Julian ' Filminin Konusu : 1983 doğumlu ingiliz aktör. jon bon jovi \'yle cry wolf \'da oynadı.
Ödüller :
Berlin Film Festivali : "Crystal Bear-Generation Kplus - Best Short Film"
tip olarak, şu anki barney stinson ile yaşlı barney stinson arasında bir yerdedir... valla!barney abi --> julian --> barney dede
(schizomehmet - 27 Temmuz 2010 12:33)
zamanında kevin mitnick gibi hackleme olaylarından falan hapse girmiş, teknik yönü de gayet sağlam bir adam. gerçi ibrahim üzülmez'e de böyle diyorlardı zamanında.
(elcezire exclusive - 27 Temmuz 2010 12:42)
kimsin abi sen? nesin?neden geçmişinden hiç bahsetmiyorsun?nereden çıktın birden?kim seni buraya getirdi?kendin başarmış olamazsın?neden yapıyorsun bunları?kaynakların neden seni seçti?bu cesaret nereden geliyor?salak mısın?sarhoş musun?kaybedecek hiçbir şeyin yok mu?kahraman mı olmak istiyorsun?koskoca amerika'ya meydan okumak sana mı kaldı?komünist misin?anarşist misin?nedir gerçek amacın?tek istediğin ünlü olmak mı yoksa?tarihe mi geçmek istiyorsun?imdb top 100'de yer almak gibi bir hayalin mi var?hayatında hiç aşık oldun mu?çocuğun varmış, neden ayrıldınız?bir daha bir kadına aşık olabilecek misin?güvenebileceğin bir kadın var mı hayatında?kadınları bırakalım da oğluna güvenebiliyor musun, öz oğluna?tedirgin misin devamlı?interpol seni neden arıyor?gerçekten o küçük kızı taciz ettin mi?istesem benim bilgisayarımı da hackleyebilir misin?neden 40'a yakın okul değiştirdin?neden devamlı taşınıyorsun?birinden mi kaçıyorsun?kendini özgürlük savaşçısı olarak mı tanımlıyorsun?basit bir adam oldun mu hiç?yoksa en baştan tanımlı mıydı her şey?seçildin mi?dostların var mı?telefonlarının dinlendiğinin farkındasın değil mi?bütün kravatların kırmızı mı?yoksa gerçeğin öldürüldü de sen dublör müsün?öldürülmeni önleyen bir kozun mu var elinde?amerika ne kadar teklif etti sana durman için?bizi kandırmıyorsun değil mi?sen de mi cia'densin yoksa?hatta cia'in bile bilmediği en derin amerika sen misin?gmail mi kullanıyorsun?kimsin lan sen?beklediğimiz kahraman sen misin?cılız vücudun, bembeyaz tenin, sapsarı saçların ve köfte burnunla seni mi bekliyorduk biz?mehdi misin lan yoksa?amerika'yı diz çöktürebilecek misin?tek başına?hı?seviyorum lan seni sanki.modern zaman kahramanım.
(mechul muhayyil - 29 Kasım 2010 00:02)
(bkz: the cable guy)
(ssg - 29 Kasım 2010 00:54)
bu adam hacker; taa 20 yasindaylen, polise evine baskin yapiyor. sebep? avustralya'nin buyuk sirketlerinin ve universitelerinin veritabanlarina girip ortaligi viruslerle enfekte etmis olmasi. o vakit kendisine yonelik suclamalari yapan savci, "gizliligi yikmaktan aldigi zevk disinda bir motivasyonu bulunamamistir" diyor. sonradan sartli saliveriliyor. 90lar boyunca sifreleme metodlari uzerinde calisiyor, programlar yaziyor; uluslarararasi af orgutune ucretsiz programlar yaziyor vesaire. adamin fizik ve matematik egitimi var; bu iki bilimden aldigi bakis acisinin uzerine gizleri kirmaktan aldigi ozel zevki de ekleyince; gazetecilige garip bir bakis acisi getiren bir adam cikiyor ortaya: bilimsel makalelerin seffaf ve kanitlanabilir olmasindan yola cikarak gazeteciligin de bu standarlara gore yapilmasini dusunen bir adam. velhasil bu adam sonucu ne olursa olsun ciplak gercegin oldugu gibi ham sekilde ortaliga dokulmesinden zevk aliyor, ve bu gudusu gencliginden beri var. o yuzden arkasinda birilerini arayip komplo teorisi yapmak oldukca gereksiz. gereksiz oldugu kadar da zararli: gizlilik denen seyin su siber zamanda artik varolamayacagini gosteriyor julian assange. devletleri, sirketleri, basini gelecekte ona gore pozisyon almaya itiyor. biz aslinda bu olgunun kokusunu genelkurmaydan sizdirilan belgeler meselesinde biraz almistik ama tam idrak edememistik. julian assange bu yeni olguyu global olcekte ortaya koyuyor o kadar.
(zarathustra - 29 Kasım 2010 01:06)
bütün dünya'yı dize getirecek kudrettedir neredeyse, ülke başkanlarına ben tek siz hepiniz demektedir.
(kedish - 29 Kasım 2010 01:38)
v for vendetta gibi adam.
(sheba and the albino girls - 29 Kasım 2010 01:44)
kpss sorularını da kimin çaldığını yayınlamasını beklediğim adam. elindeyse yayınlasın zaten yakında oyacaklar bunu.
(raki masasinin degismez adami - 29 Kasım 2010 02:06)
oysa o da maaş, sigorta, yol karşılığı 9-17 arası bir işe girebilir, istediğinde yavrucağını iş yerine getirip iş arkadaşlarına moral takviyesi yapabilir, öğle yemeğinde muhasebeye yeni gelen o hoş kadınla beraber vakit geçirme planları kurabilir, oğlunun beyzbol maçını-kızının bale gösterisini iş yoğunluğu sebebiyle kaçırabilir, tuttuğu takımın o haftaki maçı kaybetmesi üzerine iş arkadaşlarının kendisine takılmalarına soğukkanlılıkla karşılık verebilir, maaşına yapılan yüzde 5'lik artışla iş motivasyonunu daha üst düzeyde tutabilirdi.yapmadı.sahip olduğu meslek yüzünden en çok annesini üzmüş olan insan.
(laptu - 29 Kasım 2010 03:25)
julian assange’a başlamadan önce annesine değinmek lazım. (küfredecekmiş gibi girdim lan) gerçek ismini bilmediğimiz bu kadın, resmi eğitimin çocuklara otoriteye biat etme gibi sağlıksız bir alışkanlık kazandırdığına ve çocukların öğrenme yeteneklerini körelttiğine inanıyor. gezici tiyatro işinde olduğu için çok fazla geziyor. julian’ın tabiriyle ailesel bir lokomotif bu; henüz daha 14 yaşına gelmeden 37 kez seyahat etmesine neden olan. tabii bu durum, julian’ın normal bir eğitim almasını engelliyor. alması gereken eğitimi evinde kendi istekleri doğrultusunda alıyor. öğrenmek istediklerini çeşitli üniversitelerdeki ilgisini çeken derslere katılarak, sorularını ise denk geldiği hocalara sorarak öğreniyor. ama büyük çoğunlukla, kendi kendini geliştiriyor. kariyer meraklıları için cv’sine yazabileceği bir okul yok. kütüphanelerde çok fazla vakit geçirdiğini söylüyor. kitaplarda karşılaştığı kaynakları izleyerek kendini geliştirdiğini, bir sürü kelime öğrendiğini ama bu kelimelerin okunuşlarını ancak ilerleyen senelerde öğrenebildiğini paylaşıyor.julian’ın annesinin başka bir adama aşık olup kocasını terk etmesiyle (evliler miydi bilmiyorum gerçi, aşık mıydı onu da), hayatlarına heyecan geliyor. yeni elemandan bir erkek çocuk doğuyor. zaman geçtikçe bu yeni elemanla yaşamanın mümkün olmadığı anlaşılıyor ve julian’ın annesi, çocuğunun velayetini kocasına kaptırmamak için kaçıyor. bundan sonrası, iki ayrı kocaya sahip bir kadının çocuklarının babasından kaçış hikayesi. durmak yok.julian'ın, annesini bırakıp 16 yaşındaki kız arkadaşı ile yaşamaya başladığı vakitlerde hackerlık en büyük tutkusu. orayı burayı hackliyor. 2 yıl sonra polis geliyor, tutukluyor kendisini ama salıyor sonra. ne bilsinler onlar da. daha sonra kız arkadaşı hamile kalıyor resmi olmayan bir düğün sonrası bir adet erkek çocukları oluyor. koruma neden kullanmamışlar anlamış değilim. utandılar zaar o yaşta gidip marketten almaya filan. cahillik işte.senin benim gibi bir insan değil yani julian assange. yaralarım benden öncede vardı ben onları taşımak için doğmuşum diyen bandista elemanı * gibi, farklı bir hayatı yaşamak için doğan biri o. (o elemana kimbilir noldu ha)meslek olarak “internet aktivisti” altında hacker’lık yapıyor. sağlam bir hacker. suelette dreyfus adlı bir kadın ile best-seller kitapları underground’da hackerlık altkültürünün altın kurallarını şöyle özetlemiş: “don’t damage computer systems you break into (including crashing them); don’t change the information in those systems (except for altering logs to cover your tracks); and share information.”idealist kişiliğinin başlangıcı olsa gerek bunlar. daha sonra ken day adlı bir baş komiser, “başkalarını çok düşünen bir yapıya sahip. öyle sanıyorum ki, herkesin her şeye ulaşabilmesi gerektiğine inanıyor” diyecek ve amerikan hükümeti tarafından mundar edilecek.1999 yılında, ardında 30’un üzerinde dava bırakmış bir halde karısı ile anlaşarak ayrılıyor ve öğreniyoruz ki davaların bitmesine yakın, julian’ın koyu kahverengi saçlarında renk kalmıyor. yani bu beyazlık, bir zamanlar kadir inanır'ın bi dizisi vardı hani, bebesi ölünce bir gecede beyazlıyordu kömür karası saçları. onun gibi bir durum. ilk gördüğümde bu adamı ben kadın sandımdı, şu antalya'da "içtiği birayı görürsün bunun" geyikleriyle anılan kadınlara benzettimdi. ama bu saçların karizması da ayrı haa.bu tarihten sonra assange, motorsikletle vietnam'ı geçiyor, çeşitli işlerde çalışıyor ve çocuğuna elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. en nihayetinde ise, melbourne üniversitesi'nde fizik öğrenimine başlıyor. evreni kuşatan kanunları çözmenin (decrypt) kendisini entelektüel olarak tahrik edip hiçbir zaman vazgeçmediği hack merakına yararı olacağını düşünüyor. 2006 yılında bloğuna avustralya fizik enstitüsü ile ilgili nasıl çevirsem bilemediğim aşağıdaki sözleri ile boşa hayal kurduğunuı anlıyoruz; “with 900 career physicists, the body of which were sniveling fearful conformists of woefully, woefully inferior character.”fizik bölümünü bıraktıktan sonra, asıl mücadelenin sağ ve sol, inanç ve akıl arasında değil individual(birey) ile institution(ben kurum deyim sen devlet anla) arasında olduğunu söylüyor. kafka, koestler, ve solzhenitsyn’nin öğrencisi olarak, gerçek, yaratıcılık, aşk/sevgi ve tutkunun devlet hiyerarşisi tarafından tarumar edildiğini ve kendi tabiri ile “patronage networks” tarafından insan ruhunun çarptırıldığını söylüyor. başa döndük sanki. [çok pis analiz geliyor lan] annesinin başta söylemeyi unuttuğum bir cümlesi vardı; kendisi, resmi eğitimin insan ruhunu öldürdüğünü söylüyordu. anne, çocuk "human spirit" olarak andıkları bu kavramı, "insan doğası" olarak anlamak isabetli olacaktır. aralarındaki ortak nokta, devlet kurumunun insan doğasına aykırı olduğu noktasında birleşiyor. kendisinin anarşist olduğuna dair bir bilgimiz yok ama wikileaks’in aktivistleri arasında anarşistler olduğunu biliyoruz. hatta bu anarşistlerden biri, jonsdottir adlı bir parlamento üyesinin, assange ile bir ilişki olduğunu da ileride öne süreceğim, hatta neden assange’a ihanet ettiği üzerine de yorumlarım olacak, hazırlayın buna kendinizi. julian’in “bir komplo olarak devlet/yönetim (consiperacy as govermance)” adlı manifestosu da kendisini anarşist olarak görmemizi destekler nitelikte bir kanıt. bu manifestosunda şöyle diyor bebişim; “bir rejim’in sahip olduğu iletişim kanallarına müdahale edersen, komplocular (yönetenler) arasındaki bilgi akışını azaltmış olursun; ve bu bilgi akışı sıfıra yaklaştıkça, komplo çözülmeye başlar. “ve wikileaks’in temellerini atıyor. zira, “sızıntılar bilgi savaşının en önemli enstrümanıdır.”sene 2006, çok değil 1-2 sene sonra - işler kızışınca - paris’te bir eve kapanıp tam 2 ay boyunca hiç dışarı çıkmayacak olan assange, melbourne üniversitesi'ne yakın bir yerde eve kapanıp, wikileaks üzerine çalışmaya başlıyor. tüm duvarlarını yazı tahtasına çevirdiği evinde backpackers’lara kendisine wikileaks’ı kurmasına yardım etmesi karşılığında kalacak yer sağlıyor. bu backpackers’lardan biri açıklıyor sonraları “yemek yemiyor ve uyumuyordu” (anarşistliğe bir başka kanıt)(la mal yemek yememesi ve uyumaması değil böyle parasız filan iş götürmesi)(ayrıca bir başka fikrimi sunayım, kessin bu evde free sex döndü. ama saklıyor pezemenk)işveç ve belçika kanunları etrafında dolaşıp ancak ve ancak tüm interneti kapatırsanız kapanacak bir server sistemi aracılığıyla wikileaks yükleniyor. asıl ayrımı birey ve devlet (kurum) arasında gören assange, aynı yıl wikileaks’e çağrı olarak aşağıdaki kurban olunası metni yayımlıyor; “bizim asıl hedefimiz, çin, rusya ve orta avrupa’daki baskıcı rejimlerdir. fakat, aynı zamanda batıda kendi hükümetlerinde ve kuruluşlarında vuku bulan illegal ve ahlakdışı davranışlardan rahatsız olanlara da yardımcı olmak niyetindeyiz. sosyal bir hareket olarak, gerçeği saklama niyetinde olan bütün yönetimleri, amerikan yönetimi de dahil alaşağı etmek niyetindeyiz” bir grup alakasız backpacker ve assange tarafından kurulan wikileaks’in bağış toplayabilmesi ise bir wikileaks aktivistinin tor network’ü denilen, internetin global olarak aktığı bir network’te node olarak kullanılan bir server’a sahip olması ile mümkün oluyor (anlamış gibi yazdım ama bi bok anlamadım aslında, sen de kasma anlayacan da ne olacak). bu arkadaş, çinli hackerların çeşitli yabancı ülkelerin hükümet bilgilerini bu server üzerinden çaldığını görüp, bu bilgileri kaydediyor. çinliler sağolsun, “on üç ülkeden 1 milyonun üstünde dökümana sahiptik.” diye özetliyor assange. ve ilk haber aralık 2006’da yayımlanıyor. doğruluğu hiçbir zaman kanıtlanamayan bu haberden çok sızıntının kaynağı tartışılıyor. bu bilgileri toplayan çin'in ne yaptığı ise harbiden tartışılası. ne biçim bi ülke lan bu çin. birkaç hafta sonra, assange bizleri sevindiren bir şey yapıyor. kenya’ya world social forum denilen anti-kapitalist kurultaya wikileaks’i tanıtmak için katılıyor. birkaç ay boyunca kenya’da kalıyor. ne yaptı ne etti, bir muamma. ben free sex yaptığını düşünüyorum. aslında geçmişinden konuşmaktan kaçınması da bu nedenle sanki lan. belki de şu kulakları aşağı uzatıp kocaman kocaman delikler açan adamları gördü, "ananıskim bu ne la" deyip, oturdu inceledi filan onları. ne biliim.kenya'dan döndü ama nereye? assange’ın bir evi yok. çocukluğunu makro ölçekte yaşıyor; her hafta başka bir ülkede. gittiği ülkelerde destekçilerinde veya arkadaşının arkadaşında kalıyor (free sex). havaalanlarında yaşadığını söylüyor. o neredeyse, wikileaks de orada. kendisi ile ilgili çok rastlayacağınız bir görüş, etrafındaki insanların kendisine çok değer verdiği yönünde. seyahat ederken bavul kullanmayan, defalarca uçak bileti almadan havaalanına giden assange’ın olması gerektiği yerde yanında bir bavul ile olmasından emin olmak istiyorlar. wikileaks’in ismi, 2007 yılında bir grup amerikan askerinin, askeri bir helikopterden en az 18 masum insanı ve iki reuters muhabirini soğukkanlılık ile öldürdüğü video ile duyuluyor. assange’nin “project b” olarak adlandırdığı projede, bu video editlenip (manipülasyon yok kesinlikle, misyona ters), çeşitli bilgilerle zenginleştirilerek “collateral damage(murder ya da)” adı altında yayımlanıyor. amerikan savunma bakanı robert gates’in “insanlar istediklerini yapacaklar ve bundan sorumlu tutulmayacaklar” diyerek tehdit ettiği ve doğru olmadığı savunduğu bu videoya, twitter’dan “yalancı, gevelemeyi kes” diye çok geçmeden cevap geliyor. buna cevaben [@yıldo öyle deme kardiş, suç ulusalcılarda da olabilir] gibi bişe görmüştüm ammmaa emin de değilim yalan olmasın şimdi.eyjafjallajökull’nun henüz patlamaya başladığı izlanda’da reykjavik adlı semtin grettisgata sokağında, assange’ın eyjafjallajökull hakkında haber hazırlayan gazetecileriz diyerek kiraladığı evde başlıyor her şey. assange’ın izlanda’yı seçmesinin nedeni, geçen yıllar boyunca gerek politikacıları gerekse de aktivistleri ile irtibat halinde olup kendilerinin gizli bir şekilde bu projede çalışmak istemelerinden kaynaklanıyor. bu durum amerika ile izlanda arasında sorun çıkarır mı bilmem ama wikileaks aktivistlerinin çoğunun izlandalı olduğu da bir gerçek. mesela, izlanda parlamento üyesi anarşist birgitta jonsdottir( o sondaki "tir", "dir"'in sertleşmişi. oku bi daha.) daha sonradan assange’ı kovdurmaya çalışacak bu kadın, project b’de önemli işler çıkarmış bir aktivist.(bu arada şaka yaptım lan o "tir", "dir" değil) dahası şahsi olarak assange’a aşık olduğunu düşünüyorum. neden böyle düşündüğümü ileride senaristlere anlatırım ama genel kanı bu kadının ajan olduğu yönünde. diyorlar ki, uluslararası marksist/anti-amerikancı bir kuruluşun, kullandığı bir diğer piyondur assange. jonsdottir ise bu kuruluşun ajanı. bunu nerden anlıyoruz peki. assange, amerika’ya giderken soruyor jonsdottir “tutuklanırsan benimle irtibatı sürdürecek misin?” benim aşk olarak yorumladığım bu olayı başkaları nerelere çekmiş aküğ. neyse devam edelim.reuters’in üç yıl boyunca varını yoğunu ortaya koyduğu fakat sahip olamadığı bu “colleteral murder” videosunun kaynağı olarak ise “bu durumdan memnun olmayan biri”ni işaret ediyor assange. yayımlamadan önce askerlere göstermesi için büyük baskı görmesine rağmen “askeriyenin bu hikayeyi halktan önce görme hakkı var mı?” diyerek ret ediyor;“bu video modern savaş ortamının ne olduğunu gösteriyor, ve, inanıyorum ki, insanlar bu videoyu gördükten sonra, hava desteği altında gerçekleşen çatışmalarda ölenleri duyduğunda, neler olduğunu çok daha iyi anlayacaktır.”ve editlenen film george orwell’in “political language is designed to make lies sound truthful and murder respectable, and to give the appearance of solidity to pure wind.” sözü eşliğinde yayımlanıyor.takip eden davalar falan filan, burada belirtmek gerek ki assange’ye yardım eden “m” takma adlı bir kişi daha var. ama kendisinin kim olduğunu açıklayacak kadar cesareti olmadığından, “m ne la?” deyip geçiyoruz.assange, geri adım atmayan tam bir idealist (anarşistliğe bir diğer kanıt). 2008 yılında scientology tarikatı hakkında yayımladığı bilgilerden sonra, kiliseyi temsilen gelen avukatlar bu bilgilerin silinmesini talep ediyor. assange ise scientology hakkında daha çok bilgi yayımlayarak cevap veriyor;“wikileaks, taciz edici yasal isteklere herhangi bir şekilde boyun eymeyecektir. bu istekler ister scientology tarikatından gelsin ister isviçre bankalarından, ister rus kök hücre araştırma merkezlerinden, ister eski afrikan diktatörlerden, isterse de pentagondan, hiç fark etmez.”assange ile ilgili tartışılan bir diğer konu ise, kendisinin geleneksel gazetelerin uyduğu sınırlara uymaması. örneğin, bir askeri belgeyi askerlerin sosyal güvenlik numarasını sansürlemeden yayımlaması, masum insanların hayatlarını tehlikeye attığı şekilde çok eleştirildi. assange’ın buna cevabı şöyle “bu sızıntılar masum insanların zarar görmesine neden olabilir, fakat bu durum her bir dökümandaki en ince detayın bile önemli olduğu gerçeğinden mühim değildir. aksi wikileaks’in misyonuna aykırıdır.” bu sosyal güvenlik numaralarının ileride bir gün başkalarının işine yarayabileceğini öne süren assange, ben kimim ki hangisi önemli hangisi değil karar vereyim diyor kısaca. abi çok net adam ya. bayılıyorum. aynı durumda bizimkilerden biri olsa "yaa şimdii tabii kimsenin zarar görmesini istemeyiz, zaten görmezde. niye görsün? aksini ispatlayın.. yaradanı seviyoz..."kendisine yayımlayacağı bir bilginin, bir insanın ölümüne neden olacağını bilse yine de yayımlar mıydın diye soran new yorker muhabirine ise, “harm-minimization policy” adını verdiği bir politika izlediğini, zarar göreceğine inandıkları insanları önceden uyardıklarını ama ölümüne neden oldukları/olacakları insanların olabileceğini ve bu insanların kanının wikileaks üyelerinin ellerinde olduğu cevabını veriyor. çok net. kaçamaksız.colleteral murder videosu sonrası wikileaks birçok bağış alıyor. bu durumu assange twitter’da şöyle yorumluyor; “muhabirlik için yeni bir bağış modeli: değişim için deneyin.”_____________________________________________________julian assange, korkusuz ve çalışkan bir “hacker”. söylemlerinde açıklamalarında her zaman net. lafı gevelemiyor. bırakın duygu sömürüsü yapmayı, duygusuz bir insan, bir adalet heykeli gibi zuhur ediyor. doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde, ilerlediği yolda masum insanların da öleceğinin farkında ve kabul ediyor, “kanları elimizdedir”. henüz 38-39 yaşında, bir hayatı yok; hiç olmadı.bir kadın muhabir ile gittiği otel odasında, sen cia tarafından takip ediliyorsun diyerek aniden terk edilen bir adam o.az uyayan, devamlı tedirgin olan, rengi kalmamış saçları ve bembeyaz teni ile devamlı sehayat eden, saklanan, kaçan biri.hayatını torrente koyduğu belgelerin şifresiyle garanti altına alan bir baba.süper güçleri olmadan bir “süper gücü” titreten bizim gibi bir insan.insanlığın uzun süredir beklediği gerçekleri yayımlama cesareti gösteren, tam anlamıyla bir bilgi çağı kahramanı.tarihe eline silah almadan dünyanın en güçlü ordusuna meydan okuyarak adını yazdırmış biri.çağdaşı olduğumuz için gerçek değerini anlayamayacağımız, bireylerin tarihi değiştiremeyeceğini savunan materyalist tarih anlayışını tersyüz eden bir insan o.varlığı göz kamaştırıyor.idolümsün assange. bi de free sex yapıyorsan. taparım.assange hakkında internette bulabileceklerinizin büyük çoğunluğu aynı kaynaktan alınma: new yorker dergisi. ben de malum yazıdan yararladım.http://www.newyorker.com/…hadourian?currentpage=alledit: henüz bi video izledim, bbc spikeri soruyor, "peki sizi hiçbir şey durduramaz mı?"assange'mden gelsin; "courage is not the absence of fear; courage is the understanding of fear."son edit: imlâ neyin.
(mechul muhayyil - 30 Kasım 2010 00:00)
ted'deki röportajının hemen başında şöyle bir istatistik veriliyor, ki bence çok dikkat çekici, wikileaks'in son yıllarda yayınladığı gizli belge sayısı, tüm dünya medyasının yayınladığının toplamında fazla. yani dünya üzerindeki 200'den fazla ülkedeki tüm gazeteler, televizyonlar, internet siteleri de dahil olmak üzere gazetecilik, haber verme, gerçeği insanlara anlatma işini yapan tüm kurum, kuruluş ve insanların toplamından daha fazla iş yapmış wikileaks. bizim "seksi fotoğrafları için tıklayınız" medyasını bir kenara bırakalım ama çok ciddi basın kuruluşlarının bile hayal edemeyeceği ölçüde büyük işler başardı assange.burda asıl soru şu, bu adam bütün bunları tek başına nasıl yapabiliyor? şüphesizki bu kadar bilgiyi belgeyi tek başına toplamıyor, okumuyor analiz etmiyor, doğruluğunu teyit etmiyor. ama diğer insanların güvenli bir şekilde bunu yapmalarına olanak veriyor.şöyle düşünün, bir şekilde çok gizli bir belgeye ulaşıyorsunuz. öyle bir belgeki, bunu açıklamam lazım, insanların bu gerçeği öğrenmesi lazım diye düşünüyorsunuz. ne yaparsınız.hemen koşar gazetelere televizyonlara durumu anlatırım diyorsanız yanıldınız, bi kere o medya kuruluşları her şeyden önce kendi çıkarlarını düşünürler, ya iktidar yakalasıdırlar, yada başka hesapları vardır. açarım bri site, internete koyarım insanlar öğrenir diyorsanız o site pek yaşamaz. hatta bırakın siteyi, sizi de pek yaşatmazlar. cia olur, mossad olur, jitem olur, mit olur, elli bin tane sizin açıklayacağınız belgelerden dolayı hesabı şaşacak örgüt vardır. geçmişte çok örneğini gördünüz zaten, az biraz karanlığa doğru bir kaç adım atıp ışık yakmaya çalıştı diye kaç gazeteci öldürüldü, adını sanını hiç duyamadıklarınız da cabası. işte burda devreye julian assange giriyor. bir kere çok zekice bir şey yapıp bulduğu belgelerin en gizlilerinden en tehlikelilerinden oluşan bir kupleyi torrent aracılığıyla internete yaymış ve kendisine bir şey olması halinde o şifreyi yayınlamakla tehdit etmiş bu malum örgütlerin bir kısmını ve görünen o ki gayet de başarılı olmuş, artık o belgelerde ne varsa, kılına bile dokunamadılar henüz. bu adam kendini öyle bir sağlama almışki, diğerleri için de canlı kalkan olarak öne çıkmış, göğsünü siper etmiş. elinizde belge mi var, ulaştırın bana, ben herşeyden önce sizin gizliliğinizi korur, sonra da bu belgeleri yayınlarım imajını son derece güvenilir bir şekilde veriyor. bu durumda dünyanın dört bir yanında eline herhangi bir bilgi, belge geçen her gazetece, asker veya sivil de elindeki bu önemli belgeleri bu gizli ağ aracılığıyla julian ve ekibine gönderiyor. işte bu sayededir ki, wikileaks, dünya üzerindeki tüm medyaların ulaşabildiğinden daha fazla bilgiye ulaşıyor ve üstelik bu bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği de herhangi bir medya kurumunun yayınladığı haberlerden çok daha üst düzeyde. sonuçta birisi bir belge yayınlamak için canını tehlikeye atacaksa, konuyla ilgili her türlü kanıtı ve belgeyi yayınlamayı da zaten göze alabiliyor. işte bu sayede kenyadaki seçimlerdeki usulsüzlüklerden, izlanda bankacılık sistemine, bağdatta sivilleri tarayan amerikan askerlerinden, arnavutlukta bp'nin yaptıklarına, büyükelçiliklerin gizli yazışmalarından, devlet sırlarına kadar her bilgi bu adamın eline ulaşıyor, ve işte bu sayede patronsuz, sansürsüz, yalansız, yorumsuz saf gerçeklere ulaşabiliyoruz, işte bu sayede beyaz yalanların altındaki kirli çamaşırları görebiliyoruz, geleceğe daha bir umutla bakabiliyoruz.julian assange, yeni nesil gazeteciliğin yaratıcısıdır, umarım başkaları da onu takip eder.
(lord seithel - 30 Kasım 2010 02:25)
bir gecede bütün dünya düzeninin amına koyduğu için seks suçlusu ilan edilen kişi.
(aero dynamik - 1 Aralık 2010 01:26)
soruları çok net cevaplamış, helal olsun.ancak şu diyalog gözümden kaçmadı değil:janthony: "julian. i am a former british diplomat. in the course of my former duties i helped to coordinate multilateral action against a brutal regime in the balkans, impose sanctions on a renegade state threatening ethnic cleansing, and negotiate a debt relief programme for an impoverished nation. none of this would have been possible without the security and secrecy of diplomatic correspondence, and the protection of that correspondence from publication under the laws of the uk and many other liberal and democratic states. an embassy which cannot securely offer advice or pass messages back to london is an embassy which cannot operate. diplomacy cannot operate without discretion and the protection of sources. this applies to the uk and the un as much as the us. in publishing this massive volume of correspondence, wikileaks is not highlighting specific cases of wrongdoing but undermining the entire process of diplomacy. if you can publish us cables then you can publish uk telegrams and un emails. my question to you is: why should we not hold you personally responsible when next an international crisis goes unresolved because diplomats cannot function."meali: "julian, ben eski bir ingiliz diplomatıyım. diplomat olarak, balkanlardaki gaddar rejime karşı verilen mücadelede uluslararası koordinasyon için çalıştım, etnik temizliğin ortadan kalkması için yaptırımlar uyguladım ve fakirleşmiş bir ülkenin borçlarının affedilmesi için pazarlıklarda bulundum. gizlilik olmadan bunların hiçbirini yapamazdık. belgelerini gizleyerek merkeze gönderemeyen bir elçilik işlemiyor demektir. diplomasi, gizlilik ve mesaj güvenliği olmadan işlemez. bu abd kadar, ingiltere ve bm için de geçerlidir. bu kadar büyük boyuttaki iletişimi yayınlayarak, wikileaks sadece önemli olayların veya hataların altını cizmiyor, bütün bir diplomasinin altını oyuyor. eğer abd belgelerini yayınlayabiliyorsanız, bunu ingiltere ve bm için de yapabilirsiniz demektir. size sorum ise şu: gelecek bir uluslararası kriz, diplomatlar işlevsiz kaldığı için çözülemezse, bundan neden sizi sorumlu tutmamalıyız?"julian assange:"if you trim the vast editorial letter to the singular question actually asked, i would be happy to give it my attention."meali: "eğer makalemsi koca mektubunuzu kırpıp, cevap verilecek türden bir soruya çevirirseniz, ilgilenmekten mutlu olurum."yani diyor ki: özet geç lan piç.ahahahahah, süper yahu.
(911 turbo - 3 Aralık 2010 19:46)
çağımızın prometheus'u. ateşi* tanrılardan çalıp insanlara hediye etti, yakalandı. ve şimdi her gün ciğerinin kargalar tarafından yenmesine katlanmak zorunda.
(snob - 7 Aralık 2010 12:31)
ahan da gerçek oldu hakkaten * :(bkz: bana milyar doları var diyenler şimdi içeride)
(konusan balta - 7 Aralık 2010 14:13)
beyaz saçlarına deli gönlümübağlamışlar, çözülmüyor julianayrılıktan zor belleme ölümügörmeyince sezilmiyor julian...
(h2o - 7 Aralık 2010 14:13)
abd'ye tecavüz suçundan tutklanmıştır..
(aaakk - 7 Aralık 2010 17:38)
bu adam birkez daha göstermiştir ki, eğer halkın özel bilgilerini devletle paylaşırsan kahraman (bankalar, muhbirler, istihbaratçılar, sosyal paylaşım siteleri, vs.), devletin özel bilgilerini halkla paylaşırsan terörist (julian assange) oluyorsun..
(seffaf bi hal almis sener sen - 17 Ağustos 2012 20:53)
"ben anti-militarist değilim. aksine anti-militarist olmak ne demek? gerektiğinde elbet savaş olur. benim savaştığım militarizm değil, ülkelerin haksız yere, neye uğradıklarını bilmeden milyarlarca insana yalan söyleyerek bir savaş yapması." diyerek gönlümü fetheden insan. dönemin en büyük kahramanı. sanal gerçek savaşının başlatıcısı.
(tenzator - 9 Aralık 2010 10:20)
ekşi sözlük özelinde de rastladım sosyal hayatta da kendisine "piyon" yakıştırması yapanları duydum. bu yakıştırmayı yapmadan önce hayatını bir baştan sona okumasını tavsiye ediyorum bunu düşünenlerin; (bkz: #21019745)her yıl "v for vendetta" için ortalığı yakan insanların gerçek bir özgürlük savaşçısını yok saymaları çok ilginç. beni naif bulabilirsiniz ama ben kendisini nesli tükenmiş şovalyelerden biri olarak görüyorum. özgürlükçü (!) abd'nin, ingiltere'nin ve diğer bütün korkak hükümetlerin 60 metre kareye hapsettiği ve ekvator'un doğru tarafta olmayı başararak tüm dünyaya ders verdiği bir durum söz konusu.. büyük devletler demek ki o kadarda büyük değil ve küçük devletler de aslında o kadar küçük değil.http://i.imgur.com/rulep.jpg
(one more time - 18 Ocak 2013 08:57)
Yorum Kaynak Link : julian assange