• "kelebek kanatlı kurşun* gibi vurur adamı: despite all my rage i am still just a rat in a cageblack mirror'ın ikinci bölümüdür."
  • "müthiş güzel bir black mirror bölümüdür. acun ılıcalı'yı bağlayıp seyrettirilmelidir."
  • "son zamanlarda izlediğim en iyi şey."
  • "black mirror adlı dizinin ikinci bölümüdür.sistemin her şeyi , herkesi satın alabileceğine , kaçış olmadığına vurgu yapar. klişe dizi ve filmlerin aksine vurucu ve hüzünlü bir sona sahiptir."
  • "ramones t shirtlerini ve okan bayülgeni anlatan bölüm. sisteme karşı iken piyasa olmak."
  • "mukemmel bir "kendisini isci saymayip temizlik iscisini assagilayan beyaz yaka" ornegi bulunan black mirror bolumu."




Facebook Yorumları
  • comment image

    "it's something."
    hah, işte tam da bu. "it's fucking something."
    nihayetinde hepimiz o lanet eşofman içinde öleceğiz. sen de, ben de.
    ama işte, bütün hayatımız, "it's something."
    so fucking heidegger stuff.
    lanet bir dizinin lanet bir bölümü.


    (yalnux - 15 Ağustos 2012 03:15)

  • comment image

    yine insanlığın içinde bulunduğu ironik duruma ayna tutan bir başka black mirror bölümü. orta metraj son derece zeki bir bilim kurgu film.

    --- spoiler ---

    gördüğüm en iyi distopya örneklerinden biri. sisteme karşı gelen bir adamın yine sisteme hizmet etmesini sağlayarak etkisiz hale getirilmesiyle sonuçlanan trajik komik hikayesi. film insanların enerji sağlamak için tüm gün pedal çevirdikleri ya da pedal çevirerek enerji sağladıklarına inandırıldıkları bir dünyada geçiyor. para yerine pedal çevirerek kazandıkları ödül puanları var. bu puanlarla satın alınan ürünler, diş macunu ve makinelerden alınan basit yiyecekleri saymazsak, gerçekte var olmayan şeyler. bunlar video oyunları, aplikasyonlar ya da seni bu sanal networkte temsil eden avatarın için aksesuarlar gibi tamamen dijital ürünler. grafikler açısından da son derece primitifler. zaten iyi olmalarına gerek de yok, çünkü bunları satın almak zorundasın. alternatifin yok. hayat son derece basit ve çekilmez. ufacık hücreyi andıran odalarda yaşayan insanlar kendilerine dayatılanları izlemek zorundalar. gözlerini bile kapatmaya izin yok. birazcık özgürlük için, mesela çıkan reklamı seyretmemek için yine ödül puanlarından ödeme yapman gerekiyor. aynı bizim de günümüzde reklamsız bir hayat istiyorsak, mesela televizyonda dakika başı reklam girmeden bir film izlemek istiyorsak, daha fazla para vermemiz gerektiği gibi. yaşadıkları bu hayat sadece monitörlerden ve hoparlörlerden oluşuyor. pencere yok, bitki yok, gün ışığı yok. her şey dijital ortamda ve tek ihtiyaç elektrik. bu yüzden de insanların tek işi elektrik üretmek, bunun için de pedal çevirmek. pedal çeviremeyecek kadar şişmansan, temizlik görevlisi oluyorsun ki onların şartları daha da beter. sınıf atlamak mümkün, televizyon yıldızı olabilirsin. o zaman daha büyük bir hücren ve istediğini izleme özgürlüğün olacağı için nispeten daha çekilir bir hayatın oluyor. herkes bunu istediği için ihtimaller az olsa da yine de mümkün. sistemde senin bu hayalini gerçekleştirebilmen için, günümüzdeki yetenek yarışmalarının bir eşi olan bir yarışma mevcut ve tabi ki o yarışmaya katılabilmek için ödül puanına ihtiyaç var, 15 milyon kadar ve bunun için çok pedal çevirmek gerekiyor. bu öyle bir kısır döngü ki, sen monitörlerden ve hoparlörlerden başka hiçbir şey olmayan dijital dünya için sürekli enerji üretirken, varlığını sürdürebilmek için bu enerjiden beslenen sistemin tek amacı senin puanlarını harcaman. daha da korkuncu belki de sadece buna inandırılıyorsun. yani aslında senin enerji ürettiğin falan yok, sırf sistemin devamlılığı için boş yere pedal çeviriyorsun.
    mühendis sevgilimin dediğine göre sadece pedal çevirerek bu sistemin ihtiyacı olan enerjiyi sağlamak bilimsel olarak imkansız. film kusursuz bir bilim kurgu olduğuna göre, bu başka bir bakış açısı ortaya koyuyor. yani bu insanlar aslında pedal çevirerek enerji üretmiyorlar ya da sistemin onların ürettiği enerjiye o kadar da ihtiyacı yok. onları meşgul tutmak için, sistemin devamını ve güvenliğini sağlamak için faydalı bir şey yaptıklarına inandırılmışlar.
    bu film harika bir kara mizahla, reklamlarla kandırılarak bir şeyleri satın almaya zorlanan ve aslında hiç ihtiyacı olmayan bu şeyleri satın alabilmek için, hiçbir şey üretmeden, sadece sisteme hizmet etmek amacı ile kafesteki hamster gibi sürekli çalışan günümüz insanını bize anlatıyor. hem de bunu mükemmel oyunculuklar, özgün bir anlatım ve insanın yüzüne tokat gibi çarpan bir sonla yapıyor.

    ---
    spoiler ---


    (torcida - 10 Temmuz 2013 12:45)

  • comment image

    çoğunluğun aksine en beğendiğim bölümüydü black mirror'ın. umutsuz başlayıp, umutsuz bitenlerden. diğer bölümlerde yakın gelecekten bahsedilirken bu bölümde tam da ayna görevi görülüyor. asıl soru herkes bing'in yaptığını mı yapardı o konuşmadan sonra?

    bence evet.

    söylenecek çok şey var belki ama bing zaten bölümün içinde bizler için söylemiş:

    "ı haven't got a speech. ı didn't plan words. ı didn't even try to... ı just knew ı had to get here, to stand
    here, and ı wanted you to listen. to really listen, not just pull a face like you're listening, like you do the rest of the time. a face that you're feeling instead of processing. you pull a face, and poke it towards the stage, and we lah-di-dah, we sing and dance and tumble around. and all you see up here, it's not people, you don't see people up here, it's all fodder. and the faker the fodder, the more you love it, because fake fodder's the only thing that works any more. ıt's all that we can stomach. actually, not quite all. real pain, real viciousness, that, we can take. yeah, stick a fat man up a pole. we laugh ourselves feral, because we've earned the right, we've done cell time and he's slacking, the scum, so ha-ha-ha at him! because we're so out of our minds with desperation, we don't know any better. all we know is fake fodder and buying shit. that's how we speak to each other, how we express ourselves, is buying shit.

    what, ı have a dream?

    the peak of our dreams is a new app for our dopple,

    it doesn't exist!

    ıt's not even there!

    we buy shit that's not even there. show us something real and free and beautiful. you couldn't.

    yeah? ıt'd break us. we're too numb for it.

    ı might as well choke.

    ıt's only so much wonder we can bear. when you find any wonder whatsoever, you dole it out in meagre portions. only then until it'saugmented, packaged, and pumped through 10,000 preassigned filters till it's nothing more than a meaningless series of lights, while we ride day in day out,

    going where?

    powering what?

    all tiny cells and tiny screens
    and bigger cells and bigger screens

    and fuck you!

    fuck you,

    that's what it boils down to.

    fuck you for sitting there
    and slowly making things worse.

    fuck you and your spotlight
    and your sanctimonious faces.

    fuck you all for thinking
    the one thing

    ı came close to never meant
    anything.

    for oozing around it and crushing it
    into a bone, into a joke.

    one more ugly joke
    in a kingdom of millions.

    fuck you for happening.

    fuck you for me, for us,
    for everyone.

    fuck you!"

    buradan ilgili sahne izlenilebilir.


    (grimer - 16 Temmuz 2013 10:18)

  • comment image

    black mirror adlı dizinin ikinci bölümüdür.sistemin her şeyi , herkesi satın alabileceğine , kaçış olmadığına vurgu yapar. klişe dizi ve filmlerin aksine vurucu ve hüzünlü bir sona sahiptir.


    (yuno - 17 Ocak 2015 21:05)

  • comment image

    black mirror dizisinin birinci sezonunun ikinci bölümü.

    bing'in isyanı:

    --- spoiler ---

    hazır bir konuşmam yok.
    kelimelerimi planlamadım.denemedim bile.
    sadece buraya nasıl gelebileceğimi,burada nasıl duracağımı biliyordum.
    ve beni dinlemenizi istedim.
    gerçekten dinlemenizi.

    buraya geldiğimden beri takındığınız,dinliyormuş gibi gözüken yüzünüzü takınmanız değil.
    yönlendiren değil hisseden yüzünüzü takının.
    bir yüz takınıyor ve yüzünüzü sahneye doğru çeviriyorsunuz.
    ve biz bir şeyler yapıyoruz.
    şarkı söylüyoruz,takla atıyoruz,dans ediyoruz..
    buraya çıkanlar insan değil size göre.
    siz buraya çıkan insanları görmüyorsunuz.
    onların hepsi birer gıda.
    ve gıdalar ne kadar sahte olursa o kadar çok seviyorsunuz.
    çünkü; işe yarayan tek şey sahte gıda.
    sindirebildiğimiz tek şey bu.
    aslında tam olarak bu kadar değil.

    gerçek acı,gerçek ahlaksızlık;bunları da sindirebiliyoruz.
    evet şişman adamı bir direğe bağlayın kendi vahşiliğimize gülelim.
    çünkü bu hakkı kazandık.
    biz batarya vaktimizi tamamladık.
    ama o adi herifler kaytardı bu yüzden ona gülebiliriz.

    zihinlerimiz umutsuzluktan tükendiği için daha iyisini bilmiyoruz.

    tek bildiğimiz sahte gıda ve boktan şeyler satın almak.
    birbirimizle boktan şeyler satın alarak konuşuyoruz.
    kendimizi bu şekilde ifade ediyoruz.

    ne yani bir rüya mı varmış?

    rüyalarımızın tepe noktası;gerçekte var olmayan karakterlerimizin yeni uygulamasının olması.
    öyle bir şey yok bile.

    bize güzel,gerçek,ücretsiz bir şey gösterin?
    gösteremezsiniz.
    değil mi?

    bu bizi bozardı.bunun için çok uyuşuğuz.
    boğularak ölebilirim.
    konu sadece ne kadar dayanabileceğimiz.
    bu yüzden şaşılacak herhangi bir şey bulduğunuzda,kocaman porsiyonlar halinde paylaşıyorsunuz.
    ancak çoğalana,paketlenene ve önceden ayarlanmış 10 bin filitre için pompalanana kadar.
    ta ki anlamsız bir ışık dizesi olana kadar.
    hem de biz her gün sabahtan akşama kadar pedal çevirirken.

    peki nereye gitmek için?
    neye güç sağlıyoruz?

    o küçük bataryalarla küçük ekranların,büyük bataryalarla büyük ekranların ve sizin amınıza koyayım!

    amınıza koyayım!konuşmamın özeti budur.amınıza koyayım!

    orada oturup yavaş yavaş işleri kötüleştirdiğiniz için amınıza koyayım!
    spot ışıklarınızın,kendini beğenmiş yüzlerinizin ve sizin amınıza koyayım!

    yakınlaştığım tek bir şeyin,asla hiçbir şey ifade etmediğini düşündüğünüz için hepinizin amına koyayım!
    etrafına sızdığınız ve kemiklerine kadar parçaladığınız,bir şakadan ibaret hale getirdiğiniz,milyonlarca kişinin önünde kötü bir şaka daha yaptığınız için amınıza koyayım!
    böyle olduğu için amınıza koyayım!
    benim için,
    bizim için,
    herkes için
    amınıza koyayım!
    amınıza koyayım!
    ---
    spoiler ---


    (radioactive cockroach - 8 Temmuz 2017 07:46)

  • comment image

    mukemmel bir "kendisini isci saymayip temizlik iscisini assagilayan beyaz yaka" ornegi bulunan black mirror bolumu.


    (utanan ayi - 23 Ekim 2017 23:30)

Yorum Kaynak Link : fifteen million merits