözünü tutmuş olurdu. o yamuk dişli kadınla da yaşarlardı sonsuza kadar mutlu.

    nese ki bu standart bir hollywood filmi değil...
    </
    spoiler>

    ayrıca jack bir oscar daha alırdı film daha çok ses getirse. fazlasıyla hakediyor.


    (lucifer s smile - 12 Aralık 2005 12:48)

Yorum Kaynak Link : the pledge