Çıkış Tarihi     : 01 Ocak 1965 Cuma, Yapım Yılı : 1965
Türü                : Romantik
Ülke                : Türkiye
Yapımcı          :  Hulya Film
Yönetmen       : Sinasi Özonuk (IMDB)
Senarist          : Sinasi Özonuk (IMDB)
Oyuncular      : Özkan Yilmaz (IMDB), Gülsün Kamu (IMDB), Aysel Tanju (IMDB), Kenan Pars (IMDB), Devlet Devrim (IMDB), Ali Sen (IMDB)(ekşi), Levent Kyral (IMDB)


  • "gurursuz kadın yoktur, adi erkek vardır."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bazen şeytan diyor ki git yanaş şuna/ anlat içinden geçenleri/ tut yüreğinden sıkıca ak hayatına/ ama nerde bende o yüzsüz yürek/ bizde varsa yoksa gururdan yelek**

    o gururdan yeleği çıkartıp içinden geçenleri sonuna kadar anlatabilen kadındır bazen. uğraşmaya değer bir şeyler kaldığını görüp, bunların uğruna gururunu bir yana bırakabilen kadın. kolayı seçmeyen, pes etmeyen.

    yapacak hiçbirşey yok/ gitmek istedi gitti/ hem anlıyorum hem çok acı/ tek taraflı bitti.../ ah istanbul istanbul olalı/ hiç görmedi böyle keder/ geberiyorum aşkından/ kalmadı bende gururdan eser**

    yaftalamadan düşünün


    (cipiro - 27 Ocak 2009 13:10)

  • comment image

    "aşkta ve savaşta her şey mübahtır." sözünü kendine motto edinmiş, aşkın bir savaş, sevgilinin de savaş ganimeti olduğunu düşünen kadındır.

    bir ara nette dolaşan bir mail vardı. japonun biri (psikolog veya psikiyatr idi galiba) sevgiyi üç tipe ayırmış. yanlış hatırlamıyorsam şöyleydi:

    eğer sevgisi: kısaca karşındaki insana karşı hissettiklerini koşullara bağlamak diyebiliriz buna. "eğer şöyle yaparsa onu hep severim." dersin. kendini kandırmak manasına geleceği için çok sık hayal kırıklığına uğratacak bir sevgi çeşididir. karşındaki sen değilsin, aklından geçenleri okuyamaz. dolayısıyla beklentilerin boşa çıkar ve kısa zamanda * kıç üstü oturursun.

    için sevgisi: bu sevgi çeşidinde de hisleriniz elle tutulur sebeplere dayanır. fiziği, parası, mevkisi için seversiniz. bunlar kaybedilebilir şeyler olduğundan (adam/kadın kaza geçirip tipi kayabilir, iflas edebilir, işten atılabilir.) sonunda eğer sevgisine tutulmuş arkadaşın yanına oturmuş bulursunuz kendinizi.

    rağmen sevgisi: işte sorunsuz misler gibi sevgi çeşidi budur. sevginiz herhangi bir koşula bağlı olmadığı için, karşınızdakinin ne davranışları ne de pozisyon değişiklikleri sizi enterese etmez. zaten bir beklentiniz yoktur. elbetteki karşılık görmek istersiniz. ama göremeseniz de bilirsiniz ve inanırsınız ki herkes kendi aşkından sorumludur. anababa sevgisi, kardeş sevgisi, çocuk sevgisi böyle bir şeydir. her şartta seversiniz, herşeyiyle kabullenirsiniz, sizden uzakta mutlu olacağına inanmışsanız gitmesine izin bile verirsiniz. onun mutluluğu sizin mutluluğunuzdur çünkü. bunun onurla ya da onursuzlukla ilgisi yoktur. bırakın gitsin, birgün gitmeyecek biri elbet olacaktır. olmasa da emin olun vicdanınız rahat olacaktır.

    işkembeden sallaması kolay diyebilecekler için:

    (bkz: kırık kanatlı melek)


    (cicosh - 27 Ocak 2009 17:42)

  • comment image

    özellikle erkeklerin, sevdikleri için her şeyi yapmaya hazır kadınlara verdiği isim... bizim gurursuz diye nitelendirdiklerimiz aslında sevginin yanında gururun hiç bir şey olduğunu çok iyi bilen örnek insanlardır. gurur kolay, kasvetli ve geçer akçedir ama gurursuz olabilmek zor, aşağılamalara maruz bırakıcıdır. ama onları gurursuzlar diye nitelendirmek gibi basit bir tanıma koşanlar en büyük kötülüğü sevgilerine, aşklarına ya da kendine yapmışlar demektir.


    (muharrir - 11 Eylül 2003 14:42)

  • comment image

    biri ya da bir şey için diz çöken, yalvaran, ağlayan, sevişen kadın değildir. gurur ve onur, diz çöktüğünde hiçleşecek küçüklükte bir şey değil zira. biz buna aşk diyoruz.

    şimdi konuyu içki sofrası enteli çizgisinde kapitalizme bağlayacağım ama onunla bir derdim olmasından çok (ki var) gözlemlerimin gelip yine bu merete dayanmasındandır. "kapitalizmin içindeki insan kışkırtılmıştır".* sahip olma ve sahip olduğun şeyi kaybetme korkusu üzerinde kurgulanmış bir yaşamın içindeyiz yaklaşık iki yüz yıldır ki, bunun son elli yılının hızına yetişmek namümkün. bu aidiyet ve sahip olma duygusu, insan olmamızın gereği olan özbenliği bulma ve onu korumanın o denli önüne geçmiş durumda ki, iş, araba, kariyer, sevgili, koca, çocuk gibi hayatımızdaki her unsuru bir "benim o ve benim olarak kalacak" hırsı ile tutar halde herkes. kilit kelimemiz hırs burada, bunu cepte tutalım. mutluluğun tanımının çoğu kez haz üzerinden yapılmaya başlandığını ve haz ve mutluluğun sıklıkla karıştırıldığını da sözlük yazarları olarak biraz marks, biraz frankfurt okulu çeşnisi ile öğrenmiş olmalıyız. ikinci kelimemiz haz. bu da cepte. öte yandan, kapitalizm ile birlikte bizi (özellikle kadını) özgür olduğumuz ve olmamız gerektiği konusunda "kışkırtmış" bir düzen aynı zamanda kapitalizm. cinsel özgürlük (hazzı çıkar cepten ve hatırla) başlığı altında sunulan şeyin başlığının özgürlükten çok "haz" başlığı altına alınması gerektiğini bilecek yaştayız, yapmayın. özgürlük bundan çok başka bir şey ve vaadi mutluluk, haz değil.
    tüm bunlarla kuşatılmış kadın, genetik kodları ve hormonlarının da etkisi ile, sahiplenme ve sahip olma duygusunu (doğurganlık ve annelik), kapitalist düzen içinde, "hırs", "haz" ve "özgür (bağımsız) olduğu yanılgısı" ile kariyerine, çocuğuna, kocasına, maaşına, tüketime yönlendirmiş durumda. şimdi hırs başlı başına korkunç bir şeyken, düzenin dayattığı bir dünya rol içinde bocalayan ve bunu fena halde iyi başarmış kadının hırsı bambaşka korkunç bir şey. zaten mevcut kapitalist düzende hayatının öznesi olmayı başaramamış ama nesne olmayı da içine sindiremeyen kadın, "sahibi" olduğunu düşündüğü işine, adama, çocuğa filan öyle bir yapışıyor ki şaşarsınız. kendini bu unsurlar üzerinden tanımlamaya başladığı nokta, hırsın, hazzın ve savaşın başladığı, özün, aklın ve vicdanın bittiği nokta. her ne yaşta, statüde, deneyimde olursa olsun. gurur bütün bu anlattığım karmaşa içinde öyle önemsizleşiyor ki, kafası ve içi karışmış (ki özünde zaten karışık olan) kadın, harcanan zamanı (yaşlılık ve kaybedilen zaman kapitalizmin kadına sunduğu en büyük korkudur), emeği, "yaşanmışlıkları" (dedim evet, yaşanmışlık dedim) önüne alıp neden bu dünyada olduğunu ve kendini unutuyor. yaşama amacı o "her ne ise" ona dönüşüyor. bu uğurda yaptığı her şey de hakkı oluyor. çünkü sistem tüm normlarıyla onu destekler durumda. o adam, o iş, o pozisyon, o araba o kadının hakkı. akıl ve duygu dengesini bozan bu döngüde, değil gurur, kadının kendisi yok ki. kendisine ve dolayısıyla hayatındakilere saygısı, özeni ve özgür kılma hali yok. "sahibi ya da ait olduğu" şey ona ne yapmış, ne kadar zarar vermiş olursa olsun , ta ki o artık istemeyene kadar onun olarak kalmaya devam etmesi için yürür ha yürür. vardığı yerde bir bakmış "benim de benim" diyerek uğruna savaştığını düşündüğü şeylere bedel olarak kendini ödemiş. mutluluksa onun tanımının çok uzağında. hem kendisi hem etrafındakiler için.
    yazık ona, yapmasın böyle şeyler.


    (buhalimlekabulet - 21 Aralık 2013 01:32)

  • comment image

    bence güncel olarak, çocukları ve kocaları ve kardeşleri birilerinin hakkını yerken zevki sefa içinde yaşayıp, rezillikleri ayyuka çıkmasına rağmen hala o adamlarla aynı çatıyı paylaşan kadınlar olabilir..

    bakınız da veririm ama hadi rencide etmeyeyim sizi (bkz: gurursuz kadınlar) !


    (ohamanzarayabak - 21 Aralık 2013 02:41)

  • comment image

    çok, boş ve büyük büyük konuşmayı sevenlerin türlü çeşitli tanımlar getirdiği; belki anlık bir karmaşadan, belki kronik ya da dönemsel zayıflık ve bağımlılıklardan, belki düpedüz kişilik bozukluğundan kaynaklanan sebeplerle, özsaygısıyla somut beklentisi (duygusal, biyolojik, maddi vb.) arasındaki dengeyi tutturamayan insan kişisinin kadın versiyonudur.

    ancaak, burada söz konusu edilen kavramın tanımı bulanıktır. burada 'gurursuz' sözcüğüyle esasen kendine saygı eksikliğine vurgu yapılmıştır. halbuki gurur temelde bir ego baskısıdır ve çoğu kez sağlıklı düşünmeye engel olur. yani kişiler hakkında ahlam kesmeden, bireyleri kategorik tanım kutularına sokmadan ve yaftayı yapıştırmadan önce; hedef kişinin gerçekten özsaygı yoksunu mu yoksa aşkı için egosunun baskısını kontrol altına almış güçlü bir karakter mi olduğunu ayırdetmek şarttır.

    bu ayrım yanılgıya düşmeksizin, nesnel şekilde yapılmadığı zaman buralar doğal olarak entry dolar ve "o dediğin erkeklerin adiliğii.." türünden ergenlikler, "aklımı kullanmak yerine dürtülerimin emrinde yaşadığım için bir tane doğru dürüst adam bulmaktan acizdim o yüzden millete kağıt peçete olup durdum ama bak benim için sürünenler de oldu haa.." türünden ilginçlikler, "yapma kıız, elini sallasan ellisii, sen durup dururken değerlisin zateen.." türünden hoşluklar gırla gider.

    özet tanım: kadın veya erkek farketmeksizin; maymun libidosunu aşktan, dürtüsel çiftleşmeyi sevişmekten, ruhsuz yatak arkadaşlığını sevgililik müessesesinden ayırdedemeyenlerin kendi kendilerini ikide bir düşürdüğü tuzağa düşmüş bireylerin, orada debelenip dururken bu durumu bir de davranışlarına yansıtmaları sonucu kendilerini yaftalama hedefi haline getirdiklerinde ortaya çıkan karakterin kadın versiyonu.


    (mentem incomitata - 21 Aralık 2013 20:00)

  • comment image

    yoktur. başlık baştan kokmuş aslında. kadına indirgememek lazım bir kere; gurursuz insan yoktur. o insana kendi gururunu çiğnetecek güçte birileri vardır hayatında. yani kendi iyidir de çevresi kötüdür bu kişinin. ama gözünü açıp kaçsındır o da.


    (23sifiralti - 29 Eylül 2014 23:21)

  • comment image

    sıcağı sıcağına yaşadım ve acilen sözlüğe yazmam gerek mentalitesiyle yola cikilmis,gurursuz kadın aşşağılık kadındır mantığıyla devam edilmistir.oyle ya,gurursuz kadın rezalettir fekat gurursuz erkek seven erkektir,yazıktır ona,vah'tır,günahtır.
    gelin hep beraber gurursuz kadınlara karşı gardımızı alalım,kadınlık ve insanlık gururunu parça pinçik edenlere baş kaldıralım tarzı faşizan sloganlara gerek yoktur kanımca.


    (anjelic - 5 Eylül 2004 02:25)

  • comment image

    kendi değerini bilmeyen kadınlar.
    varlığının diğerlerinden değersiz olduğu yanılgısıyla etrafını memnun etme hedefini yaşam amacı yapmış insanlar.
    olasılıkla ailesi ve çevresi tarafından dişi olmanın bir kayıp olduğu içlerine zorla, hatta bazen şiddetle sindirilmiş bu kadınlar -erkektir ve benden beş adım öndedir- duygusunu hayatlarının bir gerceği olarak kabullenmişlerdir. dolayısıyla ezilmeyi ve aşşagıda görülmeyi bir hakaret olarak göremezler.
    yaptırım doğdukları andan beri durmaksızın çalışan bir mekanizma olmuştur hayatlarında. bu cins kadınların şifası kendileri gibi olmayan bir kadınla kuracakları sıkı dostluktur. aileden ve onun baskısından kurtulabildiklerinde bu dostları sayesinde kim olduklarını ve neler başarabileceklerini öğrenirler, matematiğe yeni başlamış bir çocuk gibi adım adım. iyi öğrenenler ve dengeyi kurabilenler gururu da çözümler, zaman zaman gurursuz davranılabileceğini de.. aşkın bazen gurursuz olmayı gerektirebileceğini de.. ama doğru zamanda, her zaman değil.


    (blueclue - 9 Eylül 2005 13:14)

Yorum Kaynak Link : gurursuz kadınlar