Süre                : 1 Saat 18 dakika
Çıkış Tarihi     : 15 Mart 1932 Salı, Yapım Yılı : 1932
Türü                : Drama,Romantik
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Chester M. Franklin Productions
Yönetmen       : Chester M. Franklin (IMDB)
Senarist          : William Makepeace Thackeray (IMDB)(ekşi),F. Hugh Herbert (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Myrna Loy (IMDB), Conway Tearle (IMDB)(ekşi), Barbara Kent (IMDB), Walter Byron (IMDB), Anthony Bushell (IMDB), Billy Bevan (IMDB)(ekşi), Montagu Love (IMDB)(ekşi), Herbert Bunston (IMDB), Mary Forbes (IMDB), Lionel Belmore (IMDB), Lilyan Irene (IMDB), Elspeth Dudgeon (IMDB), Bill Elliott (IMDB), Tom Ricketts (IMDB)

Vanity Fair (~ Indecent) ' Filminin Konusu :
Vanity Fair is a movie starring Myrna Loy, Conway Tearle, and Barbara Kent. This cinematic adaptation of William Makepeace Thackeray's novel stars Myrna Loy in her first starring role.


Oyuncular
  • "19. yüzyılın sonlarına doğru çıkmaya başlayan bir komedik dergisiymiş, pek ünlüymüş."




Facebook Yorumları
  • comment image

    aynı zamanda bir romandır bu william makepeace thackerayın yazdığı, dergi mi kitaptan kitap mı dergiden esinlenmiş yoksa aralarında bağ yokmuş da ben mi uyduruyormuşum bilemiyorum, uydurmamak adına araştırmacı tarihçi sözlük yazarlarına bırakıyorum bu konuyu.

    hikaye napoleon bonaparte beyefendinin avrupada hitler denemesi yaptığı yıllarda geçer. ana karakterlerimiz, beyaz rolünde amelia bişey siyah rolünde becky sharp'tır. amelia bişey, hanımefendi bir insandır, ailesi zengindir, yüzünde nur vardır, iyi ve güzel bir insandır fakat zekası konusunda thackeray'ın şüphe yaratma teşebbüsleri dikkat çeker ilk başlarda. becky sharp'sa, sharp bir insandır en baş özelliği olarak, bunun yanısıra güzeldir, çok zeki ve hazırcevaptır, hırslıdır ve fakirdir, ailesi yoktur kendisinin, tek hedefi social climber bir kişi olmaktır..

    olayların başlangıcında bu ikisi bir kızsal okulda beraber okumuş, sonra beraber mezun olmuşlardır ve çok yakın arkadaşlardır. becky, ki rebecca diye de hitap edebiliriz kendisine, bir an önce paraya ve güce kavuşmak istemekte, amelia'ysa illa da aşk demekte olan bir insandır. amelia için hayat kolaydır zira zengindir, aşık olduğu bir nişanlısı vardır, çiçek böcek demeden dünyayı hayatı sevmektedir. fakat becky, bir poison ivy örneğidir, olaylar gelişir de gelişir, becky'nin "şeytani" zekasına emma'nın iyiliğine hayran olur, ikisi arasında gider geliriz kitap boyunca.

    sonunda ne olur ne ders çıkarmamız gerekir onu da eklemek isterdim bu kalbiniz kadar beyaz textareaya ama okuyacak olma ihtimali olan sözlükçüler -ki sıfıra yakınsadığını düşündüğüm bir sayıdadır bu ve bunlar* esasen- için kendimi tutuyorum. ben söylemem.


    (locke - 10 Mart 2002 00:09)

  • comment image

    19. yüzyılın sonlarına doğru çıkmaya başlayan bir komedik dergisiymiş, pek ünlüymüş.


    (cyrano - 20 Şubat 2001 10:38)

  • comment image

    "vanity fair" ismi nedense bir klasik olmuştur. özellikle avrupa ülkelerinin her birinde, bu isimde, dergilere, radyolara, gazetelere, tatlı çeşitlerine, cep telefonu melodilerine rastlamak mümkündür.


    (cyrano - 20 Şubat 2001 10:39)

  • comment image

    mira nair'e yakismiyacak kadar kotu, dunyanin en basarisiz roman adaptasyonlarindan biri olabilecek kadar dengesiz bir senaryoya sahip film. bir mira nair hayrani olan ben bile, bu filmde gulmemek icin kendimi zor tutmama ragmen, artik butun sinema salonunun en dramatik olmasi gereken sahnelerde kahkahalara bogulmasi sonucu kendimi tutamadim ne yazik ki. mira nair'in o kendine ozgu orjinal atmosferli filmleri gitmis sanki yerine oldukca basariz, hatta kotu otesi denilebilecek bir film gelmis. nereye, neye ait oldugu belli olmayan bir film... oyunculuk, mimikler, karakterler o kadar kendilerini bulamamislar ki filmdeki hic bir karakteri ne tam olarak sevebiliyor ne tam olarak nefret edebiliyorsunuz. karakterler bir sahnede cok kotu, rezalet bencil, ahlaksiz kisilikler olup, sonra ki sahne de bir kahraman, gururlu ve ahlakli bir insan olabiliyorlar. birbirine bagli karakterlerin her birinin hikayelerinin nasil ilerledigi, zamanin nasil gectigi, zaman gecerken gelisen olaylarin nasil gelistigini kesinlikle takip edemiyorsunuz, cunku her sahne birbirinden o kadar kopuk ki bir butun olarak bakamiyorsunuz filme. cok basarisiz yazilmis bir senaryo ve gelistirilememis, degisimleri iyi gozlemlenememis karakterler var. gizemli, dogal ve kendi kulturunun koklerini barindiran mira nair filmlerini ariyorsunuz butun film boyunca ve filmden ciktiginizda hem kizip hem de uzulmeden edemiyorsunuz.


    (ningyo - 12 Eylül 2004 19:33)

  • comment image

    hint çalgıları eşliğinde arap melodilerini krala hint müziği olarak yedirmeleri enteresandır.seyircile ne kadar yedirebilmişlerdir o ayrı mesele. savaş esnasında yaşanan bir hikayeyi , sadece bir çatışma sonrası savaş alanı görüntüsü ile betimlemiş olması üçüncü sınıf bir film olma özelliği sergiliyor.


    (pillibebek - 12 Şubat 2005 23:35)

  • comment image

    "a novel without a hero"

    w.m.thackeray* her kahramaniyla ince ince degil, koca puntolarla tasak gecer vanity fair'de.
    amelia koca kovalayan bos kafali bir iyilik timsali*, rebecca anasinin gozudur*.
    her yaratilan karakter ayri bir toplum elestirisidir, thackeray sadece miss crawley'e saygi duymaktadir sanki...


    (deep in dark - 2 Nisan 2005 02:10)

Yorum Kaynak Link : vanity fair