• "marjane satrapi'nin büyük dayısının son günlerini anlattığı, inanılmaz iç burkan bir şekilde biten çizgi romanı. 1958 tahranında geçmekte."
  • "allahım gülşifte ferahani oynuyor bu filmde! bu bile başlıbaşına izleme sebebi. ama lütfen filmin dilinin farsça değil de fransızca olduğu gerçek olmasın."
  • "ölüm ve mutluluk hakkında izlediğim en naif,evet tuhaf ama aynı zamanda en sert filmlerden biri."




Facebook Yorumları
  • comment image

    marjane satrapi'nin büyük dayısının son günlerini anlattığı, inanılmaz iç burkan bir şekilde biten çizgi romanı. 1958 tahranında geçmekte.


    (blackbasat - 20 Ağustos 2009 12:18)

  • comment image

    kitapta nasser ali iran'da yaşıyor ve tar çalıyorken, henüz izlemediğim filminde keman çalmaktadır ve büyük olasılıkla fransa'da yaşamaktadır. kitap, marjane satrapi'nin amcası veya dayısının yaşamından esinlenerek yazılmıştır. filmi ise hikayeyi kendilerine göre daha sevimli ve anlaşılır yapmak isteyen fransız ürünüdür. hollywood'un anlayamadığı kültürleri kendi yorumuyla film haline getirme işini bu sefer fransızlar, marjane satrapi'ye yapmıştır.

    bir de bu kitabı birileri türkçeye çevirsin, yapabilsem ben yapacağım da yapamıyorum arkadaş. broderies'i çeviren arkadaşlara buradan yalvarmak istiyorum, buna da bir el atıverin.


    (aychovsky - 12 Şubat 2012 12:39)

  • comment image

    iff'te akbank galaları başlığı altında verildi, yakında vizyona girer diye tahmin ediyorum.
    ingilizcesi ve fransızcası "erikli tavuk" iken türkçesinin de "azrail'i beklerken" olması neşeli olmuş bence. iki isim de çok güzel, seçemiyorum arada kaldım.

    uzun uzun film yorumu yazmayı yersiz buluyorum ama tek bir noktaya değinmem lazım. karakterlerden biri bir noktadan sonra amerikada yaşamaya gittiği için film bir anda kısa bir süreliğine boktan eski amerikan sit-com'ları stiline daldı. hani şu 1940'lardan sonra ortaya çıkan, savaş sonrası amerikan rüyasının gazlandığı, iyi bir işi olan adam/evde onu bekleyen "mükemmel" kadın/mutlu ve çalışkan çocuklar/iki katlı ve bahçe içinde ev vs vs sit-com'ları stiline. film o kadar güzel giderken böyle bir dalış yapınca gerildim adeta. koltuğun kolçaklarını sıkmaya başladım, film kalitesiz diye değil tabii işte anlayın, kalitesiz bir şeyin bir çeşit parodisi olmasına rağmen marjane satrapi'nin bizi içine soktuğu o büyülü dünyadan çöttedenek böyle bir dünyaya düştüm diye.

    ayrıca filmden çizimlere geçişler nekkkadar güzel olmuş. afferim. çok beğendim. herkes izlesin.


    (helluin - 11 Nisan 2012 21:30)

  • comment image

    --- spoiler ---

    kemanı kırıldığı ve yerine aynı sesi verecek keman bulamadığı için intihar etme kararı alan sanatçı hikayesi ne kadar absürd duruyorsa 8 günde öğrendiklerimizle birlikte de hikaye o kadar duygusal bir hal alıyor. neyse ki yönetmenler duygusallığı sona saklayarak filmin yolunu kaybetmesine asla izin vermiyorlar. böylece filmin mizahi dokusu da zarar görmüyor.

    ---
    spoiler ---

    http://hayatimizsinema.blogspot.com/…rken.html#more


    (diamant - 23 Haziran 2012 04:25)

  • comment image

    nasser ali'nin en sevdiği yemektir poulet aux prunes, en azından grafik romanda böyledir. en güzeli hazar denizi kıyısında yetişmiş pirinç ve safranla yapılır. şurada az farklı fakat güzel, detaylı bir tarifi bulunabilir.


    (kandaz3 - 8 Eylül 2012 18:35)

  • comment image

    kitabındaki iç burkan ayrıntıların bir kısmının tam anlatılmadığı, eksik kaldığı filmdir.

    --- spoiler ---
    hem kitapta hem filmde nasser ali kızını çok seviyor çünkü kızı ona çekmiş, onun gibi zeki ama melankolik. oğlundansa utanmasa nefret edecek.

    buradan nasser ali'nin annesinin ölümünü anlatan bir bölüm var, oraya geçiyorum. annesi çok hasta, öldü ölecek ama nasser ali o ölmesin diye dua ettikçe kadıncağız ölmek istese de ölemiyor. aynı durum nasser ali'nin başına gelince, filmde nasser ali "kesin benim için de biri dua ediyordur" diyor. sonra kamera odaları geziyor, nasser ali'nin kızı ve karısı uyuyor, oğlu ise dua ediyor.

    kitapta ise nasser ali'nin düşüncesi az çok şu şekilde "kızım benim için dua ediyor olmalı, canım kızım benim. salak oğlan dua edecek değil ya". sonraki karede oğlunun ağlaya ağlaya dua ettiğini görüyoruz.

    ---
    spoiler ---

    --- spoiler ---
    diğer bir değiştirilen ayrıntı da nasser ali ve irane'ın karşılaşma sahnesidir.

    filmde yıllar sonra karşılaştıklarında, irane nasser ali'yi tanıyor ama tanımamazlıktan geliyor, sonra köşeyi dönüp ağlamaya başlıyor. kitapta ise irane, nasser ali'yi tanıyamıyor. biraz yürüdükten sonra jetonu düşüp şaşkınlıkla "nasser ali" diyor. yıllar yılı birbirinin düşünmüş gibi değiller de, nasser ali irane'ı hep düşünmüş de irane hayat telaşından onu unutmuş gibiydi.

    ---
    spoiler ---

    bu arada kitapta oğlunun adı mustafa iken, filmde cyrus'tür.

    mümkünse kitabını bulun okuyun.


    (aychovsky - 20 Ekim 2012 15:59)

  • comment image

    31. uluslararası istanbul film festivali'nde gitmeye niyetlendiğim ilk film olup, yer bulamadığım için gidemediğimdi. kısmet bu geceye imiş.

    hayatımda izlediğim en güzel filmlerden biri oldu. hikayenin anlatılış tarzı ve bir birleriyle bağlantıları olsun, absürdlükler olsun, animasyonları, diyalogları, kısa hikayeleri, oyunculukları vs. her şeyiyle mükemmel olmuş. bir yerlerden bulunup mutlaka izlenmeli.

    unutmadan; mathieu amalric, büyük oyuncusun.


    (barrett - 25 Ekim 2012 02:08)

  • comment image

    süper bir film. özellikle yönetmenleri (senaristler aynı zamanda) vincent paronnaud ve marjane satrapi'nin persepolis'in çizgisini yakalamaları şaşırtıcı olmuş. demek ki tek filmlik bir sinerji değilmiş tamamen yeteneğe dayanan bir tarzları var.

    persepolis'teki animasyonla bile seyirciyi filmin yaşandığı dönemlere ve yerlere çekebilmişlerdi, bu filmde de devam etmişler en iyi yaptıkları işe. sinematografi kaliteli olunca, dramın komedinin, hayalin gerçeğin dengesi çok iyi ayarlanınca üstüne de mathieu amalric gibi bir oyuncu eklenince keman sesleri eşliğinde harika bir 1.5 saat geçirmek garanti gibi. kısacası izleyin, izlettirin.


    (paez - 11 Kasım 2012 23:30)

  • comment image

    yürek burkan çizgi roman.

    --- spoiler ---

    nasser ali tarının kırılmasıyla tüm yaşama sevincini yitirir. ölmeye karar verir. ancak aslında yeni bir tar almak için dükkanın yolunu tuttuğunda yolda irane ile hiç karşılaşmasa ve irane tarafından bir an için bile olsa unutulduğu gerçeğiyle yüzyüze gelmese, bir yerlerde irane'nin onu düşündüğü düşüncesiyle yüreği hafiflese nasser ali yeni tarıyla da mutlu olurdu. irane gitmişti zaten. hayali de gitti. tarın bir önemi olabilir miydi?

    ---
    spoiler ---

    nasser ali'nin bu çok sevdiği yemeğe gelince iranlı arkadaşıma ricalarım neticesinde beraber yapıp afiyetle yemiştik. hakikaten nasser ali'nin sevdiği kadar var dedim kendime.


    (lovely rita - 15 Mart 2013 18:30)

  • comment image

    masalsı anlatımı, rüya gibi sinematografisi, doğu topraklarından bir hikaye anlatması ile çok farklı duygular yaşatan harika bir filmdir.

    --- spoiler ---

    filmin ilk ve son sahnesindeki karşılaşma sahnesi aslında filmin ana temasıdır. nasser ali kıza aşık olduktan sonra kemanından sanat ışığı fışkırmaya başlar ve eski aşkı onu tanımayınca ölmeye karar verir. keman bu aşkın sadece bir aracıdır.

    ayrıca özellikle oğlunun flashforwardında "american dream" ile dalga geçmesi filmin en çok hoşuma giden noktalarından biriydi.

    ---
    spoiler ---

    kısaca izleyin izllettirin. düşük imbd puanına bakmayın...


    (they are coming - 5 Kasım 2013 00:02)

  • comment image

    ölüm ve mutluluk hakkında izlediğim en naif,evet tuhaf ama aynı zamanda en sert filmlerden biri.


    (noksan - 11 Kasım 2013 21:08)

  • comment image

    güzel film.

    --- bir miktar spoiler içerir ---

    en çok etkilendiğim sahne filmin başlarında kırılmış kemanı ilk kez gördüğümüz sahnedir. nasser ali'nin, kemanın sarılı olduğu örtüyü açışı, o duygu yoğunluğu, o kemanın hüznü.. abartmıyorum gözlerim doldu. filmde bunu başaran tek sahneydi. mathieu amalric'in oyunculuğu beni çok etkiledi.

    yalnız değinmeden edemeyeceğim, bu kadar güzel bir hikayeyi anlatan filmde o kadar rahatsız eden, göze sokulan şeyler vardı ki.. fransız kültürüne övgüler, amerikan kültürünü aşağılamalar falan.. bir çok insan beğenmiş ama bilmiyorum ben çok rahatsız oldum hikayeyi arka plana atarcasına yapılmış bu hamleden. yani anlatılan şey bir iran masalı. bunların burada işi ne?

    bir de tahran'da geçen filmin dilinin fransızca olması da şaka gibi. yine de bir nebze kabullenebiliyorsunuz.

    son olarak da ben kitabını okumadım ama buradaki entrylerde okuduğum son gerçekten muhteşem. kitapta bu kadar güzel bir son varken nesini beğenmeyip de filmde değiştirmişler anlamadım.
    bahsettiğim olumsuz düşüncelere rağmen;

    --- bir miktar spoiler içerir ---

    hikaye mükemmel. insana bir şeyler katabilecek ayrıntılar var. mathieu amalric'in oyunculuğu zaten muhteşem. bence izleyin.


    (tumbleweed - 19 Aralık 2013 22:36)

  • comment image

    filmin adının erikli tavuk olmasi cok manidar.

    --- spoiler ---

    geç kaldı o yemek. nasser ali, soğuk hayatında sıcak kalpli bir adam. ama sevgi yoksunluguna kulp bulacak kadar da degil. seviyorsa cok, sevmiyorsa yok.

    ---
    spoiler ---

    guluyordum ben ya, ne ara gozlerim doldu?


    (nazarethme ne olur - 20 Aralık 2013 00:04)

  • comment image

    --- spoiler ---

    bir şeyi çözemedim ben bu filmde jamel debbouze neden iki farklı karakteri oynuyor? annenin cenazesinden sonra ''vazgeçmemelisin'' diyor ve yeni keman -yeni aşk- satıyor ama başarılı olamıyor. azrailin karşısında bir melek şeklinde yorumlamadan edemedim.

    ---
    spoiler ---


    (george berger - 27 Ocak 2014 22:24)

  • comment image

    kitabındaki şu kısım oldukça hoşuma gitti:

    --- spoiler ---

    nasır ali bey'in annesi vefat ediyor ve vefat etmeden önce oğlundan birkaç paket sigara isteyip sabahtan akşama kadar tarını çalmasını istiyor. nasır ali bey annesinin son isteğini yerine getirmek üzere otuz paket sigara alıyor ve sabahtan akşama kadar tarını çalıyor ta ki annesi ölene dek. annesinin cenazesinin üstünde sis ortaya çıkıyor ve bu sise ilişkin çeşitli yorumlar yapıyorlar. bazıları bunun vücuttan çıkan sigara dumanı olduğunu öne sürmekle birlikte bir cesedin nefes vermeye nasıl devam ettiğini bir türlü açıklayamıyorlar. dervişlerin ise bu durumla ilgili bambaşka fikirleri var.
    dumanı nasır ali bey'in annesinin ruhunun ateşi olarak niteliyorlar fakat nasır ali bey tanrı inancına sahip olmadığından bu durumu kabul etmiyor bunun üzerine derviş mevlana'nın içinde bir fille bir ahırda bulunan beş kişinin öyküsünü anlatmaya başlıyor.
    içinde bir fil olan karanlık bir ahırda beş kişi varmış. içlerinden hiçbiri daha önce bu hayvanı görmemişler ve bu yüzden onun neye benzediğini anlamak için hayvana dokunmaya başlamışlar.
    ve bir saatlik incelemenin sonunda:

    i)kocaman bir boruydu.
    ii)hayır kocaman bir yelpazeye benziyordu.
    iii)ikiniz de yanılıyorsunuz, bir sütundu.
    iv)ah hayır! dört tane sütun vardı onları saydım.
    v)off hepiniz aptalsınız!! bir koltuktu.

    sonra aniden mumları yakmışlar ve beş adam fili bir bütün olarak görmüş.
    adamlardan her biri dokunduğu şeye göre hayvana dair kendi yorumunu yapmıştı. hayat da böyledir kendi bakış açımıza göre hayata bir anlam yükleriz. sadece bilgelik tıpkı mumun ışığı gibi varoluşa dair bize evrensel bir bakış sunabilir**. bilgeliğin anahtarı ise şüphedir*.

    ---
    spoiler ---


    (freddie mercury nin disleri - 31 Mart 2014 00:54)

  • comment image

    ben en son fatih akın'ın the cut filminde böyle bir saçmalık görmüştüm. o filmde türkiye'de yaşayan ermeniler ingilizce konuşuyorlardı kendi aralarında. bu filmde de iran'da yaşayan iranlılar fransızca konuşuyorlardı birbirleriyle. demek ki böyle bir şey normal dünya sinemasında. piyasa yapmak için mübah demek ki. akıl ve mantık çok da mühim değilmiş.

    --- spoiler ---

    onun dışında filme bayıldım desem bir gıdım abartmamış olurum bence. kitaptan çevrilen her film gibi muhakkak defoları olacak ama kitabını okumadığım için bu durum beni zerre ilgilendirmiyor nasılsa. film süper. film şahane. arada serptikleri animasyonlar ayrı, müzikleri ayrı güzel. amerikan sinemasını tiye aldıkları sahnelerde ben çok güldüm. amerikan kültüründen ziyade amerikan sinemasını eleştiriyorlardı sanki. abartılı mimikler, abartılı tepkiler falan. ben güldüm. evet. buradan öğrendiğim kadarıyla filmin sonu kitaptaki gibi bitseymiş daha gerçekçi, daha sahici bir final olurmuş. bunlar biraz romantizme kaçmış. olsun.

    ---
    spoiler ---


    (kullanici girisi - 20 Nisan 2015 10:45)

  • comment image

    kurgu, görüntüler, oyuncular... hele o müzikleri. gece gece bu kadar güzel bir filme denk geldiğim için resmen mutlu oldum, kendimi şanslı saydım. illa izlenmeli.

    --- spoiler ---

    kemanla canlanan aşk hikayesinde her genç kadın gibi çok duygulandım. ama en güzel yeri biri hiç şüphesiz azrail'le olan diyalogdu. azrail hikayesini anlatmaya başlayınca önünde açılan 3 boyutlu eski masal kitabı ve çizgi anlatım şahaneydi. geçişler, bağlantılar... yormadan ne güzel içine çekti.

    ---
    spoiler ---


    (leoaquarius - 31 Ocak 2014 02:39)

Yorum Kaynak Link : poulet aux prunes