The Show Mas Go On ' Filminin Konusu : n-goo (Song Kang-ho), karanlık dünyada bir kraldır.Köpekler isimli çetede önemli işlere imza atan In-goo'nun çete içerisindeki yükselişi, iç çatışmalarıda beraberinde getirir.In-goo'nun çete içerisindeki yükselişinden rakipleri kadar aileside rahatsızdır. In-goo; ailesine daha fazla zaman ayırması için yıllardır mafyadan ayrılmasını isteyen eşi, yeterli sevgi göremediği için kendisinden nefret eden kızı ve eğitimi için uzaklarda olan oğlu için çabalayan bir babadır. O, gangsterin yaşamını idealleştirmez, ve zalimce ölümün, her köşede olabildiği sana hatırlatmaz.
Ödüller :
Venedik Film Festivali : "Gillo Pontecorvo-Arcobaleno Latino Award"
intihar edeceklerin son bir kez bu şarkıyı dinlemelerinde fayda vardır. bu şarkı da etki etmiyorsa zaten yaşamanında öyle fazla bir anlamı yoktur. hiv vürüsü taşıyan bir insan ''the show must go on'' diye haykırdıktan sonra hayatın yaşamaya değer olduğunu anlamayan biri zaten çoktan ölmüştür...
(napoleonic narsist - 30 Kasım 2007 15:19)
sevgili freddie mercury zannedersem bu sarkinin studyo kaydindan birkac ay sonra gocup gitmistir. kayit esnasinda studyoda bulunanlar disinda dunya uzerinde kimsenin the show must go on'u canli olarak dinleyememis olmasi bende huzun yaratir nedense.birileri zaman makinesi bulsa ve biz yasi kucukler bir queen konseri izleme serefine nail olsak bile, bu sarkiyi freddie mercury'nin muhtesem sefligi esliginde koca bir konser seyircisi korosu olarak hicbir zaman soyleyemeyecegiz maalesef.(bkz: allah baska dert vermesin)
(nomen nescio - 14 Nisan 2009 20:33)
bu şarkının bu kadar gerçek ve bu kadar insanüstü olmasının en büyük sebebi, ölmekte olan bir insanın, bunun farkında olarak parçayı söylemesidir. diğer bir sebebi, ölmekte olan bu insanın grup arkadaşı tarafından ona okutulmak üzere yazılmış olmasıdır. ve parçayı çalan tüm grup elemanlarının bunu kayıt ederkenki ruh hallerini çok merak ediyorum. zor olsa gerek.
(s e - 10 Ocak 2011 22:38)
dinleyemediğim iki queen şarkısından biri budur, diğeri de mother love.. dün gece kendime zorla dinlettim "ayrımcılık yapma ulan" diye, iyi halt yedim gece gece ağlama krizine girdim.sadece bu iki şarkıda freddie*'nin gerçekten kalbinin kırılmış, çaresiz ama güçlü durmaya çalıştığını hissediyorum. sanki freddie'nin öldüğünü yeni öğrenmiş gibi oluyorum..veda ettiği, sesinin bile kendisinden bağımsız yas tuttuğu şarkılar bunlar.. kalbim yarılmış gibi hissediyorum sözlük, özlüyorum be.
(greenmurano1 - 17 Ocak 2011 11:50)
the show must go on ingiliz rock grubu queen’in 1991 senesinde çıkan innuendo albümünün 12 numaralı kapanış şarkısıdır. queen bestesi olarak bilinse de büyük bir kısmı guitarist brian may tarafından yazılmıştır. şarkı freddie mercury’nin, yaşamının sonuna yaklaştığını bilse de buna rağmen konsere çıkmaya devam etmesi hakkındadır. freddie mercury o sıralarda aıds’in yarattığı ağır etkiler yüzünden tam anlamıyla ölüyordu. hastalığı resmi olarak basına ve halka açıklanmasa da çok ağır ve ciddi bir şekilde hasta olduğu spekülasyonu yayılmıştı ve konuşuluyordu. mercury o kadar hastaydı ki neredeyse yürüyemeyecek durumdaydı. grup şarkıyı 1990’da kaydettiğinde brian may, freddie’nin şarkıdaki vokalleri yapabileceğinden endişe duyuyordu. mercury’nin vokal kaydı sırasındaki performansını hatırlayan may şöyle söylüyor: “içeri girdi ve resmen canına okudu. vokalleri tamamen yardı geçti”şarkı birleşik krallık’ta 14 ekim 1991’de queen greatest hits 3 albümünün tanıtımı ve promosyonu için single halinde piyasaya çıktı. bu tarih mercury’nin ölümünden sadece 6 hafta öncesidir. mercury’nin 24 kasım 1991’deki ölümünün ardından şarkı ingiliz listelerine tekrar girerek, tıpkı şarkı piyasaya ilk çıktığı zamanki gibi çok uzun haftalar boyunca top 75 listesinde kaldı. ulaştığı en yüksek sıralama 16.lık oldu. elthon john’un vokal yaptığı canlı bir versiyonu queen’in queen greatest hits 3 albümünde bulunmaktadır.şarkı canlı olarak ilk kez 20 nisan 1992’deki the freddie mercury tribute concert (freddie mercury’yi anma konseri) sırasında çalındı. şarkıyı performe edenler, queen grubunun geri kalan 3 elemanı, vokallerde elthon john ve ritim gitarda tony iommi oldu. şarkı o zamandan beri queen+paul rodgers tarafından canlı olarak çalınmaktadır. rodgers bunun yaşamındaki en iyi performanslardan biri olduğunu belirtiyor. şarkı ilk çıktığı günden itibaren televizyonda ve filmlerde sık sık yer almasıyla birlikte birçok sanatçı tarafından yorumlanmıştır.bassçı john deacon ve davulcu roger taylor’ın daha sonra şarkının temelini oluşturacak olan nakarat kısmını çalarken bunu duyan gitarist brian may, freddie mercury ile oturup, birlikte şarkının ana fikrine ve temasına karar vererek beraber birtakım sözler yazmaya başladılar. may şarkı sözlerini tamamladı ve melodileri yazdı. bunlarla birlikte şarkının sonlarına doğru nakarata bağlanan, pachelbel’in canon eserinden etkilenerek yazdığı bir geçiş kısmını şarkıya ekledi.şarkının demo versiyonlarında vokalleri may kaydetti ve bazı kısımları falsetto ile söyledi çünkü vokaller tam ses ile söyleyemeyeceği kadar çok tiz ve dik notalardı. brian may demonun en son halini mercury’ye sunduğunda, şarkıdaki söylemesi çok zor vokalleri, mercury’nin hastalından ötürü söyleyebileceğinden şüphe duyuyordu. fakat vokal kaydı anı geldiğinde may çok büyük bir sürprize uğradı. mercury bir shot votkayı içip “i’ll fucking do it, darling!” (“anasını bile belleyeceğim tatlım” şeklinde tercüme edilebilir sanırım) dedikten sonra vokal kaydına girdi ve inanılmaz bir şekilde sadece tek denemede, hiçbir tekrar almadan vokalleri kaydetti.kayıttaki geri vokallerin büyük kısmını, şarkının en sonundaki de dahil olmak üzere may yaptı ve gitarın yanında korg m1 synthesiser’ı da kendisi çaldı. prodüktör david richards şarkının ikinci kısmındaki şarkının bir nota tizleşerek modülasyona gitmesi fikrini önerdi. brian may ise şarkının yazılış aşaması için şunları söylüyor:“the show must go on, ilk olarak roger ve john’ın çaldıkları kısımla ortaya çıktı ve ben de elimizdekileri gözden geçirmeye başladım. ilk başta sadece bir akor dizilişiydi fakat bir şekilde içimden bir his, bu şarkının çok önemli olabileceğini söylüyordu ve içimde oluşan büyük bir tutkuyla şarkı üzerine çok yoğun bir şekilde çalıştım. freddie ile oturdum, şarkının ana fikrinin ne olması gerektiğine karar verdik ve ilk kısmı yazdık. bu şarkı... uzun bir hikaye. ama hep bu şarkının önemli olacağını düşündüm çünkü o sıralar yüzleşmemizin ve konuşmamızın çok zor olduğu şeylerle başa çıkmaya çalışıyorduk. bunları konuşamazsınız ama müzikle anlatabilirsiniz” - brian may 1994şarkı göndermeler, benzetmeler ve metaforlarla doludur. bunlar da şarkıyı anlaması zor bir hale getirir. şarkıda alttan bir şekilde ufukta gözüken ve giderek yaklaşan trajedi yatar ve hissedilir. şarkının sonundaki sözler, giderek yitirilmekte ve yok olma aşamasına gelen güce rağmen ("inside my heart is breaking...", “kalbim içten içe kırılsa da...”); kararlılığın ve yaşama isteğinin öfkeli bir şekilde betimlenmesidir ("i have to find the will to carry on with the show", “gösteriye devam edecek gücü ve kararlılığı bulmak zorundayım”) müzikal olarak şarkı si minör ile başlar ve ikinci kısımda bir nota tizleşip do diyez minör’e geçecek şekilde modülasyona uğrar. bu modülasyonun yapılmasındaki amaç umudun ima edilmesidir fakat şarkı sonunda tekrar si minör’e düşer.freddie’nin ölümüne dek 6 yıl birlikte olduğu sevgilisi jim hutton, şarkıda freddie’nin son günlerindeki makyajından bahsettiği kısım hakkında şunları söylüyor:“bana göre şarkıdaki en gerçekçi ve otobiyografik sözler “'my make-up may be flaking but my smile still stays on” (makyajım akıyor olabilir ama gülümsemem hala yerinde kalıyor) böyle bir şey gerçekten vardı. freddie ne kadar hasta hissederse hissetsin, asla kimseye somurtmadı ya da sempatisinden en ufak bir şey bile kaybetmedi. bu onun savaşıydı, başka kimsenin değil. her zaman kendisine karşı konan ve giderek yükselen bahislere karşı cesur bir surat takındı” - jim hutton, 1994
(sweet child o mine - 22 Ağustos 2013 22:05)
"'my soul is painted like the wings of butterflies, fairy tales of yesterday will grow but never die' bu satırları yazdığım zamanı anımsıyorum... ve bir sabah bunu ona götürdüğümde ne düşüneceği konusunda biraz endişeliydim. 'olmuş mu? bunu söyleyebilir misin?' dedim, o ise 'güzelim, bunu söyleyebilirim..ve bu şarkıya her şeyimi vereceğim' dedi. çünkü o tüm bunların ne hakkında olduğunu ve söylenmesinin gerekmediğini biliyordu."1992 brian may
(wq - 25 Mart 2004 19:21)
eğer bir insan veda ederken böyle bir şey bırakıyorsa o insan asla gitmez.
(darknum - 1 Nisan 2004 16:37)
freddie mercury hayattayken queen'in çıkardığı son albümün son parçası. queen'e vuruluşumun son adımı, ford'un reklam müziği.kısaca ben gidiyorum ama show dewam etmeli diyor kendileri.show still goes on.
(mercury - 17 Haziran 2001 04:21)
queen - innuendo - show must go onempty spaces, what are we living forabandoned places, i guess we know the scoreon and ondoes anybody know what we are looking foranother hero, another mindless crimebehind the curtain in the pantomimehold the linedoes anybody want to take it anymorethe show must go onthe show must go oninside my heart is breakingmy makeup may be flakingbut my smile still stays onwhatever happens i'll leave it all to chanceanother heartache another failed romanceon and ondoes anybody know what we are living fori guess i'm learningi must be warmer nowi'll soon be turninground the corner nowoutside the dawn is breakingbut inside in the dark i'm aching to be freethe show must go onthe show must go on, yeahooh inside my heart is breakingmy makeup may be flakingbut my smile still stays onmy soul is painted like the wings of butterfliesfairy tales of yesterday will grow but never diei can fly, my friendsthe show must go on, yeahthe show must go oni'll face it with a grini'm never giving inon with the showi'll top the bill, i'll overkilli have to find the will to carry onon with theon with the showthe show must go on
(karma - 16 Temmuz 2001 14:38)
neredeyse 10 yildir dinlemeye cesaret edemedigim, ilk genclik yillarimdaki idolum olan queen'in insani yerlerde surunduren parcasi. bir 24 kasim gunu en son dinledigimde yasadigim aciyi, huznu su ana dek çok az parcada yasadim. aradan gecen onca seneden sonra, "muzikal zevklerin ugradigi kacinilmaz degisim neticesinde ya o eski buyuyu bu sefer yakalayamazsam?" korkusu ile belki de hayatimin en ozel parcasinin ve bu efsane grubun anisinin karsisinda kucuk dusme ihtimalini dusunmek bile elimi her daim o play dugmesinden uzak tutuyordu. neden sonra aylardir tereddut ettigim bu hamleyi yaptim ve çok onceden geceklesmesi gereken bu yuzlesmenin ardindan goruyorum ki sov gercekten de devam ediyor, caresizce gulumsemeye calisan dudaklarimin kenarindan suzulen gozyaslarimla beraber. hic bir veda bu kadar huzunlu, bu kadar gururlu ve bu kadar gorkemli olamazdi sanirim. olume o kadar yakinken bile hayatin bu kadar icinde olabilmek, butun firtinalara ragmen ona tutunabilmek.. zaten freddie'den de baska turlu bir son beklenemezdi, eger buna bir son denebilirse tabi ki... ah be üstad; yerin dolmadi, dolmuyor, dolmayacak...
(palefire - 12 Haziran 2005 22:12)
Yorum Kaynak Link : the show must go on