Oyuncular
  • "21. gezici film festivali kapsamında ankara'da 27 kasım ve 1 aralık olmak üzere 2 kez gösterime girmiş, noam chomsky röportajları üzerinden ilerleyen belgesel-film."
  • "noam amcamızın açık bir şekilde madde madde dünya düzeninde nasıl zenginler hep yükselmeye devam ederken işçi tabakasının gün be gün yerin altına girdiğini açıkladığı belgesel ."
  • "chomsky, belgesel boyunca sanki türkiye'yi anlatmış. abd'de olan bitenler, türkiye'nin son 15 yılının bir özeti gibi."
  • "amerikan rüyasının iç yüzünü ve dünyanın hangi kafayla yönetildiğini anlattığı muazzam bir eser."




Facebook Yorumları
  • comment image

    noam amcamızın açık bir şekilde madde madde dünya düzeninde nasıl zenginler hep yükselmeye devam ederken işçi tabakasının gün be gün yerin altına girdiğini açıkladığı belgesel .


    (crsrp - 17 Kasım 2016 15:22)

  • comment image

    kendini open papatya nın tavsiyesi ile izlediğim , chomsky dehasını tanımamı sağlayan ; abd'nin politik, sosyal, ekonomik dinamikleri üzerinden egemen güçlerin halkı nasıl kurguladıkları oyunlar üzerinden manipüle ettiklerini, sömürdüklerni anlatan çok başarılı bir çalışma. günümüz türkiye siyaseti ile de paralellikler kurma fırsatı veriyor, güzel bir zihin egzersizi.


    (ytrers - 26 Mart 2017 15:39)

  • comment image

    dört yılda çekilen ve aktivist filozof noam chomsky'nin verdiği en uzun belgesel röportajlarından oluşan filmdir.

    chomsky’e göre amerikan rüyasının bir kısmı sınıf hareketliliğinden kaynaklanıyordu yani fakir doğan biri çok çalışarak zenginleşebiliyordu yada bir işçi için düzgün bir işe sahip olmak, ev almak, araba almak çocuğunu iyi bir okula göndermek mümkündü ancak bugün sınıf hareketliliği bittiği için bu rüya da sona erdi. geçmişteki en büyük ekonomik buhranlarda bile yerini koruyan umudun bugün artık görülmeme sebebi de bu.

    toplumsal eşitsizlik aslında halkın ufak bir kesiminin aşırı zenginliğinden kaynaklanır ve bu toplumda kötü sonuçlar doğurur çünkü bunun demokrasi üzerinde yıpratıcı ve zararlı bir etkisi vardır.
    paranın efendileri olan ayrıcalıklı ve güçlü kesimler demokrasiyi asla sevmez. bunun nedeni demokrasinin gücü onların elinden alıp halkın genelinin eline teslim etmesi ve bunun zenginliğin ve gücün istenmeyen noktada yoğunlaşması prensibi doğurmasıdır.
    chomsky, zenginliğin ve gücün yoğunlaşmasının on prensibini ise şu şekilde sıralar:
    1. demokrasiyi azaltmak
    2. ideolojiyi şekillendirmek
    3. ekonomiyi yeniden tasarlamak
    4. yükün yerini değiştirmek
    5. dayanışmaya saldırmak
    6. yasal düzenleyicileri yönetmek
    7. seçimleri düzenlemek
    8. kalabalıkları hizaya sokmak
    9. rıza üretmek
    10. nüfusu ötekileştirmek

    çalışan insanları birbirleriyle dünya çapında rekabet eder duruma sokan, amacı belli bir tasarımla, ticaret sistemi yeniden inşa edildi. bu da çalışan insanların gelir paylarının azalması sonucunu doğurdu. bu sadece abd'de değil dünya çapında gerçekleşiyor ve bu amerikalı bir işçinin, aşırı sömürülen çinli bir işçi ile rekabet içinde olduğu anlamına geliyor. bu sırada, dünyanın geri kalanıyla rekabete sokulmayan yüksek maaşlı profesyoneller korunuyor.
    sermaye dolaşımı serbest yani işçinin iş gücü değil sermaye dolaşıyor. serbest ticaret sisteminin temeli işgücünün serbest sirkülasyonudur ancak bu sistemle işçiler kımıldayamaz haldeyken zengin ve ayrıcalıklı olanlar korunuyor ve bunun da ne gibi sonuçlar doğurduğu ortada.

    seçkinler arasında sendika karşıtlığı çok güçlüdür çünkü sendikalaşmanın demokratik gücü vardır. bunun yanında dayanışma prensibine dayalı ve halk için gerekli sosyal güvenlik denen şeyin zengine bir faydası yoktur, onlar için gereksiz vergidir. bu yüzden yok etmeye yönelik bir çaba ile kaynaklar kesilip özelleştirmeye gidilmektedir. (örneğin devlet okullarının azalması)

    elbette bu sınıf bilinci yüksek ayrıcalıklı kesim gücü elinde tutmak için farklı telkinlerde de bulunuyor. bugün insanlar artık çok fazla özgürler ve tüketim çok fazla özgürlüğe karşı en iyi kontrolü sağlar. onlar da reklamlar aracılığıyla mantıksız seçimler yapan bilgisiz tüketiciler yaratarak sorunu gideriyorlar.

    siyasal bilimci martin gilens'in araştırmasına göre nüfusun yaklaşık %70 inin politikayı etkilemesinin imkanı yok ve halk bunun farkında. bu da öfkeli, hakkı yenmiş, kurumlardan nefret eden bir topluma yol açıyor. olanlara karşılık vermek için yapıcı bir davranış sergileyemiyorlar. seferberlik ve aktivizm kendi kendine zarar verici yönde yapılıyor. öfkeleri doğru odaklanmadığından birbirlerine ve korunmasız hedeflere saldırıya dönüşüyor. bu da sosyal ilişkileri yıpratıyor ve gücü elinde tutanların işine yarıyor çünkü onların istediği zaten bu. yani insanların birbirlerinden nefret edip korkmalarını sadece kendilerini gözetmelerini ve başkaları için bir şey yapmamalarını sağlamak. amerikan toplumunun bu eğilimlerini tersine çevirmediğimiz sürece son derece çirkin bir topluma dönüşecek. yani sempati, dayanışma, karşılıklı destek gibi normal insan içgüdülerinin, duyguların olmadığı bir toplum. bu toplum o kadar çirkin ki içinde kimin yaşayacağını bile bilmek istemiyorum ve çocuklarımın da yaşamasını istemem diyor chomsky.

    ve son olarak özgürlük ve adalet alanını genişletmeye çalışmaya çağırıyor toplumu. tarihte yıllar boyunca gösterilen ilerlemenin değişikliklere neden olacak halk hareketlerinden kaynaklandığını ve bugün keyfini çıkardığımız hakların yaratıcılarının aslında aktivistler olduğunu ifade ediyor. insanlar örgütlenip kendi hakları için mücadele ederlerse çok şey yapılabileceğinin altını çizerek.


    (mezcalworm - 30 Haziran 2017 00:39)

  • comment image

    noam chomsky'nin azınlığın çoğunluğu nasıl köleleştirdiğini ve bu köleliğin sürdürülebilmesi için azınlığın organize hareketlerinin temel prensiplerini ele aldığı belgesel tadında röportajı. röportajda sıradan bir insanın bilmediği, farkedemeyeceği görüşler olmamasına rağmen bu görüşlerin organize halde sunulmasıyla nasıl bir demokrasi, devlet ve politika aldatmacası içinde olduğumuz daha iyi anlaşılıyor.

    kaldı ki bu röportajın odağı, amerika. peki ya türkiye'deki gelir eşitsizliği ne durumda? oecd'ye göre dünya üzerinde gelir dağılımının en adaletsiz olduğu ülkeler gini katsayıları ile sırasıyla, şili (0,465), meksika (0,459), amerika (0,394) ve türkiye (0,393). hatta türkiye 0-17 yaş arası popülasyonun bu adaletsizlikten etkilenme ve yoksulluk sırasına göre listede zirvede. yani hem kandırmaca olduğuna inandığımız bir demokrasimiz göstermelik de olsa yok, hem amerika ile karşılaştırılamayacak derecede fakir, hem de ekonomik eşitsizliğin tavan yaptığı bir ülkede yaşıyoruz. fakat sokaktaki insanımız dünya lideri olduğumuzu düşünüyor, osmanlı'nın yeniden dirileceği, böylece bir hanedana kölelik yapacağı günlerin hayaliyle yaşıyor ve bu zihinsel mastürbasyonlarla hayatına devam ediyor. gerçekten harika.


    (ucankurbaga - 9 Temmuz 2017 04:00)

  • comment image

    not ala ala izledim. muhteşem bir şey. tüketim konusuna biraz daha değinilebilirdi aslında, sonuçta sosyal ağlar bu durumdan bağımsız değil, hayatların paket halinde metalaştırıldığı zamanlar, bi tür hayatımız tüketimi albenisi (beğeniliş) üstünden kıymet kazanıyor. güzelliğimizi, derinliğimizi sunmak, pazarlamak istiyoruz. ben böyle biriyim. bak şu an bu konserdeyim çok mutluyum. bak bak bak. etraftaki sessizliğe bakmayın, herkes birbirine bağırıyor. bundan ala tatmin mi var? güzelim beğeniliyorum, fikirlerim kıymetli harika okunuyorum. ikili ilişkiler bile bi garip oldu. like attı hoşlanıyor benden. acaba şu an okuyor mu? her şey çok hızlı, bu yüzden yeterince yok. salt aşk değil arkadaşlıkta da geçerli. neyse, tabii bu herkes için geçerli değil ama azımsanmayacak bi kalabalık için geçerli. bu güzide sistem bundan faydalanıyor tabii, haftasonu avm'ye gezmeye gitmenin alışkanlığa dönmesi boşuna mı?
    güzel belgesel. 70ler sonrası değişimi özetlemiş. paradan para kazanılıyor, üretim olmaksızın. offshore skandallarını da düşünürsek daha bi anlam kazanıyor.


    (sefiller8 - 26 Ocak 2018 15:40)

  • comment image

    - globalleşme bir bok getirmedi. sadece bizimle çinli bir işçiyi rekabete soktu.
    - işçilerin güvensiz olması güvenliği sağlar. *
    - buhran dönemlerinde işlerin bir gün düzeleceği umut ediliyordu. artık öyle bir umut yok.
    - 50 ve 60'larda fabrika müdürleri, şirket yöneticileri genelde mühendisler olurdu. şimdi onlar yerine finansal hileleri bilen işletme mezunları var.
    - kalabalıkları hizaya getirmek için dayanışmaya saldırıldı. sadece kendin için yaşa başkaları için değil. mesela roosvelt şöyle bir ifadesi var işçilere karşı ''beni bunu yapmaya zorlayın'' dünyada etkin kaç sendika kaldı şimdi ? veya roosvelt gibi bir başkan ?
    - sınıf kavramı basittir. emirleri kim veriyor, kim uyguluyor.
    - tüketici üretmek. bunun 100 yıllık tarihi var. halkla ilişkiler ve pazarlama departmanları bunun için kuruldu. burada olay 2 gencin hafta sonunu kütüphanede geçirmek yerine avm'ye gitmesidir yani pasif olacağı bir bölgeye
    - artık başkanlarda pazarlama ürünü. mesela obama en iyi pazarlama ödülünü kazandı. bu sektör bize başkanları bile diş macunu gibi pazarlıyor.


    (slums star - 27 Ocak 2019 13:28)

Yorum Kaynak Link : requiem for the american dream