O-jik geu-dae-man (~ Sadece Sen) ' Filminin Konusu : Düzensiz bir hayat yaşayan eski bir boksör ile gözleri görmeyen bir kadın arasında geçen aşk hikayesi anlatılıyor. Han Hyo Joo filmdeki görmeyen karakter 'Jung Hwa'yı canladırırken, So Ji Sub eskiden boksör olan ama şu an su satarak geçimini sağlayan 'Chul Min'i canlandırıyor.
Nae meorisokui jiwoogae(2004)(8,2-19163)
Yeopgijeogin geunyeo(2001)(8,0-46672)
Seulpeumboda deo seulpeun iyagi(2009)(7,6-2011)
Byuti insaideu(2015)(7,4-3771)
Neuk-dae-so-nyeon(2012)(7,4-5420)
Ban-chang-ggo(2012)(6,8-1465)
--- spoiler ---tavsiye üzerine film izlendi. oldukça içli duygusal sahneler var filmde. ama asla vıcık vıcık değil ne aşk ne acı. kör kız sahneleri gayet güzel. yalnız benim anlamadığım birşey var, kaç adet kore filmi izledimse hepsinde erkekler hep soğuk katı karakterler. evet çok seviyorlar bu filmde de erkek karakter öyle biri ama bir mesafe bir soğuk konuşmalar acaba bende mi bir tuhaflık var beklentim mi yüksek türk erkeklerine göre mi kiyasliyorum anlayamadım. birde insan birine neden "taş" verir. taş ulen taş bu insanın yüreğine oturur sonra! bu tarz aşk filmlerini sevmeye başladım. ilk olarak dan diye tanışmaya başlamaları ilginç tabi. duygusal film sevenler izleyebilir.--- spoiler ---
(colde kutup ayisi goren bahtsiz bedevi - 17 Mart 2014 19:08)
izlerken hiç bitmesin istediğim, klişe gibi görünen bir konuyu harika bir şekilde anlatmış, çok iyi oyunculuklarla bezeli filmdir... hakkında bu kadar az entry girilmesine de çok şaşırdım. ismiyle ilgili bir karmaşa var, biraz da bu yüzden böyle sanki. only you veya always olarak biliniyor sanırım. her neyse;esas adamımız; az konuşan, geçmişinde kötü işlere bulaşmış, hayatın sillesini yemiş kendi halinde, özünde de iyi biri. esas kzımız da son derece naif, hayat dolu, çok güzel. gözleri görüyor olsa esas oğlana bakar mıydı bilemiyorum. yetenekli, güzel, akıllı. her şeyiyle fazla iyi... aşklarını çok sevdim. fedakarlık ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. aşkın gücü de... insanı bir anda yerin yedi kat altından alıp göğün yedi kat üzerine çıkarıveriyor işte... çok örneği var ama ilk aklıma gelenler olduğu için yazıyorum; 12 angry men, the man from earth ve hatta dogville gibi filmleri izledikten sonra iyi film yapmak için fazla para gerekmediğini zaten biliyorum ama iyi bir hikayenin çakmasını bile becerememek de bizlere özgü sanki. sadece sen'den bahsediyorum. filmi izlemedim. başıma ne geleceğini bildiğim için uzak durmak istedim. tıpkı evim sensin'de yaptığım gibi. a moment to remember dururken özcan deniz filmi izlemek? neyse...filmin bitimi ile içim yaşam sevinciyle doldu. hazır yağmur da yağıyorken sokaklarda koşmak istedim. sonra 'otur oturduğun yerde' diyerek g.kore sinemasına şükranlarımı sundum. geçenlerde izlediğim akmareul boatda'nın attığı tokattan sonra bu film çok iyi geldi çünkü...edit: sonradan farkettim. sadece sen ve evim sensin'i izlemeden, ön yargı ile yaklaştığım için haksızlık yapmışım gibi duruyor. demek istediğim bu işlerin; işin kolayına kaçıp, neredeyse filmin adını bile birebir çevirip her sahneyi kare kare aynen çekerek olmayacağı. azıcık özgün ve yaratıcı olmamız gerektiği. iki filmin de fragmanını izleyerek söylüyorum bunları...
(my sassy girl - 15 Aralık 2014 22:28)
bana böyle klişelerle gelin filmi.
(daphne - 28 Şubat 2016 22:10)
bir zamanların yeşilçam'ı ne ise şimdiki kore sineması da o. valla aynı. bizim gibiler. melodramayı, romantizmi, acıyı seviyor adamlar. açın yeşilçam'ı inceleyin. en çok melodrama türünde filmler çekildiğini görürsünüz. kavuşamayan aşıkları yüzlerce filmde işledik, şu an filmlerde o kadar çok işlemiyoruz ama dizilerimizin vazgeçilmez konusu bu halen. e kore filmleri de öyle. kore filmlerinde başroldeki herif sert, soğuk, mesafeli. kadın neşeli, hayat dolu. bunlar birbirlerine aşık oluyorlar ama kader ağlarını örmesin mi? kahpe kader. sonrası dram, melodram. bir de mutsuz sonlar hakim kore sinemasına. hani nasıl ki hollywood "mutsuz son yaparsak film gişede batar" görüşünde olup yılda gösterime soktuğu 100-200 filminin %90'ını mutlu sonla bitiriyorsa koreliler de melodramlarını mutsuz sonla bitiriyorlar. dolayısıyla bizim tembel sinemacıların her yıl onlarca kore dizisini, filmini satın alıp bize uyarlamaları şaşırtıcı değil. çünkü iki ülke sineması arasında benzerlikler çok. ama dedim ya kore sineması yeşilçam'a benziyor diye. tamam, kore sineması demek yanlış aslında. kore'nin melodram filmleri bizim eski filmleri hatırlatıyor demek daha doğru. dolayısıyla 2016'da kore'den bu filmleri izlemenin pek de güzel tarafı yok. kore bu melodramatik, klişe mi klişe öyküleri yeşilçam'dan daha iyi işliyor, o kadar. bu filme döneyim. bir boksörle kör bir kızın ilişkisini anlatırken orijinal olamıyor. çok şükür, duyguları sömürmeye yeltenmiyor. bu artısı. oyunculuklar da iyi. keyifli vakit geçirtiyor ama neredeyse çağdışı bir olay örgüsü var filmin. daha başlar başlamaz tahmin ediyorsun neler olacağını. ben bu denli sürprizsiz filmleri sevmiyorum. bir de karakterlerin başına bir çok felaketin getirilmesinden de haz etmiyorum. kısacası sıkılmadan izleniyor ama gerçekten klişe ve vasat bir film. ama koreliler seviyorlar böyle filmleri. o yüzden daha çok böyle melodramatik film çekilecektir. bazıları orijinal olabilirse ne âlâ, olamayanları izleyip unutuyoruz. gelelim yapımcılara. oğlum bir rahat bırakın şu kore filmlerini yavs. almadığınız film kalmadı. bütün kore sinemasını mı uyarlayacaksınız tv'ye ve sinemaya? az biraz üretken olun. tembel olmayın, hazıra konmayın bu kadar.
(sherlock holmes 90 - 13 Mayıs 2016 03:11)
Yorum Kaynak Link : o-jik geu-dae-man