Don Juan DeMarco (~ Don Juan De Marco) ' Filminin Konusu : Son derece saygın bir doktor olan ancak kariyerinin sonuna gelen psikiyatr Jack Miller (Marlon Brando) emekliliğine on gün kala, en son ve en zorlu vakasını üstlenir. Bu kişi dünyanın en büyük aşığı olan, binlerce kadını baştan çıkartmış Don Juan'dan (Johnny Depp) başkası değildir. Yanılsamalar içindeki hastasını değerlendirip tedavi etmek için Mickler'ın sadece on günü vardır. Fakat Don Juan'ın aşk, tutku ve romantizm dolu muhteşem öyküleri Dr. Mickler'ı cezbeder. Kendi yaşamını sorgulamaya ve eşiyle (Faye Dunaway) arasında uzun zaman önce sönen kıvılcımı yeniden tutuşturmaya çalışan Mickler, tedavi ettiği kişinin gerçek Don Juan olduğuna sonunda ikna olacaktır...
Arizona Dream(1993)(7,4-38505)
Chocolat(2001)(7,3-167983)
Benny & Joon(1993)(7,2-51098)
From Hell(2001)(6,8-137927)
The Ninth Gate(1999)(6,7-161150)
Secret Window(2004)(6,6-171210)
Cry-Baby(1990)(6,5-49833)
The Libertine(2005)(6,4-33548)
The Brave(1997)(6,4-8580)
Nick of Time(1995)(6,3-36227)
The Man Who Cried(2000)(6,2-13574)
The Astronaut's Wife(1999)(5,3-50025)
have you ever really loved a woman adinda bir $arki gecer bu filmin icinde ki gercekten cok tatli ve dinlenesi bir $arkidir. bryan adams tarafindan seslendirilmi$tir. filme dair akilda kalan en onemli detaylardan biridir.
(hyperion - 22 Nisan 2007 10:16)
aşk gibi bir etkisi var filmin. uzunca bir süre yüzünüzde şapşal bir gülümseme bırakıyor.
(cnone - 4 Mayıs 2007 16:03)
johnny depp'in don juan'ı çatır çatır hayata geçirdiği film. büyük adamsın cani. başka bir adam kurgulayamıyorum bu rol için.--- spoiler ---john r. demarco adında birinin, kendini don juan sanmasıyla ve intahar girişiminden kurtarılması üstüne olaylar gelişiyor... gerçeklerle bir adamın hayallerinin iç içe geçtiği, kolay yutulur kolay izlenir rahatlatıcı bir film. gerçekler bu kadar boktansa, sokayım, en iyisini yapmış john r. demarco."bu zararsız adamı ilaçlarla doldurup muhteşem hayallerini karartmak istemiyorum." repliğinden sonra dr jack mickler'in don juan'ı değil, don juan'ın doktoru (pardon don octavio'yu) tedavi etmeye başladığına tamamen ikna oluyoruz.--- spoiler ---
(solak - 5 Ağustos 2007 23:45)
johnny depp'in kadın kılığına girdiği filmlerden bir tanesi(bkz: ed wood)
(visnekiraz - 7 Şubat 2008 17:56)
dopamin paydasından hareketle, aşkın şizofrenik hallerine örnek olabilecek yegane filmdir don juan de marco tıpkı don juan ın kendisi gibi.. ama bunu yaparken abartıdan, kaba güldürüden, boşvermişlikten uzak durur, yeterli bir titizlikle don juan efsanesini postmodernize eder; psikiyatriyi bir bilim olarak kabul edip eleştirir, tarihten bir miti alıp günümüze yerleştrir, ama bunu basit yollu anakronik çabalarla değil, inandırıcı ve gercekcilikten kopmayarak yapar, bi yandan olabilir dedirtirken öte yandan kitabı gösterir muallakta bırakır, efsaneyi yanımıza getirirken aslında onu daha da ulaşılmaz kılar, baş psikiyatristin zeustan, odysseus tan örnekler vererek tıpkı onlar gibi don juan de marco (johhny depp) nun da bir efsane olduğu tesbiti (yine)- fakat bunu "bu çocuk bir efsane" diye dile getirir-, aynı anda mitlerin günlük hayatlardan uyarlandığını ve bu yönüyle tarih boyunca sürekli başkalarının hayatında tekrar ve tekrar gercekleşeceğini söylerken, bi yandan da efsanenin arketipik durumunu da vurgular. bu filmdeki don juan ın kitaptaki don juan dan tek farkı sadece 90 ların amerikasında yaşamasıdır. romantizmden, kahramanlıktan, doğallıktan, saflıktan uzak amerika da don juan olmak imkansızdır.. olmak istediği gibi olması da bugünün koşullarında mümkün değildir, dev bir bikinili mankenin üstünden atlamayı tercih eder bu yüzden don juan, sahteliklerden, o yozlaşmış, eski değerlerini kaybetmiş, aldatma ve yalanlardan kurulu günlük hayattan kurtulmanın imalı bi yoludur bu .. ama don octavio (dr.mitchell)(marlon brando) gelip de elini tuttuğunda, gercekten olmasa da yalancıktan, başka biri olduğunu iddia eden bu adamla arkadaş olabileceğini düşünür don juanımız.. tüm hikayesini anlattığında zaten emekliliği yaklaşan dr michell içindeki don juanı serbest bırakır ister istemez, herkesin içinde bir don juan yatar gibi bişi değildir ama bu, daha çok; iş, sosyal statü gibi basamaklara çıkmaktan varoluşla beraber gelen güzelliklerin farkında olamayışımızdır derdi bu filmin .. harika bir oyunculuk, nefis bir senaryodan mütevellitdir bu film tüm bunlarla beraber.
(ditriell - 20 Şubat 2008 01:40)
izlendiğinde yaşanılan yoğun afrodizyak etkinin jonny depp ile ilgili olup olmadığına emin olmadığım 1995 yapımı romantik-komedi film.
(pantomim - 9 Nisan 2009 14:20)
yılda mutlaka bir defa izlenesi film. evet bryan adams o kadife sesiyle have you ever really loved a woman der ki ah ah ah... aslında hatun kişlikler belki böylesine gerçekçi oynamasa johnny depp filmin gidişatından ve davranışlardan pek hoşnut kalmayabilir ama amca yine ve herzamanki gibi döktürüyor.izlenmeli.
(kamerss - 26 Temmuz 2009 15:22)
lise yıllarının sonlarında izleyip etkilerini sonraları farkettiğim, güzel bir senaryonun yanında marlon brando ve johnny depp olmasına rağmen pek bilinmeyen romantik hayat filmi.
(lost wisdom - 29 Ocak 2011 19:05)
filmde johnny depp, marlon brando'ya der ki:"evrende dört soru vardir:1.kutsal olan sey ne?2.ruhun yapisi ne?3.yasamaya deger ne var?4.ölmeye deger ne var?hepsinin tek bir cevabi var : yalnizca ask." iste bu.
(rachel - 23 Ocak 2003 21:08)
bir johnny depp güzellemesi, tamamen onun için yapılmış gibi olan film. soundtrackin bryan adams şarkısı have you ever really loved a woman da cuk otumuştur.
(amelie - 26 Ocak 2003 22:53)
- kaç kadınla beraber oldun ?- hmmm.. ehh.. seniide.. sayarsak.. hmmm.. sanırım.. evet.. 1502 !- *dumur ötesi*
(mach - 26 Ocak 2003 23:05)
izlediğim en tatlı filmlerden biridir, insanı endorfin denizlerinde yüzdürür deliler gibi.--- spoiler ---don juan (johnny depp) sadece bakışlarıyla kadınlar bir yana, erkekleri dahi baştan çıkarabilmektedir (sultan)ayrıca don juan'ın çocukluğundaki rahibeler inanılmaz güldürmüştür, harem sahnelerini saymıyorum bile * *--- spoiler ---filmi izlerken çikolata yemeyi de tavsiye ederim, johnny depp'i izlerken çok güzel gidiyor *
(juniper pearl - 17 Mart 2011 23:29)
emektar oyuncumuz marlon brando; ununu elemiş, eleğini açtığı psikiatri kliniğine asmıştır. don kişot gibi bir adam, intihar etmek üzereyken bizim marlon’a rastlar. marlon, kendisini efsanevi don juan zanneden, zorro elbisesi ile ortalarda dolaşan bu delikanlıyı alıp psikiatri kliniğine getirir, ona yardımcı olur. delikanlı, yarattığı efsaneye kendi inandığı gibi, marlon’u da inandırır. bu inanma aynı zamanda marlon brando’nun da hayatında inanılmaz değişikliklere sebep olur.bu film yüzünden, don kişot’un johny depp gibi bir yüz ifadesi olduğunu düşünürüm hep. nitekim, o da inandığı gerçekleri yaşamaya çalışır, bu uğurda deli yaftası ile ortalarda gezinir. filmde ise, kendi gerçeğini yaşamaya çalışan don juan'ın deli biri olduğu anlamına gelmediği kastedilir. marlon için bir nevi jubile filmidir. zaten johnny depp, psikiyatrist rolünün marlon brando’ya verilmesi koşluluyla bu filmde oynamayı kabul etmiştir. haksız da değil kerata!!...
(zzebercett - 1 Nisan 2011 20:36)
sonunda marlon brando'nun da dediği gibi masalsı bir film.kesinlike içinde olma isteği uyandıran filmlerden,tabiki johnnyciğimin adadaki sevgilisi * olarak.
(karakedi - 24 Haziran 2003 23:40)
johnny depp oynamasa bu kadar gercekci durmazdı dediğim film karakteri. yılın en seksi erkegi secilen insana da gelmis gecmis en seksi, en capkın erkegi oynamak yakısır tabi.
(maggy - 20 Kasım 2004 22:57)
(bkz: don juan)
(jander - 11 Ocak 2002 09:56)
(bkz: don juan de marco)
(belit - 11 Ocak 2002 16:00)
psikolog rolünde marlon brando yu, hasta rolunde johnny depp i izlediğimiz filmde doktorun hastasını iyileştireceği yerde, hastanın doktoru aynı aşk girdabının içine çektiğini görürüz
(coldekimumya - 25 Nisan 2006 08:39)
feristah'in hispanik versiyonu.. birlikte oldugu kadinlarin hikayelerini oyle bir hevesle anlatiyor ki.. ancak feristah'in mukremin citir fantazileriyle kiyaslanabilir derinlikte bir istahla.
(kazimakos - 10 Haziran 2006 21:46)
düz bir gözlemle ele alındığında, sıradan bir aşk filmi gibi başlangıç yapılan, kadınların kimi duygu ve isteklerine yaklaşımı destansı kılan bu sebeple farklı bir kulvarda değerlendirilmesi gereken film.don juan betimlemesi içerecek bir filmmiş gibi görünmesine rağmen, kesinlikle ilgisi olmayan bir senaryo ile karşılaşıyorsunuz. işin güzel tarafı, gençliğinde, çevirdiği filmlerle birlikte yakışıklılığı ile de bir idol olan, sanki şişmanlayarak "dünyaya presentabl görünmenin hiç anlamı yok kardeşim" şeklinde isyan bayrağını çeken marlon brando, delilik sıfatı altında incelemeye alınan fakat ilerleyen sürelerde tam bir aşığın nasıl olması gerektiğine dair düşüncelere dalmamızı sağlayan johnny depp , zerafeti ve yumuşaklığı ile filme akıcılık kazandıran, bununla birlikte kocasına düşüncelerini netleştirebilmesi için katkıda bulunan eş rolünü aynayan faye dunaway bir yönetmenin bu film için bulabileceği en iyi oyuncular gibi. bu kadar anlaşılması güç olan bir konuyu bu kadar kolay bir şekilde akla açan filmin izlenebilirliğini, kurgusallığı ile birlikte oyuncuların oynamaktan çok bu kimliğe bürünmelerinden kaynaklanıyor diye açıklayabiliriz.de marco'nun don octavio del flores ismini taktığı doktorun, öğrendiği bir çok teoriyi hayata geçirmiş olmasına ve hayatında herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu düşünmesine rağmen, en büyük eksiğinin; öğrenmiş, yaşamış ama devam ettirememiş olduğu şeyin, yani aşkın; tanımını hastası kanalı ile yüzüne farklı bir şekilde vurulmasını görüyoruz. zaten izleyici de burada doktor kıvamında kendini yoklamaya, sorgulamaya başlıyor. en azından gördüğüm 4 kişiyi kendilerini yoklarken yakaladım.filmin en şık yönü ise, taşıdığı isimden dolayı, bir bol bol sevişen, dna'sını yaymak üzere dünyaya gelmiş bir karakteri anlatmaktan ziyade(tamam bunlar da olmuş fakat!..) aşkın tüm benliğinizi coşturup harekete geçirecek, bir yaşam şekli olduğuna dair mesaj verilmesi. "evet aşk bir deliliktir, ben içerideyim ama aşkı benden daha iyi kimse bilemez, evet aşk deliliktir ama bu deliliği yaşamayan mutlu olamaz" şeklinde bir kurşun dökülesi düşünce var.bununla birlikte aşkla delilik bağdaştırılabilir mi sorusuna antropolog helen e fisher'in bir araştırması ile cevap verilebilir; çevresine toplamış olduğu çılgınca aşıkları incelemesi sonucunda; "denek sevgilisine baktığında, mr’da beynindeki ödül ve haz ile bağlantılı bölümleri -ventral tegmental ve nucleus caudatus- aydınlanmış. fisher’i en çok heyecanlandıran şey, aşkın yerini, adresini bulmaktan da öte, onun özgül kimyasal yollarını keşfetmekmiş. aşk, nucleus caudatus’u uyarır, çünkü burası dopamin adı verilen nörotransmitter reseptörlerinin yoğun biçimde yayılma yeridir; dolayısıyla fisher, dopaminin beynimizin ürettiği aşk iksirinin bir parçası olduğunu düşünmüşler. doğru oranlarda dopamin, büyük bir enerji, neşe, dikkat yoğunlaşması ve ödül kazanma motivasyonu yaratıyor ve bu nedenle yeni bir aşk yaşarken bütün gece uyanık kalabililir, güneşin doğuşunu seyredebilirsiniz, koşarak yarışabilirsiniz, aslında kayak becerinizi aşan bir yokuştan aşağıya hızla kayabilirsiniz. " . bu da demek olabilir ki aşk deliliğe yakın bir çizgide dolaşmaktır. yoksa dağları delen kerem nasıl açıklanabilir ki?işte film boyunca, dopamine boğulmuş, aşkı delilikle eş tutmamızı sağlayan bu romantik karakter, bizlere zaman zaman unutulan aşkı, nasıl ömür boyu yanımızda tutacağımıza dair şekilsel bir anlatım sunuyor. evet, filmin uğurlu 1502 rakamına takılmış olanlar da olacaktır.fakat kendileri için the best of haydar dümen başlığı altında açıklama yapmak en doğru yol gibi görünmektedir. eklemeler;national geographic türkiye, şubat
(keyfekeder - 10 Haziran 2006 23:19)
Yorum Kaynak Link : don juan demarco