Süre                : 1 Saat 37 dakika
Çıkış Tarihi     : 01 Ocak 1980 Salı, Yapım Yılı : 1980
Türü                : Cinayet,Drama
Taglar             : Hapishane
Ülke                : Soviet Union
Yapımcı          :  Mosfilm
Yönetmen       : Vadim Abdrashitov (IMDB)
Senarist          : Aleksandr Mindadze (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Vladimir Gostyukhin (IMDB), Irina Muravyova (IMDB), Igor Nefyodov (IMDB), Alla Pokrovskaya (IMDB), Dmitriy Kharatyan (IMDB), Igor Bezyayev (IMDB), Valentina Safonova (IMDB), Andrei Turkov (IMDB), Yuri Leonidov (IMDB), Yuri Mikheyenkov (IMDB), Mikhail Bocharov (IMDB), Shavkat Gaziyev (IMDB), S. Goremykin (IMDB), Evgeniy Markov (IMDB), Nikolay Smorchkov (IMDB), Margarita Zharova (IMDB)

Okhota na lis (~ A Fox Hunt) ' Filminin Konusu :
Okhota na lis is a movie starring Vladimir Gostyukhin, Irina Muravyova, and Igor Nefyodov. A man deals with the consequences of having been mugged by two teenagers.


  • "ilgili yazısındaki ;"sadece allah’tan, kitaptan korktuğu için düz duran bir insan, -en amiyane deyimiyle- yamuktur." tespitini müslümanlar dahil kimse reddedemez."
  • "sansür severleri gaza getirmiş köşe yazarıdır. ne meraklısınız sansüre yasağa, zorlamaya. yasakladığınızda, sansürlediğinizde, zorladığınızda değiştirebileceğinizi sanacak kadar malsınız! o kadar."
  • "bugünkü köşe yazısını, 9 yaşındakilerin bile anlayabileceği yalınlıkta ifade etmiş. ama sorun şu ki karşısındakiler 9 yaşında değil; müslüman."




Facebook Yorumları
  • comment image

    11 kasım 2007 tarihli hürriyet pazar'da "koca bebekler: yaşları 18-30 arasında, meslekleri ve paraları var ama hâlâ aileleriyle yaşıyorlar" başlıklı bir haberde imzasını gördüğümüz isim.

    isme dikkat etmeme yol açan durum ise haberin gerek başlığı gerek içeriğidir. çünkü, bu haber için bir de bu "istisna" (?!) duruma örnek birkaç kişiyle röportaj yapmışlar.

    bu durumdan birkaç ihtimale varıyoruz:
    1. hürriyet pazar'ın haber bulma ve yer doldurma sıkıntısı var
    2. ezgi başaran yurtdışındaydı, yeni geldi
    3. ezgi başaran haber hazırlarken toplumun %0,1'lik bir kesimine ait durumları genele ait zannederek hareket ediyor. dolayısıyla, "aaa 18-30 yaşında olup hâlâ ailesiyle yaşayanlar varmış" diyebiliyor.

    aksi takdirde türk toplumunda üniversite okumak veya bir başka şehirde çalışmak gibi bir mecburiyetle şehir dışına taşınması gerekmeyen "hemen herkes"in zaten 18-30 yaş aralığında da olsa, işi de olsa, geliri de olsa, evlenene kadar ailesiyle yaşadığı gerçeğini bilmeleri gerekirdi. bunun aksi istisnadır.

    yani en azından bugünün türkiye'sinde haber olması gereken kesim, 18-30 yaş arasında olup ailesiyle yaşamayanlardır. türkiye'nin, o %0,1 dışında kalan gerçeği budur.


    (letter soul - 11 Kasım 2007 16:34)

  • comment image

    ite kaka "yıldız gazeteci" (a.k.a. ayşe arman) yapılmaya çalışılan güruhun son neferi. azıcık daha ingilizce kelime öğrenirse, küçük serdar turgut olarak bir köşenin başına, efendime söyleyeyim, cnn turk'te bir moda-gezi programının sunuculuğuna ya da bir ekin yazıişleri müdürlüğü koltuğuna oturmasına çok az kaldı. ha gayret ufaklık!

    - ne ufaklığı ayol, teyzem yaşında kadın ahah
    - ufaklık derken yaşını kast etmedim, bilgi, birikim, zeka, etik gibi meseleler...
    - harf oyunlu cin yazar seni


    (writer - 27 Ağustos 2009 12:55)

  • comment image

    üç kuruşluk sanat bilgisiyle sanat eleştirmenliğine soyunduğunu sanmaya cüret etmeye yeltenen..
    sanat eleştirmenliğine soyunduğunu sanmaya cüret etmesi için yüz bin,
    sanat eleştirmenliğine soyunduğunu sanması için bir milyon,
    sanat eleştirmenliğine soyunması için bir milyar

    fırın ekmek yemesi gereken..


    (situasyonist - 23 Şubat 2010 20:40)

  • comment image

    2-3 ay önce bir günlüğüne çöpçü olup bir yazı yazmıştı. aynı gün içinde sokakta çöp toplayan bir çocuğun kamyon altında kalarak can vermesi ise radikal sayfalarında yer bulmamıştı. bu sefer de burger king'deki kötü çalışma koşullarına el atmış. iyi etmiş. ancak benim ondan başka beklentilerim var.

    bir sonraki yazısında radikal'in stajyerlerinin, acar muhabirlerinin ve sayfa sekreterlerinin nasıl koşullarda çalıştığını yazmasını bekliyorum. mesela yeni radikal'in hazırlanış sürecinde bin küsür lira maaşla çalışan sayfa sekreterlerinin 2,5 ay boyunca, haftada 7 gün, günde 11-12 saat çalıştırılması ve ödül olarak bir kısmının kovulması hakkındaki fikirlerini merak ediyorum. ya da radikal muhabirlerinin yarısının güvencesiz ve sigortasız çalışması ve kimilerinin uzun zamandır bu durumda olması hakkında bir iki kelam etsin. aylarca bin tl maaşla öğlen 3 akşam 12 mesai yapan gece nöbetçisinden veya aylardır "kadronu yapacağız" masalıyla uyutulan genç editörden bahsetsin. yetmezse tecrübeli bir editörün işten ayrılmasın diye yüklü tazminatının nasıl buhar edildiğini anlatsın. ya da hakkı olan tazminatı almak için radikal'i mahkemeye veren ahmet şık'ın o dönemde nasıl afaroz edildiğini hatırlatsın. mesela yani.

    kendi çalıştığı gazetenin yuvarlak masasından ötesini göremezken, "duyarlılık takliti" yapmak tiksinti derecesinde yapmacık kalıyor.


    (lutka - 27 Mayıs 2011 20:45)

  • comment image

    dünya yazarları ile düşünce özgürlüğü tartışmalarına giren entelektüel başbakanımızın "ateist gençlik mi yetiştireceğiz?" sorusunu bugün ki yazısı ile analiz etmiş...

    "ve tabii... madem 9 yaşında çocuk seviyesinde tartışıyoruz meseleyi... öyleyse o minvalde ben de şu soruyla sonlandırayım mevzuyu: bugüne kadar inançsızlığını dayatmak için başkalarına zarar veren, katliam yapan, savaş ilan eden, aydınları öldüren ateist gördünüz mü de, ateizmi dünyanın en kötü ihtimali olarak sunuyorsunuz? inançsızlığı hangi mantıkla tinercilikle nasıl bir tutuyorsunuz? madem konuyu açtınız, bunları da konuşacağız.

    *not:* dünyanın önde gelen ateistlerinden sam harris'in, tanrı'nın varlığından sözeden bir din adamına "bazılarına göre de elvis yaşıyor" diye cevap verdiği tartışma jewish tv network'te (yahudi tv kanalı) yayınlanmıştı. yakın zamanda ölen ateist christopher hitchens, "dini kitaplardaki saçmalıklar" diye başladığı cümlesini amerikan yahudi üniversitesi'ndeki bir panelde etmişti. paul auster'i yahudilerdeki "düşünce özgürlüğü zaafları" hakkında bilgilendirenleri bilgilendirmiş olayım."

    http://www.radikal.com.tr/…gi-basaran&categoryid=97


    (astafai - 7 Şubat 2012 09:08)

  • comment image

    sansür severleri gaza getirmiş köşe yazarıdır. ne meraklısınız sansüre yasağa, zorlamaya. yasakladığınızda, sansürlediğinizde, zorladığınızda değiştirebileceğinizi sanacak kadar malsınız! o kadar.


    (lethestyx - 7 Şubat 2012 12:04)

  • comment image

    bugünkü köşe yazısını, 9 yaşındakilerin bile anlayabileceği yalınlıkta ifade etmiş. ama sorun şu ki karşısındakiler 9 yaşında değil; müslüman.


    (pascoval - 7 Şubat 2012 12:24)

  • comment image

    radikal'deki son yazısı itü rektörü marifetiyle tib tarafından erişime engellenmiş sanırım.
    https://twitter.com/…_cem/status/517417316322406401

    burada da bulunsun o halde:

    --- alıntı ---

    üniversite değil, dingo’ların şahsi ikametgahı. tozu dumanı, otu samanı gönlünce savuruyor, ne hukuk ne etik, ne bilim ne fen kriterini takıyorlar.
    türkiye’nin belli başlı üniversiteleri böyle dingo rektörler, belli başlı fakülteler böyle dingo dekanlar tarafından iç ediliyor.
    ne haller ne mikro iktidar alanları var, ne kemeraltı’nda kapalıçarşı’da bulunmayacak kurnazlıkta esnaf hesapları dönüyor, ah bir bilseniz…
    gücü elinde bulunduranlar tarafından özenle seçilip üniversitelere yerleştirilen ‘bilim’ dünyasının hükümet
    komiserleri, ‘bilim’ dünyasının ‘alo fatih’leri, yani bu dingolar…
    istiyorlar ki tüm araştırma görevlileri, tüm asistanlar, tüm yardımcı doçentler, tüm doçentler onların eşleri dostları, söz geçirebildiği ya da hükümetin hoşuna gidecek kişiler olsun.
    buna göre kadroları düzenlerken de, takdir edersiniz ki, ne bilimsel kriter ne de hukuki hudut gözetiyorlar.
    akademik yetkinlik mi? geçiniz.
    ‘milliyetçilik’, ‘akp’ye yakınlık’, ‘eskiden cemaate yakınlık şimdi cemaate uzaklık’, ‘milli görüş geleneğine içten
    bağlılık’, ‘serde islamcılık’ türünden yetkinlik alanları var ve asıl bu akçeler tedavülde…
    ha bir de en önemlisi… ‘haddini aşarak(!)’ protesto hakkını kullanan gençlere karşı devletin tarafını tutmak… evet üniversite kadroları böyle hocalarla dolsun isteniyor. öğrencisinin değil, devletinin hocaları!
    **
    ben size yukarıda yaptığım tarifin vücuda gelmiş halini vakalar üzerinde göstereceğim şimdi, az bekleyin.
    -öyle bir rektör düşünün ki… soma faciasından 1 hafta önce, soma holding’in patronuna plaket verdi.
    -öyle bir rektör düşünün ki… çocukların mezuniyet törenini ‘kapasite yetersiz’ diyerek iptal etti. o kapasitesiz
    stadyum metallica konserine ev sahipliği yapmıştı fakat öğrenciler için uygun değildi. çünkü bir sene önce gezi eylemleriyle ilgili komik pankartlar açan öğrencilerin bu sene de ‘şov’ yapmasından çekinilmişti.
    -öyle bir rektör düşünün ki… kampüs güvenlik görevlilerinin sayısı 1.5 katına çıkarmak üzere kaynak ayırdı ama sosyal bilimler fakültesinin açılması için kaynak bulamadı!
    -öyle bir rektör düşünün ki… yemedi, içmedi… gezi’de hayatını kaybeden gençlerin anısına dikilen 30 fidanı bir bayram tatili vakti söktürdü.
    -öyle bir rektör düşünün ki… pirinçler üzerinde (mersin limanı’nda ele geçirilmişti) araştırma yapan ve ‘gdo’ludur’ diye rapor veren biyoteknoloji ve genetik araştırmalar merkezi’nin itibarını sıfırladı. çünkü tarım bakanı ‘hayır o pirinçler gdo’lu değildir’ demişti. bu demeci en kıymetli bilimsel veri kabul eden rektör üniversitesinin merkezini analizden çekti.
    -öyle bir rektör düşünün ki… onlarca idari personeli sürgün etti, afiş asıyor diye öğretim görevlileri hakkında
    soruşturma başlattı.
    -öyle bir rektör düşünün ki… doktoraları biten bir çok araştırma görevlisini işten attı. ilgili bölümleri ve fakülteleri bu araştırma görevlileri ile çalışmaya devam etmek istediğini söylemesine rağmen… bu akademisyenler istanbul idare mahkemesinde dava açtı ve bir ay önce kazandı. o mahkeme kararına göre üniversitedeki kadrolarına geri dönmeleri gerekiyordu. evet bir kısmı döndü. fakat iki araştırma görevlisi için mahkeme kararı olmasına rağmen göreve iadeleri yapılmıyor. neden? çünkü bu iki araştırma görevlisi, hüseyin mercan ve aykut tunç kılıç rektöre göre hiç ‘makbul’ kimseler değil. çünkü bu iki akademisyen rektörlüğün yukarıda saydığım uygulamalarını eleştiriyor ve daima öğrencilerinin yanında duruyor. o nedenle hukuksuz biçimde işsiz bırakılıyorlar. ceza gibi, gözdağı gibi işsiz bırakılıyorlar.
    **
    bu müthiş icraatlara imza atan rektör prof. mehmet karaca’dır.
    türkiye’nin en kıymetli üniversitelerinden biri olan istanbul teknik üniversitesi’ni yönetiyor.
    ve hükümetin açtığı en ‘makbul’ üniversite yöneticisi yarışmasında birinciliği göğüslüyor.
    ama rakipleri bol. ama rakipleri güçlü. bugün itü’de yarın odtü’de. yarın odtü’de, öbür gün yıldız teknik’te. o gün yıldız’da, diğer gün ege’de…
    dingo’nun bilim dünyasından haberleri dinlediniz, şimdi endişe edebilirsiniz.
    --- alıntı ---


    (uyuzcan - 2 Ekim 2014 00:47)

Yorum Kaynak Link : ezgi başaran