Süre                : 1 Saat 32 dakika
Çıkış Tarihi     : 26 Eylül 2008 Cuma, Yapım Yılı : 2008
Türü                : Komedi,Drama
Taglar             : Seks bağımlısı,Uçakta seks,seks sırasında uykuda düşen,Seks sahnesi,bir hastanede seks
Ülke                : ABD
Yapımcı          :  Fox Searchlight Pictures , ATO Pictures , Contrafilm
Yönetmen       : Clark Gregg (IMDB)(ekşi)
Senarist          : Clark Gregg (IMDB)(ekşi),Chuck Palahniuk (IMDB)(ekşi)
Oyuncular      : Kathryn Alexander (IMDB), Teodorina Bello (IMDB), Kate Blumberg (IMDB)(ekşi), Jonah Bobo (IMDB)(ekşi), Willi Burke (IMDB), Heather Burns (IMDB)(ekşi), David Fonteno (IMDB), Matt Gerald (IMDB)(ekşi), Clark Gregg (IMDB), Joel Grey (IMDB), Viola Harris (IMDB), Brad William Henke (IMDB), Paz de la Huerta (IMDB), Michelle Hurst (IMDB), Anjelica Huston (IMDB), Gillian Jacobs (IMDB), Jen Jones (IMDB), Jordan Lage (IMDB), Kelly Macdonald (IMDB), Matt Malloy (IMDB), Mary B. McCann (IMDB), Alice Barrett (IMDB), Marty Murphy (IMDB), Neil Pepe (IMDB), Bijou Phillips (IMDB), Peggy Pope (IMDB), Denise Raimi (IMDB), Donald Rizzo (IMDB), Judith Roberts (IMDB), Sam Rockwell (IMDB), Yolonda Ross (IMDB), Mike S. Ryan (IMDB), Solo Scott (IMDB), Suzanne Shepherd (IMDB), David Shumbris (IMDB), Sebastian Sozzi (IMDB), Kate Udall (IMDB), Melinda Wade (IMDB), Isiah Whitlock Jr. (IMDB), Gregory Mikell (IMDB) >>devamı>>

Choke (~ Tikanma) ' Filminin Konusu :
Fight Club / Dövüş Kulübü'nün yazarı Chuk Palahniuk'un aynı adlı romanından uyarlanan Tıkanma, modern aileyi ve bencil toplum düzenini yerden yere vuran, çarpık bir mizah anlayışıyla örülü, gayet sivri bir komedi-dram. Bu bağımsız yapımın anti-kahramanı Victor, bir seks bağımlısı. Üstüne üstlük, annesi Ida, Alzheimer hastası. Victor, annesinin hastane masraflarını karşılamak için pahalı lokantalara gidip sonradan para sızdırmak için boğazına yemek kaçmış numarası yapıyor. Victor'un hayatı, annesi için yeni bir tedavi yöntemi öneren doktor Paige'le tanıştığında değişiyor.


  • ""okuduğum en iyi kitap" doğru tanım değil, ama ilk akla geleni."
  • ""see also" ve "is the first word that comes to mind"* tekrarlamalarindan dolayi chuck palahniuk'un bir sozluk yazari oldugu kanisina varmami saglayan kitap."




Facebook Yorumları
  • comment image

    fight club isimli eseri ile tanidigimiz chuck palahniuk un henuz film haline getirilmemis muthis kitabi. gavur cagdas edebiyatini daha yakindan takip edebiliyor olsa idik elbette chuck i choke isimli bu ilk kitabi ile taniyacak "oha abi super adam" diyebilecektik.

    choke fight club isimli kitabi okumus insanlara yazarini bilmeden (misal afacanligina yazarin ismi kitapta tipekslenmis olsun) 2.sayfasindan "aha lan bu ayni fight club gibi" dedirtecek kadar stil sahibi, tarz maliki bir eser. fight clubdan kesinlikle daha komik olmakla beraber bir donem pek meshur olmus urban legend, sehir efsanesi geyiklerine de temel hazirlamis oldugunu saniyorum.

    kitabin konusu ozetle soyle: kahramanimiz kafayi sikisle sokusla bozmustur. foku foku icin elinden geleni ardina koymayan kardesimiz en sonunda tedavi icin grup terapilerine katilir (tanidik degil mi?) gunde 50 posta asilan kadin ve erkegin toplandigi bir grup icinde caprazlanmalar olmayacak midir? olacaktir. bu "grup" tedavisinin kime faydasi olabilecektir? olmayacaktir.

    devamini hatta kitabin arka kapaginda yazan ozetini bile nakletmeden gerisini sizlere birkiyorum. edinin, okuyun.


    (otisabi - 7 Mart 2002 06:45)

  • comment image

    "pornografik bir kitap" doğru tanım değil, ama ilk akla geleni..

    bir şekilde rayına oturmuş bir hayatınız varsa, bu kitabı okumayın.*
    chuck amca ciddi olarak psikoloji konusunda dersini iyi çalışmış. sonra da bu cümlelerin çevresini dolduracak bir roman yazmış. arno gruen'in empatinin yitmi kitabını okuduktan sonra bunu okursanız, anahtar cümlelerin nerdeyse didaktik şekilde kitaba serpiştirildiğini görebiliyorsunuz. ama bu negatif bişey değil, zira sonuç oldukça başarılı.

    aşağıda, bu anahtar cümleleri süzecek şekilde alıntılar yaptım. kitabı okumayı düşünüyorsanız, biraz fazla spoiler olabilir, ama yine de bu cümlelerden yola çıkarak yeni bir kurgu da oluşturabilirsiniz, yani belki. çünkü adam kinaye konusunda gerçekten çok usta. anahtar cümleler hem o bağlam içinde hem de genel olarak, farklı ama yine de doğru anlamlara gelebiliyor. hatta beki sonra kitabı okuyup ne kadar yaklaştığınızı test edebilirsiniz. (bkz: challenge)

    ps: alıntılar biraz sivri olabilir. kimileri bunları alıp rulo yapıp götümüze sokmaya da çalışabilir. bu nedenle alıntılar ile ilgili hiç bir yorum yapmadım. bu, sonuçta bu ülkede serbestçe satılan bir kitap. (ve aklanmış) o nedenle bir sorun yaratmaması gerekir.

    --- bundan sonrası komple
    spoiler ---

    (alıntının başlangıcı)
    ...
    tıbbı bitirmiş olmanın birilerini düzmek için ne denli güçlü bir silah olacağını hafife almayın.
    ...
    güzel olan herhangi bir şeyin insana ömür boyu zevk vermesi ile ilgili o eski kural benim için geçerli değil. benim tecrübelerime göre, en güzel şeyin bile bana verdiği zevk en fazla üç saat sürüyor.
    ...
    seks bağımlıları aslında seks değil, endorfin bağımlıları.
    ...
    uğruna savaşacak bir şeyler bulana kadar, bir şeylere karşı savaşmayı seçersin.
    ...
    bütün gün inek sağıp sütü çalkalayarak yağ yaptıkları için, sütçü kızların çok iyi otuzbir çektiklerinden adım gibi eminim.
    ...
    bütün bu zavallı ve delilerin burada saklanmasının sebebi, gerçek dünyada ve gerçek işlerde başarılı olamamalarından kaynaklanır. başlangıçta ingiltere'yi terk edip amerika'ya gelişimizin de nedeni bu değil miydi zaten? kendi almaşık gerçekliğimizi yaratmak için. hacılar o dönemin delileri değiller miydi? mesai arkadaşlarım olan bu zavallılar, tanrının sevgisi ile ilgili değişik şeylere inanmak yerine, özgürlüğü davranış bozukluklarında bulmak istiyorlar.
    ...
    maymunla prova yapma fikri bile korkunçtu. çünkü maymunlar tarafından reddedilme olasılığı vardı. bir insana yeterli parayı öderseniz, kıçınıza çeşitli nesneler sokmaya veya resimlerinizi çekmeye razı edebilirdiniz. ama maymunu razı edebilir miydiniz? bir maymun dürüst davranacaktır.
    ...
    zayıfmış gibi yaparak güç kazanırsınız. kendinizi güçsüz göstererek diğer insanların, kendilerini güçlü hissetmelerini sağlayabilirsiniz. insanların sizi kurtarmasına izin vererek siz onları kurtarırsınız. ... bu yüzden ezilen taraf olmaya devam edin. insanların üstünlük taslayabilecekleri birine ihtiyaçları vardır.
    ...
    kendi yakınlarınız duymasa bile, bu insan sizinle gurur duyacak, çünkü siz onun kendisiyle gurur duymasını sağladınız. bir yudum su içip öksüreceksiniz ki kahramanınız çenenizi bir mendille silebilsin.
    ...
    numara yaptığınız sürece ağlamanın kötü bir yanı yoktur.
    ...
    muhtemelen eva'nın hayatına giren bütün erkekler bir şeklde onun ağabeyi olmuş. bilerek ya da bilmeyerek, eva bütün hayatını, erkeklerin kendisini kullanmasını bekleyerek ve umarak geçirmiş.
    ...
    sevgili dunsboro'da mazoşizm çok değerli bir maharettir. gerçi bu çoğu iş için geçerli.
    ...
    insanın elde ettiği kadını asla düşünmemesi komiktir aslında. unutamadığın kişi her zaman senden uzakta olandır.
    ...
    çam kokusunun, bir yerlerdeki bok kokusunu örtbas ettiğini bilmelisiniz. limon kokusu birinin kustuğuna işarettir. güllerse birinin işediğine. bir öğleden sonranızı st.antony's'de geçirdikten sonra, ömrünüzün onuna kadar bir daha asla gül koklamak istemezsiniz.
    ...
    (arabayı) hızlı kullanmayı sevmezdi ve meşgulmüş gibi görünmek isterdi. trafikteyken hiç bir şey yapamazdı ve bu onun suçu değildi. hep birlikte kapana kısılmış olurlardı. hem saklanmış, hem de emniyette.
    ...
    cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu. ... hayatınızda rayından çıkabilecekşeylerin hepsini fark ettikten sonra, hayat yaşanır olmaktan çıkar, daha çok beklemekle geçer. kanseri beklemekle.bunamayı beklemekle. her aynaya baktığınızda zona olabilecek lekeler aramaya başlarsınız.
    ...
    dünyayı parçalara böldük...ama parçalarla ne yapacağımızı bilmiyoruz.
    ...
    her şeyden vazgeçip, herkesin düşmanı olmadan önce, etrafınızdaki insanlar size kaç kez baskıcı ve önyargılı bir düşman olduğunuzu söyleyebilir...erkekler birer şovenist domuz olarak doğmazlar, sonradan olurlar ve her gün binlerce erkek, kadınlar tarafından bu şekilde yetştirilmektedir.
    ...
    onu yönetebilmek için onun bu şekilde kalmasını istiyorsun...bana tanrı olmak istiyormuşsun gibi geldi.
    ...
    bebek, eve köpek almaya benzemez ki. yani bebekler çok uzun yaşarlar, dostum.
    ...
    ingilizce bölümünden mezun olduğunuz zaman yaptığınız işin aynısı; yani hiçbir şey.
    ...
    (ölü) ten, tavuk derisi gibi olur...ilk yıl anatomi dersi alıp da, tavuk veya hindi yerken, kadavra yiyormuş hissine kapılmayan yoktur.
    ...
    trikloroetan ... yaptığım bütün kapsamlı testler gösterdi ki, aşırı derecede bilgili olmanın en iyi tedavisi bu. ... en büyük amaç bu. ... bilgiyi tedavi etmek. ... adem'le havva'nın incil'deki hikayesinden beri insanlık biraz fazla akıllı oldu. ...şu elmayı yediklerinden beri. ... şu beyin koreksi, yani cerebellum ... işte sorun orda. ... (insan) eğer sadece beyin sapını kullanarak yaşayabilseymiş, sorun ortadan kalkarmış. balıkların psikolojik olarak ıstırap çektiklerini göremezsiniz. süngerler asla kötü bir gün geçirmezler. ... amacım hayatımı basitleştirmeye çalışmak değil. ... amacım kendimi basitleştirmek. ... her bağımlılık aynı sorunu çözmek için bulunmuş bir yöntemdir. uyuşturucular, obezite, alkol veya seks, huzuru bulmak için kullanılan farklı yöntemlerdi. bildiklerimizden kaçmak için, eğitimimizden, elmayı ısırmış olmaktan. ... dil,dünyanın nimetlerini ve ihtişamını örtmak için bulduğumuz bir yöntemdir. ... insanlar dünyanın bu denli güzel olmasına katlanamıyorlar ... açıklanamaz ve anlaşılamaz olmasına. ... biz artık gerçek dünyada yaşamıyoruz. ... semboller dünyasında yaşıyoruz.
    ...
    aptal oğlan, dğer insanların yaptığından başka bir şey yapmaya korkar olmuştu. yeni, farklı veya orijinal bir şey, muhtemelen kanunlara aykırıydı. riskli veya heyecen verici bir şey (ise), insanı doğrudan hapse yollardı. ... çok fazla kanun olduğu için, boka batmanın da bin bir türlü yolu vardı. ... gerçek karmaşaya ulaşamadığımız sürece, asla gerçekten huzurlu olamayacağız. her şey berbat bir hal almadığı sürece, yoluna da girmeyecek. ... keşfedilmemiş tek alan, elle tutulamayanların dünyasıdır. bunun dışındaki her şey çok sıkı örülmüştür. çok fazla kanun içine hapsolmuş durumdayız.
    ...
    beni mahkum etmeniz çok gereksizdi. bürokrasimiz ve kanunlarımız, dünyayı temiz ve güvenli bir toplama kampına çevirdi. ... kölelerden oluşan bir jenerasyon yetiştiriyoruz. ... çocuklarımıza çaresiz olmayı öğretiyoruz. ... öyle planlanmış vaziyetteyiz ve ince ince yönetiliyoruz ki, burası artık dünya olmaktan çıktı. burası lanet olası bir sahil güvenlik teknesi oldu.
    ...
    psilosibinli kafa yapan mantarlar kadar zararsız.
    ...
    semboller dünyası, gerçek dünya değil.
    ...
    "seks ve aşk, birbirini dışlamaz ille de" dedi. ben de güldüm. kravatımı bağlarken, evet dedim. evet dışlarlar.
    ...
    külotlu çorap satın alan bir erkek, ya bir suçludur ya da sapık; her iki şekilde de kasiyer paranı almak istemez. ... "tanrım, kes sızlanmayı"der. "birlikte olduğum bütün tecavüzcüler, kendi çoraplarını getirmişlerdi."
    ...
    havayolları şirketindekileri ara ve "rahatlatıcı hayvanını" yanında getirmek istediğini söyle yeter. ...köpek, maymun, tavşan olurdu, ama hayatta bir kedi olamazdı. hükümet kedileri rahatlatıcı hayvandan saymazdı. ...eğer deliysen... görünüşünden ve davranışlarından sorumlu tutulamazsın. ... bütün güç delilerde.
    ...
    bizi hayvanlardan ayıran tek şey ... bizim pornografimizin olması. yine semboller ... bunun bizi hayvanlardan daha iyi mi, yoksa daha kötü mü yaptığından emin değildi. masturbasyon ... onların tek kaçış yolu. ... özgürlüğe kavuşmak için masturbasyon.
    ...
    kız köpekle oğlan köpek cinsel ilişkiye girdiğinde, oğlanın penisinin başı şişer, kızın vajinasındaki kaslar büzülür. ... seks bittikten sonra iki köpek de kilitlenirler ve belli bir süre boyunca çaresiz ve zavalı bir halde beklemek zorunda kalırlar. ... (o), bu senaryonun, çoğu evlilik için de geçerli olduğunu söyledi.
    ...
    "zehir mi?" diye sordu. annecik güldü. "bu da bir fikir." dedi. "ama hayır tatlım, küçük maymunları o kadar da özgürleştirmek istemiyoruz." ... "bu sadece bildiğimiz sıradan lsd." dedi.
    ...
    hepsi erkekleri modası geçmiş yaratıklar olarak görüyor. yararsız olduğumuzu düşünüyorlar. ... sadece ereksiyon için kullandıkları, yaşam destek ünitesiyiz. ya da sadece bir cüzdan. bundan sonra ben buna alet olmayacağım. greve gidiyorum. ... kadınlara ihtiyacımız yok. dünyada seks yapabileceğimiz bir sürü başka şey var. ... mikrodalgada ısıtılan kavun var. çim biçme makinelerinin, tam pantolon ağı hizasına gelen, titreyen tutamaçları var. elektrik süpürgeleri ve kuru fasülye doldurulmuş torbalar var. internet siteleri var. netteki sohbet odalarında on altı yaşında kız numarası yapan seks müptelaları var. gerçekten de en seksi siber-bebekler, aslında yaşlı fbi emeklileri. lütfen bana bu dünyada olduğu gibi görünen tek bir şey söyle.
    ...
    kadınlar eşit hak falan istemezler. bastırıldıkları zaman daha fazla güçleri oluyor çünkü. erkekler onların büyük, suikastçi düşmanları olsun istiyorlar. varlıklarının temeli buna dayanıyor.
    ...
    vibratörü icat eden herifi bulsam öldürürüm. ... gerçekten öldürürüm.
    ...
    her şeyden kuşku duymamak, her şeye karşı mücadele etmemek için gerken cesareti kendimde bulabilmiş olmayı çok isterdim.
    ...
    geçmişini hatırlamayanlar, tekrarlamaya mahkumdur... ama ben geçmişini hatırlayanların daha da beter durumda olduklarını düşünüyorum. ... geçmişini hatırlayanlar, hikayeyi daha da karman çorman hale getirirler. ... bence geçmişini hatırlayanlar, geçmişleri tarafından etkisiz hale getirilirler.
    ...
    aletimi pompalıyorum, hislerin yerini dolduruyorum. insan sekskolik olunca, bu elbette aynı anlama gelebilir.
    ...
    insan bağımlı olunca; sarhoş olmak, kafasi iyi olmak veya acıkmak dışında hiç bir şey hissetmez. yine de bu hisleri, üzüntü, öfke, korku, endişe, hayal kırıklığı ve depresyon gibi diğer hislerle kıyaslayınca, bir bağımlılık, artık gözünüze o denli kötü görünmez. hatta çok daha makul bir seçenek gibi görünür.
    ...
    para için dilenmediğim sürece, insanların bana acımasındansa, nefret etmelerini tercih ederim.
    ...
    göt becermenin büyüsü, hatunun her seferinde bir bakire kadar dar olmasıdır.
    ...
    benzin deposunu doldurduktan sonra bir kaza bulup kuyruğa girerim. kendimi bir şeyin parçası hissedebilmek için.
    ...
    aşk saçmalıktır. duygular saçmalıktır. ben bir kayayım. pisliğim. hiç bir şeyi sallamayan bir götüm ve kendimle gurur duyuyorum.
    ...
    anlamadığımız şeylerle yaşayamıyor oluşumuz ne kötü. her şeyin etiketlenmesine, açıklanmasına ve yeniden yeniden yapılanmasına ne kadar da ihtiyacımız var.
    ...
    kilitlenmemiş kapıların ardında oturan bu insanlar, daha büyük bir evin, sorunları çözmeyeceğini çok iyi bilirler. daha iyi bir eş, daha çok para ve daha gergin bir cildin de. sahip olacağın her şey ... bir gün kaybedeceğin şeylerden yalnızca biridir.
    ...
    sadece yapıyorum, çünkü kendine iyi bir neden söylediğin anda, onu didiklemeye başlarsın.
    ...
    amerika'nın sloganı şöyle:"yeterince iyi değil. hiç bir şey yeterince büyük değil. asla gözümüz doymuyor. her zaman gelişim içindeyiz." ... herhangi bir şey yaratma riskini göze alamadığım için ömrüm boyunca her şeye saldırdım. ... daha iyi olmalı dedik de ne oldu? hayatımın sonuna geldim, ama elimde hiçbir şey kalmadı.
    ...
    son taş yerine oturana kadar bilemeyeceğiz. ... burada önemli olan: süreç, bir şeyleri bitirmek değil. ... her taş denny'nin otuzbir çekmediği bir günü temsil ediyor.
    ...
    belki tanrı, hazır olduğumuzda kendi kurtarıcımızı yaratmamızı istemiştir. ... belki de kendi mesihimizi yaratmak bize kalmıştır. ... kendimizi kurtarmak için.
    ...
    benim doğuştan iyi biri olduğum da yalandı. değilim. ve eğer cennet, tek kutsal varlığımız olan annelerimizin ayağının altındaysa, ben cenneti de yok ettim.
    ...
    gerçekten de genetik uzmanıymış ve burada hasta muamelesi görüyormuş, çünkü gerçeği söylemiş. ... "insanlara gerçeği söylediğim için beni buraya tıktılar." dedi.
    ...
    çünkü kaçışınızı planlamanız gerekir. çünkü bazı çizileri geçtikten sonra, hep geçmek istersiniz. ve devamlı kaçmaktan kaçış yoktur. kendimizi şaşırtırız. yüzleşmekten kaçınırız. anı yaşarız. otuzbir çekeriz. televizyon izleriz. reddederiz.
    ...
    (ölürken) hatırlayabildiğimden daha uzun bir zamandan beri, ilk kez huzurlu hissettim kendimi. mutlu değil. üzgün değil. endişeli değil. azgın değil. sadece beynimin daha üst bölümleri dükkkanları kapatıyor. beyin korteksi. cerebellum. problemim işte orda. kendimi sadeleştiriyorum. mutlulukla hüzün arasındaki mükemmel ortayı yakalamış durumdayım. çünkü süngerler asla kötü bir gün geçirmezler.
    ...
    dünyayı sana anlattıkları gibi kabul etmeni istemem. ... senin icat etmeni isterim. böyle bir yeteneğinin olmasını isterim. kendi gerçekliğini yaratabilmen için. kendi kanunlarını koyman. ... çünkü hiçbir şey hayallerindeki kadar güzel olamaz.
    ...
    en gurur duyduğu andan yoksun kalanlar, etraflarına bakınmaya başlarlar. bir anda kahramanlık mertebesinden, ahmaklık mertebesine inen bu insanlar, hafiften çıldırıyorlar.
    ...
    hayatımızın geri kalanını, dünyanın bize kim olduğumuzu söylemesine izin vererek geçirebiliriz. akıllı veya deli. aziz veya seks bağımlısı. kahraman veya kurban. tarihe bırakırız, iyi mi yoksa kötü mü olduğumuzu söylemesini. geçmişimizin geleceğimizi belirlemesine izin verebiliriz. ya da kendi adımıza karar verebiliriz. ... karanlığın içinde hissettiğimiz şey, sert ve soğuk ve sonsuza kadar sürecekmiş gibi görünür ve hep birlikte bir taşın üzerine diğerini koymak için çabalayıp dururuz. ... çok acayip ama, amerika'ya ilk göç eden çilekeşler olarak buradayız; kendi alternatif gerçeğimizi yaratmaya çalışan zamanımızın delileriyiz. taşlardan ve kaostan bir dünya. ... onca koşuşturmadan sonra, vardığımız nokta, gecenin bir köründe, bir hiçliğin ortası.

    (alıntının sonu)


    (middlegray - 16 Temmuz 2007 18:30)

  • comment image

    filminin çekildiği duyulunca ani bir heyecan dalgası yaratmıştır şu morph kulunda. bu ani heyecanın nedeni şimdiye kadar filminin haberi nasıl kulağıma gelmedi diyerek yakınmamla ilgilidir. bir heves elime kitabı alıp tekrar göz gezdirdim hafızamda yer etmiş yerlerini. yıllar önce okuduğum için çok unuttuğum yerleri mevcut şu an için muhakkak bir kaç gün içinde tekrar açığı kapatacağım...

    "sevinçten ne yazacağını şaşırmak" doğru tanım değil, ama ilk akla geleni.


    (morphling - 15 Eylül 2008 05:57)

  • comment image

    bir chuck palahniuk kitabı.

    "tanınmış bir elektrikli süpürge üreticisi 1950lerde elektrikli süpürgenin dizaynını biraz değiştirmeye çalışmıştı. süpürge hortumunun ucundan 2-3 cm içeriye jilet gibi keskin bıçakları olan döner bir pervane yerleştirilmişti. içeri emilen hava bıçağı döndürecek, bıçak da hortumu tıkayabilecek kumaş tiftiği ip veya hayvan kıllarını ince ince kıyacaktı. en azından böyle olması planlanmıştı. fakat olay, penisi parçalanmış bir sürü herifin hastanelerin acil servisine koşmasıyla sonuçlanmıştı."


    (zopcuk - 4 Ekim 2008 12:08)

  • comment image

    chuck palahniuk lise yillarinda elimizde kuran i kerim tadinda tasidigimiz kitaplar yazan biri idi, quetolarini sureler gibi ezberler, felsefesini hayata tasimaya calisaraktan yasayan insanlardik o zaman. lise bahcesinde bira icer, sigarayi bi birakip bir baslar, babalarimizin onunde sinir krizleri gecirir, gider ulkuculerle kavga eder, kopek ciftlestiriciligi uzerine mastir yapmak gibi sike surulmeyecek islerle ugrasir hayatimizi harcardik. ne zamanki ben bu adamin eserlerini urban outfitters gibi hipster mekanlarinda gormeye basladim biraktim takip etmeyi, belki bundan 25 sene sonra daha zevkli gelecektir bu eserler bana. david fincher tyler durdeni bir populer kultur urunune dondurdugunden beri chuck palanhiuk un kurt vonegut kopyasi hicivi ironiklesmeye basladi. ama herseyin otesinde tutardim ben bu chokeu sirf ahmet hasimvari "hicbirsey ruyalardaki kadar mukemmel olamaz" mesaji ile.

    filmin trailerini(su kelimenin turkcesi bulunsun yada artik turkce konusmayin ulkede) gecen sene bir landmark sinemasinda izlerken, bir taraftan heyecanlandim, bir taraftan da dogal olarak "hani buyuyup sinemaci olacaktin? hani cekecegin tek palahniuk uyarlamasi bu olacakti, ne zaman adam olacaksin" seklinde muthis bir esefle kendimi kinadim ve tuketime ac jenerasyonumun bir romani ne kadar kisa surede tukettigine sahit olup, bu tip hayaller kurmamaya yemin ettim."delikanliya kendi hikayesinden baskasi yakisir mi?" diye bir serdar akar repligi ilede avuttum kendimi. yemin ettim acildigi gun izleyecem yapacam yorumumu. iddia ediyorum ki bu filmi izlemis ilk 100 turkten biri olarak populer kultur tarihine gecirdim kendimi.

    anjelica huston hani benim yaslanmayan muse um (muzem hahaha) olacakti? ulan bak yine hayiflandim paragraf basi, ozet olarak bu kitap her medya yigidinin yureginde yatan bir aslandi, bu hikaye herkese nasip olmaz derecede orjinal, zamaninin otesinde, kult, seks gibi sansasyon yaratsa bile para yapan bir olguyu icinde ana baslik halinde barindiran zeki bir hikaye idi. kiskanclik cok dogal.

    ilk olarak bu film en azindan amerikada cok iyi ve degisik yontemlerle pazarlandi. filmden iki hafta once hoslandigim kizla bir bara girerken promoter elime bir rektal boncuk takimi tutusturup, "go watch choke!most twisted romantic comedy eeeeeveeer!oh my fuckin god!!!" demesine "biz erzincanliyiz kardes, bize ters boyle seyler" demekle karsilik verebildim, acar marketingci arkadasimizin kontra reklamida cabuk oluyo "maybe she likes it?!" demesi ile erzincan genimi gozlerimden okuyan promoter in artik tatar ramazan izlemeye ihtiyaci yoktu. filmden igrentimin ikinci nedeni de bu modern pazarlama anlayisi oldu. ama igrentimi caktirmadim, bu hikaye batiralamaz deyip iyi umutlarimi korudum film uzerine. "hipster olma" dedim kendi kendime, "populerden kacma, tuket onu" dedim kendi kendime, sonra ne laf ettim lan deyip bi kenara yazdim bu bir luleburgazlidan beklenmeyecek edebi kupleyi.

    casting harika, afisin rengi harika, romantik komedi fikri harika, ama sayin clark gregg nasil olurda etik mesajlari olmayan bir kitabi, moral bir senaryoya cevirirsiniz, nasil kitabin nihil havasini sadece post orgazm sendromuna yorumlarsiniz(gerci o kulak cinlama metaforu iyiydi), chuck palahniuk bu kadar mi bos birakdi bu senaryo yazim islemini? hayir anliyorum kitabi varoluscu sonu perdeye aktarilmasi zor ve pek gorsel dili olmayan sembolik bir son ama ana fikirin anasi bu kadar mi sikilir?

    filmin ozu her kim olursaniz olun ilk once kendinizi taniyin.eeeee ben bu tema uzerine daha tutarli bir film izlemistim napoleon dynamite. tukettim bitti, bogazima bile takilmadi bu film. belki bir plastik boncuk gibi midemde gurulduyodur.

    entrynin gazi gecdikten sonra kendi ile celisen ve herseyi anlatan edit: belki hicbirsey harbiden senin ruyandaki gibi mukemmel olmuyodur, artist bozuntusu.en azindan ben clark gregg olsaydim boyle derdim.


    (jellojunkiespacemunky - 15 Aralık 2008 23:50)

  • comment image

    bok gibi olmuş.

    senelerdir bekliyorum ben bu filmi. kitabın filme çekileceğinin ilk duyurulduğu zamandan beri -ki yaklaşık üç senelik bir geçmişi var bunun- hem büyük bir hevesle hem de tereddütle bekliyorum. perdeye aktarılması, o her sayfada gitgide daha da somut bir biçimde üzerinize çöken harikulade atmosferinin resmedilmesi zaten yeteri kadar güç bir kitap, yönetmen olarak da adı sanı duyulmamış bir oyuncuya bir ilk film olarak teslim edilmiş olması korkutuyordu beni. bu kadar çok sevdiğim bir kitabı, tüm o karakterleri, o şahane cümleleri, zekice kurgulanmış o bütünü, ekranda hayal ettiğimden çok başka görebilme ihtimali yüzünden başgösteren korkumu tahmin ettiğimden de fazla haklı çıkardı ya clark gregg yatacak yeri yok vallahi. ne kadar saydırsam da kendisine eksik kalacak şimdi.

    choke’la alakalı olmasaydı bu film ya da benim choke’dan haberim olmamış olsaydı, başka şartlar altında izlemiş olsaydım yani gelip bir şeyler karalama ihtiyacı dahi hissetmezdim belki. güzel bir yerden güzel bir şey yakalamış ama devamını getirememiş, pek yüzeysel yaklaşmış meseleye, o enteresan çıkış fikri ziyan olmuş derdim ama o kadar başka, o kadar özel bir işe soyunuyor ki yönetmen bu kadar sıradan bir iş çıkarmaya hakkı yok. birisi bu adama neyi filme çektiğini sürekli hatırlatmalıydı bence. ya da palahniuk tepesine çöküp daha beşinci dakkada yok baba olmaz bu iş böyle deyip iptal etmeliydi projeyi.

    üzerine yazasım, şurası olmamış, burası şöyle olmalıymış falan diyesim de yok aslında. film bittikten sonra önyargılı mı yaklaşıyorum acaba, çok sevip saydığım kitapların sinema uyarlamalarına karşı baştan menfi bir refleks mi geliştiriyorum dedim ama değil vallahi. olamamış işte. güldürüşlü komedi şakası tadında, içinde cinsellik ve bir kaç enteresan sahne/fikir/söz barındıran, ikinci sınıf gençlik filmlerinden çok fazla artısı olmayan alalade bir film olup çıkmış. ne kitabın o alaycı, boğucu, tedirgin edici atmosferi var, ne palahniuk'un incelikle kurgulanmış cümlelerinden eser var ne de kitabın sahip olduğu o zeka parıltısından bir iz taşıyor. tam bir hayal kırıklığı.

    bir varoluş sıkıntısı yok filmde, bağımlılık ve hazlar üzerinden rasyonalize edilmeye çalışılan bir hayattan hiçbir iz yok, kitabın afilice paketlenip servis edilmiş vasat hayatların gerçeklerini, simgelerle kuşatılmış o zahiri, yalan dolan mutlulukların-endorfin yüklemeleri mi desek- anlamsızlığını suratınıza çarpan o sert tavrından ve açıksözlülüğünden de eser yok. en ciddi meseleyi anlatırken, en sert cümleleri kurarken dahi tebessüme meylettiren o mizah duygusu da uçup gitmiş. benim zihnimde kurduğum choke dünyasının yakınından bile geçmiyor. zor bir iş kitabı perdeye aktarırken milyonlarca insanın hayalinde kurduğu, birbirinden farklı tüm fotoğraflara denk düşecek bir iş çıkartmak, daha doğrusu tüm o fotoğrafları en makul zeminde ortaklaştırmak. ama bırak becermeyi bunun yakınından dahi geçmiyor film. choke’u kavrayamamış olmanın ya da kavrayıp da bir türlü somutlaştıramanın sıkıntısını yaşıyor. böyle bir yol izlemeyip tamamen kişisel bir film de çekebilirsiniz, suç ve ceza’yı içinde raskolnikov geçmeyen bir şekilde dahi sinemaya uyarlayabilirsiniz mesela, vardır bin tane örneği. ama o da yok. ne yönetmen o karanlık, ümitsiz, alaycı ve zeki palahniuk'un evrenini bize sunabilmiş ne de daha içe dönük kişisel bir uyarlamaya imza atabilmiş. netice choke’dan sadece üç paragraf okumuş bir adamın dahi yapmayacağı kadar fena bir ucuzluk olmuş. tıkanma'yı doksan dakikaya sığdıramazsınız elbette ama kitapta geçen her olayı ucundan azıcık göstereyim, paragrafları kırpıp, ufaltıp bir kaç kelimeyle kuşa döndürerek zikredeyim derseniz tıkanma’nın trailer'ı bile olamayacak kadar sıradan bir filme imza atarsınız. bunu başarabildiği için yönetmeni tebrik ediyorum. ancak bu kadar kötü yapılabilirdi.

    pşştt clark gregg, bak bi buraya. arkadaşım sen daha yeteri kadar olgunlaşmadan, bu işi kavramadan bu kadar ağır ve beklentilerin bu kadar yüksek olduğu bir işe neyine güvenerek girdin. okudun mu hakikaten bu kitabı sen, okuduysan bu muydu ondan arta kalan, bu muydu senin zihninde uyananan görüntüler, derdi, sıkıntısı bu kadar sabun köpüğü müydü kitabın, bu kadar beş para etmez bir zevksizlik ve sıradanlık mıydı tıkanma'nın sendeki izdüşümü. kim sana filme çek dedi ki zaten bu kitabı. emin ol isa asla böyle yapmazdı. kaybol, gözüm görmesin.


    (coffee and cigarettes - 17 Şubat 2009 11:27)

  • comment image

    (yine)müthiş bi yazım tekniği, inanılmaz enteresan karakterler ve güzel bi kurgu. okurken keyif aldıran romanlardan.
    fakat kitabın türkiye'ye ya da abartmayayım bana göre, bizim yaşamımıza uymayan tarafı şu;

    --- spoiler ---

    şimdi biz, bir lokantada birini boğulmaktan kurtarsak yüzyıl boyunca bununla övünür dururuz o kadar. hangimiz düzenli olarak kurtardığımız elemana çek gönderir ki? birleşik devletlerde böyle mi onu da bilmiyorum ama kitap boyunca bu kafamı kurcalayıp durdu.. kahraman yaratma işlemimiz orada biter zaten hepimiz kahraman olmaya dünden hazırız!

    ---
    spoiler ---


    (fuatturkrap - 21 Temmuz 2009 15:01)

  • comment image

    “sanki o an sonsuza dek sürecekmiş gibi geldi oğlana. sevilebilmek için hayatını riske atmak gerektiğini düşündü. kurtarılabilmek için ölümün kıyısına kadar gelmek gerekiyordu.”
    c.palahniuk-tıkanma-syf 9,yer altı edebiyatı dizisi,ayrıntı yayınları


    (karlekakarleka - 20 Şubat 2011 02:36)

  • comment image

    en sonunda öğrendiğimiz herşeyin başlangıç noktasının şaşırttığı kitap.

    --- spoiler ---

    annecik bir eliyle haritayı direksiyonun üzerine yaydı, diğeriyle pencereyi açtı. direksiyonu dizleriyle kullanıyordu. gözleriyle bir haritaya bir yola baktı.

    sonra da haritayı buruşturup pencereden dışarı fırlattı. bunlar olurken aptal çocuk orada öylece oturdu. annecik çocuğa kırmızı günlüğü almasını söyledi.

    çocuk günlüğü anneciğe uzatmaya kalkınca annecik ''hayır. ilk sayfayı aç'' dedi. torpido gözünden bir kalem bulmasını ve çabuk olmasını çünkü nehre yaklaştıklarını söyledi.

    yol bütün evleri, tarlaları, ağaçları, her şeyi yarıp geçiyordu ve bir dakika sonra otobüsün yanından sonsuza kadar uzanan bir nehrin üzerindeki köprüye geldiler. çabuk ol dedi annecik, nehri çiz.

    sanki nehri oğlanın kendisi keşfetmiş gibi, sanki dünyayı daha yeni keşfetmiş gibi yeni bir harita çizmesini istedi annecik. sadece kendisi için bir dünya haritası çizmesini söyledi. kendi özel dünyasının haritasını.

    ''düyayı sana anlattıkları gibi kabul etmeni istemiyorum'' dedi.

    ''senin icat etmeni istiyorum. böyle bir yeteneğinin olmasını istiyorum. kendi gerçekliğini yaratabilmen için. kendi kanunlarını koyman için. bunu sana öğretmeyi denemek istiyorum'' dedi.

    çocuk kalemi eline almıştı ve annecik nehri deftere çizmesini istedi. nehri ve önümüzdeki dağları çiz, sonra da onlara isim ver, dedi. bildiği kelimelerle değil de, halihazırda başka anlamları olmayan, onun üreteceği yeni kelimelerle isimlendirmesini istedi.kendi sembollerini yaratmasını için.

    küçük çocuk, ağzında kalem, kucağında açık duran defter, bir süre düşündü, sonrada hepsini çizdi.

    annecik dikiz aynasından çocuğun çizdiği haritaya baktı ve ''mükemmel'' dedi. saatine baktı ve gaza bastı; otobüs hızlandı ve annecik ''şimdi adlarını yaz. yeni haritamıza nehri çiz ve adını yaz. ve hazır ol, yeni isimler verilmesi gereken bir sürü şey daha çıkacak karşımıza'' dedi.

    ''çünkü öncülük yapılacak tek şey kaldı, o da elle tutulamayanların dünyası; fikirler, hikayeler, müzik ve sanat'' dedi.

    ''çünkü hiçbir şey hayalindeki kadar güzel olamaz'' dedi.

    ''çünkü sana hatalarını söylemek için sürekli yanında olamam'' dedi.


    (greenandgreen - 17 Nisan 2011 13:49)

  • comment image

    "küçük çocuğun pornografide hoşuna giden ilk şey seks değildi. kafaları arkaya düşmüş, sahte orgazm pozları vererek birbirlerini düzen güzel insanların resimleri değildiği hoşuna giden. en azından ilk başta değildi. şu fotoğrafları internette bulduğunda daha seksin ne olduğunu bile bilmiyordu. her kütüphanede internet vardı. bütün okullarda da vardı.

    nasıl her gittiğiniz kentte bir katolik kilisesi bulabiliyorsanız ve bulduğunuz her kilisede aynı ayini duyuyorsanız, işte aynı şekilde çocuk da, evlatlık olarak gönderildiği her evde internet buluyordu. aslında bakarsınız, eğer isa çarmıha gerildiğinde kahkahalarla gülmüş olsaydı, romalıların üzerine türkürseydi veya acı çekmekten başka bir şey yapabilseydi, çocuk kiliseyi çok daha fazla sevebilirdi.

    çocuğun en sevdiği internet sitesi pek de seksi değildi; en azından ona seksi gelmiyordu. site, tarzan kostümü giymiş o tıknaz herif ve herifin kıçına közlenmiş kestane gibi görünen o şeyleri sokan budala bşr orangutanın yaklaşık bir düzine fotoğrafından ibaretti.

    herifin leopar desenli peştemalı bir yana kaymış, elastik kemeri ise fıçı gibi göbeğinin altına gömülmüştü.

    maymun da elindeki kestaneyle birlikte çömelmiş vaziyette hazır bekliyordu.

    bunun seksi olan hiçbir yanı yoktu. yine de sitenin sayacı, bu fotoğrafları yarım milyondna fazla insanın görmüş olduğunu söylüyordu.

    "hac" doğru kelime değil ama ilk akla geleni.

    çocuğun aklı maymun ve kestanelere ermiyordu; ama herifi takdir ediyordu. çocuk aptal olmasına aptaldı ama gene de bunda dimağının kavrayabileceğinin çok ötesinde bir şeyler olduğunu biliyordu. doğrusu, hiç kimse bir maymunun bile kendisini çıplak görmesini istemezdi. kıçının görünüşünden, çok kırmızı veya sarkık olabileceğinden endişe ederdi. kaldı ki bir maymunun önünde domalmak için son derece cesur olmak gerekirdi ki, bu da çoğu insanda yoktu. birisi bir maymunun, bir kameranın ve ışıkların önünde domalmaya cesaret etse bile, önce milyonlarca mekik çeker, solaryuma girer, saçlarını tıraş falan ettirirdi. sonrasında da en güzel hangi pozisyonda göründüğünü keşfetmek üzere bir aynanın karşısında saatlerce domalırdı.

    ve sonra, sırf kestanelerle olsa bile gayet rahat görünmek gerekecekti.

    maymunla prova yapma fikri bile korkunçtu. çünkü maymunlar tarafındna reddedilme olasılığı vardı. yeterli parayı öderseniz, bir insanı kıçınıza çeşitli nesneler sokmaya veya fotoğraflarınızı çekmeye razı edebilirdiniz. peki ya bir maymunu? bir maymun dürüst davranacaktır.

    tek umudunuz şu malum orangutanla çalışmak olurdu; çünkğ görüldüğü kadarıyla bu orangutan pek de seçici değildi. ya seçici değildi ya da inanılmaz derecede iyi eğitilmişti.

    sözün özü, olayın sizin güzel veya seksi olmanızla hiçbir ilgisi yoktu.

    sadede gelmek gerekirse, herkesin her zaman güzüel görünmeye çalıştığı bir dünyada, bu adam güzel değildi. maymun da değildi. yaptıkları şey de değildi.

    sadede gelmek gerekirse, aptal çocuğu ilgilendiren şey pornografinin seks kısmı değildi. çocuğu ilgilendiren kendine güvendi. cesaretti. btünüyle utanmazlıktı. rahatlık ve içten gelen dürüstlüktü. orada öylece durup dünyaya şunu söyleyebilen öncü ruhtu: evet, boş bir öğleden sonrami böyle değerlendirmeyi seçtim ben. görüme kestane sokan bir maymuna poz vererek"

    chuck palahniuk tıkanma ayrıntı yayınları
    çev:funda uncu


    (fooldramaqueen - 27 Mayıs 2011 11:49)

  • comment image

    bu kitaptan romantik komedi tadında bir film çıkarmışlar, ya ben lan neyse bir şey demiyorum. okuyun efendim bu kitabı, filmi siktir edin.

    --- spoiler ---
    "ben ihtiyaç duyulmak istiyorum.
    benim birisinin hayatında vazgeçilmez olmaya ihtiyacım var. bütün boş vaktimi, egomu ve dikkatimi yiyip bitirecek birine ihtiyacım var. bana bağımlı birine. karşılıklı bağımlılığa."
    ---
    spoiler ---


    (hayaser - 12 Ocak 2012 20:12)

  • comment image

    chuck palahniuk'un okurken altı en çok çiziktirilen satırlara sahip kitabı. eğer invisible monsters'dan sonra okuduysanız o hayal kırıklığını bir nebze de olsa böylece atabilirsiniz ve eğer iyi bir okuyucu olursanız görünmez canavarlar'a göz kırptığını da anlayabilirsiniz.

    ''lütfen, bana bu dünyada olduğu gibi görünen bir tek şey söyle.'' choke, sy.205
    ''bana şu boktan dünyada aynen göründüğü gibi olan tek bir şey ver.'' invisible monsters, sy.217


    (gugli gugli gugli be gone - 21 Mayıs 2012 11:07)

  • comment image

    karmadan, kuantumdan,sevdiklerinizden, ilişkilerden, işinizden,okulunuzdan, yaşadığınız yerden sıkılmaya, özlerindeki çarpıklıkları,hataları görmeye başladığınız an farkındalığın bir üst basamağına zıpladığınız andır. bu farkındalık ölüm veya hastalık gibi trajik bir olayla gelmediği için kişilik denilen zımbırtının temeline dokunmadan üzerindeki boşlukları doldurur, oynak parçalardaki çatlakları onarır. böyle bir anınızı yakaladıysanız alternatif kişisel gelişim kitabı olarak bunu tüketebilirsiniz.

    "kırılgan olun ve aşağılanmaktan korkmayın. bütün hayatınız boyunca insanlara şunu söyleyin: üzgünüm." çünkü "eğer onlara kendilerini tanrı gibi hissettirebilirseniz, insanlar deveye bile hendek atlatabilirler."


    (ewrimdisi - 9 Ocak 2014 10:48)

  • comment image

    " hepsi erkekleri modası geçmiş yaratıklar olarak görüyor. yararsız olduğumuzu düşünüyorlar. sadece ereksiyon için kullandıkları, yaşam destek ünitesiyiz. ya da sadece bir cüzdan. bundan sonra ben buna alet olmayacağım. greve gidiyorum. kadınlara ihtiyacımız yok. dünyada seks yapabileceğimiz bir sürü başka şey var. mikrodalgada ısıtılan kavun var. çim biçme makinelerinin, tam pantolon ağı hizasına gelen, titreyen tutamaçları var. elektrik süpürgeleri ve kuru fasülye doldurulmuş torbalar var. internet siteleri var. netteki sohbet odalarında on altı yaşında kız numarası yapan seks müptelaları var. gerçekten de en seksi siber-bebekler, aslında yaşlı fbi emeklileri. lütfen bana bu dünyada olduğu gibi görünen tek bir şey söyle."


    (bana birsey olsun istedim - 2 Mayıs 2014 04:07)

  • comment image

    insanlığa vurulmuş en cesur tokatlardan biri. şimdiye kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri kesinlikle! her cümlede sisteme, insanın salak yaşama alışkanlıklarına, tüketim toplumuna, insanın güce açlığına, amaçsızca herşeye bir anlam yükleyerek kendini isa bile sanabileceğini söyleyerek alaya alan bir kitap. çevirisini bilmyiorum ama orjinalindeki inanılmaz vurucu cümleler, konuşmalar insanı kendinden alıp kitabı bir çok kez okuma isteği uyandırıyor.
    best-seller'ların da mükemmel olabilecğeinin güzel örneklerinden.

    ayrıca şöyle bir benzetme vardı;
    köpekler seksten sonra hemen kolay kolay ayrılamazlar. bir süre sıkışır kalırlar iç içe. evlilik de böyle bir şey...


    (as if existed - 20 Ağustos 2004 10:18)

  • comment image

    "gerçek şu ki, dul bir anne tarafından yetiştirilen her erkek çocuk evli olarak doğmuş sayılır. bilmiyorum ama bence annesi ölene dek bir erkeğin hayatındaki diğer kadınların hepsi metres olmaktan öteye gidemez.
    modern oedipus hikayesinde, babayı öldürüp, oğula kavuşan kişi annedir." şeklinde şahane tanıyı barındıran kitaptır. ayrıca en yakın doğrulama için: (bkz: gelinim olur musun?)


    (yukselkiyerinbuyerdegildir - 8 Kasım 2004 11:49)

  • comment image

    --- spoiler ---
    sen sıradan bir insansın.
    yanındaki sıradan bir insan.
    arkandaki de öyle.

    şu sevşitiğin kadınlar. hani uzun mesafeler arası uçak yolculuklarında 14 posta gidebildiklerin.
    sarı saçlılar.
    kızıllar.
    zenciler.

    sokaktaki insan suretindeki kahramanlar.
    sana hergün bir hayat bahşedenler.
    seni asla unutmayanlar.
    senin unuttukların.
    çekler.
    doğumgünü kutlamaları.
    annenin hastane bilekliği.
    serumu.

    herkesi kurtarabilecek kudrettesin.
    bunu biliyorsun; bir süreliğine de olsa.
    denny'yi kurtarabilirsin.
    anneni kurtarabilirsin.
    kendini kurtarabilirsin.
    ayrıca (bkz: tanya)
    (bkz: leeza)
    (bkz: paige marshall)

    paige aldanmış olandı,
    sen kandırılmış,
    ve bütün o kahramanlar da aldatılmış.

    her şeyi bir kenara bırak.
    isa olmadığını,
    iyi bir insan olmadığını,
    annenin oğlu olmadığını,
    merhamet gösterilmeye değecek biri olmadığını,
    dördüncü aşamaya geri dön ve hatırla:

    "even the worst blowjob of the world is better than, say, sniffing the best rose... watching the greatest sunset. hearing children to laugh.
    i think that i shall never see a poem as lovely as hot-gushing, butt-cramping, gut-hosing orgasm.
    painting a picture, composing an opera, that's just something you do until you find next willing piece of ass.
    the minute something better than sex comes along, you call me. have me paged."
    ---
    spoiler ---


    (blackflag - 27 Kasım 2005 01:18)

Yorum Kaynak Link : choke