Baby the Rain Must Fall (~ Kaderin oyunu) ' Filminin Konusu : Baby the Rain Must Fall is a movie starring Lee Remick, Steve McQueen, and Don Murray. With her infant daughter Margaret Rose in tow, Georgette Thomas pulls up stakes from Tyler, Texas to head to Columbus, Texas to be reunited with...
The Sand Pebbles(1966)(7,6-12869)
Love with the Proper Stranger(1963)(7,5-3711)
The Cincinnati Kid(1965)(7,3-13669)
An Enemy of the People(1978)(7,1-1008)
Hell Is for Heroes(1962)(7,0-5800)
Junior Bonner(1972)(6,8-4511)
The Reivers(1969)(6,8-2470)
The War Lover(1962)(6,6-1610)
Inside Daisy Clover(1966)(6,2-3168)
hunger filminin yönetmeni steve mcqueen ile cool aktör steve mcqueen aynı kişi değil. kafa karışıklıklarının giderilmesine...
(oa - 14 Şubat 2010 10:19)
en iyi at süren en iyi silah ceken butun kadınlara sahip ama yalnız tek kadını seven ...steve mcqueen !
(keanu - 5 Aralık 2002 02:58)
yönetmen olanın ismini her yeni filmde gördüğümde asıl ünlü olan rahmetli steve mcqueen zannedip 1 saniyeliğine "a ölmemiş bu" deyip önce sevindirik olup ardından yenisi aklıma gelip üzüldüğüm isim.cool adamdı.*
(boray eris - 24 Ocak 2012 19:47)
son derece kaprisli bir oyuncu olmakla birlikte döneminin en iyisidir. butch cassidy and the sundance kid filminde butch cassidy rolü robert redford'dan önce ona teklif edilmiştir. steve proje ile ilgilenmiş ama o dönemin diğer büyük starı paul newman'a kıyak geçildiğini düşünüp projeden çekilmiştir. daha sonra projeye robert redford dahil olmuş ama butch yerine sundance rolünü almıştır. steve mcqueen ilerki yıllarda paul newman'la aynı parayı almak, iki starın replik sayısının aynı olması ve paul newman'a verilen itfaiye şefi o'halloran rölünü kendi oynaması koşuluyla towering inferno filminde rol almayı kabul etmiştir. tüm istekleri yerine getirildiği halde yine sette sorunlar çıkarmış, kimin ismi üste yazılacak, kimin adı ekranda önce görünecek şeklinde tartışmalar başlatmış ve baştan aşağı yeni bir uygulama olan isimlerin iç içe geçerek ekranda aynı anda görünmesini sağlayan bir sistemin bulunmasına neden olmuştur. the magnificent seven filminin çekimleri sırasında da yul brynner'dan sürekli rol çalmaya çalışması yüzünden ciddi olaylar çıkmıştır. filmin bazı sahnelerinde dikkat ederseniz yul önde konuşurken steve'in sürekli arkada bazı şeylerle oynamakta, ya şapkasını atıp tutmakta ya da benzer hareketlerle dikkati kendi üzerine çekmeye çalışmakta olduğunu görebilirsiniz. bu durum yul'un "şapkamı çıkartırım, izleyenler senin filmde olduğunu bile fark etmezler" sözleriyle daha da alevlenmiş ve iş neredeyse kavgaya kadar gitmiştir. steve mcqueen roman polanski'nin evindeki kanlı partinin davetlilerinden biridir, ama gelen esrarengiz bir telefondan sonra partiye katılmamış ve hayatta kalmıştır. ölümüne neden olan yarış tutkusudur. çok başarılı bir yarışçı olan mcqueen, özellikle motosiklette tam bir profesyoneldir. the great escape filmindeki tüm sahnelerde dublör kullanmamakla kalmamış aynı zamanda onu kovalayan nazi rolündeki aktöre dublörlük bile yapmıştır. yarış sırasında giydiği asbest ceket akciğer kanserine yakalanmasına neden olmuştur. bu nedenle aktör 50 yaşındayken ölmüştür.çok cimri olduğu düşünülen aktörün film kontratlarına çok ilginç maddeler eklettiği ve her film için onlarca kot pantolon elektrikli tıraş makineleri ve benzeri ürünleri talep ettiği bilinmektedir. ölümünden sonra bu aldıklarını bir zamanlar kaldığı yetimhaneye bağışladığı ortaya çıkmıştır.steve mcqueen'in zamansız ölümü sinema dünyasında bir takım taşları yerinden oynatmıştır. örneğin ilk kan filmindeki rambo rolü syl yerine steve tarafından oynansa rambo ilk filmin sonunda ölecek ve devam filmleri ile başlayan fenomen başlamadan bitecekti. yine steve mcqueen ölmese cannonball run isimli komedi, bir aksiyon filmi olacak ve burt reynolds bu filmde yer almayacaktı. ölümüyle bağlantılı olmasa da, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı steve projeden çekilmese sundance film festivali diye birşey muhtemelen olmayacak olsa da başka bir adla anılacaktı. olumlu olumsuz tüm özellikleri ile steve mcqueen hep sinemanın gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından biri olarak anılacaktır. king of cool olarak bilinen yıldızın külleri isteği üzerine pasifik okyanusu'na serpilmiştir.
(saruman - 9 Mayıs 2003 02:33)
homer simpson'un en sevdigi oyuncudur..
(kite kat - 21 Mayıs 2003 12:32)
shame kadar "beyaz" bir film yazip, cekebilmis simsiyah adam. yani filmi oturup 2 sefer izledim. bu kadar beyaz bir yasam, bu kadar beyaz bir sorun, muzik secimleri dahi snobluga kacan sekilde avrupa merkezli (glenn gould, bach caliyor). adamimizin sorunu -her ne kadar hayatini mahfediyor olsa da- first world problems. basrol secimi * aristoktarik. yalniz yasam tarzi, ev dekoru her sey beyaz hatta beyaz yakali bir beyaz. ve bu durum da disaridan degil gayet ozumsenmis, olgunlasmis sekilde iceriden anlatiliyor. netekim enteresan bir arkadas. baktim, londrada yetismis ancak yetisme cevresine dair bir fikir edinemedim. simdiden erken mi bilmiyorum ancak donemimizin en buyuk birkac otör sinemacisindan biri. su an degilse bir sonraki filmi ile kesin. aha buraya yazdim.
(kontra - 10 Ocak 2013 20:59)
klas bir adamdı. her klas adam gibi o da persol kullanmıştır.
(cukum dustu - 8 Mart 2013 22:27)
buyuk oyuncu değildir diyen binlercesi vardır, lakin büyük karizma değil diyecek bir tane bile cıkmaz. oynadığına da inanmıyorum, her rolünden kendisi vardır sadece. sanki anlatılanları yasıyormus da, ordan gecen birileri onu filme almıs gibi hissetirir. fenomenin karsılığı olsa gerek.
(kermith - 20 Aralık 2003 05:19)
kendisini izlemeye başlamak için en doğru seçim the great escapedir kanımca. ardından papillon izlenir. hastası olunur. niye şimdi yaşamıyor diye hayıflanılır.
(dissolved girl - 16 Eylül 2004 23:43)
ne yapıp edlip arapça televizyonlarda bir filminin mutlaka izlenmesi gereken efsane aktör.(bara girer ve içki ister)-selamünaleyküm ya şeyh, atine* bourbon
(besinci goz - 21 Eylül 2005 18:12)
Yorum Kaynak Link : steve mcqueen