• "(bkz: goodbye to berlin)"
  • "willcommen, cabaret, mein herr, money gibi muhteşem şarkıların olduğu nazi almanyasının yükselişini anlatan film."
  • "sırf mert turak 'ı tekrar tekrar izleyebilmek için bi kaç defa gidilmesi gereken tiyatro oyunu.. müzikallerden pek hazzetmeyen beni bile istanbul efendisi ile birlikte şaşırtmış ve eğlendirmiştir..."
  • "1973'ün bafta ödüllü filmidir."




Facebook Yorumları
  • comment image

    bu aksam cnbc ede yayınlanmıs olan filmdir.

    cevirmenin cahilligiyle aklımda kalacaktır.

    mesela bir sahne "sally bowles" bir oyuncu kadından bahsederken "on screen" diyor.
    altyazıdaysa "onu televizyonda gördüm" yazıyor.
    1932'de ne televizyonu guzel kardesim...

    en eglenceli cevriyse soyleydi:
    - where is your wife?
    - in cologne

    - eşiniz nerede?
    - kolonya'da

    insaf dedim, ayıp dedim. cevirilerin cogu hatalı ve eksikti ama köln'e kolonya demenin anlamını cözemiyorum. almanya'nın 1930'lardaki ruh halini belki de en iyi anlatan filmi ceviren arkadas 1932'ye televizyon koyuyor, haritaya bir kolonya sokuyor.

    bu isler ne yazık ki iyi ingilizce bilmekle olmuyor. biraz da zeka ve genel kültür gerekiyor.


    (umka - 5 Mayıs 2007 23:47)

  • comment image

    en bilinen sahnesinde söylenen money şarkısı bu ara finansbank reklamında türkçe'ye uyarlanmış bir versiyonuyla sanırsam okan bayülgen tarafından söylenen müzikal.

    the godfather ile aynı yıl oscar için yartıştığından garip naapsın en iyi film ödülü yerine babayı almıştır, ama olsun diğer ödülleri silip süpürmüştür, izlenen en iyi müzikaller arasında yerini almıştır.


    (cinematography - 6 Kasım 2007 12:14)

  • comment image

    bir broadway müzikali. hitler'in başa geçmesinden önceki dönemde berlin'de geçer. kabare oyuncusu olan sally bowles'ın amerikalı bir yazarla olan kısa ilişkisini anlatır. sally ve clifford'ın ilişkisi onları çepeçevre sarıp sarmalamış olan kaos tarafından ciddi bir tehdit altındadır. hikayedeki diğer bir acıklı aşk macerası da alman fräulein schneider ve yahudi talibi herr schults arasında geçer. 1972'de beyaz perdeye de uyarlanan bu müzikalde liza minnelli sally rolüyle en iyi kadın oyuncu, bob fosse en iyi yönetmen, joel grey en iyi yardımcı erkek oyuncu dallarında oscar ödülünü almışlardır.


    (purplehaze - 3 Nisan 2002 15:23)

  • comment image

    willcommen, cabaret, mein herr, money gibi muhteşem şarkıların olduğu nazi almanyasının yükselişini anlatan film.


    (flut - 6 Mayıs 2002 11:40)

  • comment image

    küçük adam ne oldu sana oyunundan sonra hitler öncesi almanya'yı işleyen izlediğim ikinci oyun.3 saat süren bu gösteri zaman zaman beni sıktı.ancak genel anlamıyla gayet güzel sahnelenmiş bir oyun.gidecekler müzikalmiş usta güleriz eğleniriz heyyoo diye düşünmesinler.çünkü zaman zaman ele alındığı yer ve dönemin şartlarını anlatan acıklı bir hikaye aslında. üçüncü kez bir müzikalde izlediğim mert turak yine çok iyi.yine mert turak'la kantocu'da izlediğim selma kutluğ çok başarılı.senan kara tutumluer de bu zor rolün üstesinden gelmiş.kötü değil ama sanki daha iyi olabilir gibime geldi.ama diğerlerinin gölgesinde asla kalmayacak bir adam;can başak abartmadan, duru ama nasıl bu kadar etkileyici oynanır dersi verdi.muhteşem bir adam.


    (nihatro - 9 Eylül 2009 01:06)

  • comment image

    kısaca cab olarak bilinen paris'in en seviyeli gece kulüplerinden birisi. olur da yolunuz bu dünya şehrine düşerse tüm mesaiyi müzeye eyfele kültüre vereceğinize bir gecenizi de buraya ayirin derim..ama herkesi almıyorlar o yüzden yerli bir işbirlikçi bulun ve size rezervasyon yaptırsın, kıyafet önemli dedikten sonra içeriyi anlatmak istemiyorum..yaşanması lazım..paris'teki en güzel saatlerimi burda geçirdim..giriş 20 eur (bir içki bedava) ve içecekler (misal votka enerji) 15 eur..bir de tavsiyem girmişken kapanana kadar bekleyin zira paris'te gece taksi bulmak işkenceden farksız..6'da metrolar çalışmaya başlıyor ne de olsa..
    son olarak adresini verelim: http://www.cabaret.fr/


    (mahzun yuzlu sovalye - 4 Kasım 2009 16:51)

  • comment image

    müzikal oyun, kabare diye eğlenmek amaçlı gidecek olanlara tavsiyemdir, gidip boşuna vaktinizi harcamayın. ama kendi adıma söylüyorum, her anını keyif alarak izledim, dönemin almanya'sını, nazileri çok güzel işlemişler, dekorlar olsun, kostümler olsun, makyajlar olsun hepsi çok güzeldi. ufak ufak ayrıntılarla konuyu çaktırmadan izleyiciye anlatmışlar, fakat içinde biraz fazla almanca barındırmış bence, almanca bilmeyen biri olsaydım muhtemelen sinirlenmiştim bu duruma. bir de, oyuncuların sesleri çok güzeldi, hepsinin solo şarkıları bir bir içime oturdu, ilk perdenin eğlencesine, bol kahkahasına kıyasla ikinci sahne daha derinden etkiledi beni.

    --- spoiler ---

    hayat bir kabare, dostum!

    ---
    spoiler ---


    (karakediii - 26 Şubat 2010 02:04)

  • comment image

    şehir tiyatrolarında muhsin ertuğrul sahnesinde gösterimi yapılan yücel erten in yönettiği hitler öncesi almanyanın nazi almanyasına geçişini anlatan bir müzikal. gerek kostümler - sahneye yakın izlemek lazım - gerekse şarkılar - türkçeye iyi çevrilmiş - çok hoş hazırlanmış.
    ama tabiki 3 saatlik bir uzunluğu var ve bu müzikal sevmeyen insanlara işkence gibi gelebilir.
    --- spoiler ---

    yani politika falan mı? ama bunun bizimle ne alakası var ki?

    ---
    spoiler ---
    bu arada bu müzikal bu ay içerisinde izlediğim nazi almanyası - yahudilik ilişkilerini inceleyen 3. oyundu. (bkz: mephisto) (bkz: kahraman annem)
    yoksa tiyatrolar bize birşeyler mi anlatmaya çalışıyor sorusunu akla getirmiyo değil... yani politika falan mı? ama bunun bizimle ne alakası var ki?


    (ysfztgctk - 1 Mart 2010 08:55)

  • comment image

    kötü yazılmış ama güzel sahnelenen bir müzikal. izmir fuar açıkhava tiyatrosu'nda kalabalık kadronun ancak birkaç katı kadar izleyiciye oynadı dün akşam.

    oyuncular, koreografi gayet iyiydi. ne yazık ki şarkılar müzikalin yabancı dilden çevrildiğini barizce açık ediyordu. küçük sayılabilecek orkestra harikaydı.

    --- spoiler ---

    kitabını okumadım ama broşürden okuduğum kadarıyla birkaç kez yeniden yazılmış bir hikaye. senaryosu müzikalde izlediğim kadarıyla bana çok yavan geldi. yazar belli ki kendisini clifford karakteriyle özdeşleştiriyor. bununla birlikte müthiş bir kendini beğenmişlik başlıyor. fakir ve idealist amerikalı yazarı her gören cilve yapıyor. şehirde fuhuş artmış gibi değil de şehir topyekün yazarla fuhuşa yelteniyormuş gibi bir hava var. şehrin en gözde gece kulübünün yıldızı bir tesadüfe bile ihtiyaç duymadan fakir ve çirkin yazara aşık oluyor. müzikal ilerledikçe otel sahibinin korkak, sally'nin güvensiz ve kişiliksiz, nazi sempatizanın çıkarcı, yahudi manavın bile dirayetsiz olduğu ortaya çıkıyor. sunucuyu bir kenarı bırakırsak oyunun bize berlin diye gösterdiği bütün bir dünyada amerikalı yazardan başka adam yok. çok klasik ve bol ajitasyonlu senaryoya bu kendini beğenmişlik de eklenince durum iyice tatsızlaşıyor.

    ---
    spoiler ---

    sıkılanları ise hayretle karşılıyorum. süper bir orkestra ve sık sık sahneye fırlayan jartiyerli kızları izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile (helga'yı oynayan kız diğerleri kadar dans edemese de en güzelleriydi.). emcee kim oynasa oyunculuğuyla göze batacağı bir rol, çok da sinir bozucu bir karakter ama adam gayet iyi oynuyor o da ayrı.


    (tarutaru - 8 Haziran 2010 02:57)

  • comment image

    orjinali christopher isherwood'un "goodbye to berlin" romani olan, "i am a camera" adi altinda oyunlastirilan, daha sonra cabaret adi altinda filme cekilen, türkiye'de de engin cezzar tarafindan müzikal haline getirilip basrollerini gülriz sururi (ki yillar önce i am a camera'da da sally bowles'u oynamistir), engin cezzar ve cüneyt türel'in oynadigi oyun.
    sally bowles'un o sarkisi "evinde oturma yapayalniz/ gel de müzik dinle/yasam bir oyundur dostum/buyrun kabareye" seklinde türkcelesmistir.


    (sally bowles - 18 Aralık 2002 13:32)

  • comment image

    kite kat kızları ve orkestrayla güzel güzel eğlenirken, ilk perdenin sonrasında yavaş yavaş hüzünlendirmeye başlayan, nazi'lerin faşizanlığıyla insanın içine öküz oturmasına sebebiyet veren harika müzikal.


    (corvo - 4 Şubat 2014 10:58)

  • comment image

    harbiye cemil topuzlu açık hava sahnesi'nde izlediğim müzikal oyun. hiçbir tiyatroda bu kadar çok sıkılmamıştım. müzik bangır bangır çalarken uyumamak için çaba sarfettim o derece. kült olarak geçiyor, demek ki tiyatroda kült beni bozuyor. izlediğim ikinci çeviri oyundu. ilkinden sonra töbe etmiştim de çeviri oyunlara, bunun biletini alan ben değildim. uzaktan görebildiğim kadarıyla oyunculuklar başarılıydı. ama "r"leri bastırarak söylemek ya da eksik söylemekle yabancı dil konuşulduğunu vurgulama fikri özenli bir zeka ürünü olmalı. daha kötü hale gelemezdi replikler. seveni vardır tabi ki ama benim için zaman kaybı bir oyun.


    (usuyorum - 8 Haziran 2014 17:02)

  • comment image

    yaklaşık 15 yıl evvel televizyonda gördükten sonra yıllar boyu zihnimde yankılanmış bir müziğe** ve de oldukça etkileyici bir liza minnelli performansına sahip 1930'lu yılların berlin'inde geçen 1972 yapımı müzikal film. müzikal'deki şarkıların/hikayelerin zaman ilerledikçe ve de nazizm'in yükselişine paralel olarak evrildiği yer* oldukça çarpıcı.


    (barzakhi - 9 Temmuz 2004 22:13)

  • comment image

    eger yamulmuyorsam paris'te louvre muzesi ile conseil d'etat'in kesi$tigi meydanda yer alan me$hur club, restaurant, bar. cok enteresan ve ho$ bir yer. hayallerimdeki club'i bilgisayar ortamina aktarip in$a etseler herhalde boyle bir $ey olurdu. belli ba$li 3 degi$ik ortam var. bir tarafta restaurant, diger tarafta barlar ve makul buyuklukte bir dans pisti. bar kisminda oturulacak yerler cok rahat, $oyle uzunlamasina yatabilirsiniz. zaten etrafa $oyle bir bakinca goreceksiniz ki dunyanin her yerinden ta$ gibi hatunlar dolanmakta. ancak ne yazik ki burasi bir queen degil. yani gay clublardaki hatunlari rahatlikla tavlama avantaji burada yitirilmekte. straight club olmasi dolayisiyla playboylar da avdalar. o yuzden i$iniz biraz da muhabbete kaliyor. tipki i$ ba$vurularinda 2. yabanci dilin avantaj saglamasi gibi.
    giri$ 20 euro ve 1 icki bedava. dikkati ceken bir ba$ka husus da icki fiyatlarinin buddha bar ile yari$masi. en son bir vodka portakal 13 euro idi. tabi ki gitmeden di$arida cakir keyif olmak ve iceride muzigin keyfini cikarmak en iyisi. cunku muzik cok kaliteli. toplam 3 dj belli araliklarda degi$meli olarak kendi tarzlarinda caliyorlar. yani ho$unuza giden turde kalkip oynayabilir, sevmediginiz turde ise oturup mankenlik ajansi diye yanli$likla buraya gelenleri izleyebilirsiniz. son olarak 5:30'da kapanmakta diyerek, bitirelim.


    (bcm - 9 Kasım 2004 00:25)

  • comment image

    evet, baslayalim. willkommen, bien venue, welcome. cabaret 1931 berlin'inde, nazialmanyasi'nin yükselise geçmeye basladigi, büyük bunalimin dünyanin içine ettigi bir dönemde geçer. sally bowles kit kat club’da bir dansçidir. ama ne dansçi. tek düsü bir film yildizi olmaktir ama durun. bu bir bob fosse kisisi ve bob fosse kisileri düs görseler bile bilir ve ona göre yasarlar. müzikal insani alir. götürür. uçurur. bir miktar gezdirip birakir. düsüs uzun sürmez ama çarpma ani inanin bana, o kadar uzun sürer ki, yerinizden kalkamazsiniz. bendeki kopyasi yaklasik iki saat sürdü. daha önce bir tek kirmizi degirmenin çarpmasi bu kadar uzun sürebilmisti.
    peki, nedir olay? sally’ye önce ingiliz aydini brian, sonra da alman seçkini maximillian yazar. tabii ask iki boyutlu degildir. sürprizler de olur. fosse sinema tarihinin en ilginç çatal iliskisini sunar belki de. jules et jim bile bastonla sahneden alinirdi burada. ama öykü kimin umrunda. dostum sana söylüyorum, bir de benim görebildigim gibi görsen, bu film hiç te yahudi gibi degil. liza minnelli tüm çirkinligiyle o kadar güzel o kadar güzel o kadar çekici ve o kadar isleyici ki. musalar ona tüm yetenekleri devretmisler. yunus emrenin askini almis bu kadin, hem de yasam için. her sakimasinda sahne duruyor ve bir tek o oynuyor. müzikal dedikleri nedir? öyle bir durumdur ki, yalnizca müzigin çalmaya baslayip arka planda rastgele görüntüler geçmesine çok az kalmistir. görüntüler tek baslarina müziktir ama müziksiz hiç birnendir. liza minelli sahneye çikar ve joel grey sahneye çikar ve siz daha gözlerinizi ovusturmaya yeni baslarken jenerik girer. tavirsa tavir, durussa durus. burada olup biteni anlamak için yalnizca gözlere ve kulaklara ihtiyaç var. ama burada olup biteni anlamak için duyumsayabilmek bile gerekmez. cabaret zorla duyumsatir, içirir çig yumurtayi. siz igrenç zannedersiniz ama, bir de benim gördügümü görebilseniz.


    (mccormick - 24 Nisan 2005 10:39)

Yorum Kaynak Link : cabaret